| Memleketim, Ah Memleketim |
|
|
|
| Yazar @ARINGI |
| Salı, 26 Mayıs 2009 00:17 |
|
Çocukluğumun geçtiği şirin ve canlı Paxe köyünden artık hiçbir eser yok. Derin bir sessizlik ve yıkıntılar arasında öksüz ve sahipsiz bir çocuk gibi adeta. "Çığlıklar ülkesi" adıyla sizlerle buluşturduğum yeni albümümün ilk klip çalışması için geçtiğimiz günlerde Dersimdeydim. Albümde yer alan "Memleketim" isimli şarkının sözlerini sevgili Ahmet Cana Akyol ile birlikte yazdık. Sözlerin Dersimle ilgili olması nedeniyle de klip çalışmasını tabii ki Dersim'de yapmamız gerekirdi. Bu görsel çalışmaya doğduğum ve çocukluğum geçtiği köy olan Paxe Havig'e bağlı Tulık mezrasında başladık. Tulık dedelerimin asırlar önce yerleştikleri, yoksulluk ve açlığın pençesinde didinerek ve emek vererek oluşturdukları bir köydü. Dört tarafı meşe ormanlarıyla çevrili ve yüksek bir tepeye kurulmuş bulunan köyümüzde yaşayan insanlar yakın akrabalardı. Zamanın çocukları olarak bizler, bu şirin dağ köyünde özgür ve mutluyduk. Ancak şimdilerde o şirin ve canlı köyden hiçbir eser kalmadığını belirtmek durumundayım... Ölüm sessizliğine bürünmüş köyler Çocukluğumun geçtiği bu köyün ileri gelenlerinden olan dedem "Meme Ale Suoku", uzun boyu, güçlü cüssesi ve gür sesiyle köyümüzün neşe kaynağıydı. Ona torunu olarak büyük bir hayranlık ve derin bir sevgi duyuyordum. Bu hayranlığımın en önemli nedeniyse dedemin adeta efsaneleşen yaşamıydı. Dedem, yaşamına sığdırdığı acı ve işkencelere dair tek kelime bile etmezdi. Ancak kendisini tanıyanlar onun 1938 yılında ele geçirildiği Beyaz Dağ'da nasıl bir direniş sergilediğini ve yakınlarını teslim etmemek için derisi yüzüldükten sonra öldü sanılıp bir köşeye atıldığını anlatırlardı. Öldü denilerek bir köşeye atılan dedemi, o zaman Türkçe bilen annesi kurtarmıştı. Görevli askerlere gayet düzgün bir Türkçeyle "öldürdüğünüz kişi benim oğlumdur, hiç olmazsa bana cesedini verin" demiş. Askerler, bu düzgün Türkçe konuşabilen yaşlı kadının isteğini geri çevirmemişler ve öldü sanılan dedemin cesedini kendisine teslim etmişler. Bir atın sırtına attıktan sonra saatlerce yol giden annesi, öldüğünü düşündüğü oğlunun iniltisiyle irkilmiş. Hemen atın sırtından yere indirip heyecanla su içirmiş. Daha sonra ormanda topladığı bazı otlarla derisi yüzülen ve kanayan vücudunu sarmış, yaralarını tedavi etmeye çalışmış. Dedem, dağlarda toplanan çeşitli bitki ve yaban otlarıyla, ancak aylarca süren çeşitli tedavilerden sonra iyileşebilmiş... Dersim'in dinmeyen ruh sarsıntısı Klip çalışmasının Tulık ayağını tamamladıktan sonra Hozat'a bağlı Bornage köyüne geçtik. Bornage köyü hala eski dokusunu kaybetmemiş ve yaşlı insanlarımızın inatla kalmaya, yaşamaya devam ettikleri istisna köylerden biridir. Tamamı toprak ve taş evlerden oluşan bu köyün yaşlı insanları büyük bir sevgiyle bizi kucakladılar ve saatlerce süren çekimlerde bize yardımcı oldular. Bu çalışmalarım süresince bana Pilvenk'li dayılarımdan Hüseyin Katurman eşlik etti. İlerlemiş yaşına rağmen yorulmak bilmeden bizimle birlikte olan dayım Hüseyin Katurman'dan, oyunculuk yeteneğinin yanı sıra Dersim'le ilgili anlattıklarını da can kulağıyla dinleme şansım oldu. Dersim kırımına tanıklık etmiş birilerinin hala yaşıyor olması çok önemli. Bu insanlarımızdan hala çok şey öğrenebiliriz. Öğrenmek ve öğrendiklerimizden doğru yerlere ulaşmaya çalışmak... Kimliğimizin anlamını bulduğu dil, kültür ve inancımızın bugün için çok daha önem taşıdığını düşünerek yaşamak ve ecdadımızın mirasına doğru şekilde sahip çıkmak... Budur bizi biz eden en temel değer. Bunun için çırpınıyoruz, üzülüyoruz ve öfkeleniyoruz. "Avcılar" Müziğin sesini sonuna kadar açarak çekimlere devam ettik. Onlar da dinlesinlerdi. Kim bilir, belki de, kimsenin birbirini öldürmek istemeyeceği bir zamanın hayalini canlandırırdık onların zihninde. Kimisi asker kimisi gerilla. Eminim her iki taraftan insanlar bizi duydular. Sesin ve müziğin yankısıyla onların yüreklerine ulaştırmaya çalıştığımız mesaj; yaşanmış acı ve ölümlerden artık kurtulmayı haykırıyordu... "Çok sürüldüm çağlar boyunca sürgünüm Kader değil ki çok görüldü öldüğüm Hatır koyup gönüllerden gitmek varsa eğer Beni memleketime beni Dersim'e gömün. Memleketim ah memleketim."
FERHAT TUNÇ DERSİM'İ YAZDI |
| Cuma, 11 Eylül 2009 21:58 tarihinde güncellendi |
Anasayfa
Sosyal Ağ
Dersim









