Dersim İnancı RAA HAQ![]() Sevgili Hüseyin Çakmak’ın Dersim inancı Raa Haq’a ilişkin yaptığı bu değerli çalışma daha önce Munzur Der... Devamını Oku.. |
Munzur Dağlarında Yüreğim Asıldı![]() Bizim doğduğumuz topraklarda ateşe su dökülmez! Günahtır: Suyun canı acır bu yüzden ateş toprağa gömülür. Biz ağaçları da kutsal biliriz, taşı toprağı... Devamını Oku.. |
Marsilya'da Dersimli Bir Ermeni... 1938-1986![]() Davut Kurun 1986 yılının sacak bir yaz akşamı Chambery L”hout taki evimin balkonunda cay içerken telefonum çaldı. Aynı mahalede otura... Devamını Oku.. |
Dersim 38’in canlı tanığı Hüseyin Kaya anlattı![]() Elif Orhan "Erzincan düzünde Pülümür’ün birçok köyünden getirilen sürgünlerin meydana getirdiği mahşeri kal... Devamını Oku.. |
Seyit Rıza: Bir İnsanın Portresi![]() Av-Hüseyin Aygün Dersimliler, 72 yıl sonra bugün, Seyit Rıza'nın idam sehpasında söylediği sözleri, -sanki tarih hiç değişmemiş gibi- a... Devamını Oku.. |
ALEVİ ÇALIŞTAYI RAPORU![]() AKP tarafından 2009 yılında başlatılan "Alevi Çalıştayı"nın ardından hazırlanan Ön Rapor geçitğimiz haftalarda hükümet tarafından yayımlandı. Ale... Devamını Oku.. |
| Dersim Tarihi Sayfa 5 |
|
|
|
| Yazar Webmaster |
| Pazartesi, 23 Haziran 2008 09:24 |
|
Akamenidler (Persler) Med kralı Astyages döneminde, Persler, Cyrus (Kurus) adlı birinin öncülüğünde Med yönetimine karşı özgürlük için ayaklandılar. Medler’i yenilgiye uğratıp kendilerini özgürleştirdikleri gibi, bu tarihten sonra Asya’nın egemeni olmak için de savaştılar. Bu hedefe varmada önlerindeki en büyük rakip Croesus’un Lidya’sı idi. Lidya’yı da yenilgiye uğrattıktan sonradır ki, Akamenidler Heredot’un deyişiyle tüm Asya’nın egemeni haline geldiler. Akamenid imparatorluğunun temellerini atan Kurus’un fetihleri oldu. Oğlu Kambises, imparatorluğu daha da genişletti. Cambrıdge Ancient History (IV. cilt)‘de de dikkat çekildiği gibi, bu denli hızlı fetihler örneğine sadece İskender’in fetihlerinde ve İslam’ın Muhammed’den hemen sonraki döneminde rastlanır. Çünkü Akamenid imparatorluğu tek bir kuşaklık sürede birbirini izleyen seri fetihlerle yaratıldı. Asıl Yunanistan’a dek uzanan bu fetihlerle Medya, Babil, Lidya ve Mısır gibi dört büyük devlet ortadan kalktı. İran-Yunan düellosu, Doğu-Batı çatışmasının başlangıcı değilse de, bu çatışmanın tarihinde ayrıntılı olarak bilinebilen ilk evredir. Yunanistan’da uygarlığın yükselişi, Grek devletlerinin politik ve ticari gelişmesi de kabaca bu döneme rastlar. İran savaşlarında Yunanlılar’ın zaferinden sonradır ki, Yunanistan, en büyük çağına, dünya tarihi bakımından da büyük önem taşıyan kendisinin düşünce ve sanat tarihindeki başarıları dönemine girdi.
Kurus’a ilişkin efsane Heredot’un Birinci kitabında anlatılmaktadır. Hem Dahak ve Kawa’nın kimlikleri, hem de Kürtler’in orijini (Kürtler’in Dahak’ın zulmünden dağlara kaçırılan insanların soyundan geldiklerini söyleyen Şerefname’deki rivayet) bakımından önemli görünen bu efsaneyi özetlemek gereğini duydum. Efsanelerdeki Dahak (Azhidahak, Zahak)’ın Med kralı Astyages olduğu ya da olabileceği şeklinde bir görüş zaten mevcuttur. William Jones’e göre İran destanındaki Kawa da, Astyages’i deviren Kurus (Cyrus)’a tekabül eder. Bu görüşler dikkate değerdir. Bunlara ek olarak, Şerefhan’ın aktardığı rivayette Kurus’a ve ona ilişkin öyküdeki olaylara ve karekterlere (Astyages, Mandane, Harpagus ve kendisine eti yedirtilen oğlu, Kurus’u yaşadıkları dağlara götürüp evlat edinen Mitradates ve eşi Spax, omuzlarından yaralanan çocuk, vd gibi) bazı referanslar bulunduğunu düşünüyorum. Şerefhan’ın ‘çok-topluluklu’ (Şerefname’de dil, gelenek ve sosyal durumlarına göre dört büyük topluluk olarak Kurmanç, Lor, Kelhur ve Goran öğeleri sayılır. Bk. Şerefname, s. 20) dediği ve Kürtler’in orijinine ilişkin birbirini tutmayan çeşitli rivayetlerden sadece biri olduğunu belirttiği bir rivayete göre: ‘‘Kürtler, beyinlerinin alınıp Dahhak (Bivrasb)’ın iki omuzu üzerinde meydana gelen kansere benzer bir çıbana sürülmesi için öldürülmekten, boğazlanmaktan, başları kesilmekten kaçarak dağlara ve engin yerlere dağılan insanların soyundan gelmişlerdir. Dahhak, Bişdadiler’in büyük hükümdar Cemşit’ten sonra İran ve Turan tahtına oturup ülkelere tasallut eden beşinci hükümdarıydı; o kadar Allah’tan korkmaz ve sakınmaz ceberrut ve haddini aşmış bir hükümdardı ki, bu yüzden bazı tarihçiler, şiddet ve ceberrutundan ötürü tarihte Şeddad sanıyla ün yapan hükümdarın ta kendisi olduğunu öne sürmüşlerdir...Bu hükümdarın yaradılışındaki ceberrut ve aşırı şiddete rağmen, yüce Allah kendisini, iki ejderha ve yılanın başına benzer iki kemiğin çıkmasıyla müptela kıldı; bu, hekimler tarafından kanser denilen bir hastalıktı. Bu garip hastalıktan, yakalandığı acı ve ıstırap nöbetlerinden dolayı, Dahhak’ın rahatı iyice kaçtı. Ayrıca, bu hastalığı iyileştirmeye girişen ve tedavisini üzerine alan hünerli tabipler ve mütehassıs hekimler de, bu uğurda olanca çabalarını harcamalarına rağmen, çaresizlik içinde kaldılar. Nihayet günün birinde mel’un şeytan, Dahhak’ı muayene etmek ve ona iyileştirici bir ilaç salık vermek isteyen bir tabip kılığında çıkageldi. Bu tabip Dahhak’la karşılaşır karşılaşmaz,‘senin iyileşmen, bu kanserli çıban başına genç insanoğullarının beyinlerinin sürülmesine bağlıdır‘ dedi. Esef edilecek durum, yöneticilerin de bu mel’unun öğüdüne uygun olarak hareket etmeleri oldu. Rastlantı olarak acı durdu, ıstırap da tamamen hafifledi. Kansere beyin sürüldükçe hasta kendisini iyi hissediyordu artık. Bunun üzerine işbaşındaki yetkililer, günde iki kişinin öldürülmesine ve beyinlerinin alınarak kansere...sürülmesine karar verdiler. Bu durum...bir süre devam etti. Sonunda günde iki kişiyi öldürüp beyinlerini almakla görevli adamın gönlü iğrendi,...günde