Dersim Tarihi Sayfa 27 PDF Yazdır E-posta
AYDIN
Yazar Webmaster   
Pazartesi, 23 Haziran 2008 09:56


Dersim ve Çevresinde Süryani (Asuri) Varlığı

Ermenistan (Kırmanciye)’ın ikiye bölündüğü günlerde cereyan eden bir-iki olaya daha değinmek ihtiyacı duyuyorum. Khorene’nin anlattığına göre bu günlerde Vanandatsi aşiretinin bir bölümü Sasani parçasının kralı Khosrow’a  karşı ayaklanır. Vanand, Kars ile Tayk arasındadır. The Bulgarians adlı kitabında Bulgar adının eski Türkçe’de karıştırmak anlamlı Bulgha kelimesinden (belki Bulgur sözcüğüdür bu) geldiğini söyleyen D. M. Lang, Moses Khorene’nin kral Valarşak döneminde (M.S. 4. Yüzyıl sonları) Vkhundur Vund adlı bir reislerinin önderliğinde Ermenistan’ın Basean bölgesine yerleşen bir Bulgar aşiretinden sözettiğine ve ona göre Vanand diye bilinen bölgenin adının bu Bulgar aşiret reisinin adından geldiğine işaret etmektedir. Khorene’nin yazdığına göre, Vanandatsiler, kendi dağlarına ve Tayk mağaralarına sığınıp Ermenistan’ın her iki sektörüne yağma akınları yaparlar. Onlara karşı yürüyen Sasani parçasının ordu kumandanı Sahak Bagratuni bir kısmını öldürür, onlardan arta kalanların çoğu ise Khorene’nin deyişiyle “Dördüncü Ermenistan’da Süryani (Syrian) sınırları üstündeki bazı soygunculara” sığınmak zorunda bırakılırlar. Sahak, onları takip edip Mananalı (Erzincan-Erzurum arasındadır) hudutlarına kadar kovalar (Bk. Khorene, a.g.e., s. 307).

Khorene, az evvel de değindiğim gibi, Pap’tan sonra Ermenistan tahtına çıkan Varazdat (374-380)’ın ilk eyleminin Daranali (Taranali, modern Divriği) geçitlerindeki bazı “Süryani (Syrian) eşkiyalar” ile savaşmak olduğunu kaydediyordu.

Burdaki Süryaniler neyin nesidir? Khorene Süryaniler terimiyle Kapadoklar’ı mı kastediyor, sözünü ettiği Kapadokya hudutları mıdır? Bu konuda kesin konuşmak mümkün değilse de, bugün halen Dersim’de yaşayan Süryani-Asuri kolonisine referans olabilir bu. Çünkü Khorene’nin Süryaniler’den sözettiği her iki olayda da saha Dersim ve çevresidir.

Dersim’de aşiret, bölge, dağ, ırmak ve kişi adı olarak sıkça rastlanan Munzur, bir görüşe göre Asurice bir addır. Kalıntıları Dersim’de hâlâ yaşayan Munzur aşiretinin Asuriler’le ilişkisi konusunda salt bu ada bakarak kesin bir şey söylemek zor. Bu ad Mamakanlar (Saniler)’la ilişkili de olabilir. Öte yandan Suran aşiret adı Süryani demek olabilir de, olmayabilir de. Bu adın Suren-Pahlavlar’la (Surenler) ilintili olması da mümkündür. Ama Batı Dersim’in Aşuran aşireti kesinlikle adı ve sanıyla Dersim’de vaktiyle bir Süryani/Asuri grubunun varlığına işaret eder. Munzur Efsanesi bu gelişin öyküsü olabilir. Asuriler’in Dersim’e gelişleri belki de Süryani veya Süryani-Part karışımı olduğu söylenen Edessa krallığı peryoduna, yani Munzur kentini kurduğu rivayet edilen Abgar’ın yeğeni Sanatruk dönemine rastlıyordur. Dersim’in Munzur rivayeti mümkündür ki bu göç veya işgalle ilişkili olsun.

 

Kırmanciye’nin İki Parçası

Sahak Bagratuni’nin ordusuyla Vanandatsiler’i izlemekte olduğu sıralarda, Khorene’nin anlattığına göre, Bizans Ermenistanı kralı Arşak III de kendi hazinelerini Kemah (Ani, Khorene’de Hani) kalesinden Tsop’k topraklarına taşımakla meşguldür. Arşak’ın istekli oldukları halde daha önce Sasani Ermenistanı’na göçmelerini engellediği bazı soylular (Suren Khorkhoruni, Vahan Aravelean ve Aşkadar Dimaksean), bu sırada kolladıkları fırsatı yakalamış oldular. Arşak’ın hazinelerini gaspedip Sasani Ermenistanı’na kaçmaya çalıştılar. Arşak’ın arkadaşı Samuel Mamikonyan büyük bir kuvvetle onların peşine düştü. Böylece adı geçen soylular kaçış fırsatı bulamayıp Mananalı (Doğu Dersim, Mamekiye) Eyaleti’ndeki girişi dar ve önü uçurum olan (derin bir vadiye bakan) ulaşılmaz bir mağaraya sığındılar. Mağaraya giremeyen Samuel Mamikonyan Arşak’a haber gönderip içeriye adam sokmak için demir ipli bidonlar istedi. Bunlar yukarıdan mağaranın girişine sarkıtılıp içeriye girilecekti. Samuel’in askerleri tam bu işle uğraşırken Vanandatsiler’i kovalamakta olan Sahak Bagratuni bir tesadüf eseri orada beliriverdi. Olan biteni farkeden Sahak, gerillaların peşini bırakıp Samuel Mamikonyan’ın askerlerine saldırdı ve onları kaçmak zorunda bıraktı. Ardından mağaraya sığınmış müttefiklerini ve onların gaspettiği hazineleri de alıp birlikte Sasani parçasına ve bu parçanın kralı Khosrow’a gittiler (Bk. M. Khorene, a.g.e., s. 307-308).

Burada anlatılanlar Sasani ve Bizans Ermenistanlarını ayıran hudutları ve bu sınırların güncel anlamını tahmin etmemiz açısından da önemlidirler.

Örneğin Khorene’nin anlatımından modern Doğu Dersim’e tekabül eden Mananalı Eyaleti (Mamekiye, Khalman Ocağı)’nin ve bugünkü Dersim’in geri kalanının da Bizans Ermenistanı’na dahil olduğunu açıklıkla görebiliriz. Khorene, iki parçayı ayıran hududun Vanand Eyaleti’nden geçtiğini söylemektedir. Khorene’nin kitabında Doğu Ermenistan (Sasani Ermenistanı)’a yer yer Ayrarat Eyaleti olarak referans verilir. Bu parçanın yöneticilerinin karargâhı ise Gelam Gölü (Sevan) civarında gösterilir.

Bizans/Roma Ermenistan’ı denen küçük parçanın çekirdeği kabaca modern Dersim topraklarına tekabül etmektedir. Sözcüğün geniş anlamında fiilen tarihi Ermenistan (eski Urartu topraklarına) coğrafyasına referans olan Dersim sözlü literatüründeki Kırmanciye kavramı dar anlamda Dersim (Bizans Ermenistanı)’e denk düşer. Dersim tarih geleneğinde Kırmanciya Dersimi (Dersim Ermenistanı) olarak da tanımlanan parçadır bu.

