Dersim Tarihi Sayfa 9 PDF Yazdır E-posta
AYDIN
Yazar Webmaster   
Pazartesi, 23 Haziran 2008 09:29

Ermeni Geleneği

Primary History ve Moses Khorene’de kaydedilmiş olan Ermeni tarih geleneğinde Frig bağlantısından hiç söz yoktur.

Moses Khorene’nin aktardığı bu gelenekte Ermeni adı ve Ermeniler’in orijini konusunda farklı bir görüş ifade edilmektedir. Buna göre Ermeni ırkının ilk atası Nuh’un oğullarından Yafet’in soyundan gelme Hayk adlı bir prenstir ve Ermenistan’a da onun adıyla Hayk denilmiştir. Aynı geleneğe göre, Ermeniler’in bir diğer atası ve isim babası da Aram adında biridir ki, Ermeni adı ondan gelmektedir (Bk. M. Khorenats’i, History Of The Armenians, İngilizce’ye çev. Robert W. Thomson, 1978, I. kitap).

Khorene’nin aktardığı gelenekte Ermenistan’daki ilk üç hanedan Zrvan (Ahura Mazda ve Ahriman’ın babaları Zurvan ile kıyaslayın), Titan ve Yafet’tirler. Bu adlardan Zrvan, Nuh’un oğullarından Sem’e, Titan Ham’a, Yafet ise adı üzerinde Yafet’e takabül ediyor. Ermeniler’in atası olarak tanıtılan Hayk’ın Yafet’in soyundan olduğu rivayet ediliyor.

Robert W. Thomson’un da işaret ettiği gibi, Ermenice’de Ermeniler’e Hay (çoğ. Hayk) deniliyor ve Hayk’ın Ermeniler’in atası olduğu görüşü de ilk kez Primary History adlı kitapta ve ayrıca Anania Shirakats’i tarafından öne sürülmüştür. Thomson, Hay kelimesinin orijininin bilinmediğini, bu sözcükten sık sık ‘Büyük’ (müthiş, muhteşem) anlamı veren Haykazn teriminin türetildiğini not etmektedir.

Ermeni adı, bu halkın kendisi tarafından kullanılan bir ad değil. Ermeni olarak bilinenler kendilerine Haii (Haik), ülkelerine de Hayastan (Hayk) derler. Ama İran ve Yunan kaynakları onları Ermeni olarak tanımlamış bir kez ve bu ad giderek kendileri tarafından da zorunlu olarak benimsenmiştir.

Bazı Ermeni yazarları Ermeniler’in kendi aralarında kullandıkları Haii ve Hayastan adlarını Hitit kayıtlarında Azzılar’la birlikte sıkça anılan Hayasa adıyla ilişkilendirirler.

Moses Khorene’nin aktardığı Ermeni ulusunun soyağacında Hayk’ın Arameneak, Khor ve Manavaz adında üç oğlu anılmaktadır. Bunlardan Khor, Moses Khorene’de Ermenistan’daki Khorkhorunik Evi’nin atası olarak gösterilir.  Cyril Toumanoff, Studies In Christian Caucasian History (Georgetown University Press, 1963) adlı çalışmasında, Khor adını Hurriler’le ilişkilendirerek Khorkhorunik Evi’nin ‘Hurri ulusunun’ kalıntıları olduğunu söyler. Bu adın Dersim’de bir köyün adı olarak (Kurkurik Köyü) halen yaşadığını görmekteyiz.

M. Khorene’nin verdiği şecerede Manavaz’ın Baz adında bir oğlundan sözedilir sadece.

Ermeniler’in soyu Hayk’ın oğullarından Aramenak üzerinden yürütülür: Aramenak-Aramayis-Amasya.

Armavir’de yaşadığı söylenen Amasya’nın Gelam, P’arokh ve Ts’olak adlarında üç oğlu sayıldıktan sonra, şecere Gelam üzerinden sürdürülür. Gelam’ın Harmay ve Sisak adlarında iki oğlu vardır. Soyu Harmay’dan yürür.

M. Khorene’nin Hayk’tan sonra Ermeniler’in ikinci atası ve Ermeni adının da isim babası olarak gösterdiği Aram, O’nun verdiği şecerede Gelam’ın torunu ve Harmay’ın oğlu olarak görünür.

Aram’ın Ninos’tan önceki dönemde yönettiğini söyleyen Khorene, tüm yabancı ırkların ülkeyi onun adıyla Armenia (Armenik) olarak çağırdıklarını, onun doğuda Medler (sonradan Mades adı verilen Med kralı Niwkar ile) ve güneyde de Asurlar’la başarılı savaşlar yaptığını yazmaktadır. O’nun dayandığı kaynak yazılı kayıtlar değil, eski Ermeni geleneğidir.

Thomson’a göre M. Khorene burada Asur kralı Ninus’un zaferlerini Aram’a maletmektedir. Bir yoruma göre, gelenekteki (şeceredeki) bu Aram adı, Urartu krallığının kurucusu ve ilk Urartu kralı Arame (880/860-846/844 M.Ö)’ye tekabül etmektedir (Bk. Toumanoff, a.g.e).

Khorene’nin anlattığına göre, kendisi Armavir’de yaşayan Amasya’nın P’arokh ve Ts’olak adlı oğulları P’arokhot ve Ts’olakert adlı bölgelerde oturmuşlar. Amasya ölünce yerine oğlu Gelam geçer ki, o da Armavir’dedir. Daha sonra Armavir’i oğlu Harmay’a bırakan Gelam’ın kendisi kuzeydoğudaki gölün kıyısında bulunan dağın çevresine yerleşir ve bu dağa kendi adıyla ‘Gel Dağı’ adını verir. Yerleştiği köye ve ordaki göle (Thomson Sevan Gölü’nün kastedildiğini not eder) ise, Gelarkuni ve Gelam Gölü (Sevan Gölü) adları verilir. Gelam (Gel), Khorene’nin anlatımına göre, kendi topraklarının çoğunu oğlu Sisak’a bırakır. Burası Sisak’ın adıyla Siunik (İranlılar Sisakan derler) diye bilinen bölgedir. Ovaya dönen Gelam orada Gelami adını verdiği bir kent kurar. Bu kent daha sonraları Gelam’ın torunu Garnik’in adıyla Garni diye bilinir. Yine Khorene’nin aktardığına göre, Partlar’ın ilk Ermenistan kralı Valarşak’ın torunu Artaşes zamanında Gelam ve Garnik’in soyundan gelen ve iyi bir avcı olan Varazh adlı gence Artaşes tarafından Hrazdan Nehri havzasındaki köyler verilmiştir. Rivayete göre Varazhuni Evi bu gencin soyundan gelmedir. Khorene burada Ermenistan adının Gelam’ın torunu ve Harmay’ın oğlu Aram’dan geldiğini kaydeder. O’nun yazdığına göre Ermenistan’ı savaşlar ve fetihler yoluyla her yönde genişletmiş olan Aram’dan sonra Ermenistan tahtına oğlu Ara geçer ki, Ayrarat adı da ondan kalmadır.