bir kişi öldürmekle yetinmeye, onun beynine bir kuzu beynini eklemeye ve öbür kişiyi gizlice serbest bırakıp, kendisine şehir ve meskun yerleri terketmesini, insanoğlunun izlerinden hali bulunan dağları ve engin yerleri yurt edinmesini tenbih etmeye karar verdi. Bu insancıl davranış, yani her gün bir kişinin serbest bırakılması, meskun olmayan arazideki bir alanda, birçok diyalekt konuşan ve çeşitli topluluklardan gelen (yani başlıca toplulukların adlarıyla Kurmanç, Lor, Kelhur ve Goran; S. C) insanoğullarından büyük bir topluluğun meydana gelmesine yolaçtı. Bunlar evlendiler ve ürediler; sonunda çocukları ve torunları bütün o geniş yöreleri doldurdular ve bütün bu insanlara ‘Kürt‘ adı verildi’’ (Şeref Han, Şerefname-Kürt Tarihi, 1597, Hasat Y., 3. Baskı, M. E. Bozarslan çevirisi, s. 17-19). Meraklı okuyucuya Dahak ve Kawa öykülerini ve aktardığımız rivayetin çok orijinli olduklarına dikkat çektiği ‘Kürtler’in orijini konusunda yukarda söylenlenlerle şimdi anlatacağım Kurus’un öyküsünü karşılaştırmayı öneriyorum. Heredot’un aktardığı efsane özetle şudur: Son Med kralı Astyages’in zamanıydı. Astyages’in Mandane adında bir kızı vardı (Astyages soylu olduğu söylenen Manda-Mandakuni adlarının orijini, belki Heredot’ta Medler’e adını verdiği söylenen kadın da geçekte bu kızdır, S. C). Rüyasında kızı Mandane’den çıkan suyun kendi kentini ve tüm Asya’yı su altında bıraktığını gören Astyages, bu rüyayı Magiler’e yorumlattı. Onların dediklerini oldukça ürkütücü bulan Astyages, bu kızı bir Pers olan Cambyses’le evlendirdi (Xenophon’da Cambyses bir Pers kralıdır, SC). Bu evliliğin birinci yılında Astyages bir rüya daha gördü. Bu defa da kızı Mandane’den çıkan bir bitki tüm Asya’yı sarıyordu. Yine Magiler’e (rüya yorumcularına) danıştı. Kendi evine gelen kızını gözetim altında tuttu. Niyeti bu kızın doğuracağı çocuğu öldürmekti. Çünkü rüyasını yorumlayan Magiler, bu kızdan doğacak çocuğun (soyun) yönetimi kendisinden alacağını söylemişlerdi ona ve o da bunu engellemek için doğacak çocuğu öldürtmeye karar vermişti. Nihayet, beklenen doğum oldu. Mandane’den doğan çocuk, ilerde Astyages’i devirecek olan Kurus (Cyrus) idi. Astyages, bu çocuğu (Kurus), kendisine sadık Harpagus adlı bir Med’e teslim etmiş, evine götürüp öldürmesini tenbihlemişti. Harpagus, Kurus’u alıp kendi evine götürdü, ama öldürmedi. ‘Öldüreceklerse kendileri öldürsünler’ diye düşünüp, Kurus’u Astyages’in adamlarından Mitradates adında birine verdi ve ona “Astyages‘in emridir, bu çocuğu dağlarda ücra bir yere bırak ki ölsün, çocuk ölmezse sen cezalandırılacaksın!“ dedi. Mitradates, bir köleydi. Astyages’in sürülerine bakan bir çobandı. Dağlarda yaşıyordu. Spako adındaki karısı da kendisi gibi bir köleydi. Spax (Spako) sözcüğü Med dilinde köpek (Yunanca’da Cyno) demektir. Bu karı-koca Agbatana kuzeyinde (Karadeniz’e doğru olan bir yerde), otlaklarda oturuyorlardı. Burası Saspirler’in yanıbaşında, dağlık, yüksek bir yerdi (çevirene göre kast edilen Medya’nın kuzey-batısı, yani Azerbaycan’dır. SC). Kurus’u seven Mitradates’in karısı Spax, tam o sıra ölü bir çocuk doğurmuştu. Kocasını ikna edip gerçekte Med Mandane ile Pers Cambyses çiftinin oğlu olan Kurus’u korudu. Bu çocuğun adı başlangıçta Kurus değildi, ona bu adı verenler onu evlat edinen bu karı-koca oldu. O’nu kendi çocukları olarak tanıtıp, öz çocuklarının ölüsünü de Harpagus’a Kurus diye teslim ettiler ve gömdüler. Kurus büyüdü. Daha on yaşında bir çocukken bile yaşıtlarıyla oyunda kral rolü verilirdi ona. Bir gün kendi arkadaşlarına bir Med soylusu olan Artembares’in oğlunu dövdürttü. Kurus’un bu arkadaşları Artembares’in oğlunun omuzlarını yaralamışlardı. Artembares’in şikayeti üzerine, bu çocuğun kim olduğu merak edildi. Med kralı Astyages’in emri üzerine Mitradates Kurus’u getirdi. Astyages Kurus’a soylu arkadaşı Artembares’in oğluna yaptığının nedenini sordu. Kurus’un yanıtı, ‘‘Ben ne yaptıysam adilce yaptım. Köyümüzün çocukları beni kral seçmişti. Ben de emirler verdim onlara. Hepsi uydu, o çocuk uymadığı için cezalandırıldı’’ şeklindeydi. Astyages, Kurus’un konuşma tarzından huylandı. O‘nun kendi torunu, yani kızı Mandane’nin oğlu olabileceğinden kuşkulandı ve Mitradates’i sorgulamaya başladı. Korkuya kapılan Mithradates, en sonunda gerçeği ifşa etti ve af diledi. Bu olaya çok kızan Astyages, olan bitenden sorumlu tuttuğu Harpagus’u cezalandırdı. Harpagus’un 13 yaşındaki oğlunu boğazlattı, pişirtti ve ceza olarak babası Harpagus’a yedirtti. Ardından ona yediği şeyin kendi oğlunun eti olduğunu açıkladı. Sonra da Magiler’i çağırıp durumu anlattı ve Kurus sağ kalırsa neler olabileceğini sordu. Onlar da, “Bu çocuk kendi köyünün çocuklarınca bir kez kral seçildiğine göre, ikinci kez kıral-mıral olmaz! Rüyanız bu biçim altında zaten gerçekleşmiş oluyor. Korkulacak bir şey yok!“ dediler. Bu açıklama Astyages’i artık kendi krallığının Kurus aracılığıyla başka bir ulusa (Persler’e) geçme tehlikesi kalmadığına ikna etti. Bunun üzerine torunu Kurus’u öldürmekten vazgeçip, onu Persler’e, anne ve babasına gönderdi. Kurus’u öldü bilen anne ve babası neler olup bittiğini öğrendiler ve Kurus’un sağ olarak dönüşüne sevindiler. Kurus’a ilişkin efsanenin başlangıcı böyledir. Sonrası ise, Harpagus ve Kurus önderliğindeki bir Med-Pers ortak ayaklanmasıyla Med kralı Astyages’in devrilmesi, yani efsanedeki korkulan rüyanın gerçekleşmesidir. Böylece Lidya ile barıştan sonra genişlemenin durduğu bir aralıkta, benzer koşullarda sıkça tanık olunan şekilde, Med imparatorluğunda daha önce Astyages’in bir vasalı olan Kurus çıkar tahta. Korkulan Rüya Gerçekleşiyor (Astyages’i Deviren İsyan ve Med Yönetiminin Sonu) Kurus artık büyümüştü. Astyages tarafından kendisine çocuğunun eti yedirtilen ve kendisi de bir Med olan Harpagus, intikam için zamanın geldiğini düşündü ve bu amaçla Kurus’la ittifaka girdi. Dahası, isyanı planlayan ve Kurus’a yol gösteren de aslında oydu. Med soylularını bu isyana katılmaya ve Kurus’un yönetimine girmeye de o ikna etti. Heredot’un anlatımına dayanarak Astyages’i deviren isyanın gerçek önderinin Harpagus olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Efsanelerin Kawa’sı ile Harpagus arasında bazı paralellikler olduğu bile söylenebilir. Kurus’un yönetimi altına girmesi, belki de ihtiyaç duyduğu Pers desteğini başka türlü alamayacağı içindi. Kaldı ki, Kurus’un ve Kurus Evi’nin kimliği meselesi, O’nun iddia edildiği gibi bir Pers olup olmadığı henüz net değil. Akamenid Evi, M.