Radyo-Ovacik PDF Yazdır E-posta
AYDIN
Yazar Kazim Dilekçi   
Perşembe, 26 Haziran 2008 16:05

kazim.jpgOvacık Radyo, Türkiye ve Kuzey Kürdistan kentlerinin yanı sıra Avrupa’nın birçok kentinde oluşturduğu ağ ile internet üzerinde yayın yapıyor.

Radyo Ovacık, 2006 yılının Mayıs ayında Ovacık, İstanbul ve Avrupa’nın birçok şehrinde gerçekleşen tartışmalar ve bilgi alışverişi sonucu kuruldu. İnternet üzerinden, ‘Flatcast’ isimli radyo istasyonu aracılığı ile www.radyo-ovacik.org isimli internet sitesi üzerinden günde 20 saat süreyle yayın yapıyor. Son aylarda dinleyici oranının hızla yükselmesi sonucunda radyo yetkilileri daha güçlü bir server arayışı içine girmişler. Radyo yetkilisi Kazım Dilekçi, “Bu gibi teknik çalışmalardan dolayı sınırlı bir süre içerisinde bizi www.radyo-ovacik.org sitesi üzerinden takip edebileceksiniz” bilgisini verdi.

Gün geçtikçe yaygınlaşan Ovacık Radyo için, Dersim-Ovacık, İstanbul, İzmir gibi Türkiye ve Kuzey Kürdistan kentlerinin yanı sıra Avrupa’nın birçok şehirlerinde duyarlı bir aktif çalışma ağı gelişti. Yarı profesyonel bir ekibin çalıştığı Ovacık Radyo, sadece sohbet ve müzik ile sınırlı kalmıyor. Klasik yayıncılığı aşan radyoda, forum, günlük haber köşesi, makale, edebiyat, bilim ve araştırma, video, şiir ve fotoğraf köşeleri de bulunuyor. Radyonun forum köşesindeki yazışmalar sıkı bir denetimden geçiyor. Radyo yetkilileri ‘Youtube’den esinlererek ‘Ovacik Tube’ isimli görüntü, film, belgesel ve benzeri kayıt izleme ve dinleme köşesi de oluşturmuş. Ovacık Radyo’nun sorumlusu Kazım Dilekçi ile radyo yayını ve medyanın etkilerini konuştuk.

Mekan bazında dağınık ve büyük bir çalışma ekibi ile nasıl düzenli bir radyo yayını yapabiliyorsunuz?

Bu çalışmalarımızın hepsi gönüllülük temelinde yapılmaktadır. Radyo kuruluşumuz ayrıca herhangi bir maddi kazanç elde etmediği için şu an toplam 16 DJ’den oluşan çalışma arkadaşlarımızı maalesef maaşa bağlıyamıyoruz. Böylece günlük özel ve mesleki yaşamının yanında zaman ayırabilen arkadaşlarımız yayını devralarak sürdürüyor. Bir e-posta ağı oluşturduk ve irtibatlar bu ağla kuruluyor.

Niçin böylesi bir radyo kuruluşuna ihtiyaç duydunuz?

Radyomuzun iki temel amacı vardır. Birinci amacımız gelişen bu iletişim çağında Dersimli olupta gönüllü veya zorunlu Dersim bölgesi dışında yaşamakta olan bir göç halkını bu gibi iletişim araçları ile buluşturmak, tanıştırmak ve ülke bağını koparmaması için yöresel ve bölgesel gelişmeler hakkında haberdar ederek, bilgilendirerek ortak bir yapı oluşturmaktır.

İkinci bir amacımız yok olmaya yüz tutmuş bir kültürü, bir dili ve geleneği, örf ve adetleri ile beraber bir yaşam tarzını canlı tutmaya, yaşatmaya, Türkçe ve Kürtçe (Kurmanci ve Zazaki) dillerinde eşit bir oranda yayın yapmaya dikkat ediyoruz. Bunun içinde özel bir hedefimiz Kürtçe’nin bir lehçesi olan, kısırlaştırılmış ve terim bazında daraltılmış, Türkçe, Arapça, Kurmanci gibi diğer dil ve lehçeler ile zorunlu kaynaşmış Zazacayı takrar hayata dönüştürmektir. Tabii ki dinleyicilerimiz arasında Dersim bölgesinin dışında, İç Anadolu veya Ege bölgesinde yaşamakta olan demokrat kesimden insanlarımız da bulunuyor. Dinleyici oranımız da, istatistiklerimiz de bunu belgeliyor.

