Dersim Tarihi Sayfa 26 PDF Yazdır E-posta
AYDIN
Yazar Webmaster   
Pazartesi, 23 Haziran 2008 09:55

Edessa Kralı Abgar ve İsa İle İlişkiler

Khorene’nin listesinde Tigran’ın oğlu olarak tanıtılan Artavazd da, Thomson’un açıklamasına göre aslında Artaxiad kralı Artavazd II (55-34 M.Ö)’dir. Onu izleyen Manov, Abgar ve Sanatruk ise gerçekte Edessa krallarıdırlar. Ama M. Khorene, Edessa krallarını Ermenistan Arsakidleri (Kal Ferat Hanedanı)’ne dahil göstermektedir. Onun anlatımında Manov (Arşam) Tigran’ın kardeşi, Abgar’ın da babasıdır.  Sanatruk ise Abgar’ın yeğenidir. Khorene, o dönemde her yöneticinin iki ada sahip olmasının adet olduğunu yazmaktadır.

Khorene’nin Part soyundan olduğunu söylediği ve Ermenistan (Kırmanciye) kralı olarak gördüğü Abgar (Ekber), bir Edessa kralıdır. İlkin M.Ö.4-M.S 7 yılları arasında ve ikinci kez M.S. 13-50 yılları arasında yönetmiştir. Ukama Bar Ma’nu veya Abgar V Ukama adıyla da bilinir. Rivayete göre M.S. 29 veya 32 yılında Hristiyanlığı benimsemiştir. Ermeniler’in ilk Hristiyan ulus sayılmasında Abgar’ın ve Edessa Krallığı’nın bazı eski kaynaklarda Ermeni olarak tanımlanmasının da payı vardır. Abgar’ın adındaki Ukama sözcüğü kara, Bar ise oğul demektir.

Edessa/Osrohene krallığı, Selukidler’in Mezopotamya’yı Partlar’a bırakıp Fırat’ın batısına doğru çekildikleri sıralarda M.Ö. 132/131 tarihinde Urfa (Beth Orhaye, Orhai, Ruha, Urhay) ve çevresinde oluştu ve yaklaşık 352 yıl (M.Ö. 132-M.S. 240/242) yaşadı. Bu krallığın yöneticileri ve yönetim dönemleri güvenilir olmakla ünlü Edessa Arşivleri’ne dayanılarak M.S. 540 yılı dolayında yazılan Edessa Kronikleri’nde verilmektedir. Edessa tarihinin ayrıntıları ve Edessa krallarının listesi için J. B. Segal’in Edessa-The Blessed City (1970, s. 15, 3 nolu dipnot) adlı kitabına, ayrıca Enc. Of Islam’ın Orfa maddesine bakılabilir.

Bazı kaynaklar Urfa başkentli Edessa krallığını bir Süryani Krallığı olarak tanımlar ve Abgar dahil bütün krallarını da Süryani kralları olarak nitelerler. Bu kaynaklara göre Edessa kralları Hristiyanlığı 200 yıllarına doğru kabul etmişlerdir. Bu krallık ilkin Ermenistan krallarına ve Part İran imparatorlarına, sonra da Roma’ya tabi olmuş, en sonunda Roma imparatorluğuna katılarak son bulmuştur.

Khorene, Edessa adının Ermenice olduğunu söylerse de Thomson’un verdiği bilgiye göre bu ad başlangıçta Makedonya’nın başkentinin adıydı ve Urfa (Urha) kentine de Selukidler tarafından verilmişti.

Abgar’ı bir Arsakid kralı olarak tanıtan Khorene, onun Ermenistan Arsakid monarşisinin, yani bana göre Kal Ferat Hanedanlığı’nın başkentini Nisibis (Şoba)’ten Edessa’ya taşıdığını söylemektedir.

Edessa’dan sözederken Procopius da Abgar’a değinir. Ona göre tüm Edessa kralları Augarus diye adlandırılırdı.

Procopius’un anlattığına göre, Abgar (Augarus), kimsenin bir türlü tedavi edemediği bir hastalığa yakalanır. Sonunda Filistin’de “Tanrı’nın oğlu İsa”nın ölüleri bile dirilttiğini duyunca İsa’ya bir mektup yazarak onu Judea’yı terkedip yaşamının geri kalanını Edessa’da geçirmeye çağırır. İsa, Abgar’a bir cevap yazarak gelemeyeceğini iletir, ona sağlık diler. Procopius, kent halkının İsa’nın mektubunu aldıktan sonra Abgar’ın iyileştiğine inandığını yazıyor (Bk. Procopius, a.g.e., I. kitap, s. 369).

Khorene de değinir bu aynı rivayete. Khorene’deki versiyona göre hasta olan Ermenistan (Kırmanciye) kralı Abgar mucizelerini duyduğu İsa’nın yardımını araştırır. Bu amaçla iki elçisini Kudüs’e yollar. Bu elçilerle İsa’ya gönderdiği mektubunda gelip kendisini iyileştirmesini ister ve Yahudiler’in saldırısına karşı Edessa’ya gelirse kendisine koruma vereceğini iletir. Moses Khorene, “Abgar’dan Kurtarıcıya Mektup” başlığı altında bu mektubun metnini de vermektedir. Bu iki elçi İsa ile bizzat görüştükten sonra Edessa’ya dönüp Abgar’a gördüklerini anlatırlar. Bunun üzerine Abgar ölüleri dirilten İsa’nın gerçekten de Tanrı veya Tanrı’nın Oğlu olduğuna inanır. Khorene’ye göre İncil’de Abgar’ın bu mektubundan sözediliyor ve bu mektubu gönderenlere Gentileler diye referans veriliyor. Bu sözcük (gen-tile) sözlüklere göre Yahudi-olmayan kişi veya kişiler demektir.

Khorene’ye göre İsa’nın talebiyle havari Thomas İsa adına Abgar’ın mektubuna bir cevap yazar. Khorene bu yanıtın metnini de kitabında vermektedir (Bk. a.g.e., s. 169). Abgar’ın kuryesi Anan aracılığıyla iletilen bu mektupta İsa’nın Abgar’ın tedavisi için bir havarisini göndereceği bildirilir.