Ö. 549’a dek sadece Anzan krallarının egemenlik alanıyla sınırlı bir bölgeyi yönetiyordu. Kurus, Cambrıdge Ancient History’e göre, kendi ailesinden ‘Anzan Kralı‘ ünvanı taşıyan en az dördüncü kişidir. Kurus evinden hiç bir yönetici, bu ünvanı kendi fetihleri sonucunda daha sonraları alan Kurus hariç, Pers veya Persia (Persiya) kralı diye bilinmez. Onlar Anzan krallarıdırlar. Anzan Krallığı ise Persiya dışındaydı. Eski bir kavram olan Anzan, hem bir kentin, hem de bir ülke ya da bölgenin adı olup, daima Elam ve Susa ile ilişkili olmuştur. Anzan krallarının başkenti Susa idi. Buna rağmen Anzan’ın yeri ve sınırları netçe bilinemiyor. Çeşitli teoriler var. Persiya’ya dahil olmadığı konusunda bir anlaşmazlık yok gibi. Bir teze göre Medya‘ya karşılık düşüyordu. Bu teoriyi ikna edici bulmayan Cambrıdge Ancient History’e göre de özellikle Susa ve çevresini kapsayan Güney Elam idi. Kurus’un ataları da, kendisi de Anzan Kralı ünvanını kullanmışlardır. ‘‘Eğer Anzan, Persiya dışında idiyse, Kurus’un da, ondan önceki Anzan kralları olan atalarının da Pers olmadıklarını düşünmek mümkündür. O taktirde Kurus, fetih yoluyla ilkin Persiya’nın, sonra da Babil’in kralı olmuştur. Ama bu, diğer kanıtlarla bağdaşmıyor. Çünkü sadece Grekler’e göre değil, Darius’a göre de Kurus, bir Pers’ti. Kendi Pers orijinine güçlü vurgular düşen Darius, Kurus’un oğlu Kambises’in kendi ailesinden olduğunu iddia ediyor.‘‘ (Cambrıdge Ancient History, vol. IV, s. 4). Aynı kaynak, buna rağmen soruların bulunduğuna işaret ederek, Kurus’un atası Teispes ile Darius’un atası Teispes’in kimliklerinin açık olmadığını belirtir. The World’s History (cilt III)’ye göre Kurus’un Akamenidler’le ilişkilendirilişi amaçlı görünüyor. Yani Pers olduğu kesin olan Darius’un Akamenidler’i krallığı kendileri için talep ettiler ve bunu meşrulaştırmak için de Kurus’la bir akrabalıkları olduğunu öne sürdüler. Tam da bu amaçladır ki, Kurus ve oğlu Kambises’i Persiya’nın meşru kralları gibi tanıttılar. Darius, Behistun’daki yazıtlarında kendi şeceresini Hystaspes, Arsames, Ariaramnes, Teispes ve Achaemenes olarak verir. Kurus da Babil’in zaptından hemen sonra yazdırdığı bir kaydında Kambises diye biriyle Teispes’i kendi ataları olarak gösterir, ama Achaemnes diye birinden hiç sözetmez. The World’s History’e göre büyük ihtimal iki aile arasında hiçbir ilişki yoktu, ama Darius’u Kurus oğlu Kambises’in meşru halefi olarak ortaya sürmek için bir akrabalık bulunduğu uyduruldu. Çünkü Kurus, Achaemnes adında bir atasından habersizdi. Ama sonraları diktirilen bir anıta aynı amaçla ‘Ben Akamenid kralı Cyrus‘ diye ona maledilen bir şeyler kazındı. Peki Kurus kimdi? Aynı kaynağa göre o da, dedesi ve babası gibi bir Anzan kralı idi ve onlar gibi kendisini Anzan Kralı olarak tarif ediyordu. Anzan’dan ise Sennacherib altında ayrı bir Med ülkesinin adı olarak sözedilir. Buna göre onun ayrı bir Medya ülkesi prensi sıfatıyla Astyages’in vasalı olduğu söylenebilir. Babil kralı Nabunaid de Kurus’u bu şekilde, yani büyük Medler‘in küçük bir vasalı olarak tanımlar. O’nun Anzan’a (Susiana’nın kendisi ya da civarında bir eyalettir) ait eyaletlerin sahibi olduğu tahmin edilebilir ki, bu durum, onunla büyük kral Astyages arasındaki aykırılığı da açıklar. Ama açıklanması gereken nasıl oldu da Kurus’un ayaklanması Persler’in zaferi anlamına geldi sorusudur. The World’s History’nin yanıtı özetle şudur: Astyages’i devirene kadar Babil kroniklerinin de tanıtladığı gibi Kurus kendisini Anzan kralı olarak tanımlamıştır. Astyages’i yıktıktan sonra ise İran (Parsu) Kralı der kendisine. Geleneğin de koyduğu gibi aslında Kurus kendi öz-amaçları için Persler’den yararlandı. Bu nedenle de onlar tarafından kendi liderleri gibi kabul gördü, öyle benimsendi. Bu kaynağa göre Persler’in eskiden Med krallarının tebaları mı olduğu, yoksa ilk kez şimdi mi Medya’daki mücadelelere aktif olarak katıldıkları da açık değil. Ama Kurus’un devirmek istediği Med kralına karşı henüz Med imparatorluğuna dahil olmayan Persler’in yardımını almaya çalıştığı yeterince açık gibi. Sonuç olarak Kurus, kendisi Pers mi değil mi sorununu bir yana bırakırsak, ancak Persler’in desteği sayesindedir ki Med kraliyet ailesini devirdi. O’nun devriminde ya da komplosunda Medler’in kendileri de yer aldı ve sonraları Persler’in yanısıra onlar da egemen halk konumunda oldular. Kendi devrimini destekleyen Persler’in yanısıra Medler’i de Doğu’nun yönetici halkı yapan Kurus’un başkenti en baştan beri Susa oldu ve onun devriminden sonra da Susa, Med-o-Pers imparatorluğunun başkenti olarak kaldı. Kurus, bu yolla kendisini Doğu üzerinde hakimiyet iddiası taşımış olan eski Elamitler’in mirasçısı olarak sundu. Bu imparatorlukta Persler’in yönetimini kuran ise Vistaspa oğlu Darius oldu. Ahura Mazda’nın peygamberi sıfatıyla ortaya çıkan Zerdüşt’e koruma veren Baktriya kralı da Vistaspa adını taşır. Heredot’tan özetlediğimiz öykü de Kurus’un en azından anne tarafından bir Med olduğunu bildirmektedir. Zaten Medler’in, Mardlar’ın ve diğer İranlı halkların katılması