| 12 Eylül unutmadık, unutmayacağız |
|
|
|
| Yazar @ARINGI |
| Cuma, 11 Eylül 2009 22:15 |
|
İSTANBUL (08.09.2009)- 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin 29. yıldönümü yaklaşıyor. Darbe karanlığı hala sürüyor. Darbenin yol açtığı yıkım ve sonuçlar hala ortada, açık seçik. İşçi sınıfı ve ezilenler, darbeyi protesto etmek için İstanbul, İzmir ve Ankara'da mitingler düzenleyecek. İnsanlık suçları unutabilir mi?
Faili meçhul cinayetler, gözaltında kaybedilen yüzlerce devrimci, işkencelerde öldürülen ya da sakat kalan binlerce muhalif, hayatını sürgünde geçirmek zorunda bırakılan on binlerce mülteci, yakılan milyonlarca kitap, görevlerine son verilerek açlığa itilen öğretim görevlileri, emekçi memurlar, sendikacılar... Yani kısacası, ayaklar altına alınan insanlık onuru.
1 milyon 680 bin kişinin fişlendiği, 650 bin kişinin gözaltına alınıp işkenceden geçirildiği, 517 idam cezası verilip 50 kişinin asıldığı, 171 kişinin işkencede can verdiği, 14'ü açlık grevlerinde olmak üzere 299 kişinin hapishanelerde hayatını kaybettiği bu karanlığı nasıl unutabilir? 30 bin kişinin 'sakıncalı' olduğu gerekçesiyle işten, 14 bin kişinin TC vatandaşlığından atıldığı; 937 filmin 'sakıncalı' bulunduğu için yasaklandığı, 39 ton gazete, dergi, kitabın imha edildiği darbe günlerini unutabilir mi?
İşçilerin grev hakkı gasp edildi
12 Eylül faşist darbesinin en büyük mağduru işçi sınıfı oldu. Darbenin ve Anayasası'nın işçilere 'armağanı' faşist grev yasaklarıydı. 12 Eylül cuntası, işçi bayramı 1 Mayıs'ı yasakladı. Sendikacılar tutuklandı, sendikal hareketler tümüyle askıya alındı. Sendikal hakların kısıtlanmasına yönelik yasal ve siyasal çerçeve getirildi. Ücretler düşürüldü. 12 Eylül'le birlikte 5 bin işçi yargılandı.
Kadınlar saçlarından sürüklendi
Kadınlar, okullarında, evlerinde, işyerlerinde ve grev çadırlarında, saçlarından sürüklenerek tutuklandı. Cinsel taciz ve tecavüz, çok yaygın bir işkence yöntemi olarak kullanıldı. İşkencede bebeklerini kaybedenler, sorguda çocuğuna işkence edilmesini izleyenler oldu. Birçok kadın çocuğunu hapiste büyütmek zorunda kaldı. 12 Eylül, kadınlar için yalnız cinsel ve fiziksel zorbalık değildi, hapishane kapılarında hak aramak demekti. Evin yükünü tek başına üstlenmek, çocukları büyütmek demekti.
Gençlik YÖK'le geleceğini kaybetti
Darbe tüm işçi ve emekçileri hedef aldığı gibi, gençliği de sindirmek ve tek tipleştirmek istedi. Bunun için Yüksek Öğretim Kurulu'nu (YÖK) oluşturdu. Asker postalı ve tank paletiyle gelen YÖK, askeri faşist darbenin üniversiteler üzerindeki karanlık gölgesi oldu. Öğrenciler gerici, ırkçı, şoven ve faşist bir cendere içine sokuldu. YÖK, her yıl binlerce öğrenciye soruşturma açmaya, okuldan uzaklaştırmaya devam etti.
Edebiyatta ve sanatta 12 Eylül karanlığı
12 Eylül cuntası, edebiyat ile toplum arasındaki bağları kopardı, edebiyat-siyaset-ideoloji birlikteliği sona erdirdi. İdamlar, hapishaneler, işsizlik, açlık bu yüzden yürürlükteydi. İnsanlar suskunluğa boğulurken, 12 Eylül edebiyatı türedi. Geçtiğimiz aylarda yitirdiğimiz sevgili yazarımız Işık Kutlu konuyla ilgili bir yazısında şöyle diyordu:
“Kuşkusuz, 12 Eylül edebiyatı ve sanatı üzerine söylenecek çok şey var; Şiiri, sinemayı, müziği ayrı ayrı ele almalıyız mutlaka. Ve bunları artık bir başka yazının konusu yapmak gerekiyor. Yine de geçerken söylersek; edebiyatın özellikle roman dalı üzerinde oldukça etkili oldu Eylülizm. Hayır’da insanın en bilinçli başkaldırısının intihar olduğunu yazan Adalet Ağaoğlu’dan Atilla Tokatlı’nın Devrimcinin Ölümü’ne, Üç Beş Kişi’den, Ümit Kıvanç’ın Bekle Dedim Gölgeye’sine ve Ayla Kutlu’nun Hoşça Kal Umut’una, dek söylenecek şey çok konu üstüne. Ancak belki de 12 Eylül edebiyatını en iyi anlatan sözdü: Hoşça Kal Umut.”
Burjuva basın hazır ola geçti
Buna rağmen şimdi demokrasi savaşçısı kesilen burjuva basının 13 Eylül 1980 manşetleri şöyleydi:
Hürriyet: Atatürk yolunda devam
Tercüman: Yeni anayasa hazırlanacak... Ordu mecbur kaldı
Milliyet: Yeni yönetime herkes yardımcı olsun
Cumhuriyet: Ana hedef Atatürkçülük...
Cumhuriyetin başyazısı en az manşeti kadar dikkat çekiciydi; Demokrasi için 12 Eylül'ün başarısı şarttır
Onlarca devrimci, ilerici katledildi
12 Eylül darbesini takip eden dört yıl boyunca onlarca devrimci, ilerici idam edildi. 12 Eylül faili meçhuller ve gözaltında kayıplar ile birlikte geldi. Cunta düzeninin ilk gözaltında kaybı Faruk Tunay'dı. O'nu; Hayrettin Eren, Hüseyin Morsümbül, Nurettin Öztürk izledi. Devlet kayıtlarına geçen ilk resmi kayıp ise Cüneyt Aydınlar oldu. 17'si devrimci aralarında adli mahkumların da bulunduğu 50 kişi asıldı.
İdam edilen 17 devrimcinin ismi şöyle:
1980: Necdet Adalı 8 Ekim'de Ankara'da, Serdar Soyergin 25 Ekim'de Adana'da, Erdal Eren 13 Aralık'ta Ankara'da.
1981: Veysel Güney 10 Haziran'da Antep'te, Ahmet Saner ve Kadir Tandoğan 25 Haziran'da İstanbul'da, Mustafa Özenç 20 Ağustos'ta Adana'da.
1982: Seyit Konuk, İbrahim Ethem Coşkun ve Necati Vardar 13 Mart'ta İzmir'de,
1983: Ali Aktaş 23 Ocak'ta Adana'da; Ramazan Yukangöz, Ömer Yazgan, Erdoğan Yazgan ve Mehmet Kambur 29 Ocak'ta İzmit'te.
1984: İlyas Has 6 Ekim 1984'te İzmir'de, Hıdır Aslan 24 Ekim 1984'te İzmir'de |
Anasayfa
Sosyal Ağ
Dersim