İsa öldükten sonra, Oniki Havari’den biri olan Thomas (İncil’in Türkçe çevirisinde Tomas) Yetmişler’den birisi olan Thaddaeus’u bir havari olarak ve tedavi amacıyla Edessa’daki Abgar’a gönderir. Thaddaeus (İncil’de adı oniki havari arasında anılan Taday olabilir), bir ‘Yahudi’ olan Bagratuniler’den Tobias adlı prense konuk olur. Kendisiyle görüşen Abgar ve tüm Edessa kenti halkı ondan çok etkilenirler. İsa’ya ve Baba (Tanrı)’sına inandığını beyan eden Abgar, ordusuyla gidip İsa’yı çarmıha gerenlerden intikam almak istediğini söyler. Abgar’ı, diğer soyluları ve kentteki hastaları iyileştiren ‘Havari Thaddaeus’, hepsinin itikadını kazanır. Abgar ve tüm Edessa kenti vaftiz edilir. Edessa’da İsa’ya inananlar giderek çoğalır ve putların bulunduğu tapınakların kapısına kilit vurulur. Havari Thaddaeus, bir ipek işçisi olan Adde’yi Edessa’ya rahip olarak atar ve onu Abgar’ın yanında bırakır. Havari Thaddaeus’un kendisi ise Edessa’dan Abgar’ın yeğeni Sanatruk’un yanına gider. Thaddaeus’la birlikte gelmiş olan Simon ise Partiya (İran)’ya gönderilir. İncil’de havarilerden ikisi Simun adını taşır. Bunlardan biri Petrus/Peter, diğeri ‘Yurtsever’ olarak da bilinirler (Bk. İncili Şerif Yahut İsa Mesih’in Yeni Ahit Kitabı, Kitabı Mukaddes Şirketi, İstanbul, 1976).

Roma imparatoru Tiberius’a, Babil kralı Nerseh’e ve kan akrabası Partiya (İran) kralı Artaşes’e mektuplar yazan Abgar, onları, dirilen ve öğretisini yaymak için dünyanın her tarafına havarilerini yollayan İsa’ya çağırır. Kan akrabaları olan Partlar’ın o sıra Partiya (İran)’da bulunan Simon’a inanmalarını talep eder. Ama bu mektup henüz Artaşes’e ulaşmadan Abgar ölür (Bk. Moses Khorene, a.g.e., s. 174).

Thomson’un notuna göre M. Khorene bu bilgileri Eusebius’tan almıştır.

Yukarıdaki gelenek doğru mudur? Bu konuda kesin konuşamam. Ama gerçek kimliği henüz tartışma konusu olan İsa, eğer tarihsel bir kişilik ise, Abgar’la çağdaş olduğu söylenebilir. Nitekim Thomas Artsruni de İsa’nın Abgar’ın Ermenistan (Kırmanciye) kralı olduğu dönemde ortaya çıktığını ve ona inanan ilk kralın da Abgar olduğunu yazmaktadır (Bk. T. Artsruni, History Of The House Of Artsrunik, M.S. 900, R. W. Thomson çevirisi, 1985).

İncil’de İsa’nın Davut-oğullarından, yani  peygamber olarak da tanıtılan kral Davut’un soyundan olduğu söylenir. O’nun M.Ö. 40-M.S. 44 yılları arasındaki bir tarihte doğduğu veya yaşadığı tahmin edilmektedir. İncil ise, genel kanıya göre, Milattan sonraki ilk yüzyılda İsa’nın havarileri ve diğer izleyicileri tarafından yazıldı. Değişik kişiler tarafından ve değişik zamanlarda yazılan bu kitapçıkların Milattan sonraki ilk iki yüzyılda biraraya getirilip derlenmesinden oluştuğu söylenmektedir. Bu kitapçıklarda İsa’nın yaşamı, öğretisi, izleyicilerinin faaliyetleri, birçoğu Anadolu’da bulunan ilk Hristiyan toplulukları nerelerde ve nasıl oluşturdukları anlatılır ve bu topluluklarla çeşitli konularda yapılmış yazışmalara da yer verilir (Bk. İncil (Müjde), Yeni Yaşam Yay., 1991; İncili Şerif Yahut İsa Mesihin Yeni Ahit Kitabı, İstanbul, 1976; ve İncil’in İngilizce versiyonları).

İsa’nın çarmıha gerilmesinden sonra ağır baskılar nedeniyle İsa’nın havarileri Kudüs’ü terkedip çeşitli yerlere sığınmışlardır. Sığındıkları yerlerden biri de Edessa’ya pek uzak olmayan Antakya ve Tarsus’dur. Bu inanca Hristiyan (Mesihçiler, İsacılar) adı da ilk kez Antakya’da takılmıştır. Bu adla bilinen ilk topluluk, Antakya’daki izleyicilerdir. Mesih sözcüğü Mehdi (gelecek olan, beklenen kurtarıcı) ile eşanlamlıdır. İsa’ya Mesih de denilmiştir.

Abgar’dan sonra Ermenistan Krallığı Abgar’ın oğlu Ananun ile Abgar’ın yeğeni Sanatruk arasında ikiye bölünür. Ananun Edessa kralı olurken, Sanatruk Ermenistan tahtına çıkar. Sanatruk, havari Thaddaeus tarafından Hristiyanlığa çevrilmişti. Abgar’ın oğlu Ananun ise babasının inancını sürdürmez, putların bulunduğu tapınakları yeniden ibadete açararak pagan kültlere tapımı devam ettirir. Ananun, Edessa’da havarinin temsilcisi ve Edessa papazı olarak bulunan Adde’yi de öldürtür. Ermenistan’a gelen havari Bartholomew (İncil’in Türkçe çevirisinde Bartalmay) de aynı şekilde Arebanus kentinde öldürülür. Thomson’un dipnotuna göre sonraları Hogeats-Vank adıyla ünlenen Dicle üzerindeki kiliseyi Bartholomew’in kurduğu rivayet edilir. Bir başka gelenek ise, aynı nota göre, havari Bartholomew’i Karin (Theodosiopolis, Erzurum) kenti ile ilişkilendirmektedir. Havari Thaddaeus’un, özellikle Edessa papazı olduğu söylenen Adde’nin Yezidiliğin kurucusu olduğu söylenen Şeyh Adi ile bir bağlantısı olabilir bence.

 

Sanatruk (Sanesan, Sanasar)’un İnşa Ettiği Kent Munzur Kaynağında Olabilir Mi?

Sanatruc, Khorene’de Edessa (Urfa ve çevresi) kralı Abgar’ın yeğeni ve Ermenistan’ın Abgar’dan sonraki Arsakid/Part kralı olarak tanıtılır. Faustus’a göre Mtsurn kentini inşa eden veya yeniden inşa eden Sanatruk’tur. Ermeni tarihçilerine göre Mtsurn kral Sanatruk’un başkentiydi. Ama Mtsurn’un adı Ermenice’de sık sık Nisibis kentinin Ermenice adı olan Mtsbin ile birbirine karıştırılır (Bk. Thomson’un dipnotu, a.g.y., s. 178-179).