Sasani Ermenistanı ise Sasan Evi’nin egemenlik sahasıdır. Yani tarihi Ermenistan (eski Urartu)’ın Zaza parçasıdır, Zaza Ermenistanı’dır. Gerçek tarihteki bu adlandırmayı isteyen Zazaiye veya Zazaistan (Sasanistan) olarak anlayabilir. Bence Sason ve Zozan adları vaktiyle bu parçayı tanımlayan sözcüklerdi.

Bugünkü Dersimliler yalnızca bazı Dersim aşiretlerini Zaza olarak görürler. Bunlar Suro (Suran), Civo (Ciban) ve Yusufan aşiretleridir. Bu aşiretlerin en önde geleni Suranlar’dır. Öyleki bunları hep birlikte Suran grubu olarak tanımlamak mümkündür. Çarekan aşireti de yer yer bu gruba ve Suranlar’a dahil gösterilir. Bu üç veya dört aşiretin ortak geleneği onların Dersim içine Göktepe-Palu tarafından ve daha geç bir tarihte geldikleri yönündedir. Yalnızca bu aşiretlere Zaza deniyor olması, bölünme sırasında bu aşiretlerin Sasaniler’le ve Sasani parçasıyla tavır almalarından ileri gelebilir. Suranlar’ın Suren Pahlav (Suren Evi) koluyla ilişkili olmaları da mümkündür. Ermeni kaynaklarına göre Suren Pahlavlar Sasaniler’e karşı direnişi desteklememiş, aksine onlarla işbirliği yapmıştır. Pehleviler’in Sasaniler’e karşı direnen kesimleri ile Mamakanlar onları bu olay nedeniyle kısmen farklı görüp Zaza olarak tanımlamış olabilirler. Suran grubu ile Zazalar arasında kurulan ilişki belki de Zazalar’la Asuri (Süryani)’ler arasındaki yakınlığa işaret etmektedir.

Fotoğrafı tamamlamak için orijinal Kürdistan’ın Onbinler’in geri çekilişinde Xenophon’un Karduçiya, sonraki dönem Ermeni kaynaklarının ise Korduk adıyla referans verdikleri topraklar olduğunu eklemeliyim. Xenophon’un zamanında müstakil bir birim oluşturan bu toprakların Ermenistan’la sınırı Botan Suyu idi. Ama sonraları Korduk (Kürdistan) da Ermenistan’a ilhak edilmiş ve tarihte uzunca bir dönem Ermenistan (Kırmanciye)’ın bir sınır eyaleti gibi görülmüştür.

Açıkça görülüyor ki, Dersim-Zaza ve Kürt tarihleri, tarihin büyükçe bir kesiti boyunca Ermenistan tarihi kapsamına giriyor ve özellikle eski kaynaklarda Ermenistan (veya Ermeni) tarihinin birer parçası gibi sunuluyor. O halde bu halkların doğru ve bütünsel bir tarihi de Ermenistan tarihi ve coğrafyası dışında ne anlaşılabilir, ne de yazılabilir. Benim seçtiğim yöntem bu gerçeğin keşfi üzerine oturmaktadır. Bunu yaparken kökeni henüz bilinemeyen Ermenistan kavramının Dersim tarih geleneğindeki Kırmanciye teriminin geniş anlamıyla fiilen örtüştüğüne de işaret ettim zaten.

Arshak III (380/387-389), Roma Ermenistanı (Kırmanciya Dersimi)’nın son kralı olarak öldü. Toumanoff, onun son Arsakid olduğuna ve onun soyunun Roma Ermenistanı tarihinde önemli rol oynadığına işaret ediyor. Justinian döneminde Sasani kralıyla görüşenlerin sözünü ettikleri Arsaces odur. Dersim tarih geleneğinde ondan ve soyundan bir şekilde sözedilse gerektir.

Valarshak (380-386) ise, Sasani Ermenistanı kralıydı.

Daha sonra Ermenistan tahtında Khosrov III (386-392)’ü ve D. M. Lang’ın Ermeni alfabesinin icadını teşvik eden kral olduğunu söylediği  Arsakid soylu Vramshapuh (392-414)’u görüyoruz. Vram-Şapuh adındaki Vram sözcüğü Khorene’de Krman olarak da yazılır.

Sasani Ermenistanı’nın son Arsakid kralı ise Artaxias IV (423-428) oldu.

Khorene’nin anlattığına göre, Ermenistan’ın Sasani/Zaza sektörünün karıştığı bir ortamda klerji ve soyluluğun bazı önde gelenleri Bizans’la ilişki kurarlar. Bunlardan biri Ermenistan’ın o zamanki dini lideri (yüksek rahibi) Saint Sahak, bir diğeri onun torunu (damadının oğlu) Vardan Mamikonyan’dır.

Saint Sahak, St. Gregory’nin ailesinden gelmedir. St. Gregory ise, geleneğe göre, Partlar’ın Suren Pahlav koluna mensup bir Pehlevi (Khorene’de Pahlavik)’dir. O’nun Suren evinden olduğu açıktır.

Khorene, Vardan’ın Bizans imparatoru tarafından general olarak atandığını yazmaktadır. Burda adı geçen Vardan, Elişe’nin tarih kitabının kahramanıdır. Khorene, Vardan’ın Mamakanlar’dan olduğunu anmaz.

Bizans’la ilişki kuranlar ve Bizans imparatoruyla görüşenler arasında “Derjan papazı Gind” de vardır. Gind’in adı bazı kaynaklarda Gnit olarak geçer.

Khorene, İstanbul büyük papazı Atticus’un bu sıralarda St. Sahak’a yazdığı bir mektuptan sözeder. Bu mektupta St. Sahak’tan Ermenistan’ın Yunan sektörünün dini otoritesi sıfatıyla “Borborit’ler sektini” ya Hristiyanlığa çevirmesi ya da topraklarından kovması talep edilir. Borborit adı Thomson’un notuna göre Barbarianosk şeklinde bozulmuştur. Borborlar (Barbarlar) diye referans verilen bu sektin Pavlakiler olduğunu sanıyorum. Nitekim Thomson’un kendisi de bu konuda Garsion’un Paulican Heresy kitabını referans vermektedir (Bk. a.g.e., s. 329-331).

Bu noktada okuyucunun dikkatini Dersim’in Demenan mıntıkası köylerinden Bor adlı köye ve bu köyün Boruzu (Borlular) adı verilen aşiretine çekmek istiyorum. Birbirine komşu Bor ve Gini köylerinin adları sık sık Bor-Gini şeklinde tek bir ad imiş gibi telaffuz edilir. Hatta Hozat’ın Ağucan ocağının bulunduğu Bargini köyünün adı bile buradan türeme olabilir.

Khorene’nin yazdığına göre Bizans’ın talebi üzerine St. Sahak, Borboritler sekti konusunda Vardan’ın kardeşleri Hmayeak ve Hamazaspean Mamikonyan’lara ve Ermeni alfabesinin mucidi Mesrop’a görev verir. Onlardan eğer ikna yoluyla ortodoksluğu benimsemezlerse Borboritler sektini cezalandırmalarını talep eder. Bizans, onlardan zor ve işkence de dahil Borboritler’e karşı her yöntemi kullanmalarını istemektedir. Gregoryenler’in Bizans’ın zorlamasıyla Pavlakiler’e karşı açtığı bir mücadele olmalı bu. Bu tarihten sonra Mesrop’la Vardan’ın iki kardeşinin ve başka din adamlarının Borboritler’e ve diğer heretik sektlere karşı her yanda giriştikleri misyoner faaliyetlere değinir Khorene. Mesrop, onun anlattığına göre, bu amaçla Derjan Bölgesi’ne onların kendi papazı Gind’i, Ekeleats bölgesine ise Danan adlı birini bırakır.