Burada biraz durup az önceki bilgiler üzerine birkaç şey söylemek ihtiyacı duyuyorum.

Ermenistan üzerine yığınla çalışma yapılmış. Bunların en önemlilerini, özellikle İngilizce’ye tercüme edilmiş olanlarını incelediğimi söyleyebilirim. Bu eserleri verenler çoğunlukla yetenekli araştırmacılardır. Ama burada irdelemekte olduğumuz Ermeni geleneğini ve şecereyi değerlendirirken hiçbirinin Gelam adı üzerinde ciddiyetle durduğuna rastlamadım. Hepsi adeta sözbirliği etmiş gibi bu adı neredeyse görmezlikten gelirler. Oysa şecerede sadece efsanede kaldığı anlaşılan Hayk’ın aksine, Gelam, bence tarihsel bir halka işaret etmektedir. İran, Anadolu ve Ermenistan’ın hemen her yanında hâlâ yaşayan izlerini gördüğümüz Gel (Gilan) halkıdır bu. Zaten Moses Khorene’nin aktardığı gelenek de Gelam ve Gel adlarının aynıyetine işaret ediyor. Benim görüşüme göre burada Ermenistan halklarının (Ermeniler de dahil) Gel halkı ve Gilan ile olan bağlantısına işaret edilmektedir. Gelam’ın torunu Aram’ın Urartu krallığının kurucusu ve ilk yöneticisi Arame’ye denk düştüğü de doğru varsayılırsa, o vakit Urartular’ın Geliler’den gelme olduklarını düşünmek gerekir.

M. Khorene’nin verdiği şecere Aram’dan itibaren şöyle sürer:

Aram-Ara (Yakışıklı Ara)-Ara II-Anushavan Sawsanuer (Sawsanuer, çevirenin notuna göre Saws diye adlandırılan demektir)-Paret-Arbak-Zavan-Parnak-Sur-(....)-Hrant (D. M. Lang’a göre Hrant, Orontid adının Ermenice şeklidir)-(....)-Tigran (Bk. M.Khorenatsi, a.g.e).

Bu şeceredeki babadan oğula adlar rivayette değişik çağlardaki Ermeni krallarını, önder ve kahramanlarını temsil etmektedirler.

Şecerenin başlangıcında adı geçen Hayk, M. Khorene’nin aktardığı geleneğe göre, Babil kralı Bel (Kronos, Tevrat’ta Nemrut) zamanında Babil’de yaşadı. Bel’in yönetimine karşı giriştiği bir isyanı takiben halkıyla birlikte Babil’den göçederek Ararat’a yerleşti ve ülkeye onun adıyla Hayk adı verildi. Bu göçün tarihi bazı kaynaklarda M.Ö. 2200 yılı olarak verilir.

Khorene, Aram’dan sonra Ermenistan’ı onun oğlu ve halefi Ara’nın yönettiğini ve Ara’nın Ninos ile çağdaş olduğunu yazıyor. O’nun aktardığına göre Ninos (bazı kaynaklarda Ninos ile Nemrut özdeşliği kurulur ve Bal’ın oğlu olduğu söylenir)’un karısı Semiramis kocasının ölümünden sonra Ara’ya aşık olmuş, karşılık bulmayınca Ayrarat Eyaleti’ne gelerek Ara’yı yenilgiye uğratmış ve öldürtmüştür. Khorene, Ayrarat adının Ara’nın adından geldiğini ve Ara’nın Ovası anlamı taşıdığını da söyler.

The Cambrıdge Ancient History, bu şecerede adı geçen Ara (Moses Khorene’nin Yakışıklı Ara dediği ve Asur kraliçesi Semiramis’in kendisine aşık olduğunu rivayet ettiği kişi)’nın Ara adlı tali bir Urartu tanrısı ile ilişkilendirildiğine işaret etmektedir. Toumanoff’a göre Ara, Asyai Aras (Attys)’ın Ermeni versiyonu olup Plato’nun Republic adlı eserinde Er olarak görünmektedir.

Bu bilgiden hareketle Arman (Ermen) sözcüğünün Man etnik adına Ar (Er) ilavesiyle oluştuğu düşünülebilir. Attys/Aras ve Man adlarıyla Lidyalılar’ın şeceresinde de karşılaşıyoruz. Lidyalılar’dan İtalya’ya göçtükleri söylenen Etrüskler’in kendilerine Raseni dediklerine daha önce değinmiştim. Arapça’da Al-Ras olarak söylenen Aras adıyla Rasen adı arasındaki benzerlik de dikkat çekmektedir.

Primary History’de de Ermeniler’in bir şeceresi verilmektedir.

Moses Khorene’nin kitabına eklenmiş bulunan bu şecere aşağıdaki gibidir:

Yafet-(...)-Hayk-Aramaneak-Aramayis (Cadmos adında bir kardeşi var)-Amasya-Gelam-Harma-Aram-Yakışıklı Ara-(kesinti)-Zareh-Armog-Sarhang-Shavash-P’arnavaz-Bagarat (diğer adıyla Angel)-Biwrat-Aspat.