olmaksızın isyanın başarısı da olanaklı değildi. Kısacası, olgulara pek aldırış etmeyen resmi tarih kolaycılığının Pers damgasını vurduğu Astyages’i deviren isyan, Heredot’a ve öteki antik kaynaklara dayanarak diyebilirim ki, gerçekte en azından bir Med-Pers ortak isyanıydı. Buna Mardlar ve diğer İran halkları da iştirak etmiş ve Akamenidler’in resmi tarihlerce sadece Persler’e maledilen tüm başarılarında en az onlar kadar rol oynamışlardı. Bu başarılar sadece Persler’in değil, kollektif bir coğrafi kimlik olarak İran’ın ortak başarıları gibi görülmelidir bence. Kurus, Harpagus’un planını aynen uyguladı. Fars eyaletinin aşiret reislerini (aşiretlerini) kendi etrafında toplayıp isyana sürükledi. Heredot, Med Astyages’e karşı Kurus önderliğindeki bu isyana katılan aşiretlerin listesini de veriyor: Pasargadae (Akamenidler, Fars’ın en başta gelen bu aşiretinin bir klanı veya kabilesi idiler), Marafii ve Maspii aşiretleri (bunlar Fars’ın en başta gelen diğer iki aşireti idiler), yerleşik ve tarımcı olan Panthialaei, Derusiaei (bazı Heredot çevirilerinde Gedrosai diye geçer) ve Germanii (bugünkü Karmanlar olmalı) aşiretleri, göçebe ve hayvancı Dai, Mard (Mardi), Dropici, ve Sagartii aşiretleri (Bk. Heredotus, I. kitap, s. 163 ve 165). Heredot’un Pers (Fars) veya Persiya (İran) aşiretleri olarak saydığı yukarda adı geçen on aşiretin tümünün etnik Fars olduklarını sanmak yanlıştır. Bunun en açık örneği esasen bir Hazar kıyısı aşireti olan Mardlar’ın da Pers-Persia aşiretleri arasında sayılmasıdır. Minorsky’nin Kürdistan’a Doğu İran’dan gelen aşiretlere örnek olarak verdiği Sagartiler ise, Saka (İskit)’dır. Asıl Persia, Fars Eyaleti’ne tekabül eder. Ama İran denen coğrafyaya Farslar’ın egemen olmasının da katkısıyla, tüm yabancı dillerde Persia ve Persian terimleri geniş anlamda İran ve İranlı karşılığı olarak kullanılır. Tarih yazımında ve çevirilerde biraz da tarihçilerin kolaycılığa eğilimleri yüzünden İran’ın çok-uluslu gerçeğini ve Fars-olmayan etnik öğelerin İran tarhindeki rollerini gizleyen bu terminoloji her başarıyı etnik Farslar’a maleden ve fiilen Farslar’ın eritme siyasetine yardım eden türden bir etkene, resmi bir tarih bilincine dönüşmektedir. Asıl konumuza dönersek... Kurus’un başlattığı isyanı öğrenen Astyages, kendisine yaptıklarını unutarak, tüm Med ordusunu planından habersiz olduğu Harpagus’un kumandasına verdi. İki ordu karşı karşıya gelince Harpagus ve onu izleyenler derhal Kurus’un tarafına geçti. Ordunun Harpagus’a uymayan geri kalanı ise kaçtı ve dağıldı. Ortada Med ordusu kalmamıştı. Bu gelişmeler karşısında, kendisine Kurus‘un çocukken hakkını kullandığı ve artık kıral-mıral olmayacağını söyleyerek onu serbest bırakmasına neden olan Magiler’e çok kızmış bulunan Astyages, arta kalan Medler’i toplayıp bu kez bizzat kendisi Kurus’a karşı gitti. Ama yenildi ve esir düştü. Cambrıdge Ancient History’e göre bu olayın tarihi M.Ö. 549’dur. Efsanenin değindiği rüya Kurus’un tahta oturmasıyla gerçekleşmiş göründü. Astyages’le birlikte Med Krallığı da tarihe karıştı. Yanına gelen Harpagus onu aşağıladı, kendisine yaptıklarını hatırlattı. Bu sırada Astyages, Harpagus’un aptallığına işaret eden ve sonradan haklı görülecek olan şu yanıtı verdi ona: “Bunlar (isyan) senin işlerin, bunu biliyorum. Ama tahta neden bir Med değil de bir Pers çıkıyor? Neden kendin değil de, Kurus’u oturtuyorsun tahta ve Medler’i Persler’e köle ediyorsun?“ Astyages ölene dek hapis kaldı, hapiste öldü. Medler; Astyages’in zulmü, ona duydukları nefret yüzünden Kurus’un tarafına geçmiş, ama Kurus’un kimliği ne olursa olsun, bu yöneliş pratikte Pers hakimiyeti altına girmeleriyle noktalanmıştı. Medler’in bu olaydaki tutumlarından dolayı sonradan pişmanlık duyduklarını belirten Heredot, Darius döneminde (bir yazıta göre M.Ö. 520 yılında) yeralan ve başarısızlıkla sonuçlanan Persler’e karşı Med isyanına referans verir.
İran -Yunan Savaşları Akamenidler, Lidya’yı fethettikten sonradır ki, ilk kez Yunanlılar’la karşı karşıya geldiler. Heredot tarihinin esas ve merkezi konusu da Akamenid-Yunan savaşlarıdır. O’nun tarihi bu savaşın, daha doğrusu Doğu-Batı (Asya-Avrupa) savaşının nedenlerine ilişkin çeşitli rivayetleri aktarmakla başlar, Lidya ile sürer. Cambrıdge Ancient History, Lidya’nın yenilgisini M.Ö. 546 yılına yerleştirir. Burada bir noktaya ilişmeliyim: Med kralı Astyages, Lidya kralı Croesus’un bacısı (Alyattes’in kızı) Aryenis ile evliydi. Astyages’in Kurus’u doğuran kızı Mandane’nin annesi bu kadın mıdır? Bu konuda bir bilgiye rastlamadım. Astyages’in kaç kadınla evli olduğunu da bilmiyoruz. Bir ihtimalle Mandane, Croesus’un bacısından olmaydı. Kurus, Croesus’un kayın-biraderi Astyages’i devirmişti. Heredot’a göre Astyages’le akrabalığı Croesus’u intikama sevketmişti ve Kurus’a karşı harekete geçmesinde bunun da rolü vardı. Akamenid-Yunan savaşlarının tarihi Heredot’ta I., III., IV., VIII., ve IX. kitaplarda parça parça işlenir. Sık sık esas konusundan ayrılan ve uzun uzun başka şeyler anlatan Heredot, geri esas konusu olan Akamenid-Yunan savaşlarına döner. Kendi açıkladığı amacı Akamenid-Yunan savaşının tarihini yazmak olsa da, bunu yaparken sonuçta bir Yakın Doğu tarihi, hatta uygar dünya esas alınırsa, bir dünya tarihi yazar. Kurus, Massagetler’le savaşta öldürülür. Massagetler, bazı kaynaklarda Sakalar’ın Hazar Denizi ile Aral Gölü arasındaki kolu olarak görülür. Bu savaş sırasında Masagetler (Ma-Sag-et?)’in kraliçesi Tomyris, Kurus’a “Ey Medler’in kralı“ diye hitap eder. Üçüncü kitapta Kurus’un yerine geçmiş olan oğlu Cambyses (Kambises)’in Asya Grekler‘i de dahil olmak üzere kendine bağımlı uluslardan oluşturduğu bir orduyla Amasis üzerine yaptığı Mısır seferi anlatılır (M.Ö. 525). Sonunda Akamenidler Mısır’ı da zapteder.