Sohbetimizde ‘Dersim’ ve ‘Ovacık’ terimleri fazlasıyla geçiyor. Özellikle Avrupa’da Dersim, Munzur ve benzeri isimler ticari amaçlı kullanılıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Genel anlamda kendi çevremize bakarsak isim bulma konusunda insanlarımız kulağa ve göze iyi hitap edecek kelimeler, terimler, kavramlar, imgeler kullanmaya dikkat ederler. Örneğin birçok muhalif kesim ‘dağ’, ‘ateş’, ‘güneş’, ‘rüzgar’ isimlerini kullanıyor. Bu terimler ruha hitap eden, güç temsil eden terimlerdir. ‘Dersim’, ‘Fırat’, ‘Munzur’, ‘Harput’, ‘Amed’ ve benzeri isimler bunlara dahildirler. Ayrıca Dersimli insanın yılların asimilasyon politikalarına karşı ‘Dersim’ teriminden vazgeçmemesi ve bunu gurur ile, onur ile savunmasına niçin karşı gelelim ki? Bazı çevreler bunu abartılmış olarak değerlendirebilirler. Ben bunu ulusal kimliğimize bağlı bir ihtiyaç olarak görüyorum. Özel durumumuza bakarsak, bizim Ovacık Radyosu olarak böylesi bir çaba ve lüksümüz yoktur. Birbirinden binlerce kilometre uzağa savrulmuş bölge insanımıza bir şeyler verebilmek, bir alanda birleştirmek, onu dili ile, kültürü ile, gelenekleri ile ve kimliği ile biraraya getirebilmek için uğraşıyoruz.

Son yıllarda görsel medyanın, radyo ve yazılı basının dünyanın her alanında ve toplumun her kesiminde etkisi arttı..

. Medya insanları istediği şekilde yönlendirebiliyor. Medya sektörü insanların ekonomik ve benzeri ciddi sorunlarından uzak, dünyayı tanımaktan uzak, ulusal bilinçten uzak tutabilecek bir güce sahiptir. Özellikle popüler kültürün yaygınlaşması, ticari sektörün ve özel sermayenin yönlendirilmesi ve siyasi tercihin sınırlanması konusunda ön rol almaktadır. Günümüzde boyalı basın dediğimiz olgu bireylerin kariyerini bir günde yokedebilecek bir güce sahiptir.

Egemen sistemlere muhalif basın yayın organlarının etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konuyu sadece manevi ve siyasi değil, maddi yönü ile de ele almak gerekiyor. İlk önce şunu açık görmek gerekiyor. Muhalif basın yayını sırtını dayayabileceği bir maddi kaynağı, söz yerindeyse bir ‘dayısı’ yoktur. Bundan dolayı çok fazla yaygınlaşamıyor, çok fazla olanaklardan faydalanamıyor, o ülkeye veyahut o bölgeye damgasını vuracak bir açılıma geçemiyor, giremiyor. Buna karşın egemen güçlerin şansları daha fazladır, çünkü maddi olanakları daha fazladır. Ve bunun yanında egemen sistemin yıllardır insanların beyinlerine sokmak istediği globalleşmeye ve aynı zamanda bireyciliğe yönlendirme politikaları başarılı olmuştur. Bunun sonucunu - ki bunu üzülerek söylüyorum- muhalif basın yayın organlarına karşı olan kitlesel ve toplumsal dayanışma ve ilgiden görüyoruz.

Teknolojik gelişmelerle birlikte insanlarda sanal paylaşımlar gelişti. Bu tehlikeli değil mi?

Dünyayı evinize getiren, bilim, iletişim ve tanıtım kaynağı olan sanal dünya diğer yandan sizi bağımlılığa sürükleyebiliyor. Yani şunu istemiyoruz: İnsanlarımız sanal dünyaya saplanıp kalmasınlar. Örneğin bazı insanlarımız mesleki, eğitimsel veya bilimsel görevlerini aksatarak radyomuzun internet forumuna bağımlı bir şekilde takılıyorlar. Bu doğru değildir. Herşeyde olduğu gibi burda da sınırlı bir ölçünün olması gerekiyor. Zaten espiri bazında bir dönem internet sitemizde ikinci başlık olarak ‘Dikkat! Radyo Ovacık bağımlılık yapar’ diye bir uyarı yayınlamıştık. Bu duyuru espiride kalsın. İlginiz ve sohbetiniz için teşekkürler.

Kazım Dilekçi:

1971 Dersim-Ovacık doğumlu olan Kazım Dilekçi, uzun yıllar Grup Munzur’da bağlamacı ve solist olarak görev yaptı. Dilekçi, 1995 yılında Almanya’ya geldi ve Rüsselsheim şehrine yerleşti. Almanya’nın Wiesbaden ve Hanau şehirlerinde serbest meslekte çalışmakta olan Dilekçi, sosyal ve siyasi faaliyetleri yanında gençlere ücretsiz bağlama kursu veriyor.

NİHAL BAYRAM

 

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Salı, 27 Ekim 2009 12:46 tarihinde güncellendi