|

Dersimlilerin meşru mücadelesini sabote edecek şiddet eylemlerini Dersimliler alenen red etmelidirler
BARAJLARA KARŞI DERSİMİ DURUŞ BU MU?
Mehmet Gülmez
Uzunçayır barajı su tutmaya başladığından beri Dersimliler felaketin boyutlarının ilk etabıyla yüzyüze geldiler. İstanbul, Bursa, İzmir, Almanya’da çeşitli lokal eylemlerle felakete karşı duruşlar sergilendi. 1.Köln Dom Kilisesi’nin önündeki miting kalabalık değildi ama birkaç günlük hazırlıkla eylemlerin başlangıç günü ve İstanbu’la paralel yapılması önemliydi. 2.İstanbul yürüyüşü katılım açısından umut vericiydi ama, İstanbul’daki Dersim Kültür Dernekleri’nin 15 yıl önce eylemlerde topladığı katılım yakalanamadı. Kitlesel katılımın onbeş sene öncesine göre artması gerekirken neden azalmıştı? Sorusunu Dersimli kurumların sorgulaması gerekir. 3.Herşeye rağmen kısa zamanlı hazırlıktan sonra gerçekleşen İstanbul yürüyüşünde katılımı olumlu görmek gerekir. Olumlu katılımı ve gidişatı, olumsuz sonuçlanmasına neden olan davranışlara sahne olması üzücüydü. İstanbulda bazı grupların sona doğru kendi bayraklarını çıkarıp sallamaya başlayıp, örgüt sloganlarını haykırmalarından sonra kitlesel katılımın dağılmaya başladığını hepimiz biliyoruz. Dersim coğrafyasında doğa ve insana yönelik siyasal sistemin tehtit edici her türlü eylemi bir partinin, bir örgütün, bir grubun sorunu değil insanlık sorunudur. Bu nedenle tüm bölge insanının duyarlı olması ve meşru zeminde mücadele koşullarını asla terk etmemesi kesinlikle geçerli yöntemdir. Siyasi bir grup, yada illegal mücadele verdiğini iddia eden bir örgüt konuyu kendi bakışı doğrultusunda yorumlayarak Barajlara karşı mücadele iddiası ile meşru platformun dışına çektimi, binlerce Dersimlinin, Bu mücadeleye katkıda bulunan Dersim dışı duyarlı insani ve çevreci kişi ve kuruluşların meşru mücadelesini boşa çıkarır. Bunun sonucunda ise karlı çıkanın bu doğayı tahrip etmek, insansızlaştırmak isteyen sistem olacağı kuşkusuzdur. Bu eylemlerin sistemin işini kolaylaştıracağını düşünüyorum.
BARAJLAR DERSİM’İ YOKETMENİN BİR PARÇASI MI?
Evet bu konuda söylemler ortak. Herkes diyor ki devlet barajlarla Dersim’i boğmak istiyor. Benimde katıldığım Dersimlilerin ortak fikri budur. Konuya sadece doğa ve çevreci anlayışla bakanları ayrı tutarak mücadelelerine saygı duymak gerekir. Peki Dersim halkının tarih sahnesinden silinmesi için yapılan uygulama sadece barajlarmı? Tarih sahnesinden silinmek istenen bir halkın yokolmasına karşı duruştan bahsediyorsanız, şu gerçeği anlamalısınız. Bir halkın yok olması, o halkın binasını vücuda getiren tarihsel değerlerin yokedilmesi ile mümkündür. Fiziki yokedişin yanında, dil, din, gelenekler, kültür, binlerce yıllık özgün ortak değerlerin asimilasyonu. Eğer bir halkın ölümünü durdurmadan bahsediyorsanız, çevrecilerin bakışından farklı olarak bu değerleri korumak için harekete geçmelisiniz. Dersim halkının tarihsel özgün değerlerinden uzak durarak ölüm engellenemez. Dersim halkının tarihsel değerlerinin tümünü koruma çabasında Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonundan FDG den başka ikinci bir Dersimi kurumumuz malesef yoktur. Dersim adına hareket ettiğini iddia eden her kurum ve kuruluşun, Değerlerimizin tümüne sahip çıkarak korumaya yönelmesi zorunludur. Sadece barajlarla ilgili eylem yapanların katkılarını çok önemsemiyorum ama, Dersimi değerlerin tümüne sahip çıkmaktan korkanların bir süre sonra inandırıcılıklarının kalmıyacağını düşünüyorum. Dersi’de Fetullah Gülen’in şeriat okullarından rahatsız mısınız? diye sorsak büyük çoğunluk rahatsızdır karşıdır. Peki ‘Alevilik gericiliktir’ diyerek atasının inancından uzak kaçanlar kendi çocuklarına hangi seçeneği bırakıyorlar? Sonuç itibariyle Fetullah hocanın şeriatına çalışmış olmuyorlarmı? Çocuklarının kafasında kendi toplumunun aidiyetine ilişkin farklı bir resim, o resme göre yaşam arzusu olmayanlar, çocuklarına Türklük ve islami şeriattan başka hangi seçeneği sunuyorlar?