Khorene’deki bu adların (Borbor, Gind ve Danan), Bor, Gini ve Demenan adlarıyla aynı olmaları mümkündür.

Khorene bu faaliyetliliği Bizans’ta dini otorite makamına Nestorius’un geçtiği veya Nestorius sorunun görüşüldüğü zaman dilimine yerleştiriyor. Nestorius, M.S. 431 yılında 200 kadar babanın (papazın) katıldığı Efes toplantısında yerinden indirilir. Bu toplantıda Ermenistan (Kırmanciye)’ı temsilen kimse bulunmamıştır. Heretik ilan edilen Nestorius yandaşlarının da bu dönemde Ermenistan’da faaliyetleri vardır. Khorene’nin anlatımına göre Sasani kralları bu tarihlerde Ermeni kilisesine karşı Nasturiliğe destek verirler. St. Sahak’ın makamına Surmak adında Bznunik’li bir rahibi arkibişop olarak atarlar. Daha sonra da Sasaniler ondan boşalan Ermenistan baş papazlığına Brkişo adında bir Süryani’yi, üç yıl sonra ise onun yerine Samuel adında bir başka Süryani’yi atarlar. Sasaniler’in bu atamalarının Sasani yandaşı Ermenistan prenslerince de onandığı anlaşılıyor (Bk. Khorene, a.g.e., s. 340-342).

Bu veriler bize Ermenistan (Kırmanciye)’da Süryani-Asuri  kilisesinin (Nasturi veya diğer kollarıyla) de bir güç topladığını gösterirler. Nitekim Dersim içinde de (Batı Dersim’de) kanıtları var bunun.

 

Khal-Mem Hanedanlığı

(Ermenistan’da Arsakid-Sonrası Dönem)

Arsak III (380-389) Roma Ermenistanı’nın, Artaxias IV (423-428) ise Sasani Ermenistanı’nın son Arsakid kralları oldular. Böylece M.S. 428’de Kırmanciye’de Part (Arsakid) yönetimi (Khal Ferat Monarşisi veya Khal Mem-Khal Ferat ortak yönetimi) sona erdi.

Bizans Ermenistanı (Dersim, Kırmanciya Dersimi) M.S. 389’dan sonra Bizans’a, Sasani Ermenistanı (Zaza Ermenistanı, Zazaniye, Zazaistan) ise M.S. 428 yılından itibaren Sasani imparatorluğuna entegre edilerek Bizans ve Sasani valilerince yönetilmeye başlandılar.

Thomson, Ermenistan (Kırmanciye)’da doğrudan ve gerçek manada bir Sasani yönetiminin Arsakid Monarşisi çizgisinin tasfiye edildiği M.S. 427/428 yılından sonra başladığına işaret eder.

Böylece M.S. 54 yılından 428 yılına kadar tam 374 yıl Khal Ferat hanedanı tarafından yönetilen Kırmanciye, M.S. 427/428 yılından Sasani imparatorluğunun Arap/İslam istilası tarafından ortadan kaldırıldığı  651 yılına kadarki yaklaşık 224 yıl boyunca Zazalar (Sasaniler)’ın doğrudan yönetimi altında bulunuyordu. Başka deyişle Kırmanciye (Ermenistan) M.S. 54 yılından 651 yılına kadarki altı asırda bir ve aynı halkın parçaları olan Eski Dersimliler’le Eski Zazalar’ın yönetimindeydi.

Bu tarihten sonra da özellikle Eski Dersimliler’den Mamakanlar yüzlerce yıl boyunca Kırmanciye (Ermenistan)’nin yönetiminde önemli rol oynadılar.

Khal-Ferat Monarşisi (Arsakid Krallığı) tasfiye edildikten sonraki dönemin değişik evlere mensup en önemli Kırmanciye (Ermenistan) yöneticileri ve prensleri yaklaşık bir kronolojiyle şunlardı:

Siunia’lı Vasak I (442-451), ünlü 451 direnişinde öldürülen Vardan’ın yegeni Vahan Mamikonyan (485-505), Vard Mamikonyan (505-514), Mzhezh Gnuni (518-548), Siunia’lı Philip (574-76), Varaz-Tirots Bagratuni (628-631), Mzhezh II Gnuni (628-635), David Saharuni (635-38), Theodore Rshtuni (638-655), Hamazasp Mamikonyan (655-658), Gregory I Mamikonyan (662-684), Aşot I Bagratuni (686-690), Nerseh Kamsarakan (689-691), Smbat I Bagratuni (691-711), Aşot II Bagratuni (732-48), Gregory II Mamikonyan (748-50), Isaac/İsak Bagratuni (755-61), Smbat/Simbat II Bagratuni (761-72), Tachat Anjevatsi (780-85), Aşot III Bagratuni (806-826), Smbat III Bagratuni (826-55), Bagrat Bagratuni (830-52), Aşot IV Bagratuni (856-890).

Yukardaki listeyi adını kaydetmeyi unuttuğum bir kaynaktan almışım.

Bu listeden dönemin Mamikonyan/Mamakan  yöneticileri ayıklanacak olursa Mamakan Hanedanı (Dersim Geleneğinde Khal Mem Hanedanı)’na mensup adlar şunlardır:

1. Vardan Mamikonyan (ölm. 450/451)

2. Vahan Mamikonyan (482-505)

3. Vard Mamikonyan (505/511-514)

4. İkinci Vardan

5.  (?)

6. Muşel Mamikonyan (?-650)

7. Hemazasp Mamikonyan (655/657-658/661)

8. Birinci Grigor Mamikonyan (661/662-684/685)

9. İkinci Grigor Mamikonyan (748-750).

428 yılında Ermenistan krallığı Sasani imparatorluğuna ilhak edilmişti. Khal Ferat Krallığı tasfiye edildikten sonra, beşinci yüzyıl ortalarından itibaren Ermenistan’ın büyük bölümü Ermeni asıllı olmayan Mamikonyanlar (Dersim Ulusal Destanı’ndaki Domane Khalmemi, Khal Mem Oğulları) tarafından Sasaniler (Zazalar)’e bağlı olarak yönetildi.

Bu Mamikonyan Hanedanı (Khal Mem Krallığı)’nın kurucusu bazı kaynaklara göre 451 isyanında öldürülen ünlü Vardan Mamikonyan’dır.

Dersim geleneğinde Vardan’ın izlerini aramak gerektiğine inanıyorum. Etnik olarak Mamakanlar’a referans olan Khal Mem adı kişisel bazda belki de ona veya atalarına işaret etmektedir.

Vardan’ın prensliği onun yeğeni Vahan (Vassak?) tarafından krallık düzeyine yükseltildi.

Görüldüğü gibi, Khal Mem Oğulları (Mamakanlar, Mamikonyanlar), Khal Ferat Krallığı döneminde olduğu gibi, bu krallığın sona ermesinden sonra M.S. 485-750 tarihleri arasındaki 200 yılı aşkın dönem boyunca da Ermenistan’da önemli rol oynadılar.

Vardan hariç yukarıda adları sayılan Khalmemler (Mamikonyanlar)’den ilk beş yönetici Sasaniler’in genel valileri (marzpanları) olarak görünüyorlar. Yedincisi Bizans’a, son ikisi veya en sonuncusu ise Araplar’a bağlı olarak yönetmişlerdir. Adları sayılan kişiler bazı kaynaklarda krallar olarak tanımlanmaktadırlar.