Bu şeceredeki adlardan Hayk, geleneğe göre, Bel’i tanrı olarak tanımaz, onunla savaşır ve yener. Aramaneak da Babil’dedir. Bunlar Babil’de Ermeni ırkını kuran isimler olarak tanıtılıyor. Daha sonra Hayk’ın liderliğinde Babil’den Ararat’a göçerler. Hayk’tan önce Ararat’a Zrvan yerleşmiştir. Cadmos adında bir kardeşi de olan Aramayis, Armavir’e yerleşir. Hayk, topraklarını miras olarak Cadmos’a bırakıp kendisi daha kuzeydeki Hark’a yerleşir. Hark, daha sonra Hayk adını alır ki, bu da Ermeniler’in adıdır. Yakışıklı Ara, Semiramis’in aşık olduğu ve kendisiyle savaşıp yendiği kişidir. Geleneğe göre Ararat adı da ondan gelmedir. Rivayete göre, Yakışıklı Ara’nın Semiramis tarafından yenilgiye uğratılmasıyla Ermenistan Asur hakimiyetine girer ve bu durum Asur kralı Senekerim’in ölümüne dek devam eder. Bu nedenle çizgide bir kesinti yaşanır. Senekerim ölünce, bir Ermeni isyanıyla Asur egemenliğine son verilir ve ülkede yönetim Zareh’in eline geçer. O’nu şeceredeki diğer adların yönetim dönemleri izler (Bk. Primary History’den Moses Khorene’nin kitabına eklenen kısım).

Gelenek böyle diyor.

N. Adontz, şecerede Aramayis’in kardeşi olarak gösterilen Cadmos’u Corduene’nin isim babası olarak görüyor. Lapancyan ile Manandyan ise, Cadmos’ta Kadmuhi toprağının isim babasını buluyorlar. Manandyan’a göre Kadmuhi, Uruatri’yle ilişkiliydi. Kadmos adının Yunan mitolojisindeki Cadmus ile bağlantısının tesadüf gibi göründüğüne işaret eden Tomanoff, Cadmos (Kadmos) adının askeri kayıtlarda Adiabene’ye karşılık düştüğünü, bu bölgeyi temsil ettiğini yazıyor (Bk. Toumanoff, a.g.e., s. 225).

Şeceredeki Zareh adı, Toumanoff’a göre, Sophene kralı Zariadris’e referanstır. Aynı yazara göre şecerede Armog olarak geçen adın daha doğru şekli Artok (Artanes)’tur (Toumanoff, a.g.e., s. 293).

Toumanoff’un Armog adının doğrusunun Artok (Artanes) olması gerektiği görüşü doğruysa, bu adın ortaçağlarda duyduğumuz Artuklular’la bir bağlantısı olabilir.

Şeceredeki Bagarat’ın diğer adı Angel olarak veriliyor ve O’nun oğullarına miras kalan batı bölgelerine bu nedenle Angel-tun adı verildiği, o tarihlerde barbar ulusların Angel’i bir tanrı olarak gördüğü söyleniyor ki, bu bilgi de az önce Gel-Gilan halkı ile Ermeniler arasında kurduğum bağlantıyı destekliyor ve Ermeni olarak bilinen ünlü Bagratid Evi ve krallığının da Gel (Jel, Zilan) halkıyla ilişkili olduğuna ışık tutuyor. Yeri gelmişken Dersimliler’in Angel’e bugün hâlâ Jele adı altında bir tanrıça olarak taptığına da işaret etmeliyim.

Ermeni diye bilinenler asıl Ermeniler değillerse söylenecek bir şey yok. O vakit asıl Ermeniler’in Geliler olması gerek.

Ama Ermeni olarak tanınanların asıl Ermeniler olması halinde, Geliler’le ilişkili oldukları düşünülmeli. Ermeni tarihçileri bu gerçekleri görmemekte dirense de, bu görüşümü doğrulayan diğer kanıtları da bu çalışmanın seyri içinde yeri geldikçe ortaya koyacak ve onlardan kendi görüşlerini gözden geçirmelerini de bekleyeceğim.

Heredot ve Strabo’nun aktardıkları rivayetlerde Trak-o-Frik bağlantısı kuruluyordu. Ermeni geleneğini ise az evvel kısmen irdeledim.

Farklı görüşler olmakla birlikte, modern Ermeni tarihçilerinde bu iki geleneği kombine etme eğilimi ağır basıyor. Bunların bir bölümü, örneğin Burney ve Lang, Frik bağlantısını redetmeden Ermeniler’i orijin olarak yerine geçtikleri Urartular (Hurriler)’la ve ayrıca Hattiler’le ilişkilendirirler. Ermeniler’in kuzeyden veya batıdan geldiklerinin kanıtı olmadığı için, onların özellikle Hurri orijinden olduklarına vurgu düşerler. Bu görüşte olanlar Ermeniler’in Urartu topraklarına Asurya’dan geldiklerini öne sürmektedirler.

N. Adontz’a göre Ermeni milliyetinin çekirdeği ağırlıkla Arami (veya Suri, Asuri) olan yerli nüfus ile M.Ö. 7. yüzyıldaki Kimmer istilasında Frigya’dan çıkartılınca Fırat’ı geçip ülkeye giren Hint-Avrupalı istilacı Frikler’in karışımından oluştu. O’na göre bunun en güçlü kanıtı Ermeniler’in çift adlılığıdır: Kendileri Hay, başkaları (komşuları) Armen der. Hay adı, Adontz’a göre, fetihçi Frikler’den kalmadır; Armen adı ise Strabo’nun işaret ettiği eski kaynaklarda dendiği gibi Aramiler’den gelmedir. Ama, Frig ve Arami öğelerden oluşan Ermeni milliyetinin çekirdeğine zamanla Kapadokya, Kafkasya, Asurya ve İran (Azerbaycan) üzerinden yeni etnik öğeler gelip katıldı.

Anonim tarihlerde ve Moses Khorenatsi’de kayda geçirilerek korunmuş bulunan Ermeni geleneğinin Ermeniler’in iki isim babasından (Hay-k ve Araman-eak) sözedişi, Adontz’a göre, kendi tezini doğrulamaktadır. Bu efsanede Ermeniler’in ikili etnik orijini kişileştirilerek temsil edilen iki ırkta bulur  ifadesini. Bu iki ırk, Adontz’un görüşüne göre, Hint-Avrupalı Frikler (Hay-k) ve Aramiler’dir. Böylece O’na göre Ermeni adı, kesinlikle Aram (Araman, Arami) adından gelmedir, Aram adının bir şeklidir. Ama Hay adının orijinini açıklama girişimleri henüz sonuç vermiş değil.