BARAJLARA KARŞI DERSİMİ DURUŞ BU MU? DİYE SORGULADIĞIMIZDA! Evet 10.10.2009 Dersim merkez yürüyüşü tarihi bir Dersimi duruştur. Grup ve örgüt kaygılarının yaşanmadığı, kimin konuşup kimin konuşmaması tartışmasının olmadığı, Bayrak sallama yarışına girilmediği, herkesin Dersimli olarak birlikte yürüdüğü İşte Dersimli olmak budur dedirtecek kadar olumlu olan bu eyleme katılan, katkı sunan herkesi selamlıyorum. Bazı sitelerde TUDEF ve Munzur Koruma Kurulu’nun çabalarına ilişkin haberlerin yer almaması bana tuhaf geldi. Çünkü TUDEF ve Munzur Koruma Kurulu’nun günlerce önemli çabaları oldu.
Özellikle ) Munzur festivali dönemindeki Barajlar karşıtı yürüyüşte yaşanan olumsuzluklardan ders çıkarmış olan herkese teşekkür etmek gerekiyor. 10.10.2009 Dersim merkez yürüyüşü Dersimlilerin doğasına yönelen tehlikelere karşı duruşta meşru zeminde birleşme olanaklarının temelinin atıldığına inanıyorum. Bu temel üzerinde birlik binasının inşa edilmesi hayatta en önemli arzum ve isteğimdir. Kimseye bir Partide bir örgütte. Birleşin demiyorum. Herkesin siyasi fikri kendisinin doğrusu olsun ama, Dersimin temel sorunlarında ortak meşru eylemler olmazsa olmazımız olmalıdır.
Barajlar felaketine karşı bu birliğin temelini atan Dersimlilerin çok önemli bir görevi daha vardır. Hangi örgütten, hangi partiden, hangi gruptan adı sanı ne olursa olsun, ‘barajlara karşı’ iddiası ile yapılan tüm şiddet eylemlerinin Dersimlilerin meşru mücadele eylemlerini boşa çıkaracağını, Dersimi suya boğmak isteyen devletin planına hizmet ettiğini biliyoruz. Dersimlilerin meşru mücadelesini sabote edecek şiddet eylemlerini Dersimliler alenen red etmelidirler. Bu görkemli birlik yürüyüşünü gerçekleştiren Dersimliler, şiddetin kendi mücadelelerine darbe vuracağını bilmelidirler.
Şiddet eylemlerinin zararları. 1.Ülke ve uluslararası kamuoyunda Dersimlilerin kendi haklı davalarını anlatmaya şiddet gölge düşürecektir. 2.Devlet güçleri, Dersimlilerin her türlü meşru mücadelesini engelleme ve şiddetle dağıtmak için şiddet eylemlerini bahane olarak kullanacaklar. Yıllardır yaşadığımız savaş ve provakasyon ortamında kimin neyi nasıl kullanacağını yeterince öğrenememişsek halimiz haraptır. Örneğin. Dersimlilerin hiç istemediği halde, birilerinin Barajlarda bir güvenlik personelini bir işçiyi yada bir teknik elemanın yaşamına son verdiklerini düşünelim. Böyle talihsiz bir olaydan sonra, İstanbulda, Ankarada, Elazığda yada Dersimde Dersimlilerin yapacakları bir meşru eyleme saldırı fırsatı verilmiş olmazmı? Olası yeni şiddet eylemrinden sonra Dersimlilerin haklı mücadelesini kim destekler?
DERSİMLİLERİ MEŞRU MÜCADELESİYLE BAŞBAŞA BIRAKIN
Şiddet eylemleriyle ‘barajlara karşı mücadele’ verdiği iddiasında olan illegal örgütlere. İnandığınız bir değer varsa, onun adına Dersimlileri rahat bırakın. Dersimliler 10.10.2009 tarihinde olduğu gibi meşru yöntemlerle kendi mücadelesini kendileri yürürtsünler Yunan filozofunun tarihi söylemini hatırlatarak son veriyorum. . ‘Gölge etme başka ihsan istemem’
|