 

Diğer Geç Dönem Zaza Monarşilerinden Birkaçı

Khal Ferat Krallığı (Ermenistan Arsakid Devleti)’nın sona erdiği 428 yılından sonra Ermenistan’da politik/yönetsel birlik dağılmıştı. Bu dönem yaklaşık 500 yıl kadar devam etti. Nakhararlar denen feodallerin ve sayısız beyliklerin hüküm sürdüğü ve politik bir kaosun egemen olduğu tüm bu dönem boyunca Ermenistan’ın ulusal varlığının devamı dinsel ve kültürel otonominin hedeflenmesi ve başarılmasıyla mümkün olabildi. Bir Ermeni alfabesi ve literatürünün varlığı buna katkıda bulundu. Dil, alfabe ve literatür evrensel düzeyde Ermeniler’i birleştiren ve eritilmeye karşı direnci arttıran bir faktör oldu.

885 yılında Bagarat Evi’nin bir kolu, Aşot V Bagratuni’den başlayarak Ermenistan kralları ünvanını aldılar. Böylece Arsakid yönetimi son bulalı beri ilk kez hem Arap hilafeti hem de Bizans tarafından tanınan yeni bir Ermenistan Krallığı başlamış oldu.

Bagratuni ve Vaspurakan hanendanları hakkında aşağıdaki özet bilgi gerekli gibi. Ama kronolojinin pek güvenilir veya kesin olmadığını belirtmek zorundayım.

 

Bagratuni Hanedanı

Varaz-Tirots Bagratuni (628-31), Aşot I (686-90 veya 732-750), Sahak (750-55?), Smbat I (691-711 veya 755?-72), Aşot II Msaker (732-48 veya 806-827), İsak Bagratuni (755-61), Smbat II (827-860?), Aşot III Medz/Büyük (806-26 veya 860-890), Smbat III (826-55 veya 890-914), Bagrat (830-52), Aşot IV Demir (856-90 veya 914-929), Abas (929-53), Aşot V (953-977), Smbat IV (977-990).

 

Bagratlar’ın Kars Dalı

Muşel (962-984), Abas (984-1029) ve Gagik Abas (1029-1064).

Kırmanciye beyliklerinden birisi olan Kuzey-doğu Ermenistan’daki Bagrat Krallığı’nın başkenti ve merkezi Ani idi. 1064 yılına kadar toplam 298 yıl yaşayan bu krallık daima Müslüman Arap halifeliğini tanıdı. Kurucusunun Aşot olduğu kaydediliyor.

 

Sason Zaza Krallığı (Bagratlar’ın Sason veya Taron/Muş Dalı, 817-54)

Ani başkentli Bagratuni krallarından II. Aşot’un oğlu ve II. Smbat’ın kardeşi Bagarat, Bagratuni Krallığı’nın güney topraklarında başkenti Sason olan ayrı bir krallık kurmuş, fakat 27 yıllık bir saltanatı takiben 854 yılında Abbasiler tarafından oğulları Aşot ve David ile birlikte esir edilip Bağdat’a götürülmüş, böylece Sason başkentli Güney Bagratuni Krallığı son bulmuştur.

Sason krallığı konusunda bu çalışmanın son bölümünde de bazı bilgiler vereceğim.

III. Aşot zamanında Ermenistan’da Abbasi hakimiyeti iyice artar. 885 yılında III. Aşot, halifenin genel valisi Ahmed İbni İsa tarafından tekrar tac giymeye mecbur kalmış, bu kralın kardeşi prens Abas ise bir süre Kars’ta hüküm sürmüştür. III. Smbat’a tac giydiren ise Türk emiri Afşin olmuştur.

Asıl Bagratuni krallığına 16 Ağustos 1064 tarihinde Selçuklular tarafından son verildi.

 

Vaspurakan (Ardzruni) Hanedanı

Gagik (908-36), Aşot-Derenik (936-958), Ebu Sehl Hemazasp (958-68), Aşot-Sahak (968-990?), Gurgen-Khaçik (990?-1003), Senekerim-Hovhannes (1003-1027), Davith (1027-1037), Atom ve kardeşi Ebu Sehl’in müşterek yönetimi (1037-1080).

Van Gölü bölgesinde 908’den 1021’e kadar yaşayan Artsruni Krallığı, 1021-1080 arasındaki 59 yılda ise Bizans imparatorluğuna tabi olarak Sivas’ta devam etti ve Selçuklular tarafından ortadan kaldırıldı.


Bagratlar’ın Şeceresi

Kaynak: Justi, İranisches Namenbuch, 1963, syf. 417-418

 

Kamsarakan (Arsaruni) Evi’nin Şeceresi

Kaynak: Justi, a.g.e., syf. 425

 

Artsruniler’in Şeceresi

Kaynak: Justi, a.g.e., syf. 416


PARTÇA, SASANİCE (ZAZACA) VE ERMENİCE  İLİŞKİLERİ

Malcolm’a göre Parniler (Partlar)’in konuştuğu dil Persçe’nin bir kuzey diyalekti olup, bazen Arsakid Pehlevi olarak adlandırılmaktadır. Justin, O’nun aktardığına göre, bu dilin Medce ve İskitçe karışımı olduğunu söylemektedir.

Partça’yı bir kuzey-batı İrani diyalekt olarak nitelendiren The Cambrıdge History Of İran (3/I), onun Partiya eyaletinin daha eski sakinlerinin dili olduğunu tahmin etmektedir. Adı geçen kaynağa göre Parniler’in kendi öz dilleri ise Doğu İrani Sakalar’la komşuluklarına bakılırsa daha çok Doğu İrani karakteristikler taşıyan Medce ile İskitçe arasında bir şey veya her ikisinin karışımı olmalıydı.

Medce konusunda henüz bir fikir birliği oluşmadı. Bir görüşe göre Medce’nin yaşayan baş temsilcisi Paşto adıyla bilinen Afgan dili, bir diğer görüşe göre de Baba Tahir’in kullandığı dil, başka deyişle Goranice (Zazaca)’dir.

Paşto dilinin Kürtçe ile çok benzer olduğu dikkate alınırsa, bu tartışma Medce’nin Kürtçe mi, yoksa Zazaca mı olduğuna indirgenebilir.

Hem Partlar’ın hem de Sasaniler’in dili genelde Pehlevice olarak tanımlanmakta ve Pehlevice’nin de Dımılki (Gorani, Zazaca) olduğuna işaret edilmektedir. N. C. Debevoise, Partlar’ın Pehlevice denen dili İran’a girdikten sonra benimsediklerine işaret etmekte ve Pehlevice’yi de “Arami alfabe ile yazılan Persçe” olarak tanımlamaktadır.

E. G. Browne’ye göre ise Pehlevice denen dilde sözcüklerin önemli bir kısmı İrani değil Semitiktir ve bu sözcükler Süryanice ve Keldanice’ye yakın Arami bir diyalektten alınmadırlar.

Bir dilin bir diğerinden ödünç sözcükler alması doğal. Ama bu belli bir sınırı geçmemeli. Örneğin Browne’nin deyişiyle cümlenin genel yapısı, zamirler ve yardımcı fiiller asıl dilin kendisinden olmalıdır. Oysa Browne’nin görüşüne göre Pehlevice’de bu limit aşılmış, Aramice (Süryanice) unsur dilin yapısını değiştirecek denli ona hakim olmuştur. Böylece, onun iddiasına göre, örneğin Sasani yazıtlarındaki Pehlevice’de isimlerin çoğul ekleri, tüm işaret sıfatları, tüm zamirler (şahıs ve işaret zamirleri), 1’den 10’a kadarki sayılar, en temel ve yaygın yardımcı fiiller (olmak, gitmek, gelmek, yemek, istemek, uyumak, yazmak gibi), öneklerin/edatların hemen tümü, hemen hemen bütün zarflar ve bütün bağlaçlar, isim teşkilinde bazı önemli sonekler ve genelde sözcüklerin büyük bir bölümü Aramice’den gelmedirler.

