|
DERSİM 38 VE POPÜLARİTE PEŞİNDE KOŞANLAR
Av. Hüseyin Arslan /London
Dersim Genosidi Politik Organisazyonlarin ve bireylerin popülarite aracı degildir!
İsim yapmak… Kemalizm e tepki göstermek... Ayrıca tespit yapamamak, yazının içinde boğulmak,yazı neden yazdığını bilmemek…vs vs. Kürtlük üzerine yazarken amacının ne olduğunu muhtemelen bilmemek… yani sırf tarih konusu diye yazmak, sırf kendi ismi altında olsun diye yazmak; misal, Dersim Soykırımı olay ve olgularını kavrayan biri değil de resmi belgeleri alıp üzerinde hoplayıp durarak yazmak!
Dersim Soykırımı konusunda insanların yazı yazarken çok düşünnmeleri gerektiğini savunmak çok doğru bir yaklaşım olur sanırım. Çünkü, bizler Genocide acısını belleğimizde yaşarız ve hissederiz, yani en basit hotmail adreslerimiz ve isim öncesi ve sonrası rakamlarımız bile 38. Bu bir halk psikolojisidir, bunu ne kendisine tarihçiyim diyen Ayse Hür bilebilir ne de Ahmet Kahraman, ne de Faik Bulut hatta Jenosid kavramini Dersim icin kullanan İsmail Beşikçi de bunu sağlıklı bir şekilde tespit edemez! Bu şahsiyetlerin bu derecede mühim bir konuya eğilirken, bir halkın kendi tarif ve tanımlarını dikkate almadan doğrudan asker gibi cepheye yürümeleri kendi dini inançlarının tartışılmazlığına bağlanabilir! Misal Kürt meselesi üzerinde duran şahısların Doğu’da yaşayanların Kürt olduğu zihniyeti başlı başına bir Genosiddir, bu mantalite ile Dersim’de Genosid yapıldığını tartışmak kanaatimce bir olumlu netice brakmayacaktır.
Çünkü bu şahsiyetler her şeyden önce bir kurgu ile gelirler: Bu kurguyu ben tespit etmekte zorlanıyorum: Bu bireysel bir niyet olabilir ya da zorunlu bir yaklaşım olabilir kendileri için fakat nedense tek tip kurgu içerisinde yüzerek bu halkın duygusunu ve acısını görmezlikten gelip, bu halkın ifadesine sırtlarını çevirirler. Ahmet Kahraman ın Dersim ile ilgili yazisinda Seyid Rıza ya yüklenmesi ve önsözünde ideolojik bir amaç gütmesi pek anlaşılır değil. İsmail Besikçi nin Kemalizm eleştirisi Dersim meselesi nde öne çıkarken, diğer yandan Kürtluk söylemi soyut ve havada kalmaktadır, ayakları Dersim de yere basmamaktadır.Bu nedenle Dersim meselesi ya da Dersim Genosidi bir bireysel problem değildir, ya da bir ideoljik problem değildir, hele bir siyasi örgütün ideoljik propaganda aracı hiç değildir. Dersim de insanlığa karşı işlenen suçlar, bir örgütün propaganda aracı olarak kullanılamaz, ya da bir bireyin köşesinde popülarite malzemesi olarak kullanması hiç hoş görülmez kuşkusuz!
Örnek olarak Yahudi Skolari Raphael Lemkin’i alalim:
Lemkin Yahudi idi, mensubu olduğu etnik gruba yapılan insanlık dışı hareketi modern biçimi ile tanımlayıp insanlığa sundu, belki de bunu o ırkın bireyi olarak yaptığında bir sorumluluk hissetti kendi ırkına karşı. İsmail Beşikçi nin içerisinde bulunduğu ruh hali, kuskusuz Dersim halkının hislerinden çok uzaktır. İsmail Beşikçi yi Dersim in Anabare ormanlarina götürün ya da Munzur Nehri’nin aktığı bir vadide yaşayan bir ahali sakini ile tanıştırın, görüştürün, görülecektir ki Dersiman onunla ilişki kurmakta zorlanacaktır ve İsmail Beşikçi her şeyden önce o inancı ve dili yaşamayan bir şahıs olarak ifadesiz kalıp çevirmen isteyecektir.
Kimdir soykırım calışması yapanlar? Ermeniler ve Yahudiler... Peki ya bizler, Dersimliler böyle bir çalışmayı neden yapamazlar ki? Bu sorunun cevabı elbette ki alenidir. Aslanlar gibi de yaparlar! Yahudi Lemkin in kendi halkı üzerinden yaptığı Genocide tanımı gibi bizimkiler de Tertele tanımından yola çıkarak yaparlar, zira Dersim Halkı Tertele kavramını geliştirerek kendi tanımını doğrudan ve somut bir şekilde yapmıştır! Bizlere düşen de bunu modern muhtevası ile kamuoyuna sunmaktır.
ALINTI..
|