Khorene’nin dayandığı ünlü Mar Abas Katina, Mtsurn’lu bir bilgindir. Nisibis’in Şoba adıyla da bilindiği söylenmektedir.

J. G. Taylor’un aktardığı bilgilere göre, eski coğrafyacılar Munzur Nehri’nin Yukarı Ermenistan’da aynı adı taşıyan eyalette (Menzor Eyaleti/Kantonu) yeralan Medzourkh adlı antik kentten çıktığını ve bu kenti Sanadrug’un kurduğunu yazmaktadırlar. Örneğin Byzantium’lu Faustus, bu kenti Ovacık Ovası’nda Mercan ve Munzur’un birleştiği yerde gösterir ve St. Martin de bu kentin Sanadroug tarafından kurulduğunu kaydeder. Taylor’a göre Faustos ve St. Martin’in tarifleri Ovacık ve Munzur ile örtüşür. Taylor, Munzur Nehri’nin bir dağdan çıktığını (ona göre bugünkü Doojik Dağı’ndan) not ettikten sonra, uzun zaman önce bir İran (Pers) kralının Munzur Dağı dibinde bulunan bu nehrin doğduğu yeri (mağarayı) temizlettiğini söyleyen bir geleneğin varlığına da işaret eder (Bk. JRGS adlı periyodik, cilt 38, s. 281-361, J. G. Taylor,  Journal Of A Tour In Armenia, Kurdistan And Upper Mesopotamia With Notes Of Researches In The Deyrsim Dagh, 1866).

Munzur Efsanesi’ni anlatırken M. Seel de, bir İran kralının Munzur gözesinde kazı yaptırıp efsanenin kahramanı Munzur’un kayıplara karışırken elinde olduğu rivayet edilen kabı bulduğunu ve götürüp Tahran Müzesi’ne koyduğunu söyleyen aynı geleneğe değinmektedir. Öte yandan sözcük olarak İlk Yaradılış (Başlangıcın Yaradılışı) anlamı taşıyan  Bundahis’te de Fırat’ın (Eski kaynaklarda bazen Munzur’a da Fırat denir) kaynağının Manuskihar tarafından kazıldığı söylenmektedir (Bk. Ferdinand Justi, Der Bundehesh, Leipzig, 1868; ayrıca  çevirisi değişik doğu bilimcilerce yapılan ve F. Max Müller’in edite ettiği 1880 tarihli The Sacred Books Of The East adlı eserin V. cildindeki Bundahis çevirisi, s. 78’e bakılmalıdır).

El Beruni’nin Pişdadi (Med?) kralları listesinde Minoscihr adında bir yöneticinin adı geçer. İran’ın Part krallarından biri Sinatruces (76/75-70/69 M.Ö) adını taşır.

Yukarıdaki verilerden hareketle Mtsurn teriminin Munzur adının bir şekli olup, Munzur Nehri kaynağında, yani modern Ovacık’ta kurulduğu rivayet edilen antik kent olduğunu düşünüyorum. Sanatruk’un kurduğu veya yeniden kurduğu söylenen kent olmalıdır bu. Dolayısıyla Moses Khorene’nin dayandığı Mar Abas Katina adlı bilgin de gerçekte Munzur (modern Ovacık)’lu olabilir. Sanatruc (Sanadroug) adının bazen Sanesan şeklinde yazılabildiğini de not etmeliyim. Justi’nin İranisches Namenbuch adlı çalışmasında da aynı özdeşlik kurulmaktadır (Bk. Justi, a.g.e., s. 282-83).

Sanasar olarak da okunabilecek olan Sanatruk adı, Sin (San) öğesi içermektedir. Khorene, Bagratlar’ın ve Artsruniler’in kumandasında bir ordu toplayan Sanatruk’un tüm krallığı elde etmek amacıyla Abgar’ın oğlu Ananun ile savaştığını, bu savaş sırasında Abgar Evi’ne mensup kadınları Haşteank kentine (Palu-Çabakçur bölgesi) yerleştirip bu evin erkeklerinin tümünü kılıçtan geçirdiğini yazmaktadır. O’nun yazdığına göre Sanatruk, depremde yıkılan Nisibis kentini de yeniden inşa etmiştir. Faustos’a göre Sanatruk’un inşa ettiği kentin Mtsrun olduğuna az yukarda işaret ettim. Ermenice’de Mtsrun ve Mtsbin (Nisibis) adlarının karıştırıldığına da değindim. 

Khorene, Sanatruk öldükten sonra ülkede yaşanan karışıklıklara ve taht savaşlarına değinir. Bu ortamda Eruand adlı biri tahtı ele geçirip Artaşes hariç Sanatruk’un tüm oğullarını öldürür. Thomson’un notuna göre Khorene’nin Eruand dediği yerde gerçekte Abgar VII’nin oğlu Arbandes’i anlamalıyız. Çünkü Khorene, Arbandes ile Orontidler ailesine mensup Eruand’ı karıştırmaktadır. Abgar VII (Abgar VII bar Ezad/İzat, İzates), Edessa kralı olup J. B. Segal’ın verdiği listede M.S. 109-116 yılları arasında yönetmiş gösteriliyor. Arbandes (Khorene’de Eruand)’in katliamından kurtulabilen Artaşes sonraları Part ordularının desteğiyle Ermenistan’da tahtı ele geçirir.

 

 

Khal Ferat Hanedanlığını Kim Kurdu?

Bazı kaynaklara göre, Ermenistan’ın ilk Arsakid kralı Tridat I, gerçekte Khorene’de Sanatruk’un oğlu olarak gösterilen bu Artaşes (Axedares, Exedares?)’e karşılık düşmektedir. Artaşes’in Tridates I’e tekabül ettiği doğruysa, Tridat I’in babası kaynaklarda Sanatruk değil de, Vonones II (M.S. 50/51) olarak verilir. Ferdinand Justi’nin İranisches Namenbuch (1963) adlı eserinde bu Vonones II’yi Part kralı IV. Ferat’ın bir oğlu olarak veya bir şekilde IV. Ferat ailesine dahil biri gibi sunan bir görüşe işaret edilmektedir (Bk. Justi, a.g.e., s. 412, dipnot 4).

Sanatruk’un oğlu olduğu söylenen kişinin asıl adı Artaşes (Yiğit Ardaşes), ünvanı ise Tiridates’tir. Tridates sözcüğü Tir adlı tanrı adından gelme olup, bu tanrının yarattığı anlamını vermektedir. Halk arasında hâlâ rastladığımız Allahverdi adıyla aynı türdendir. Ama burdaki Allah, Tir adını taşıdığı için Tridat adı da Tir adlı Tanrı’nın verdiği (Tir-verdi) şeklinde anlaşılmalıdır. Tir, bir pagan dönem tanrısıdır. Yunan panteonundaki Apollo’nun Emenistan (Kırmanciye)’daki dengidir. Dersim adının başındaki Der unsurunun Tir adıyla ilişkisi olabilir.