Kısacası Browne’nin görüşüne göre Pehlevice’nin ana özelliği İrani ve Semitik öğelerin bir karışımını temsil etmesidir.

Kars Tarihi’nin yazarı Kirzioğlu’na göre, Partlar’ın İran’a girdikten sonra 250 yıllarından itibaren benimsedikleri söylenen Pehlevice denen dil İranlı Sasaniler’in diliydi.

Ben bu görüşe katılıyorum.

Ek olarak, Sasaniler’in dilinin bugün Dımılki (Zazaca, Kırmancki) denen dille aynı olduğunu düşünüyorum. Yani Partlar’ın İran’a ilk geldiklerinde üstlendikleri dil, Pehlevice olarak da referans verilen Sasanice (Zazaca) olmalıdır.

Mamakanlar (Tzaniler)’ın hangi dili konuştuklarını bilmiyorum. Onların dili de Zazaca olabilir. Ama mümkündür ki Partlar gibi onlar da Zazaca (Sasanice)’yı sonradan üstlenmiş olsunlar.

Bu varsayım doğru kabul edilirse, belki Dersimliler’in neden kendilerini Zaza olarak tanımlamadıkları ve “Zaza name zone Mao” (Zaza, bizim dilimizin adıdır) vurgusu yaptıkları da anlaşılır hale gelir.

Ermenice ile ilişkilere gelince...

Ermeniler’in bir alfabe benimsemeleri ve yazı diline geçmeleri Sasaniler (Zazalar)’in hakimiyeti altında gerçekleşti. Sasanice’nin devlet dili  olduğu veya en azından yönetimde ağır bastığı böyle bir dönemde oluşan ve gelişen Ermeniler’in literatür dili de doğal olarak Sasanice’nin etkisi altında kalacaktı. Adlara ve terminolojiye baktığımızda Ermenice üzerindeki Pehlevice (Partça ve Sasanice) etkileri açıkça görebiliriz. Yüzlerce yıl Part (Khal Ferat) ve Sasani (Zaza) yönetiminde yaşayan Ermeniler’in dili ve edebiyatının bundan etkilenmemiş olması düşünülemez.

Ama bunu eşit ölçüde olmasa da karşılıklı bir etkileşim olarak düşünmeliyiz.

Bu konularda daha net bir görüş ancak Ermeni ve Zaza dillerinin kapsamlı bir mukayesesi ile oluşabilir. Böyle bir mukayese Ermenice’nin Dersim dili üzerinde ne ölçüde etkili olabildiğine, kaynaklarda Ermeni olarak bilinir hale gelen Mamakanlar’ın ve Partlar (Feratlar)’ın daha önce Ermenice konuşup konuşmadıklarına ya da bu dili ne oranda benimsediklerine de ışık tutabilir.

Ermenice M.S. 400 yılına kadar henüz yazı dili haline gelmemişti. Bu tarihe kadar belirli bölgelerde sadece konuşma dili olarak mevcuttu.

Bir Ermeni alfabesinin benimsendiği tarihe (M.S. 400) kadar Ermenistan’da yazı dili İran dili idi. Pehlevice ve Sasanice denen Zazaki (Kırmancki) olmalı bu. Dini metinler, tüm literatür, yönetim işleri bu döneme dek İran dilindendi.

İran dilinin hakimiyeti, bir Ermeni alfabesinin bulunuşu ve Ermenice’nin yazı dili haline gelişinden sonra da uzun süre devam etti.

M.S. 400 yılından sonra bile Ermeni dili Arami ve Yunan karakterlerle yazılıyordu. Ermenistan (Ermeni) yukarı sınıfları, yani Ermenistan’ın kraliyet ailesi, ruhban sınıfı ve soyluları çok dilli idiler. İran dilinin yanısıra Yunanca ve Ermenice konuşurlardı.

Ermenice, Hint-Avrupa dil ailesinin ayrı bir şubesi olarak tasnif edilir. Toumanoff’a göre Ermenice denen dil başlangıçta Hayasa veya Urartu dili olabilir.

Richard N. Frye, Continuing İranian Influences On Armenian (1966) başlıklı bir yazısında Ermenistan ve Ermenice üzerindeki İrani etkilere (din, dil, hukuk, vd) değinir. Bu İrani nüfuzun Medler ve Akamenidler’le başlayıp Partlar ve Sasaniler’le sürdüğüne işaret eder. Ermeniler Hristiyan olduktan sonra bu etki giderek azalsa da devam etmiştir.

Medler’le başlayarak süreklilik kazanan İrani etkinin özellikle dile ilişkin boyutunu irdeleyen Frye, bazı örnekler verir.

Frye, İrani dilinin evrimini Eski Medce, Orta Medce ve Medi-o-Partça olarak üç aşamaya bölmektedir. Medi-o-Partça terimiyle Milattan sonraki ilk iki yüzyılın Medce ile Partça’nın bir karışımı olarak tanımlanan dilini kastediyor. O’na göre Ermenice en fazla İrani etkiye Partlar zamanında uğrar. İrani dillerden en çok ödünç kelimenin bu dönemde alındığını söyleyen Frye, Ermenice’ye geçen shen (köy), kari (çok) vd gibi bazı İrani sözcüklere daha çok Doğu İrani diyalektlerde, özellikle Sogdia dilinde rastlanmasını ilginç bulmaktadır (Bk. Yad-Name-Ye İrani-Ye Minorsky, Tahran, 1969, No. 124 içinde s. 80-89).
 

KIRMANCİYE-DERSİM KİLİSESİ VE KLERJİNİN ETNİK KİMLİĞİ
 

St. Gregory, Hayatı ve Şeceresi

Kırmanciye (Ermenistan)’yi Hristiyanlığa çeviren ve bir Ermeni mezhebi olarak bilinen Gregoryenliği kuran St. Gregory, iddia edildiği gibi Ermeni değil, ama Part (Pehlevi) orijinlidir. Ya da geleneğin Partlar’ın bir kolu gibi tanıttığı Karen veya Suren evindendir.

St. Gregory’nin elinden Hristiyanlığı benimsemiş olan ve keza Ermeni olduğu iddia edilen ilk Hristiyan Ermenistan kralı Tiridates de Ermeni değildir. O da orijinde bir Part (Arsakid)’tır.

Kısacası, St. Gregory ve Tiridates, Dersim geleneğinin diline çevirirsek Kal Ferat’lı idiler.

Tridates’in Part orijini onu “Ermenistan aydınlanmasının ikinci babası” olarak ve Saint (Saint Trdat) olarak tanımlayan M. Khorene tarafından da kaydedilir.

Trdat (Tiridates) adı, tıpkı Ezda sözcüğü gibi Allahverdi demektir. Bana Seyit Rıza’nın torunu tarafından iletilen Dersimli Şeyh Hasananlılar’ın şeceresinin başında birkaç Allahverdi adı vardır. Tabii burdaki Allah, benim düşünceme göre İslam’ın Allah’ı değil, pagan dönemin önde gelen Tir adlı tanrısı olmalıdır. Bazen Ter gibi yazılan Dersim adının baş kısmı (Der) da belki onunla ilişkilidir.

Khorene, halkı İsa’nın öğretisine çağıran Tiridates’in Hristiyanlığı Ermenistan prensleri ve soylularına dayatmada oynadığı büyük ve öncü role işaret eder. Bu amaçla Ermenistan’ın uzak parçalarına seferler düzenlediğini söyler.