Akamenidler’e Karşı Med İsyanı Kurus’un oğlu Kambises halen Mısır’da iken “iki Magi“ (iki Med) onun yönetimine karşı isyan ederler. Bu ikili kardeştirler. Heredot’ta onların Magi oluşuna yapılan vurgudan hareketle, onların özellikle Med rahipleri ya da dervişleri olan Magiler’e dayandıkları tahmin edilebilir. Hatta bu olayın ve ona önderlik eden ikilinin efsanelerdeki Zerdüşt ile bir ilgisi bile düşünülebilir. Bunlardan Patizeithes, Kambises tarafından kendi evinin bakımı ile görevlendirilmişti. Bu adam bir komplo ile tahta Kurus’un oğlu ve Kambises’in kardeşi Smerdis’e çok benzediği söylenen kendi kardeşini oturtmaya çalıştı. Üstelik tahta oturtmak istediği kendi kardeşinin adı da Smerdis’ti. Camb. Anc. History’de Smerdis’in adı Gaumata ve Bardes (Bardiya) olarak da veriliyor. İsyancı Magi, kendi kardeşi Smerdis’i kral ilan etti ve gerçek Smerdis’in ölümünün gizli tutulmasından yararlanıp tahta oturttuğu kendi kardeşinin Kurus’un oğlu Smerdis olduğunu iddia etti. Bu olay, aslında bir Magi (Med) isyanıydı. Kurus’un kimliği konusunda bir netlik bulunmadığına göre, tahta oturtulan Smerdis’in Kurus’un oğlu Smerdis’le aynı kişi olması (hatta Zerdüşt adıyla bildiğimiz kişilikle de ilişkili olması) imkansız değil. Bu konuda bir bölünme vardı. Magiler (Medler), O’nun Kurus’un oğlu Smerdis olduğunu, Persler ise tersini öne sürüyor ve gerçek Smerdis’in öldüğünü iddia ediyorlardı. Kendisi Mısır’da iken İran’da Magiler’in isyan ettiğini duyan Kambises, geri İran’a döndü. Ama hastalandı ve çok geçmeden öldü. O’nun M.Ö. 522’de Ecbatana’da öldüğü tahmin ediliyor. Yedi aydır İran’ı Smerdis adlı Magi (Med) yönetiyordu. İddiaya göre, Magi Smerdis’in yönetiminin sekizinci ayında, gerçek Smerdis’in karısı aracılığıyla onun kulaklarının kestirilmiş olduğu farkedilmiş ve kulaklı gerçek Smerdis olmadığı deşifre edilmiştir. Ama gerçek ne olursa olsun, Persler hariç herkes bu Smerdis’i sevmişti, O’nun yönetiminden hoşnuttu. Kambises öldüğünde Lidya başkenti Sardis’te Akamenidler’in satrapı Kurus’un atadığı Oroetes adında biriydi. İran’da Magiler yönetimi ele geçirdiğinde Persler’e yardım etmek şöyle dursun, Dascyleium’da yönetici olan iki Pers soylusunu, ayrıca Darius’un elçisini de öldürdü. Oroetes, öylesine güçlüydü ki, ona karşı açıktan ordu gönderemeyen Darius, her zamanki kurnaz ve komplocu meşrebine uygun olarak onu bir hile ile öldürttü ve köleleri de dahil ona ait herşeyi Susa’ya getirtti.
Yedi İranlı’nın Komplosu ve Magi Katliamı Kızı gerçek Smerdis’in karısı olduğu anlaşılan Otanes adlı soylu bir Magi’nin girişimiyle birbirine güvenen yedi önde gelen soylu bir komplo (darbe) hazırladılar. Heredot bunlara Yedi Persler diyor. Ben Yedi İranlı demeyi daha doğru buluyorum, çünkü bunların hepsi bir yana, çoğunluğunun etnik Pers olduğuna dahi inanmıyorum. Kaldı ki, Yediler hareketini başlatan Otanes’in kendisi de, bir Magi, yani Med’dir. Heredot, Yedi İranlı’nın adlarını Otanes, Aspathines, Gobryas, Intafrenes, Megabyzus, Hydarnes ve Darius olarak verir. Heredot tarihinin benim incelediğim baskısının İngilizce çevirmeni ise, Yediler’in adlarının Darius’un üç dilden yazdırdığı Behistun yazıtında, Vindapana, Utana, Gaubaruwa, Vidarna, Bagabukhsa, Ardumanis ve Darius’un kendisi şeklinde verildiğini not düşmektedir. Darius (Daryüs, Dara), gruba en son katılandır. Bu Yedi İranlı’nın kimlikleri, Kapadokya, Kommagene, Pontus ve Ermenistan’ı yüzlerce yıl yönetmiş olan kralların (hanedan evlerinin) kendi orijinlerini onlardan birine dayandırmaları nedeniyle büyük önem taşımaktadır. Yedi İranlı, o çağda, İran’ın (Akamenid İmparatoluğunun) yedi büyük evini veya aşiretini temsil ediyorlardı. Akamenidler peryodunda yönetici zümrenin önde gelen isimleriydiler. Darius’un yerine geçen Xerxes’in ordusunda kara ordusunun generalleri ve donanma gücünün amiralleri de genellikle bu yedi büyük ve soylu İrani eve mensup isimlerdir. Heredot’ta bu yedi evin, daha doğrusu bunlardan bir bölümünün üyeleri hakkında verilen sınırlı bilgileri toparlarsak: Otanes: Pharnaspes’in oğludur. Cassandane adındaki bacısı Kurus’un oğlu Kambises’in annesidir. Otanes’in Smerdomenes adlı oğlu Xerxes ordusunda generaldi. Otanes’in diğer oğlu Anaphes (Anafes) ise, Xerxes ordusunda Cissi’lerin kumandanıydı. Otanes’in kendisi, Samos seferinde Akamenid ordu ve donanmasının komutanıdır. Samos’u zapteden odur (II. kitap, s. 275; VII. kitap, s. 375-76). Hydarnes (Haydar veya Haydaran okunabilir): Asya’nın deniz-kıyısı kesiminin generali. Yine Hydarnes adında bir oğlu ile Sisamnes adında bir diğer oğlundan sözedilir. Sisamnes, Xerxes ordusunda Arian’ların komutanıydı (VII. kitap, s. 437). Coğrafyacı Strabo’nun kaydına göre, Akamenidler peryodunda Ermenistan’da Orontidler adıyla bilinen devletin yöneticileri (bir bölümü Orontes adı taşır) Yedi İranlılar’dan biri olan Hydarnes Evi’nin soyundan idiler. İranisches Namenbuch’ta Ferdinand Justi, Hydarniler’in şeceresini veryor. Buna göre, Orontes I’den önceki dönemde aynı adı taşıyan ve birbirini izleyen Hydarni adında iki adet Ermenistan satrapının yönetim dönemi var. Bunlar Heredot’ta geçen baba-oğul olabilir (Justi, a.g.e., s. 397, 1963). Megabyzus (Megabazus): Xerxes ordusunda general. Onun babası (veya oğlu?) Zopyrus adında biridir. Zopyrus, Babil kuşatması sırasında eşeği bir sıpa doğuran adamdır. Heredot, Megabazus’un Xerxes ordusundaki Sarangae’lerin kumandanı olan Pherendates adında bir oğlunun da adını verir. Gobryas: Yediler’den yüksek rutbeli biri. Oğlu Mardoniusa, Xerxes ordusunda bir generaldi. Darius’la evli bir kızı ve bu evlilikten olma Ariabignes adlı bir torunu vardı. Ariabignes, Xerxes ordusundaki İyonlar’la Karlar’ın donanmasının amiraliydi. Heredot, Darius ve Kurus’un kızı Artystone çiftinin oğlu bir diğer Gobryas’tan daha sözeder ki, bu adam Xerxes ordusunda Marianday, Ligye ve Kapadoklar (Suriler)‘ın kumandanıydı (VII. kitap, s. 385). Bunlar aynı mı, ayrı kişiler mi net değil. The Cyropaedia’da Xenophon da kendi kuvvetleriyle Kurus’a katılan Asur ya da Babil’li bir Gobryas’tan sözeder. The Cambrıdge Anc. Hist.’de onun adı Ugbaru olarak da verilir ve Guti (Gutium) kralı olduğuna işaret edilir. Kurus’un Babil üstüne seferi sırasında onunla işbirliği içinde Babil’e yürüyerek son Babil kralı Nabonidus’u esir eder ve Kurus tarafından Babil yöneticisi olarak atanır (540). Gutium, Opis’in kuzeyinde, Dicle, Diyala ve Zab nehirleri tarafından çevrili bir bölge olarak tanımlanıyor. Bir yanında ise doğu dağları vardı. Bu Gobryas’ın kimliği konusunda da bazı kuşkular var. Magiler’i devirmede Darius’a yardım eden Yediler’den Gobryas ile aynı mı, değil mi? Babil ordusunda önemli bir general olarak görünen Gobryas da olabilir bu. Heredot’ta Yedi İran evinin hakkında bilgi edinebildiğim üyeleri bunlar. Susa’da yaptıkları anlaşılan bir toplantıda bu yedi kişi birbirlerine sadakat sözü verirler. Komplonun biçiminde Otanes ile Darius farklılaşırlar. Ama gruba egemen olan, ona en son katılan Darius’un partisi olur. Darius’un hemen harekete geçme planında hepsi birleşirler. Saraya düzenledikleri baskında yönetimi ellerinde tutan iki Magi’nin kafalarını keser ve teşhir ederler (M.Ö. 522). Hemen sonra her tarafta bir Magi (Heredot bu sözcüğü sık sık Medler ile eş anlamda kullanır) katliamı sahnelenir. Heredot’a göre bu katliamın tarihi Persler’in en kutsal günü olup her yıldönümünde ‘Magi Katliamı‘ adı altında büyük bir festivalle kutlanırdı ve bu festivalin yapıldığı gün tüm Magiler evlerine kapanır, dışarı çıkmazlardı. Kirzioğlu’nun İranlılar tarafından ulusal bayram olarak kutlandığını söylediği katliam belki de budur. Yediler’in darbesi M.Ö. 521 yılında (Camb. Anc. Hist.‘ye göre 522) yapıldığına göre bahsi geçen Magi/Med katliamı da aynı tarihte yeralmış olmalıdır.
Yedi İranlı Yönetim Biçimini Tartışıyor (Demokrasi Mi, Monarşi Ya Da Oligarşi Mi?) Yedi İranlı’nın komplosu başarıya ulaştıktan ve Magi (Med) isyanı bastırıldıktan sonra, Yediler kendi aralarında, demokrasi mi, oligarşi mi, monarşi mi konusunu, yani yönetim biçimi sorununu tartıştılar. Heredot’un bazı Grekler inanılmaz bulsa da, yapıldığından kuşku duyulamayacağını söylediği tartışma şöyle gelişir: Mutlakiyete ve monarşiye karşı çıkan Otanes, demokrasi dedi. Megabyzus da mutlak bir yöneticiye karşı çıkmakla beraber, demokrasi yerine iktidarın seçkin bir gruba verilmesini, yani bir oligarşi önerdi. Darius’a göre ise, en mükemmel olanı monarşi, yani tek adam yönetimiydi. Kazanan Darius oldu gene. Kralın kim olacağı komplonun başlatıcısı Otanes’in protesto edip çekildiği bir at yarışında belli olacaktı. Sonuç önceden belliydi. Hileli bir yarışmanın sonunda taht Darius’a verildi. Böylece Cyrus, oğulları Kambises ve Smerdis’ten sonra Kurus Evi’nin yönetimi son bulmuş görünür. İmparatorluk Hystaspes’in oğlu Darius’un şahsında Persler (Akamenler)’in eline geçti. Ama hemen sonra, özellikle yazıtlardan biliyoruz ki, eski kraliyet ailesine mensup olduğunu söyleyenlerin önderliğinde Medya ve başka ülkeler ayağa kalktı. Heredot’un yazdığına göre, Kurus, Darius’un kendisine karşı bir komplo tezgahlamakta olduğuna inanıyordu. Heredot’un deyişiyle, “kader öyle tecelli etti ki“, O’nun krallığı, kendisine komplo hazırladığına inandığı Darius’a düşmüştü. Behistun’daki yazıtında Darius, kral oluşunu kaydettirdi. Yedili’ye mensup diğer altı kişinin adlarının yanına krallığı ele geçirmesindeki katkısı nedeniyle kendi atının adını yazdırmayı da unutmadı (Heredotus, III. kitap, s. 105-15).
Darius Dönemi (İsyanlar, Seferler ve Fetihler) Daryüs, kendi yönetiminin ilk bir ya da iki yılında eyaletlerde kendisine karşı patlak veren sayısız isyanı bastırmakla meşguldü. Çeşitli halklar bağımsızlık için harekete geçmişlerdi. Tüm bu isyanlar bazı kaynaklara göre Daryüs yönetiminin ilk beş ayına rastlıyor. Daha Gaumata’yı devirir devirmez, biri Kurus’un ilk başkenti Susiana’da, diğeri de Babil’de iki isyanla karşılaştı. Susiana’da Upadaranma’nın oğlu Ashina (Atrina) kral tanındı, ama Daryüs, bu isyanı çabuk bastırdı. Yediler’den Hydarnes (Haydaran), Asya’nın kıyı kesiminin generaliydi. Tüm kent devletlerinin en büyüğü Samos, Yedi İranlılar’dan Otanes tarafından zaptedildi. Otanes, yönetim biçimi tartışmalarında, gruba demokrasi seçeneğini kabul ettiremeyince, “Ben ne yönetmek, ne de yönetilmek isterim... Ne ben, ne de bir başkası sizden hiçbirine teba olmamalı“ diyerek yarışmadan çekilen adamdı. Akamenid ordusu ve donanmasının Samos seferinde olduğu sırada Darius’a karşı Babil İsyanı patlak verdi. Behistun yazıtına bakılırsa Darius yönetiminin en erken olaylarından birisi olan bu isyan M.