Toumanoff’a göre ise, Ermeniler’in çekirdeği Urartu’nun Van-ik odağının yerine geçen Hayasa-Frik grubudur. O’na göre orijini bilinmeyen Ermeni adı tarihte ilk kez bu ‘proto-Ermeniler’ için kullanılmıştır. Başlangıçta Urartu’nun yalnızca küçük bir bölümünü işgal eden bu çekirdek en eski proto-Ermeni (Hayasa-Frig) yerleşmesi olan Arsanias havzasından hareketle, Fırat, Yukarı Dicle ve Aras vadilerine doğru giderek genişlemek suretiyle Akamenid imparatorluğunda ayrı bir satraplık oluşturacak hale geldi. Böylece, proto-Ermeni Hayasa-Frik grubu bu süreçte Urartu halkının kalıntılarını ve diğer proto-Kafkas öğeleri (başta Colchi’ler gibi Batı Gürcistan’lı proto-Gürcü öğeleri ve diğerlerini) de içine alarak Ermeni ulusunu/milliyetini doğurdu (Bk. Toumanoff, a.g.e., s. 277).

Bir görüşe göre de bugünkü Ermeniler değişik antik halkların bir karışımını temsil ederler. Bu bileşime damgasını vuranlar bu görüştekilere göre Hurri orijinli Urartular ile büyük ihtimal Frigyalılar’dan kopan ve Armenler diye adlandırılan Hint-Avrupalı istilacılardır. Bölgeye M.Ö. 7. Yüzyılda girdikleri tahmin edilen Armenler’in yerli nüfusa kendi yönetimlerini ve dillerini dayattıkları varsayılıyor (Bk. Collier’s Enc.).

 

Ermenistan’da Sosyal ve Politik Evrim Aşamaları

Ermenistan’da sosyal evrim bazı aşamalara ayırt edilebilir.

Ermeni tarihinde Zariadris ve Artaxias’a kadarki dönem, Adontz’un analizine göre, aşiret evresi dönemidir. Örneğin Heredot ve Xenophon zamanlarında Ermenistan adı verilen topraklarda aşiret yapısı egemendi. Bu döneme ilişkin data çok az. Xenophon’un çektiği fotoğraf (Ermenistan’ın istisnasız köylerden bileşen yapısı, her köyü birer klan veya aşiret reisi olan ve İran kralınca atanmış Ermenistan satraplarının kurduğu idarenin bir elemanı gibi davranan komarkların yönetişi, insanlarla hayvanların aynı evlerde kalışı vd) sosyal yaşamın aşiret biçimine denk düşer. Adontz, hakkında pek bilgi bulunmayan bu dönemi irdelerken, o dönem Ermeniler’inin esas etnik tabakalarını gösterdiklerine inandığı Malxaz, Mamak, Mardpet, Sepuh, Ter, Azn, Tohm ve Aspet gibi aşiret ilişkileri dönemine ait ünvanların analizine dayanır. Bazısı Akamenidler, bazısı da Partlar veya Sasaniler peryoduna ait görünen bu kavramların o dönemin sosyal yapısına ilişkin bir fikir verdiğini düşünür.

Bu aşiret evresi boyunca halkların akışı ve asimilasyonu devam eder.

Adontz’a göre, Zariadris ve Artaxias zamanında Ermenistan tarihinin önemli bir dönemi kapanır. Çünkü aşiret aşaması bu tarihlerde artık sona erer ve nüfus sınıflara ve tabakalara bölünür. Böylece klan ve aşiret reisleri giderek feodal beylere (soylular tabakasına) dönüşürler ki, kendisini klan/aşiret reislerinin Mamak, Malxas, Mardpet, Ter ve Aspet gibi ünvanlarının irsi ünvanlara dönüşmesinde açığa vuran sosyal ilişkilerdeki bu dönüşümle birlikte sonraki dönemlerin soydan-geçme prensliklerinin temeli atılmış olur.

Adı geçen iki liderin (Zariadris ve Artaxias) dönemini Ermeni milliyetinin şekillenmesinde kararlaştırıcı an olarak kabul eden Adontz, bu belirleyici anın kendisini ortak bir dilin oluşmasında açığa vurduğunu savunur.

O’na göre Büyük Tigran’ın imparatorluğu doğduğunda, aşiret farkları hayli erimiş, savaş ortamının da etkisiyle aşiret ilişkilerinin sınıf ilişkilerine dönüşümü daha da hızlanmış ve tüm nüfus artık tek ve ortak bir ulusal dil konuşmaya başlamıştır ki, bir ulusal dilin oluşumu da halkın yaşamında aşiret evresinin kapanması demektir.

Büyük Ermenistan’da Orontes’i deviren Artaxias’ın, Güney-Batı Ermenistan’a tekabül eden Sophene’de ise Zariadris’in krallıklarının oluştuğu tarihin kaydettiği bir andır. Bu ikili kendi egemenlik alanlarında Selukidler’in valileri oldular ve M.Ö. 188 yılı barışıyla bağımsız krallar olarak tanındılar. Bu dönemde Ermenistan’da az-çok bir birlik ve dilsel homojenlik oluştuğu görüşüne Toumanoff da katılır.

Sosyal gelişme bakış açısından bakıldığında, Adontz’a göre,  Tigranik peryod Komarklar (klan/aşiret şefleri) dönemidir, aşiret dönemidir. Arsakid (Part) peryodundaki resim ise tamamen farklı. Partlar Ermenistan’ı strategia denen ve daha çok askeri olduğu anlaşılan çok sayıda bölgeye bölerler. Ermenistan prensleri askeri hizmet vermeye mecburdular. Çağrıldıklarında kendi birliklerinin başında kralın huzuruna çıkarlardı. Bir tür prenslikler veya bölgelerin askeri başları olan strategialar, sosyal evrimde komarklardan ayrı ve farklı bir aşamayı temsil ederler. Onları dört-yüz yıllık bir zaman dilimi ayırıyordu.