Part kralı Vologases I’in kardeşi olup onun tarafından Ermenistan krallığına atanan kişinin işte Tiridat (Allahverdi) ünvanlı veya lakaplı bu Artaşes (veya Axedares) olduğuna inanılıyor. Ermenistan Arsakidleri (Khal Ferat Hanedanlığı)’nin kurucusu ve ceddi odur.

Tridat (Artaşes?)’ın ilk yönetimi M.S. 53-58 yılları arasına denk düşer. Bir kesintiyi takiben ikinci kez M.S. 63-99 arası yıllarda yönetir. M.S. 72 yılındaki Alan istilası onun zamanına rastlıyor. Bazı kaynaklar Alan istilasının tarihini M.S. 36, bazıları da M.S. 72 yılı olarak vermektedirler. Khorene’nin anlatımında 72 yılı benimsenmiştir gibi. Bu istilaya Alanlar’dan başka halklar da katılmış görünüyor. Ama tümüne birden sadece Alan olarak referans veriliyor. Tüm dağ halklarını (muhtemelen Giller ve Deylemi’ler de dahildi) yanlarına aldıkları söylenen Alanlar, onlarla birlikte Gürcistan’ın yarısını ele geçirdikten sonra hızla tüm Ermenistan (Kırmanciye)’ı istila ederler. Kura Nehri havzalarında ‘Alan ulusu’ ile savaşan Artaşes (Allahverdi)’in ordusu Alan kralının oğlunu esir eder. Bu olayı takiben Alan kralı barış ister. Artaşes (Tridates I?), istilacı Alan kralının kızı Sat’inik’le evlenip savaşı sona erdirir. Alanlar’la dostluk kuran Artaşes onların bir bölümünü Artaz (diğer adıyla Shavarshan) eyaletine yerleştirir. Kendisiyle evlenen Alan kralının kızı Sat’inik’in akrabalarını ise Büyük Kraliçe’nin yakınları sıfatıyla Araveleank’lar (Aravel’ler) adı altında bir Ermenistan evi/prensliği haline dönüştürür (Bk. Khorene, a.g.e., s. 191-195).

Araveller, bir Alan aşireti idi, Alan orijinliydi. Böylece, Toumanoff’un da işaret ettiği gibi, geleneğe göre ‘Aravel (Aruel)’ler, Alania/Ossetia adıyla bilinen Alan ülkesi krallarının soyundandırlar. Toumanoff, topraklarının Ayrarat’ta olduğuna işaret ettiği Aravel/Aruel’lerin adının tarihte en son 7. yüzyılda duyulduğunu yazmaktadır. Bu ad, bana Dersim’in Areyli (Areiz) aşiretini hatırlatıyor. Burdaki olaylar Dersim’in Alan ve Areyli aşiretlerinin gelişine işaret edebilir. Areyli aşiretinin adı Türk kaynaklarında bazen Araelli veya Artilli şeklinde geçer. Kirzioğlu’nun aktardığına göre, Alanlar’ın Aorsi adlı aşireti bu sırada Artaz’a, bir diğer Alan aşireti olan Şırak’lar ise Kars-Arpaçay boyuna yerleştirilmişler. Kirzioğlu, Sırak (Sırakene) adlı bölgenin adının bu aşiretin adından geldiğine işaret eder (Bk. Kirzioğlu, Kars Tarihi, s. 154).

Khorene, Artaşes’in yaklaşık aynı sıralarda tahta yeni çıkan kendi adaşı Partiya (İran) kralını tanımayarak ona  karşı isyan eden Gilan (Gel ülkesi) halkına ve diğer Hazar kıyısı halklarına karşı savaşıp onlardan çok sayıda esir aldığını ve bu esirleri Ermenistan (Kırmanciye)’a yerleştirdiğini yazmakta ve bu esirler arasında Kaspik’lerin kralı Zardmanos’un da bulunduğunu belirtmektedir. Bu esirlerin veya onların bir bölümünün Güney Ermenistan’da Alki’ye yerleştirildiği söyleniyor. Böylece Khorene’ye göre Artaşes Ermenistan’a çok sayıda yabancı nüfus yerleştirmiştir. Thomson, Ermenistan’a yabancıların yerleştirilişinin daha çok Tigran II dönemine uyduğunu not etmektedir.

Artaşes (Tridat) ile Axedares’in aynı mı, ayrı mı oldukları net değil. Khorene’deki bilgilere göre, Artaşes’in Ermenistan krallğı Roma imparatorları Trojan (98-117) ve Hadrian (117-138) dönemlerine rastlıyor olmalı. Kronolojiye bakılırsa, Axedares (100-113?), Artaşes’ten sonra yönetmiş başka biri olsa gerektir.

 

Khal Ferat Hanedanlığının Sonraki Yöneticileri ve Başkentleri

Khorene’nin aktardığı geleneğe göre, Artaşes (Tridates I)’in Alan kralının kızı Satinik’ten altı oğlu olur. Bunların adları Artavazd, Tiran, Mazhan, Zareh, Vroyr ve Tigran olarak veriliyor.

Artaşes ölünce ilkin oğlu Artavazd geçer tahta. Oğulları olmayan Artavazd, halef olarak kardeşi Tiran’ı seçer ve az sonra ölünce de yerine kardeşi Tiran geçer ki, o da Romalılar’a bağlı kalır.

Khorene; Abgar dönemini Edessa Arşivleri’ne, Artavazd’dan Khosrov’a kadarki Ermenistan tarihini ise Edessalı tarihçi ünlü Bardaisan’ın kitabına dayanarak yazdığını söylemektedir (Bk. Khorene, a.g.e., s. 213).

Bardaisan adı, Daisan’ın oğlu demektir. Daisan ise, Edessa’da bir nehirdir. Bardaisan (M.S. 154-222), Edessa Krallığı döneminde yaşadı. Partiya’dan kaçıp Edessa’ya gelen pagan bir ailenin oğludur. Edessa doğumludur ve Edessa literatürünün devidir. Bir Hristiyan’dı, ama kiliseden kovulmuştu. Kendi adıyla anılan Bardaisani’ler sektini kurdu. Caracalla’nın yönetimi döneminde Ermenistan (Kırmanciye)’a sığındı ve burada iken bir Ermenistan Tarihi yazdı. Khorene, Bardaisan’ın Ermenistan’da sığındığı yerin Ani Kalesi (Kemah) olduğunu yazmaktadır.