İşin gerçeğini söylemek gerekirse, Gregoryenlik, doğuşunda Arsakidler (Partlar, Pehleviler)’in Ermenistan kolunun, yani Kal Feratlar’ın bir mezhebi ve kilisesi idi.

Bir ve aynı kişinin tarihteki adı ile destandaki adının  farklı olabileceğine işaret eden Kirzioğlu’nun iddiasına göre, Ermenistan Arsakidleri’nin hayatını anlatan Dede Korkut Oğuznameleri’nde Partlar’a Bayındır Hanlar, Ermenistan’da Gregoryen mezhebini kuran Aziz Kirkor Lusavoriç (Nurlandırıcı Aziz Greguvar)’e ise Korkut-Ata, Bayatlı Kara-Hoca Oğlu Dede Korkud (Bayat boyundan Kara-Khoca/Hoca Oğlu), Oğuzlar’ın Şeyhi, Surenyan Anak-Oğlu Kirkor Lusavoriç, Karenyan-Anak oğlu Kir-Kor gibi adlarla referans verilmektedir (Bk. Kars Tarihi, s. 144, 165).

Karenyan, Karen evinden olmak demektir. Kirzioğlu, Anak Bey’i bazen Karen, bazen Suren kolundan gösterir.

St. Gregory, daha büyük ihtimalle Suren (Suren Pahlav) evindendi.

Agathangelos da, Pehleviler’in hangi kolundan olduğunu söylemese de, St. Gregory’nin Pehlevi orijinine vurgu düşer. Lazar ise, St. Gregory’nin Suren Pahlav’larla kan bağına işaret eder. Moses Khorene, Anak Bey’in oğlu olduğunu söylediği St. Gregory’nin Pahlav eyaletinden (yani sonraki adıyla Horasan’dan) ve Part (Pahlavi) orijinli olduğunu, babası Anak dolayımıyla Pahlavlar (Pehleviler, Partlar)’ın Suren kolundan olduğunu herkesin bildiğini yazmaktadır (Bk. Khorenatsi, a.g.e., s. 228-229, 250).

Khorene’nin anlatımında bir karışıklık var. Bir yerde Burdar adlı birinden bahseder. Partiya (İran, modern  Horasan)’dan gelerek Kapadokya’nın Kayseri (Caesarea) kentine yerleşen Burdar, burada Sophy adında Hristiyan bir kadınla evlenir. Bir belirsizlik olmakla birlikte bu kadın Nicea Meclisi’ne katılanlardan Edessa papazı Euthalius’un kızkardeşi olabilir.

Khorene, Gregory’nin Kayseri’de doğduğunu ve Burdar’ın eşi Sophy’nin de onun ebesi olduğunu yazmaktadır.

David adında bir adamın kızı olan Mariam ile evlenen Gregory, bu evlilikten Vrt’anes (Büyük Vrtanes) ve Aristakes adlarında iki oğlu olduktan sonra eşinden ayrılır. Ermenistan (Kırmanciye)’a gelerek kral Trdat’ın yanında Yüksek Rahip olarak görev alır. Saint ünvanı da alan kral Trdat, Ermeni prensleri tarafından zehirlenerek öldürülür ve T’ordan’da gömülür (M.S. 330).

Khorene’ye göre Gregory’nin rahipliğe başlaması kral Trdat yönetiminin 17’inci yılına rastlıyor. Sebaste (modern Sivas) kentinde kendi öğretisi için materyal toplayan Gregory, çeşitli halklardan pek çok kimseyi Hristiyanlığa kazanır. (Khorene, a.g.e., s. 228-29, 250).

Daha sonra Gregory’nin yerine oğlu Aristakes geçer. Bizans imparatoru Constantin’in emriyle toplanan Nicaea Meclisi’ne katılamayan kral Trdat ve St. Gregory bu toplantıya kendilerini ve Ermenistan’ı temsilen Aristakes’i göndermişlerdir. Bu toplantının amacı bir süre önce öne sürdüğü yeni bir doktrin nedeniyle heretik ilan edilen İskenderiye’li Arius’u ve yandaşlarını mahkum etmekti.

Toplantıdan ortodoks bir inançla döndüğü söylenen Aristakes Valarşabat’ta kral Trdat ve babası Gregory ile görüşür, toplantı hakkında onları bilgilendirir. Khorene’nin anlattığına göre St. Gregory bu görüşmeden sonra geri Daranalik dağlarına döner ve bir daha kimseye görünmeden ötedenberi inziva hayatı yaşadığı ve aşık olduğu bu dağlarda ölür. Çobanlar tarafından bulunan ölüsü Garnik adlı birisi tarafından T’ordan köyünde toprağa verilir.

Khorene, kral Trdat’ın bu görüşme sırasında Gregory’nin yaşadığı aynı yöredeki (Daranalik dağları) Garni Kalesi’nin inşaasını bitirdiğine işaret eder.

Thomson, Gregory’nin döndüğü söylenen Daranalik dağları ile Garni’nin ilişkisi olmadığını not düşüyorsa da, eski Daranalik’e tekabül eden modern Kemah ve Koçkiri yöresinde Gerniler adında bir aşiretin varlığını bildiğim için burada da aynı adı taşıyan bir kalenin olabileceğini düşünüyorum.

St. Gregory’nin hayatını ‘Daranalik Eyaleti’ndeki Mane Mağaraları’nda geçirdiğini söyleyen Khorene, bu yerin adının daha önce yine bu mağarada yaşamış olan  Saint Rhipsime’nin arkadaşlarından Mane adındaki misyoner bir Hristiyan kadının adından geldiğini söyler. Sonraları St. Gregory de bu aynı yerde üstlenir, inancı yaymak için bu üsten hareketle geziler yapar ve izleyicilerini eğitir.

Khorene’nin ‘manevi bir kılıçtı’ dediği ve tüm kötü ve adaletsiz kişilerin düşmanlığını kazandığını söylediği Aristakes, yedi yıl (328-335, çev) Ermenistan Patriarkı olarak görev yaptıktan sonra Life Of Nerses adlı kitaba göre Archilaeus adında “Tsop’k Eyaleti’nden bir Ermeni” tarafından öldürülür. Khorene’ye göre onu öldüren bu adam Dördüncü Ermenistan denen eyaletin valiliğine atanmıştı ve Tsopk Eyaleti’ne giderken yolda karşılaştığı Aristakes’i kendisini ciddi şekilde suçlamış olduğu için kılıçla öldürüp Klikya’daki Toroslar’a kaçmıştır.

Aristakes, Ekeleats Eyaleti (Akilisene)’ne götürülüp kendi öz-kasabası T’il’de toprağa verilir. Thomson’un notuna göre St. Gregory ve soyunun mülkiyetinde olan T’il, Nane’nin tapınağının olduğu yerdir. Khorene’nin anlatımından bu yerin Gregory ailesinin öz-yurdu olduğu anlaşılıyor.

Böylece eskiden beri misyoner faaliyetin bir üssü olduğu anlaşılan Dersim ve yakın çevresinin Gregory ailesinin vatanı olma ihtimali de güçlü görünüyor.

Daha sonra Aristakes’in büyük kardeşi Vrt’anes patriark olarak atanır.

Vrtanes’in Saint Grigoris ve Saint Yusik (az umut demek) adlarında iki oğlu vardır. Kendisinden sonra küçük oğlu St. Yusik geçer patriarklık tahtına.