Böylece komarklardan strategilara kadarki süreç, Adontz’a göre, aşiret aşamasından feodal aşamaya götüren tarihsel süreçtir.

Kısacası Ermenistan’da Partlar-öncesi dönem dışsal bakış açısından Akamenidler çağı, içsel bakış açısından Tigranidler peryodudur. Partlar (Arsakidler) peryodunda ise ilkel aşiret biçiminden daha ileri olan feodal aşamaya geçildi. Bu feodalleşme Adontz’a göre Akamenidler döneminin komarklarından çıkan Ermenistan’daki prens evlerinin (prensliklerin) orijinidir. Bu nitelikte 400-900 arasında ev sayılır (Bk. N. Adontz, Armenia In The Period Of Justinian, İng.’ye çev. Nina G. Garsoian, 1970, s. 310).

Ermenistan’da yaşanan sosyal gelişme aşamaları hakkında Adontz’un dağınık şekilde ifade ettiği görüşleri yukardaki gibi toparlanabilir.

Toumanoff’a göre ise, Adontz’un birbirine karıştırdığı Artaxiadlar ile Arsakidler  peryodlarının her ikisinde de Ermenistan’ın sosyo-politik yapısı aynıydı. Ermenistan her iki dönemde de Büyük Ermenistan kralının üst yönetimi altında prensliklerin bir federasyonuydu. O’na göre Prof. Adontz’un Ermeni feodalizminin başlangıcını Arsakid peryoduna yerleştirmesi, prens sınıfını feodalizmle özdeş saymasından kaynaklanan bir yanılgıdır. Tüm prenslikler Adontz’un dediği tarzda Akamenidler döneminin komarklarından da gelmiş olamaz.

Toumanoff’a göre Ermenistan çok eskiden beri klan/aşiret topraklarına bölünmüş haldeydi ve bunların herbiri bir kantondu. Colchis, Gürcistan ve Albania’da da durum benzerdi ve bu aşiret ve kantonların birleşimidir ki zamanla Kafkasya ve Ermenistan’da milliyetleri üretti.

 

Dil ve Literatür

Sonraki Ermenistan tarihi üzerindeki etkileri bakımından Ermenistan Arsakidleri peryodunda yeralan en önemli iki olay, M.S. 301 yılında Hristiyanlığın devlet dini olarak benimsenmesi ve M.S. 400 yılında da bir Ermeni ulusal alfabesinin kabulüdür. Bu gelişmelerin ikisi de Ermenistan tarihinin önemli dönüm noktaları oldular. Bazı kaynaklara göre, Abgar döneminin bugün artık mevcut olmayan Edessa devleti sayılmazsa Ermenistan dünyadaki en eski Hristiyan ulustur. Hristiyanlığın benimsenmesi o günkü politik ortam ve dengeler nedeniyle koşulların dayattığı politik bir tercihti. Ama bu tercih sonraki Ermenistan tarihinin doğrultusunu belirledi denebilir.

Sürekli yabancılara bağımlılık nedeniyle Ermeni kilisesinin liderleri genelde Ermeni toplumunun da önderleri olarak öne çıktılar.

Hristiyanlık ülkeye girene dek, yani pagan dönemde bir ulusal Ermeni alfabesi yoktu. Ulusal alfabe, Hristiyanlık benimsendikten sonra kabul edildi. Khorene’nin yazdığına göre, henüz bir alfabe yokken Ermenistan’da kilise hizmetleri Yunan diliyle yapılıyordu.

Ermenistan’da alfabenin benimsenmesi ve yazı diline geçiş Arsakidler (Partlar) peryodunun sonlarında ve Sasaniler’in hakimiyeti altında gerçekleşti.

Ermeni alfabesi Yunan karakterleri modelinden hareketle St. Mesrop (Bizans kaynaklarında Mashtots) tarafından icad edildi. Ermenistan kralı Vram-Şapuh döneminde St. Sahak ve Mesrop’un liderliği altında toplanan tüm Ermenistan papazları bir Ermeni alfabesinin icadını konuştular. Mesrop; Mezopotamya, Edessa, Fenike ve Samosata’da çeşitli bilginlerle bu konuyu konuştu ve Samosatalı Rufinus’la birlikte alfabeye son şeklini verdi. St. Sahak ve Ermenistan kralı tarafından da onandıktan sonra, bu alfabe kral tarafından tüm Sasani sektörüne emirle dayatıldı ve her eyalette okullar açıldı. Lazar, o dönemde Sasani Ermenistanı’nda Süryanice dili kullanıldığına vurgu yapmaktadır. Bu sırada Bizans sektöründeki Ermeniler ise Yunan alfabesi kullanıyorlardı.

Khorene’nin verdiği bilgilere göre, Mesrop, Tarawn’ın Hats’ekk adlı yerindendi. St. Gregory’nin ailesinden Saint Nerses tarafından büyütülüp eğitilmişti. Nerses ölünce sarayda bir süre arşivci olarak görev yaptıktan sonra dünyevi meşguliyeti bırakıp St. Nerses gibi inancı öğretme yolunu benimseyerek bu amaçla çeşitli eyaletleri dolaşmıştı. Misyoner faaliyetin dayattığı okumak ve çevirmek gereksinimidir ki onu Nerses’in oğlu Sahak’la işbirliği içinde Ermeni diline bir alfabe vermeye yöneltmişti.

Khorene’nin yazdığına göre Mesrop misyoner faaliyeti sırasında başka dillere de alfabeler yapmıştır (Bk. Khorene, a.g.e., s. 321-24).  

Ermeni literatürü M.S. 5. yüzyılda bir alfabe benimsenmesiyle ve Ermenice’nin ilk kez yazı dili olarak kullanılmasıyla başlar. O tarihte Hristiyanlık-öncesine ait sözlü literatürden yaşayabilen çok az şey vardı ve daha çok dinsel olan bu sözlü literatür de M.S. 5. yüzyıl yazarlarınca kayda geçirilmiştir. Bu döneme ait çeviriler var bir de. Örneğin St. Mesrop ile öğrencileri Ekeleatslı John ve Palinli Joseph tarafından Tevrat ve İncil, 6. ve 7. yüzyıllarda ise başka kişilerce bazı Yunan felsefe çalışmaları Ermenice’ye tercüme edilmişlerdir.