Oğlu olmayan Artavazd kardeşi Tiran’ı, Tiran ise diğer kardeşleri Tigran (Son Tigran)’ı halef olarak belirler.

Khorene’nin listesinde Son Tigran olarak geçen kişinin M.S. 1. yüzyılın başlarında yaşamış III. Tigran olamayacağına işaret eden Thomson, Son Tigran diye referans verilen bu adamın Sohaemus adlı Ermenistan kralı olduğunu tahmin eder (Bk. Khorene’nin kitabına dipnot, s. 208).

D. M. Lang’ın verdiği listeye göre Arsakidler’den Sohaemus, M.S. 140-178 yılları arasında yönetmiştir. Bu adı taşıyan bir Sofene kralı da var (M.S. 54-68). Ama Arsakid Monarşisi’nden sözettiğine göre Thomson’un yorumu doğruysa Khorene’nin referansı M.S. 140-78 arasındaki Ermenistan kralı olmalıdır. Zaten Khorene de onun Antoninus Augustus diye de bilinen Roma imparatoru Titus II (M.S. 138-161) zamanında yaşadığını ima ediyor. M.S. 161/162 yılında onun yönetimi kesinti yaşar. Bu kesintide Parthia’lı Pacorus yönetir. Ama M.S. 163 yılında Ermenistan’ı istila eden Roma ordusu Part kral adayını devirip Sohaemus’u  ikinci kez tahta oturtur.

Babası Tiran ile bu Son Tigran (Sohaemus?)’ın başkentleri Akilisene’de idi.

D. M. Lang’a göre Sohaemus, bir Roma senatörü ve konsülü ünvanı aldı. Sohaemus, bir diğer kaynakta yer verilen listede, Emesa’lı olarak gösterilir.

Khorene, Tiran’ı anlattığı kısımda, Ermenistan’ın Arsakid Evi (Kal Ferat Evi) halkının topluca Haşteank’ta oturduklarını, onların irsi mülklerinin burada olduğunu tekrarlamaktadır (Bk. II. kitap, s. 205).

O’nun anlattığına göre Arsakid Evi’nin burdaki nüfusu zamanla hayli çoğalır ve yine kendilerinden biri olan Ermenistan’ın Arsakid krallarından Tiran döneminde yeni topraklar talep ederler. Bunun üzerine kral Tiran, onlardan bir bölümünü Aliovit ve Arberan eyaletlerine yerleştirir. Aliovit ve Arberan’ın yerleri için Khorenatsi’nin coğrafyasını gösteren gerilerdeki haritaya bakılmalıdır.

Artavazd’ın eşlerinden birinin Andzevatsi (Zavazan) adlı bir gençle evlendiğini ve oğulları olmayan Artavazd Evi’nin tüm varlığının da bu adama, ondan sonra da Erakhnavu adında birine kaldığını söyleyen M. Khorene, Tiran döneminde bu evlilik nedeniyle Andzavatsi Evi (Zavazan Evi)’ne ayrıcalık tanındığını, Tiran’ın bu eve devlet hiyerarşisinde Artavazd Evi’nin hakkı olan ikinci sırayı verdiğini, bu evden çok sevdiği Erakhnavu adlı genci Ermenistan ordusunun doğu bölümünün kumandanı yaptığını söylemektedir. Artavazd, Tiran ve Son Tigran’ın kardeşleridir.

Moses Khorene’nin anlattığına göre Tiran adlı bu Arsakid kralının kendisi Ekeleatsi (Akilisene)’ye yerleşir ve başkentini de bu bölgedeki Ch’rmes’e taşır. Tiran, 21 yıl boyunca Ermenistan krallığını buradan yönetir. O’nun kardeşi Tigran (Son Tigran)’nın başkenti de burası oldu.

Eremyan, Ch’rmes kentinin Erez’in doğusundaki Tsumina olduğunu saptadı (Bk. Khorene’nin kitabına Thomson’un dipnotu, s. 205).

Dersim civarında bulunan bu kentin adı da (Tsumina/Ch’rmes) Dersim adıyla bir benzerlik taşıyor.

Sanatruk (Sanesan)’un başkentinin Munzur (Ovacık, belki yine Munzur Eyaleti’ndeki Çemişgezek) olabileceğine değindim. Ama kesin konuşamıyorum henüz. O hariç tutulursa, Tiran, Moses Khorene’de başkenti Dersim hudutlarında (belki de içinde) bulunan ilk Arsakid kralı olarak görünüyor.

Khorene, bir seyahat sırasında kar fırtınasında ölen Tiran’dan sonra Ermenistan tahtına kardeşi Son Tigran’ın geçtiğini yazmaktadır. Anneleri Alan da olsa bunlar gelenekte Part/Arsacid sayılıyor, öyle tanımlanıyorlar. Thomson’a göre Khorene, burdaki adları Strabo’dan alıp kullanmıştır.

Khorene, Son Tigran’ın tek bir cesur iş yapmadan 42 yıl yaşayıp öldüğünü söylemektedir.

Khorene’nin Son Tigran dediği bu Ermenistan kralı, yine onun aktardığı bilgilere göre, Peroz (muzaffer, galip) adı/ünvanı ile de bilinen Partiya kralı Valegesos’un (Yunanca’da Valegesos olarak söylenen bu ad, Justi’ye göre İrani dillerde Walagaş’tır) Suriye üzerinden Filistin’i istila ettiği sırada onun adına Akdeniz bölgelerini istila etmişse de, bu seferi sırasında bu bölgelerin prensesi bir Yunan kadın tarafından esir edilmiştir. M. Khorene Romalılar’a sık sık Yunan demektedir. O’nun yazdığına göre sonunda Ermenistan’a boyun eğdiren bu Yunanlı prenses esir ettiği Tigran’ı Rop’i adında kendi akrabası bir kadınla evlendirip serbest bırakır. Tigran, Ermenistan’a döndükten sonra Rop’i adlı bu kadını bırakırsa da, ondan olma dört çocuğuna Ropsean ünvanı vererek onurlandırır. Onları prens yapar ve Arsakidler’e dahil eder böylece (?).

Khorene, Son Tigran’ın kendisi esirken onu kurtarmak amacıyla Yunanlılar’la (Romalılar) savaşmış olan evleri prenslikler halinde örgütleyerek ödüllendirdiğinden sözetmektedir.

Bu ailelerden bir bölümü Korchek’tendir, bazısı Vchenik (Haykazunk soyundan)’in eski/antik komşularıdır, diğerleri de başka soydandırlar diyen Khorene, durumunu netçe bilemediği için bu evlere tek tek değinemediğini belirtiyor (Bk. M. Khorene, a.g.y).