Yusik, Ermenistan kralı Tiran tarafından öldürtülür. Grigoris ise Khorene’ye göre kral Trdat’ın öldüğü haberi duyulduktan hemen sonra kendisine çıktığı seyahatte eşlik eden Sanatruk adında biri ile ‘daima inançsız’ olan Aluanklar tarafından Hazar Denizi civarındaki Vatnean Ovası’nda öldürülmüş ve Küçük Siunik’teki Amaras kentine götürülüp orada gömülmüştür.

Khorene, bir yerde, St. Yusik’in de ölmesinden sonra St. Gregory’nin ailesinden patriarklık makamına geçecek kimse kalmadığı için ondan boşalan göreve Tarawn Eyaleti’ndeki Aştişat’tan P’arnerseh adlı birisinin atandığını yazarken, bir diğer yerde, St. Yusik’ten sonra oğlu ve halefi Saint Nerses (Büyük Nerses)’in Ermenistan arkbişopu olduğunu yazmaktadır. (Khorene, a.g.e., s. 247, 249-51, 271-73).

Bizans (Roma) imparatoru Valens Augustus tarafından sürgün edildiği söylenen Nerses’e sürgünde olduğu sürece Khad adında biri vekalet etmiş ve Nerses sürgün bulunduğu bu sıralarda heretik olarak suçlanan Arius’un yandaşları (Ari’ler) tarafından ziyaret edilmiştir. Daha sonra itibarı iade edilen Nerses, Khorene’nin aktardığına göre, Ermenistan kralı Pap tarafından içkisine zehir katılarak öldürülmüştür.

St. Nerses Ekeleats Eyaleti’ndeki Khakh köyünde  ölür ve olan biteni gizli tutan kral Pap tarafından T’il kentinde gömülür. Ondan boşalan episkopal tahta onun ailesinden gelen Albianos’lardan Shahak adında biri atanır. Atama yetkisi Batı Ermenistan’daki Kayseri arkbişopuna ait iken bu atama kral Pap tarafından ona danışılmadan yapılır. Shahak’tan sonra Albianos ailesinden Zaven, onu takiben de Faustos’a göre gene aynı aileden olup Shahak ve Zaven’le akraba olan Aspurakes Ermenistan arkbişopu olurlar. O ölünce ise St. Nerses (Büyük Nerses)’in oğlu St. Sahak patriark olur (M.S. 389, çev).

Khorene Sahak’ın soyağacını babadan oğula şöyle vermektedir:

St. Gregory-Vrt’anes-Yusik-Atanagenes-Nerses-Sahak.

St. Sahak’ın kızıyla evli olan Hamazasp Mamikonyan, Sahak’ın talebi üzerine Sasani hükümdarı tarafından Ermenistan ordu kumandanlığına atanır. Elişe’nin tarih kitabının kahramanı ve Hamazasp Mamikonyan’ın oğlu ünlü Vardan Mamikonyan St. Sahak’ın torunudur. Sasani şahı Vram, Sahak’ı yerinden indirip tutuklar ve onun yerine  Surmak adında Bznunik’li bir rahibi atar.

Böylece çizgide bir kopma görülür.

Başlangıçta Sahak’ın yerinden edilmesine sevindikleri söylenen Ermenistan prensleri bir yıl sonra Surmak’ı görevden kovdururlar. Bu defa da Sasani kralı birbiri ardına Brkişo ve Samuel adlarında iki Süryani papazı atar bu göreve.

St. Sahak sonunda serbest bırakılmış ve Khorene’nin yazdığına göre Sasani kralı tarafından kendisine birkaç köy verilerek Sasaniler’e karşı isyan etmemesi için ısrarla uyarılmıştır.

Sahak’ın talebiyle Sasani kralı (Vram V: 421-439, çev) Mamikonyan evine/ailesine ait mülkleri Sahak’ın torunu general Vardan Mamikonyan’a iade eder ve onları serbest bırakıp geri Ermenistan’a dönmelerine izin verir. İsyan etmemeleri için uyarılanlardan biri de Vardan olmalı.

Ama ünlü Vardan isyanı bu tarihten 10-12 yıl kadar sonraya rastlıyor (450-51).

Bagrevand Eyaleti’ne yerleşen Sahak, bir süre sonra hastalanınca öğrencileri tarafından Bagrevand’ın Blur köyüne götürülür ve orada ölür (7 Eylül 438, çev). Cesedi kızı Dstrik (Khorene bu kadın için Vardan’ın eşi diyorsa da doğrusu Vardan’ın babasının eşi olmalı gibi) tarafından Tarawn Eyaleti’ne götürülerek kendi öz-köyleri Aştişat’ta gömülür.

Tarawn eyaletinden olan Ermeni alfabesinin mucidi Mesrop ise, Khorene’ye göre bu tarihten altı yıl sonra Valarşabat’ta ölmüş ve Vahan Amatuni’nin isteğiyle Amatuniler’in toprağı Awşakan’da gömülmüştür.

(Bk. Khorene, a.g.e., s. 290-99, 302-314, 329, 342, 347).

Thomson’un verdiği bilgiye göre Mesrop’un ölüm tarihi gerçekte 17 Şubat 439’dur.

 

Pehleviler’in Şeceresi

Kaynak: Justi, İranisches Namenbuch, 1963, syf. 423


HRİSTİYANLIĞIN DERSİM’E GİRİŞİ

Yukarıdaki özet iki konuda açık bir fikir veriyor.

Birincisi, Hristiyanlığın Dersim ve çevresine ne zaman girdiğidir.

Procopius ve Agathias’ın anlattıkları Hristiyanlığın Tzanlar’a M.S. 6. Yüzyıl ortalarında Bizans tarafından zorla dayatıldığı yönündedir.

Az evvelki veriler ise yoğun bir misyoner faaliyetin hedefi haline gelen Dersim ve çevresinin Ermenistan’da benimsenir benimsenmez Hristiyanlıkla tanıştığını ortaya koyuyor.

İkincisi, Hristiyanlığın Dersim’e kimler tarafından taşındığıdır.

Yukardaki bilgilerden görüleceği gibi, bu inancın ve faaliyetin başını çeken St. Gregory, onun ailesi ve kral Trdat’ın kendisi  bölgeyle bir şekilde ilintilidirler. Kimisi bu bölgedendir, kimi de orayı yurt ve üs edinmiştir ki, pek çoğu da halen orada yatmaktadır.

Üzerinde yoğunlaşılması gereken nokta bu figürlerden ve az ilerde ele alacağım Pavlaki önderlerinden hangilerinin Dersim-Kızılbaş inancı ve geleneğinde başka bir kimlik altında yaşatıldığıdır.

Bazen Karen evinden olduğu söylenen St. Gregory’nin gerçekte Suren evinden olduğu doğruysa, Gregoryen kilisesi başlangıçta gelenekte Partlar’ın bir şubesi olarak gösterilen Suren evinin elindeydi. Ama bu kilise daha sonraları evlilik yoluyla Mamakanlar (Khal Mem Oğulları)’ın eline geçer. Onu aynı zamanda, hatta esasen bir Dersim (Kırmanc) Kilisesi olarak veya Dersim kiliselerinden biri olarak da tanımlamak mümkündür.

Ermenistan’da Hristiyanlığı ilk benimseyen, yayan ve Gregoryen Kilisesi’ni kuranlar geleneğe göre Arsaklar (Partlar)’dı. Bu çalışmada onların Dersim geleneğindeki Kal Ferat grubu olduğunu ortaya koydum. Açık ki, onların doğrudan devamcıları ve bugünkü temsilcileri de Dersimliler’dir.