Ermenistan, M.S. 5. yüzyıldan itibaren dikkate değer hayli tarihçi çıkarmıştır. History adlı eserin yazarı Agathangelus, Ermenistan’ın ilk Hristiyan kralı Tridates’in sekreteriydi. Agathangelos, St. Gregory’nin Ermenistan’ı Hristiyanlığa çevirişini yazdı. Lazar Parpetsi, onu ilk Ermeni (Ermenistan) tarihçisi olarak tanımlar. O’nun verdiği sıraya göre ikincisi de Pawtos Buzand (Faustos Buzandatsi)’dır. Buzandatsi (Buzandaran), M.S. 387 yılına kadarki Ermenistan tarihini, Hristiyanlık ile İran dini arasında 4. yüzyılda yeralan çatışmaları işler. Üçüncü Ermenistan tarihçisi Lazar Parpet’si’dir. Kendi tarihine P. Buzand’ın bıraktığı yerden başlayan L. Parpetsi, kitabını Mamikonlar’a adar, özel olarak Mamikon Evi’nin tarihini yazar. 485 yılına kadarki tarihin işlendiği bu kitapta Sasaniler’e karşı patlak veren 450/1 Vardan Mamakonian isyanı (Avarayr Savaşı) da anlatılır. Lazar Parpetsi’nin eserinin 5. yüzyıla ait olduğu söylenmektedir.

Parpetsi’yi Elişe izler. Bir rahip olan ve sonraları bir heretik olup inzivaya çekilen Saint Elishe’nin yazdığı  History Of Vardan And Armenian War adlı eserin konusu da, adı üzerinde, 450/1 Vardan Mamikonyan isyanıdır.

Böylece Vardan isyanının tarihi hem Lazar hem de Elişe tarafından işlenir. Thomas Artsruni’ye göre Elişe bu kitabını Saint Vardan’ın emriyle yazmıştır (Bk. T. Artsruni, a.g.e., s. 147).

Kayserili Eusebius’un Chronicle ve/veya Ecclesiastical History adlı kitabı da anılmak zorunda. Ardından Bagratidler’in bir rahibi olan Sebeos’un 661 yılında yazdığı Sasani-Bizans savaşlarını ve Vardan adlı bir başkasının (Vardan Mamikonyan değil) öncülük ettiği 572 Ermenistan isyanını konu alan The Primary History veya Primary History Of Armenia (History Of Heraclius’un giriş kısmıdır) adlı eseri gelir.

Yaşayabilen Ermeni sözlü geleneğini kayda geçiren ve geleneksel olarak Ermeni literatürünün babası olarak kabul edilen ünlü Moses Khorene’nin yaşadığı ve yazdığı çağ ise tarışmalı. 5., 7. veya 9. yüzyıl diyenler mevcut. Khorene kendisini bir 5. yüzyıl bilgini olarak sunarsa da, O’nun kitabını çeviren Robert W. Thomson bu eserin aslında M.S. 8. Yüzyılın ilk yarısına ait olduğunu ortaya koyar. O’nun kitabı İskender döneminden M.S. 5./8. yüzyıla kadarki Ermenistan tarihi için önemli bir kaynaktır. Bu eserde Ermeniler’in (esasen soylu Ermeni ailelerinin) orijinine ilişkin eski rivayetler ve gelenekler de anlatılır.

Moses Khorenatsi’nin adındaki Khorenatsi nisbesi Khorenli demektir. Ama bu adı taşıyan bir yer bilinmiyor. O’nun Erzurumlu olduğunu tahmin edenler var. Thomson’un dikkat çektiği gibi, M. Khorene, Mamikonyan karşıtı biriydi. Kitabını Sahak Bagratuni’nin (Patrik St. Sahak) talebiyle yazar ve ona adar. Bu kitapta asıl amacı Bagrat ailesini yüceltmektir. Böylece Khorene, Ermenistan tarihini kendince adeta yeniden kurar.

Khorene’nin kitabının Mamikon-Bagratid rekabetinin henüz kesin olarak çözülemediği M.S. 8. Yüzyılın ilk yarısına ait olduğuna işaret eden R. W. Thomson’un dikkat çektiği gibi, politik nedenlerle Bagratlar böyle bir kitaba ihtiyaç duydular. Bagratlar’la Mamikonlar arasındaki üstünlük mücadelesinde ancak Emeviler’in son dönemindedir ki, Bagratlar üstünlüğü ele geçirir ve Khorene’nin kitabı da bu döneme rastlıyor gibi. Bu mücadelede Mamikonlar genelde Bizans’ın, Bagratlar ise Abbasiler’in tarafını tuttular.

Kendi kitabıyla ayrı bir tarih geleneği yaratan Khorene, bu eserini Mar Abbas Katina’nın yazdıklarına dayandırır. Ermenolog Markwart’a göre bu adamın tam adı Abbas Mar Ya’qob olup Mtsurn (Mtsurk, Mcurnac)’lu Süryani bir filozof ve yazardır. Bir monofizit olduğu söylenen Mar Abbas’ı M.S. 708’de Edessa papazı olarak görüyoruz.

Yukarıda sayılan isimlerden Agathangelos, Faustos, Lazar, Elişe ve Moses Khorenatsi’nin kitapları Ermenistan’ın en başta gelen klasikleri olarak tanımlanıyor.

Kuşkusuz daha başka Ermeni tarihçileri de var: Ermeni alfabesinin mucidi olarak kabul edilen St. Mesrop (Mashtots)’un hayatını yazmış olan Koriun bunlardan biridir. 8. yüzyılda Araplar’ın Ermenistan zaptının tarihini yazmış olan rahip Levond, 9. Yüzyıl Ermeni tarihini işleyen John Catholicos (History) ve Aram Ter-Ghevondian (Arap Emirates In Bagratid Armenia), Vaspurakan prensi Grigor’un talebiyle M.S. 900 yılı dolayında özel olarak Artsruni Evi (Vaspurakan Prensliği)’nin tarihini yazmış olan Thomas Artsruni ve Taron’lu Stephen Asolik (M.S. 1000) gibi.