Adontz, Vchenik terimini soy (soydan gelenler) anlamlı Chet olarak düzeltti. Ama Vchenik adının Fırat’ın hemen güneyinde, Erzurum-Erzincan arasındaki Vzhan (Vizhanuni) Prensliği ile ilgisini kuranlar da var (Bk. Thmson’un notu, a.g.e.).

Moses Khorenatsi’nin anlatımından Son Tigran’ın da kendinden önceki Tiran gibi Akilisene’deki Tsumina (Ch’rmes)’dan yönettiği anlaşılmaktadır. Ayrıca Rop’i adının Tomanoff’ta Rufa/Rufai olarak okunduğuna dikkat çekmeliyim. Rufai/Rıfai aşiret ve tarikat adıyla ilişkili olabilir bu.

Son Tigran’dan sonra yerine oğlu Valarş (Valarş II, Olaş) geçer. Thomson, Moses’in hesabından hareketle Valarş’ın M.S. 180 yılında tahta çıkmış olması gerektiğini tahmin eder. Valarş zamanında kuzey halkları olarak da referans verilen Kaspik’ler (Hazarlar) ile Thomson’un Hun-o-Bulgar olduklarını not düştüğü Basilkler ittifak halinde kralları Vnasep Surhap liderliğinde Kafkasya üzerinden Kura Nehri’ne dek inerek  Valarş ile savaşır ve onu öldürürler.

Valarş’tan sonra Khosrow (Hüsrev)’u görüyoruz Ermenistan/Kırmanciye tahtında. O’ndan Khosrow I veya Büyük Hüsrev diye de sözedilir (Tridates II: 217-238?). Büyük Hüsrev, İskitler’in Türk olduğunu iddia eden Kirzioğlu’na göre, Dede Korkut Oğuznameleri’ndeki adıyla Salvur boyundan “Valarş (Olaş) oğlu Kazan Han”dır. Valarşak soyundan indiği söylenen Khosrov, Edessalı tarihçi Bardaisan’a dayandığını söyleyen Khorene’ye göre, ilkin kuzeyli halkları dağıtıp babasının intikamını alır, ardından son Part kralı Artavan (Artaban V: 213-27) Sasan oğlu Artaşir tarafından devrildiğinde ordusunu alıp Artavan’ın yardımına koşar. Bu sırada mecburen Romalılar’dan yardım ister. O zamanki Roma kralı Philip (244-249) ona destek için birlikler yollar. Bu birlikleri de alarak Artaşir’in üzerine yürür, onu kaçmaya mecbur edip Asurya’daki bazı yerleri geri alır. Pehleviler (Partlar)’in Sasaniler’e direnen tek kolu olan Karen Pahlav (Karen-Part, Garen-Bahlav)’lara, Kuşanlar ülkesindeki (Partiya, Baktriya, Belh) Pehlevi akrabalarına kuryeler gönderir. Onları birleşip direnmeye ve intikam almaya çağırır. Ama bu tarihlerde Pehleviler’in Suren ve Aspahapet kolları Sasani egemenliğini gönüllü olarak kabul etmiş, direnen tek kol olan Karen Pahlavlar ise katliamdan geçirilmiştir. Artık çok geç kalındığını anlayan Khosrov, bunun üzerine geri Ermenistan (Kırmanciye)’a döner. Sonunda Sasani Artaşir tarafından devrilir ve Artaşir’in teşvikiyle ona karşı isyan edip kendisine sığınmış gibi görünen Suren Pahlav Evi’nden Anak adlı bir akrabası tarafından ailesiyle birlikte öldürülür (Khorene, a.g.y., s. 214, 223-24, 242, 246).

Khorene Sasani Artaşir’in Ermenistan’ı istila ettiğini ve bu sırada birçok Ermenistan/Kırmanciye prensinin Bizanslılar’a sığındığını anlatır. O’nun yazdığına göre bu sığınmacılardan biri de Artavazd Mandakuni idi. Burdaki Artavazd’ın Agathangelos’ta Sparapet Artavazd olarak geçtiğine işaret eden Thomson, onun gerçekte bir Mamikonyan (Mamakan) prensi olduğunu, ama anti-Mamikonyan Khorene’nin burada Mamakan adını Mandakuni olarak değiştirdiğini not eder. Sparapet sözcüğü 5. yüzyılda Mamakan Evi’nin soydan geçme ünvanıydı. Mamakan ailesinden Artavazd adlı bu prens kral Khosrov’un bir oğlunu (büyük olasılıkla St. Trdat’tır bu) korumaya alır ki, bunu öğrenen Sasan-oğlu Artaşir Mamakan Evi’nin (Khorene’de Mandakuni) tamamen imhasını emrederek bu aileyi katlettirir (Bk. Khorene, a.g.e).

Bu olaylar Agathangelos tarafından da anlatılmaktadır.

Öldürülen Khosrov’un yerine bu aileden Sasani (Zaza) yanlısı Anak’ın katliamından kurtulabilen tek kişi olduğu söylenen oğlu Trdat geçer. O’nun da Sasani katliamından Artavazd Mamikonyan tarafından kurtarıldığı anlaşılıyor.

Bu tarihten sonra İran’da Sasani egemenliği dönemi başlar. Ama Ermenistan’da Arsakid (Part, Kal Ferat) yönetimi buna rağmen sürer.

Khorene’nin Artavazd’dan Khosrow’a kadarki Ermenistan/Kırmanciye tarihi konusunda Bardaisan’a dayandığını söylediğine az evvel işaret etmiştim.

Ermenistan prens ve generallerini toplayan St. Gregory’nin oğlu Ermenistan Arkbişop’u Vrt’anes, Bizans imparatorunun da onayını aldıktan sonra Khosrow’un oğlu Saint Trdat’ın Ermenistan tahtına çıkmasını sağlar.

Saint Trdat, Tridates III (M.S. 286-330) olarak bilinmektedir. İlk Hristiyan Ermeni kralı olan Saint Trdat (Büyük Trdat), Khorene’nin aktardığına göre Tsopk’ta oturmuş ve Ermenistan’ı oradan yönetmiştir.

Tsopk, Sofene’nin Ermenice adıdır ve  modern Dersim’e tekabül etmekte veya Dersim’i de (en azından bir kesimini) içermektedir.

Hristiyanlığın Dersim ve çevresine girişi, eğer Ermenistan/Kırmanciye kralı olarak da tanıtılan Edessa kralı Abgar veya onun yeğeni olan Mtsurn kenti kurucusu Sanatruk tarafından taşınmadıysa, St. Gregory ve Saint Trdat’la birlikte başlıyor olmalıdır.