Bizans imparatoru Justininan döneminde (530’lu yıllarda) Tzanlar’ın da Hristiyanlığı benimsedikleri söylendiğine göre, Dersimliler eskiden kısmen pagan (doğa dini, Zerdüştlük), kısmen de Hristiyan idiler. Ermenistan’daki eski paganizm bugün en çok Dersim’de doğaya (güneşe, ışığa, aya, vd) tapım biçiminde yaşıyor. Hristiyanlık öncesi eski doğa dininin ve Zerdüştlüğün yanısıra Hristiyanlığın kalıntıları da (Gağand, kiliselerin ziyaret edilmesi, vd gibi) Alevilik görünümü altında Dersim dininde hâlâ yaşamaktadırlar. Dersim Hristiyanlığının daha etkin kolu ise, öyle görünüyor ki, ifadesini az sonra ele alacağım Pavlakilikte buldu.

Etnik Ermeni diye tanıtılan Ermenistan klerjisi de (din adamları zümresi, rahipler tabakası) gerçekte bir tabaka olarak esasta Part (Pehlevi, Arsaklı, Dersim’de Feretanlı) veya Suren evindendi. Çünkü bu zümre, genelde Suren Pahlavlar’dan St. Gregory Evi’dendir. Ermenistan’da Arsakidler denen dönemin, yani Dersim geleneğinin terminolojisiyle ifade edersek Khal Ferat Monarşisi peryodunun bütün Ermenistan kralları, klerjinin çekirdeği ve esası, soyluluğun ve askeri kastın ise en üst kesimi veya dikkate değer bir bölümü Pehlevi (Arsak, Eşkani, Part, Feratan) ve geleneğin Pehleviler’in birer şubesi saydığı Karen, Suren vd gibi evlerden idiler.

Pehleviler’in yanında ve onlardan hemen sonraki en etkin öğe, hatta fiiliyatta onlardan daha güçlü ve daha etkin diğer öğe ise Mamakanlar’dı.

Mamakanlar, tekrar tekrar vurguladığım gibi Dersim geleneğinin Khal Mem grubudur.

Kısacası, Ermenistan (Kırmanciye) ve Dersim klerjisinin çekirdeği etnik olarak Khal Mem-Khal Ferat ikilisinden bileşiyordu.

Ermenistan’ı Hristiyanlığa çeviren Ermenistan Arsakidler’inin Zerdüştlüğü hiç bir zaman tamamen benimsemedikleri, görünürde Zerdüşt olsalar da en azından Sasaniler’e kıyasla diğer inançlara karşı daha toleranslı ve hoşgörülü davrandıkları kaydedilir.

Belki biraz da bu nedenledir ki Sasaniler Partlar’ı ve Ermeniler’i gerçek İranlı saymamışlardır.

Kızılbaş-Alevi geleneğinde İslami-Şii bir kılık içinde hâlâ yaşamakta olan bir çok ünlü din büyüğü orijin olarak büyük bir olasılıkla Khal Mem-Khal Ferat ikilisine mensupturlar.

Örneğin, Dersim adlı kitabın yazarı Andranik, Dujik Baba Dağı zirvesindeki mezarın St. Sarkis (Khekr)’e ait olduğunu yazmaktadır. M. Seel,  A Journey In Dersim adlı gezi notlarında Kızılbaşlar’daki Hızır-İlyas (Hıdır-Ellez)’ın Ermeniler’in St. Sarkis dedikleri figür olduğunu ve üç günlük Hızır orucunun onun için tutulduğunu söylemektedir.

St. Serkis, Ermeni olarak bilinen kiliselerin en büyük saint’idir.

Taylor; Injeyrga’da Surp Minas’a, Eyrgan’da Surp Aratoon’a adanmış kiliselerden de sözeder.

Dersim’in kalbindeki Halvori Vank, Taylor (1866) ve Andranik (1888/1901) tarafından Surp Carabet Katedrali (St. Garabet, St. Karpet) olarak tanımlanmaktadır. M. Seel (1911), Ermeni takvimine göre 890 veya 911 yılında inşa edildiğine işaret ettiği Surp Garabet Vank’ın  Baptist St. John’un Manastırı olduğunu kayd etmektedir. Aynı yazar Nazimiye (Kızıl Kilise)’nin Dere Ova adlı yerleşmesinin adını orada bulunan Der Ohan Manastırı’ndan aldığını da not eder.

Dersim’de Ermeni diye tanımladığı Mirakyanlar’dan sözeden Andranik, Der-Ovanner (Der Ohan)’i Mirakyanlar’ın esas kurucusu ve önde gelenlerinden biri olarak tanımlar. O’na göre Dere Ova Mirakyanlar’ın ilk yerleşim yeriydi ve etrafa buradan dağıldılar.

Mirakyanlar’ın diğer önde gelenlerinin veya reislerinin adları Antranik tarafından Çoğur, Ekız, Havloru (Halvori) ve Torud olarak sayılmaktadırlar.

Bunlardan Çoğur, bugün Çukur adıyla bildiğimiz Alan aşiretinin köyü, Torud hala aynı adı taşıyan ve bazen Torum da denen Rutan aşiretinin köyü, Havlor ise Halvori’dir.

İlginçtir ki Dersim halkı da Torut köyü halkının Ermeni asıllı olduğunu söylemektedir. Fakat ben ‘Ermeni’ nitelemesinden en başta ve özellikle kaynaklarda Ermeni diye tanımlanan Dersim’in eski sakinlerini, yani Eski Dersimliler’i anlıyorum.

Antranik’in dediklerine bakılırsa Koznkex (Canik-Mazgirt arasında), Çukur, Dere Ova, Halvori, Vank, Türüşmek ve Torut gibi yerleşmelerin eski sakinleri kendi seyahati sırasında adaklarını taşlara yaptıkları, ne kiliseleri ne de papazları  olduğu halde hâlâ Hristiyan olan Mirakyanlar’dı. Antranik, Osmanlılar’a karşı 19. Yüzyıl Dersim direnişlerinden sözettiği yerde Mirakyan-Alan ve Mirakyan-Hıran ittifaklarına da değinmektedir.

Antranik’in Mirakyan dedikleri kimdir? Bu adın çevirisinde bir yanlışlık veya eksiklik olabilir belki. Çünkü ben Dersim’de bu adda bir aşirete rastlamadım. Antranik’in Mirakyan derken kastettikleri belki de Alanlar’dır. Ama Alanlar’ın bu adla bilindiklerini hiç duymadım. Onların tarihin gayet iyi bildiği ve Kırmanciye istilaları da kayda geçmiş olan ünlü Alan kavminden olduklarını sanıyorum.

Mirakyan adının doğrusu belki de Mihran (Mihrakan)’dır. Mihran Evi Rey’li ve Part orijinlidir. Sasani generali ünlü Behram Çupin bu evdendi. Onların adı Rey kentinin adından gelmedir. 6. Yüzyıl sonuna doğru Arran (Albania)’da bu evden gelen yeni bir hanedanlık doğmuş ve bu hanedanlığın yöneticileri İranşah (Eranşah) ünvanı taşımışlardır. Bu evin en son prensi Waraz-Trdat, M.S. 821/822 yılında kendi akrabası olan ve Bizans’a (Pontus’a) sığınan ünlü isyancı Babek’in adamı Nerseh (Arapça’da Narsi) tarafından öldürülmüştür. Nerseh de, Part orijinliydi. Kaynaklar Nerseh ve adamlarının Bizans ordusu eşliğinde Dersim ve çevresine dek akınlarından sözetmektedirler.

Sayfalar
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29

Pazartesi, 23 Haziran 2008 10:31 tarihinde güncellendi