Leontius, Aristaces, kronikçi Urfalı Matthew, Siwnik’te yüzlerce yıl egemen olmuş Orbelian’ların tarihini yazan Stephen Orbelian (11. Yüzyıl), Cyriacus, 10. yüzyıldan 13. yüzyıla kadarki döneme ilişkin değerli bilgiler sağlayan Vardan Vardapet (Areveltsi), Klikya Ermenistanı tarihini yazan Smbat Sparapet, Moses Kal., Adontz, Toumanoff, Garsoian, R. Grouset, Moses Daskhuranatsi vd  gibi adları da anmak gerekir.

Ermenistan tarihi konusunda geç Ermeni tarihçilerinin kaynak olarak sıkça referans verdikleri Ferdinand Justi (Namenbuch) ve Hübschmann’nın (Grammatic) çalışmalarını da konuya ilgi duyanları düşünerek anımsatmak da yarar var.

 

Ermenistan’da Din

Ermenistan, bu adı aldığı tarihten, hatta daha gerilerden beri İran nüfuzuna girdi. M.Ö. 6. Yüzyılda Medler’den başlayarak ülkede İran hakimiyeti kuruldu. Ardından yine İrani bir güç olan Akamenidler’in bir eyaletine dönüştü. İran hakimiyeti İskender istilası ve Akamenid yıkılışı ile kesintiye uğrasa da, orijinde İrani ya da değil, ama İran’da yükselen ve İran dili ve kültürünü benimseyen Partlar ve Sasaniler çağında da Ermenistan’da İran hakimiyeti varoldu. Kapadokya, Commagene ve Pontus gibi, Ermenistan da güçlü bir İran etkisi altında oldu. Bu etki başka alanlarda olduğu gibi Ermenistan’ın Hristiyanlık öncesi inançlarında da açıkça görülür.

Ermenistan’ın Hristiyanlık öncesi inançları İran Zerdüşt dinine yakındı.

İran’ın en büyük tanrısı olan ve Yunanlılar’daki Zeus’a karşılık düşen Ahura Mazda (Hürmüz), Ermenistan’da Aramaz(d) adı altında varoldu. Tiflis’teki Armazi kenti adını ondan almaktadır. Gürcüler’in atası Kartlos kültünün yerini alan Armazi, Gürcü paganizminin de baş tanrısına dönüştü.

Hint-İran’i savaş tanrısı Verethragna/Vrtrahan’nın Ermenice formu ise Vahagn idi. Ermenistan paganizminin Heracles (Herkül)’i olan Kral Vahagn’a tapımın  merkezi Taron (Muş)’un kutsal Ashtishat/Aştişat kentiydi. Kirzioğluna göre, Aşti-şat, Aştarte-şadı/sevinci demektir. Ermenistan’daki Vahevuni Evi ve prensliği geleneğe göre Vahagn’ın soyundandı. Bir tapınak-devlet olan Aştişat kentini yüksek rahipler sıfatıyla Vahuniler yönetiyordu ve bu kentte vaktiyle bir Vahagn Tapınağı da vardı.

Ermenistan tanrılarından biri de, orijinde yine bir İran tanrısı olup sonraları Sirus yıldızı, Apollo ve Hermes ile özdeşleştirilen Ahura Mazda’nın meleği bilgi-sanat tanrısı Tir (Tishtrya)’di. Birkaç Ermenistan kralı (Tiridates gibi) adlarını ondan alırlar.

Ermeniler’in anası sayılan İran’ın Diana’sı tanrıça Anahita’yı da anmak gerekir. Bir İran ve Ermenistan tanrıçası olan ve Ahura Mazda’nın kızı gibi görülen Anahit, Yunan mitolojisindeki Afrodit’e veya Artemis’e karşılık düşer. Ani (modern Kemah, Akilisene) ve Armavir’de tapınakları vardı. Erzincan’a yakın Sadagh (Satala) adlı yerde Anahit’in bronzdan yapılma başı bulundu. Taron’da Mut’a yakın kutsal ormanda Anahit’e adanmış bir tapınak vardı.

Bir diğer İran orijinli Ermenistan kültü de başlangıçta Ahura Mazda’nın yanında bir tür melek olarak tasavvur edilmiş olan ışık tanrısı Mithra (Buzrg Mihr, Büyük Mithra)’ydı.

Yunan dünyasındaki Afrodite’nin dengi Astlik ve Athena’nın dengi Nane varlardı bir de.

(Bk. M. Khorene, Adontz, Toumanoff ve D. M. Lang’ın eserleri).

Moses Khorene, Ermenistan panteonuna da giren yukardaki İran kültlerinin Yunan dünyasındaki karşılıklarını bu şekilde  vermektedir.

Yinelersek:

Anahit (Artemis), Vahagn (Heracles), Tir (Apollo), Aramazd (Zeus), Nane (Athena), Mihr (Hephaistos) ve Astlik (Aphrodite).

(Bk. Moses Khorene, a.g.e., Thomson’un dipnotu, s. 149).

Strabo, Ermeniler’in İranlılar’dan aldıkları tanrılar ve tanrıçalar onuruna başta Acilisene olmak üzere çeşitli yerlerde tapınaklar yaptıklarını, Anaitis adlı tanrıçaya köleler (erkek ve dişi) kurban ettiklerini yazmaktadır. O’nun anlattığına göre en yüksek rutbeli kişiler kendi bakire kızlarını bu tanrıçaya verirlerdi ve bu kızların Anaitis Tapınağı’nda uzun süre fuhuş yaptıktan sonra evlilikten menedilmesi adetti (Bk. Geography Of Strabo, s. 273-75).

Strabo’nun bu dedikleriyle Heredot’un Lidyalı kadınlar hakkında söyledikleri arasındaki çarpıcı paralellik dikkat çekmektedir. Bu durum bir Acilisene-Lidya bağına işaret eder gibidir.

Ani (Hani) ve Kemah adlarının Anahit adından geldikleri düşünülüyor.