 

Part Kralı Dördüncü Ferat ve Çocuklarına İlişkin Gelenek İle Batı Dersim Geleneği Arasındaki Çarpıcı Paralellik

Moses Khorene’nin aktardığı geleneğe göre Ermenistan’ı Hristiyanlığa çevirenler Part (Partiya) kralı Arşavir’in halefleri, daha doğrusu O’nun oğlu Artaşes’in ailesi/soyu olmuştur.

Dersimliler’in orijini ve Dersim tarihi açısından büyük önem taşıdığına inandığım için Arşavir’e ilişkin rivayeti özetlemek zorundayım.

Khorene’nin Arşavir dediği Part kralı kaynaklara göre Dördüncü Ferat (M.Ö. 38/37-M.Ö. 2)’tır. Dördüncü Ferat, Khorene’nin Ermenistan/Kırmanciye kralı ve Arsakid olarak tanıttığı ünlü Edessa kralı Abgar zamanında (M.Ö. 4-M.S. 50) ölür.

Khorene’nin aktardığı geleneğe göre kral Arşavir (Dördüncü Ferat)’in yaş sırasına göre Artaşes, Karen ve Suren adlarında üç oğlu ile Koşm (Koshm) adında bir kızı vardır. Babaları Dördüncü Ferat ölünce bu dört kardeş arasında taht üzerinde bir anlaşmazlık ve iç-savaş patlak verir. Tahtı Artaşes ele geçirir. Onu tanımayan ve isyan eden Suren ve Koşm ise meşru Pahlav olarak gördükleri Karen’i desteklerler. Bu anlaşmazlık onların akrabası olduğu ve bu olay üzerine bir ordu eşliğinde Partiya (Belh, Horasan)’ya gittiği söylenen Urfalı Abgar’ın hakemliğiyle çözümlenir.

Varılan uzlaşmaya göre yönetim büyük oğul Artaşes’te kalacak ve onun soyundan yürüyecektir. Artaşes (Ardaşes)’in erkek tarafından çizgisi tükenince yönetme sırası ilkin Karen koluna, daha sonra da Suren sülalesine gelecektir. Böylece büyük kardeş Artaşes, III. Artaban ünvanıyla Part hükümdarı olarak tanınır (M.S. 11-40 veya 12-38). Sağlanan anlaşma gereği olarak Artaşes (III. Artaban)’in kız ve erkek kardeşlerinin soyundan gelenler Bahlav (Pahlav) soyadı/ünvanı taşıyacak, yani onların kıralın öz soyundan (sülaleden, kandan Arsaklı) oldukları netçe ortaya konup İran’ın diğer bütün soylu ailelerinden önde geldikleri ve protokolde hükümdardan sonraki ilk yeri tutacakları tescil edilecekti. Böylece Karen kolu Karen-Pahlav, Suren kolu Suren-Pahlav ve bacıları Koşm’un soyu ise, Arşavir (Dördüncü Ferat) tarafından bütün İran  orduları Baş Kumandanı (Asbaha-bed, Sipeh-Salar, Sipahi Başı, Leşker-Keş, General) olarak atanmış bulunan Koşm’un kocasının ünvanından hareketle Asbahaped-Pahlav olarak anılacaklardı. İşte Pehlevi ailesinin adları geçen üç kolu (ünlü Part evleri/aşiretleri) geleneğe göre bunlardan doğmuştur. (Bk. M. Khorene, a.g.e., II. kitap, s. 165-166).

Böylece bu geleneğe göre Artaşes (III. Artaban)’in yanısıra Karen, Suren ve Koşm evleri de Dördüncü Ferat’ın bu adları taşıyan çocuklarından inmedirler.

Partlar’ın tarihiyle ilgili son dönem çalışmalarda, örneğin A Political History Of Parthia adlı eserde, IV. Ferat’ın Olennieire, Cleopatra, Baseirta, Bistheibanaps ve Roma imparatoru Augustus’un hediyesi olduğu söylenen İtalyan köle kız Musa olmak üzere beş karısından ve bunlardan olma Seraspadanes, Phraates, Rhodaspes, Vonones I ve Phraates V (Phraataces, Aphrahat?) adlarında beş oğlundan sözedilir. İlk dördü, İtalyan kadın Musa’nın kendi oğluna taht yolunu açma çabalarının sonucunda, eşleri ve çocuklarıyla birlikte uzun süre Roma’da yaşamış veya orada yaşamak zorunda kalmışlardır. Bunlardan IV. Ferat’ın en küçük oğlu Phraates, elli yıl Roma’da yaşadıktan sonra imparator Tiberius tarafından getirtilip Ermenistan tahtına  oturtulmak istendiyse de, henüz yolda iken Suriye’de öldü. IV. Ferat’ın İtalyan karısı Musa’dan olma oğlu Phraates V, M.Ö. 2-M.S. 4 yılları arasında Part krallığı yaptı, fakat kraliçe annesi Musa ile evlenip skandala neden olduğundan çok geçmeden devrildi. IV. Ferat’ın en büyük oğlu Vonones Roma’dan gelerek M.S. 7/8-12 yılları arasında Part krallığı, Part tahtından indirildikten sonra da sığındığı Ermenistan’da Ermenistan/Kırmanciye krallığı yapmış görünüyor. M.S. 15/16 yılında Ermenistan tahtından da  indirilmiştir. Tiberius, 35 yılında Ermenistan tahtına otursun diye IV. Ferat’ın yine Roma’da bulunan torunu Tridates III’ü gönderir, ama bu çabalar da sonuçsuz kalmış gibi.

IV. Ferat’ın yukarda sayılanlar dışında başka eşleri ve çocukları da olabilir.

Ama az evvel özetini verdiğim gelenek hepten doğru olamaz. Çünkü tarihsel verilere göre Akamenidler çağının ünlü yedi evi gibi, Partlar çağı İran’ında da sayıları bazen yedi, bazen daha fazla veya az verilen etkili evler vardı. Bunlardan adları en sık geçenler Suren, Karen, Gew ve Mihran evleridir. Bunların Part kraliyet ailesi ile karşılıklı evlilikler yoluyla akrabalıklar kurması ve karışması gayet doğal. Ama bir bölümünün İran’ın daha eski evlerinden oldukları anlaşılıyor. Kısacası, tüm bu evlerin geleneğin Arşavir adıyla andığı Part kralı IV. Ferat’ın çocuklarından türediği gerçekçi görünmüyor. Bunu destan diline yorumlamak gerek.