Ö. 521’de (veya 522 yılı Ekim-Aralık aylarında) patlak vermiş olmalı. Babilliler bu isyana Magi iktidarı ile Yediler arasındaki çatışmalar sürecinde, bu fırsattan yararlanarak hazırlanmış görünüyorlar. Akamenid ordusu Samos seferine çıktıktan sonra da isyanı açıkça başlatırlar. İsyanı bastırmaya Medya’dan hareketle Darius’un bizzat kendisi gitti. Babil kentini yaklaşık iki yıl kuşatma altında tuttu, fakat düşüremedi. Bu kuşatmanın yirminci ayındadır ki, Babil’i ikinci kez ve bir hile ile zaptetti. Daha kuşatmanın başlarında Babilliler ona alay yollu “Siz Babil’i ancak eşekler sıpa doğurduğu zaman alırsınız“ demişlerdi. Tesadüf bu ya, Babil kuşatmasının 20‘inci ayında Magiler’i imha eden Yediler’den biri olan Megabyzus’un babası (veya oğlu?) Zopyrus’un eşeği oğul/sıpa doğurdu ve Akamenidler bu mucizevi olayı Babilliler’e karşı kullandılar. Sonunda Darius, Babil’i yeniden zaptetti (Heredot, III. kitap, s. 185-95). Babil isyanı nedeniyle patlak veren Akamenid-Babil savaşlarından ilki, adı Heredot’ta anılmasa da Behistun yazıtına göre Zazana’da yeraldı. Eski yazıtların İngilizce çevirilerinden oluşan Records Of The Past adlı kaynağın yedinci cildinde (s. 88-98) yeralan Julius Oppert’in çevirdiği (1876) Darius’un Behistun yazıtının başlangıçta Medce sanılan versiyonuna göre, Babil isyanı, Susiana (Elam) isyanı ve diğer bazı isyanlar bastırıldıktan sonra patlak vermiştir. Bu yazıtta Susian’lılar ile Amarde’lerin aynı halk olduklarına işaret edilir ki, Amard denenler Mard veya Mardi olarak da bilinirler. Bu yazıtında Darius, Nabukadnezzar olduğunu iddia ederek Babil’de tahtı ele geçiren Nıdıntabel’e karşı seferini anlatmakta, Ormazd (Ahura Mazda)’ın yardımıyla onu yenilgiye uğrattığını söylemektedir. Darius, bu aynı yazıtında (Behistun) Babil surlarına varmadan önce Fırat havzası üzerindeki ‘Zazana’ adlı kentte karşılaştığı Nıdıntabel’in ordusunu yokettiğini kaydeder. Oppert, Persçe’de Fırat’a Uprato (Ufratu) dendiği notunu düşüyor. Yazıta göre Zazana savaşında aldığı bu bozgunu takiben Nabukadnezzar olduğunu öne süren veya tahta çıkınca bu adı alan Nıdıntabel (Nidintu-Bel), ordusunun arta kalanıyla Babil’e geri çekilir ve onu takib eden Darius’un ordusu gelip Babil’i zapt eder ve esir düşen Nıdıntabel öldürülür. Yazıtı çeviren Oppert, Babil’in aslında Zazana Savaşı’ndan yirmi ay sonra alındığını, ama Darius’un kendi yazıtında bunu belirtmediğine işaret etmektedir. Camb. Anc. Hist.’e göre Darius Babil’e vardığında Medya’da daha önce bir süre krallık yapmış Fravartiş (Phraortes?) adlı bir Med’in önderliğinde isyan olduğunu öğrendi. Eski Med kralı Cyaxares ailesinden olduğunu iddia eden Fravartiş, bu isyanı sırasında Khshathrita adını alır ve tüm Medler’e seslenir. Partiya, Hırkaniye, hatta galiba Ermenistan da onu kral olarak tanır ve bağlılık bildirirler. Daryüs’ün Ermenistan ve Medya üzerine seferleri içiçe geçmiş görünürler. Darius, ilkin Ermenistan’daki isyana karşı yürür. Behistun yazıtında Darius, Babil’i zaptettikten sonra kendisine karşı Ermenistan’da patlak vermiş olan isyanı nasıl bastırdığını da anlatır. İsyancıların üzerine ilkin kendi generallerinden Dadarsis adında bir Ermeni’yi yollar. Ona “Git, bana boyun eğmeyen isyancı birlikleri imha et!” emrini verir. İsyancılar Dadarsis’le savaşırlar. Darius’un ordusu, kendi yazıtına göre, isyancılarla Ermenistan’daki ‘Zuza’ adlı kalede (Camb. Anc. Hist.’de Zuzza) karşılaşır ve Zuza Savaşı’nda yine Ormazd’ın inayetiyle isyancı birliklerin büyük bölümü yokedilir. Arta kalan isyancılarla Dadarsis’in kumandasındaki Darius’un ordusu arasında yine Ermenistan’da olduğu söylenen ‘Tigra’ (Oppert’in notuna göre Tigra, Dicle’nin adıdır) ve ‘Uhyama’ (Uyama) adlı kalelerde yeralan iki diğer savaşta da isyanın bastırılamadığı anlaşılıyor. Çünkü Darius, Ermenistan’daki isyancıların üzerine Dadarsis’in yerine bu kez Omıses (Vaumisa) adında bir Pers’i yolluyor. İsyancılar, bu kez Darius’un Omıses kumandasındaki ordusuyla karşılaşmak üzere güneye ilerler ve Asurya’daki Issidus (Camb. Anc. Hist.’ye göre 521 Ocak’ında Izzila’da) adlı kentte karşıkarşıya gelirler. Burdaki savaşta da isyanın bitirilemediği yazıtın kendisinden yeterince açık. Kimi kaynaklara göre galip gelen isyancılardır. Kimine göre de isyancılar yenilip kendi ülkelerine geri çekilmiş ve dört-buçuk ay sonra aynı generalle yeniden savaşmışlardır. Hem Dadarsis, hem de Omıses kumandasındaki ordular Ermenistan’dan ayrılamazlar. Ermenistan direnişinin bir yıldan çok sürdüğü anlaşılıyor. Yazıtı çeviren Oppert’in notuna göre Zazana Savaşı M.Ö. 24 Aralık 521’de, Tigra savaşı ise 18 Aralık 521’de yeralmıştır. Oppert, Dadarsis’in yaptığı üç muharabe ve Omıses’in savaşları için çelişik, net olmayan tarihler verir. Bu savaşları kabaca M.Ö. 521-518 arasına yerleştirdiği anlaşılıyor. Başka kaynaklar ise 521-520 tarihleri arasına yerleştirirler bunları. Babil isyanı bastırıldıktan sonra, Darius, İskitler üzerine sefere çıktı. Heredot’un IV. kitabı bu seferi anlatmakla başlar. O’nun gelişini haber alan İskitler, Geloni, Budini ve Sarmat (Sauromatae) krallarından destek sözü aldılar. Kadın ve çocuklarını uzağa gönderdiler. İskitler’in kralları bu sırada Scopasis, Idanthyrsus ve Taxakis idiler. Herbiri İskitler’in bir kesiminin kralıydı. Savaş planı gereği bir İskit grubu öncü kol olarak Darius’un ordusunu karşıladı, ama yine plan gereği geri çekilme görünümü altında arkalarına takılan düşman ordusunu Sarmat, Budini ve Adam-Yiyenler’in topraklarına doğru çektiler. Uzun sözün kısası, bu İskit-Akamenid savaşı çıkmaza girdi. Darius, İskitler’e boyun eğdirmeyi başaramadı. Darius’tan sonra tahta Xerxes geçti. O’nun da seferleri, fetihleri ve Mısır isyanı gibi kendisine karşı patlak veren isyanlarla mücadelesi var.