Zerdüşt dininin önemli bir özelliği ateşi kutsal sayması ve ateşe tapımdı. Ermeniler arasında da yaygındı bu. M. Khorene, Bagavan’da bir ateş-tapınağından sözeder. Sasan oğlu Ardaşir’in buyruğuyla burada sürekli kutsal ateş yandı. Başka bazı yerlerde de bu tapınaklardan varlardı.

Kısacası Ermenistan Hristiyanlık öncesinde pagandı. Kırlarda ve kentlerde (Ashtishat, Acesilene, Bagavan, vd) çok sayıda tapınak vardı ve Hristiyanlık benimsendikten sonra bu eski kutsal yerlere ve onlara ait mülklere kiliseler elkoydu.

Ermenistan’da İran ve Yunan dünyasından alınma evrensel tanrıların yanında kökleri yine Hristiyanlık öncesi döneme uzanan yerli (lokal) tanrılar, kültler ve festivaller de vardı.

Ermenistan’da su ve ateş, kardeş-bacı sayılırlardı. Su eril, ateş dişildi. Ülkedeki pek çok dağ zirvesi, ırmak, göl ve kaynak kutsaldı. Pagan su-festivali yapılırdı. Fırat Nehri’ne atlar kurban edilirdi. Ayrıca ağaca, güneşe, aya ve yıldızlara tapılırdı. Örneğin Armavir’de güneş ve ay tapınağı vardı. Xenophon’un aktardığına göre güneşe de atlar kurban edilirdi. Antik Ermenistan inançlarında şeytan ruhlar, yedi-başlı ejderler ve canavarlar vardır (Bk. D. M. Lang, a.g.e).

Pagan dönem Ermenistan panteonunda adlarına Ermeni tarih geleneğindeki şecerede rastladığımız önde gelen başka lokal tanrılar da vardı. 

Örneğin, Ermeni geleneğinde Ermeniler’in ilk isim babası ve atası olarak gösterilen Hayk,  başlangıçta, yani paganizm peryodunda, kendisine tanrısal veya yarı-tanrısal kutsal nitelikler atfedilen bir tanrı ya da külttür. Şecerede pagan Ermenistanı panteonuna ait bir isimdir. Paganizm peryodunun bir kalıntısıdır.

Şecerede korunmuş olan pagan Ermenistan’ı panteonuna ait bir diğer tanrı ise Angle (Tork, Tork-Angle)’dir. Angle (Angl)’ın merkezi Sophene’nin başkenti Angl (modern Eğil) idi. Tevrat’ın Ermenice versiyonunda, Toumanoff’un aktardığına göre,  Angl-Nergel (Nergal) özdeşliği kurulmaktadır. Nergal (Nergel), bir Sümer-Akad tanrısıydı. Buna göre pagan dönemin Ermeni veya Ermenistan tanrılarından Angl (Angle), Sümer ve Akadlar’daki Nergal’in bir eşi ya da karşılığıydı. Nergal, savaş ve ölü tanrısıydı. Angle’ın paganizm döneminde Ermeni panteonuna dahil bir tanrı olduğu ve ona bir tanrı olarak tapıldığı Primary History’de kaydedilmektedir.

Tork-Angl adındaki Tork ise, Toumanoff’a göre Anadolu’nun bereket/verim veya bitki/tarım tanrısı Tarku (Tarhu)’dur. Toumanoff, Tarku (Tarhu)’nun Hayasa-Ermenileri’nin yeraltı dünyası tanrısı olduğunu yazmaktadır.

Ermenistan paganizmine ait bir diğer tanrı da Ara’dır. Toumanoff’a göre Plato’nun Republic adlı eserinde Er şekli altında görünen bu tanrı, Asyatik Aras (Attys)’ın Ermeni versiyonu idi.

Semiramis ise, Cybele’nin bir anısıydı.

Yukarıda sayılanlardan Angl (Tarhu) ve Ara (Aras, Attys, Er) ikilisi bence eski Ermenistan dini ve panteonunda oldukça önemli idiler.

Hayk, Angle-Tork, Ara ve Vahagn gibi isimlere Ermeni tarih geleneğindeki şecerede (ilk/erken Ermeni krallarının şeceresi) rastlıyoruz. İzleri bu gelenekte korunmuş. Aynı şecerede bu türden mitolojik figürlerin yanında, Toumanoff’un işaret ettiği gibi, bazı Urartu, İskit, Orontid ve Artaxid kralları ile çeşitli aşiretlerin isim babası olan kişiliklerin de adlarına rastlıyoruz. Yani şecerede, Ermenistan kralları veya onların ailelerine mensup kişilikler gibi sunulan pagan döneme ait bazı tanrılar da var. Toumanoff’a göre bu durum Hristiyanlık-öncesi Ermenistan’ında, yani paganizm aşamasında kralların ve prenslerin tanrı-soylu olduklarını iddia ettiklerine ve kral kültüne işarettir. Şecerede bazı tarihsel kralların da isimleri var. İlk Urartu (Urashtu, Van) kralına referans gibi görünen Aramu adı bu türdendir (Bk. Toumanoff, a.g.e., s. 109).

Toumanoff, din değişimine paralel olarak Ermeni tarih geleneğinde ortaya çıkan değişmelere, daha doğrusu revizyonlara  dikkat çekmekte, böylece Ermeni geleneğini irdelerken bu olgunun gözönünde bulundurulması konusunda haklı olarak uyarmaktadır.

Ermenistan’da Hristiyanlık benimsendikten sonra başkaları gibi Ermeniler de, yeni dinin etkisiyle pagan döneme ait gelenekleri değiştirip Tevrat’a ve yeni dine uyumlu hale sokmaya çalışmışlar. Böylece örneğin Hayk’a ve Angl’a atfedilen tanrısal nitelikler atılmış, pagan yönler yontulmuştur. Buna rağmen Hayk,  Angle, Vahagn ve Ara gibi pagan peryoda ait kültlerden bazılarının adları şecerede korunabilmiştir. Ama sözgelimi Hayk, Hristiyan Ermenistan’ın tarih geleneğinde sadece bir kahraman ve Togorma’nın oğlu gibi sunulur. O’nun kutsal orijininden veya tanrısallığından söz edilmez artık (Bk. Tomanoff, a.g.e.).

Sayfalar
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29

Pazartesi, 23 Haziran 2008 10:13 tarihinde güncellendi