Akamenid İmparatorluğunun Yirmi Eyaleti Tahta çıkar çıkmaz, Darius, Akamenid imparatorluğunu 20 Eyalete (satraplığa) böldü. Her ulusu veya aşireti en yakın komşularıyla tek bir birim (satraplık) olarak organize etti. Heredot III. kitapta (s. 119-23) bu eyaletler hakında bilgiler verir. Bölgeler ve halklar hakkındaki bu bilgiler eski Persçe yazıtlarda da mevcuttur. Heredot’un da bu verileri Behistun (M.Ö. 520 yılı dolayına ait olup en eski Persçe listedir), Persepolis (Xerxes’e ait), Nakşi-Rustem gibi yazıtlardan sağladığı sanılıyor. Ama Heredot’un listesi ne sayıca, ne de adlarda Darius’un listesini pek tutmuyor. Bunu yönetsel değişimlerle izah edenler varsa da pek ikna edici görünmüyor. Heredot’un informasyonunun eksik veya yanlış olabileceğini düşünenler de var. Burdaki bölünümün coğrafi esastan çok vergisel birimlere tekabül ettiği düşünülüyorsa da, Xerxes ordusundaki gruplandırma ile birlikte ele alındığında her birimin aynı zamanda benzer ya da akraba aşiretleri biraraya getirdiği ve etnik bağlantılara ışık tuttuğu kanısı yaygın kabul görmektedir. Tam da bu nedenledir ki, eyaletlere ilişkin liste ile değişik aşiret veya halkların Xerxes ordusundaki yeri ve konumunu gösteren katalogu bazı yorumlarla birlikte vermeyi gerekli gördüm. Burada imparatorluktaki etnik blokların bir fotoğrafını buluyoruz. Daha anlaşılır olması bakımından aşağıda halk-aşiret adlarını tekil formda yazmayı tercih ettim. Eyalet 1: İon, Magnes (Asya’daki), Aeol, Kar, Lyc(i), Milyan, Pamfil Eyalet 2: Mys, Lyd, Lason, Cabal, Hytenn Eyalet 3: Hellespont, Phryg, Thrac (Asya’daki), Paflagon, Mariandyn, Syr(i) Eyalet 4: Cilicia (Klikya) Eyalet 5: Fenike, Filistin, Kıbrıs (Klikya-Mısır arasını kapsayan bu eyalet Suriye’yi de içerirdi) Eyalet 6: Mısır (Komşusu Libya vd. dahil) Eyalet 7: Sattagydae, Gandarii, Dadicae, Aparytae (Camb. Anc. Hist., Dadicae adını Dadikai okur.). Eyalet 8: Susa ve Ciss(i) ülkesinin arta kalanı (Cissi adını Camb. Anc. Hist. Kissi okur) Eyalet 9: Babil ve Asurya’nın arta kalanı Eyalet 10: Agbatana ve Media’nın geri kalanı (Parican’lar ve Orthocorybant’lar dahil) Eyalet 11: Caspii, Pausic, Pantimathi ve Daritae aşiret veya halkları Eyalet 12: Bactr(i)’ler (Aegli’lerin toprağına kadar) Eyalet 13: Pactyic ülkesi, Ermenistan, ve Karadeniz‘e kadarki komşu ülkeler (Pactyic adını Camb. Anc. Hist. Paktyike okur) Eyalet 14: Sagartii, Sarange, Thaman(a), Utii, Myci aşiret veya halkları ile güney denizindeki adalarda oturanlar Eyalet 15: Saca ve Caspii halkları Eyalet 16: Part, Chorasm(i), Sogdi ve Arii halkları (Arii adı Camb. Anc. Hist.‘de Areioi okunur) Eyalet 17: Paricani ve Ethiop (Asya’daki Etopyalılar) Eyalet 18: Matieni, Saspir(i) ve Alarod(i) halkları Eyalet 19: Moschi, Tibareni, Macron, Mossynoeci ve Mare(s) halkları Eyalet 20: Hintliler. Tüm vergilerden muaf olduğu için Persler’in veya ülkelerinin adı listede anılmıyor. İkinci eyalet, kısaca Lidya olarak tanımlanabilir. Üçüncü eyalette Syri(-an) denenler Kapadoklar’dır. Bu eyalet Marmara çevresi, Pontus ve Kapadokya (Kızılırmak kuzeyindeki)’yı kapsıyordu. Filistin, o tarihte Suriye’nin bir parçası olduğu için, Amanos dağlarından Mısır’a kadarki toprakları içeren beşinci eyalet kısaca Suriye olarak anlaşılabilir. Onuncu eyalet kısaca Medya olarak tanımlanabilir (Ecbatana ve geniş Batı İran dahil). Onbirinci eyalet Azerbaycan’ın bazı parçaları da dahil Hazar eyaletlerini kapsardı. Heredot’ta iki ayrı yerde ‘Pactyic ülkesi‘ (Pakti ülkesi) kavramı geçer. Yani bu adı taşıyan iki farklı coğrafyadan sözeder. İlki Ermenistan’a komşu olan ve onunla birlikte aynı 13’üncü Eyalet’e dahil olandır ki, Nöldeke, Kipert ve Minorsky, bunun Botan (Cazirat-ibn-Omar) olduğunu söylediler. Böylece Pakti/Bahti ve Botan özdeşliği kuruluyor. Paktiler‘in modern Bohtiler ile aynı olduğu yaygın bir kanıdır. Bu eyaletin başkenti Van’dı. Adontz; Uti, Myki ve Parikan’ları Pakti (modern Bohtiler)’lerle akraba olarak görür. 14. Eyalet’in Kafkasya’ya tekabül ettiği söylenebilir. Heredot, yukarıdaki listeye düştüğü açıklamalarda (Hintliler’den sözederken), bir ikinci ‘Pactyic ülkesi’ni anar ki, çevirenin dipnotunda da işaret edildiği gibi, bununla Afganistan’da bir yeri (Edip Yavuz’a göre Gurşistan’ı), Afganistan’ın kuzey-doğusunu (kuzey-doğu Afganistan’ı) kastettiği kuşku götürmüyor. 10. ve 17. eyaletlerde adları geçen Paricanlar’ın aynı olması gerek. Aşağı Aras’tan Urmiye Gölü’ne dek uzanan 18. Eyalet’teki Alarod denenler Urartular’ın kalıntılarıdır. S. D. Nersessian’ın yorumuna göre aslında 18. Eyalette adları geçenlerin hepsi Hurri-Urartu kalıntılarıdır. D. M. Lang’a göre Saspir, Chalybe ve Mossynoeciler, Proto-Gürcü’dürler, başka deyişle Gürcüler’in atalarıdır. 19. Eyalete Karadeniz güneyindeki dağlık bölgelerde yaşayan (kimisi Kafkaslılar stokundan idi) aşiretler ve halklar dahildir. Heredot’daki Cissi (Kissi) ülkesi, eski Persçe yazıtlarda Uvja diye geçen Elam’dır. Babilliler, Heredot’ta daha çok Asurya ve Asuriler’e dahil edilerek anılır. Eski Persçe yazıtlarda Mısır’ın adı Mudraya, Lidya’nınki Sparda (Sardis), Medya’nın adı Mada, Ermenistan Armina, İonlar Yauna, Kapadokya Katpatuka, Sarangiler’in ülkesi Zranka (Drangiyana), Sagartler Asagarta, Chorasmia Uvarazmiy (Khwarazm, Khiva), Bactriler Bakhtris (Bactriya, Belh), Ethiopiler Kusiya, Karyalılar Karka, Trakya ise Skudra diye geçerler (Bk. Camb. Anciet Hist.). Bu adların okunuşu konusunda tam bir fikir birliği yok aslında. Bactria (Belh)’nın adı Avesta’da verilen 16 kadar ülke arasında Bakhdi olarak geçer (Browne, a.g.e., cilt I, s. 35).
Sayfalar |
| Pazartesi, 23 Haziran 2008 10:11 tarihinde güncellendi |
Forumdan Son Mesajlar
![]() |
Konular | Yazar | ||
|
Zeybekler 2002 - Otantik Süper Zeybek Havaları | (51) | İLKE | |
|
Sözlü Zeybekler 2 - Ege Türküleri | (51) | İLKE | |
|
Özer Urun - Gilli Gazinc Nupelda | (52) | İLKE | |
|
Mosaic & The Folk Music Of An -Kaval ve Halk Sazl | (63) | İLKE | |
|
Modern Anadolu Türküleri - Modern Turkişh Folk ... | (66) | İLKE | |
|
Anatolia Folk Music 3 - Instrumantal | (52) | İLKE | |
|
Anatolia Folk Music 2 - Instrumantal | (67) | İLKE | |
|
Anatolia Folk Music 1 - Instrumantal | (95) | İLKE | |
|
Metin Alatlı - Sentetik Oyun Havaları (LP) | (81) | İLKE | |
|
Anadolu'dan Asya'ya Bir Nefes -Anatolia To Asia ... | (78) | İLKE | |
Toplam Forum Konusu : 194
Toplam Forum Mesajı : 357 |
||||
Anasayfa
Sosyal Ağ
Dersim

.jpg)








Toplam Forum Konusu : 194
Toplam Forum Mesajı : 357 