Ama Dördüncü Ferat, onun dört çocuğu ve bunlardan türeyen aşiretlere dair bu rivayet, Batı Dersim aşiretlerinin kendi kökenlerine ilişkin Şeyhhasan ve Seydan Geleneği’nin (Şeyhasan, onun dört oğlu ve bunlardan türeyen aşiretler şeklindeki Dersim rivayetinin) orijinali veya bir paraleli gibi görünüyor.

Genelde Partlar’a referans olduğuna inandığım Dersim geleneğindeki Khal Ferat adı, kişisel bazda Part kralı Dördüncü Ferat’a veya onun soyundan gelen Kırmanciye’deki Khal Ferat hanedanlarından birine, örneğin bunların ilki olan Tiridates’e veya sonuncusu olan Üçüncü Arşak’a referans olabilir.

Gew, Suren ve Koşm gibi adlar da Dersim’de aşiret adları olarak karşılaştığımız türdendirler.

Khorene’nin anlattığı geleneğe göre, Sasaniler kendilerine karşı direnen Karen (Karen-Pahlav) kolundan tüm erkekleri öldürmüş, bu Karen kırımından sadece Perozamat (Peroz-Amat, Perviz-Amat, Peroz-Geldi) adında biri kurtulabilmiştir. Khorene, Burz (ulu, yüce, yüksek) adında birinden de sözeder. Burz, ya Perozamat’ın diğer adıdır ya da onu Sasani kırımından kurtaran kişinin adıdır. Kuşanlar ülkesine sığınan Burz veya Perozamat  akrabalarını toplayıp döner ve savaşır.

Moses Khorene’nin aktardığı geleneğe göre Ermenistan’ın büyük evlerinden/klanlarından biri olan Kamsarakan’ların atası/ceddi işte bu Perozamat, daha doğrusu onun oğlu Kamsar’dır. Kamsar, Karen-Pahlav kolundan gelmedir. Bir savaşta başından yaralandığı için kemiği alınmış, bu nedenle de ona Eksik Baş anlamında Kam-Sar (Farsça’da Kem-Ser) denmiştir. Khorene’nin açıklamasına göre, Kam sözcüğü İran dilinde eksik/küçük, Sar ise baş/kafa demektir. Thomson, Kam-Sar adının/lakabının bu yorumunu yanlış bularak bu sözcüğün gerçekte Gönüllü-Lider anlamına geldiğini not ediyor (s. 242).

Kamsarakanlar adlarını işte bu Kamsar (Gönüllü Lider)’dan almaktadırlar. Geleneğe göre, Kamsarakan Evi’nin isim babası ve ceddi odur. Kamsarakan adının bir eserde Kamsaryan (Gamsariyan) şeklinde yazıldığını söyleyen Kirzioğlu, Türk destanlarında (Kitab-ı Dede Korkud’ta)  Kamsarakan Evi’ne Kal-Baş (Almas), diğer Oğuznamelerde ise Sarı Kal-Baş dendiğine işaret eder, örneğin Garenyan Kamsarakan’ın künyesinin bu destanlarda Ilak Koca Oğlu Sarı Kal-Baş olarak verildiğini yazar (Bk. Kars Tarihi).

Dersim geleneğindeki Kalman Sar (Khalman Sar) adının genelde Kamsarakan evine, kişi bazında ise muhtemelen bu evin atası Kamsar ((Kal Baş, Sarı Kal Baş, Gönüllü Lider)’a veya bu aileden bir başkasına referans olduğuna inanıyorum. Ama daha eski olan bu Khalman Sar adı bana öyle geliyor ki geç dönemlere ait olup çok farklı bir anlam taşıyan Kalemamsor (Khalemamsor) adıyla karıştırılmıştır.

Partlar’ın bir kolu olup Arşakuniler (Arsak-uni veya Arsar-unik) adıyla bilinen Arsaces III’ün soyundan gelenler bazı kaynaklara göre Kamsarakanlar (Kal Sar, Sarı Kal Baş) olarak da bilinirlerdi. Arşakuniler (Kamsar-akan Evi) benim görüşüme göre Dersimli Khal Faratlar’dır. Arşak III, Khal Ferat Hanedanlığı’nın kurucusu Tridates I (Khorene’de Val-Arşak: M.S. 53-100)’in soyundan sayılmaktadır.

Khorene’nin anlattığına göre, Artaşir’in yerine geçen Sasani şahı Şapuh’u da tanımayı rededen Kamsar, kardeşlerinin bile muhalefetiyle karşılaşınca, tüm etrafını ve ailesini birlikte alarak akrabası olan Ermenistan kralı Trdat (286-330)'a sığınır, ya da hapisteki Kamsar’ı ve adamlarını Sasaniler’e karşı savaşı sırasında Ecbatana (Hamadan)’yı ele geçiren Trdat kurtarır ve Hamadan’dan getirtip Şirak (Draşkhanakert) Eyaleti’ne yerleştirir. Thomson’un notuna göre, hem Şirak, hem de Draşkhanakert denen derler Ayrarat Eyaleti’nde idiler ve bu bölgeler çok eskiden beri zaten Kamsarakanlar’la yerleşikti.

Khorene’ye göre, Kamsar, burada tüm etrafı ile birlikte Büyük Gregory tarafından vaftiz edilir. Ama yedi gün sonra Kamsar ölür. Bunun üzerine kral Trdat, Kamsar’ın yerine onun büyük oğlu Arşavir’i (Arşavir Kamsarakan) kraldan sonraki en büyük makam olan Ermenistan ordusunun komutanı olarak atar ve Eruand kenti ve eyaletini de vererek onları bir prensliğe dönüştürür, asıl yurtları Pahlav (Belh)’ı artık unutmalarını ister. Bu atamadan Arşavir’in babası Kamsar’ın da St. Trdat döneminde Ermenistan ordusunun komutanı olduğu anlaşılıyor. Kamsar, St. Trdat’ın, Arşavir ise onun oğlu Tiran (Tigran)’ın ordu komutanları olmuş olmalılar. Nerseh Kamsarakan (St. Nerseh), Arşavir Kamsarakan’ın kardeşi, Spandarat Kamsarakan ise Arşavir’in oğludur. Kirzioğluna göre Spandarat kelimesi, kurbancı/kurbanlık demektir. Khorene, Spandarat Kamsarakan’ın Şavarş Kamsarakan ve Gazavon Kamsarakan adlarında iki oğlundan ve Gazovon Kamsarakan’ın da Hrahat Kamsarakan adında bir oğlundan sözetmektedir (Bk. Khorene, a.g.e., s. 286-290, 324).

Thomson, Faustos’a göre tarif edilen bölgelerin bu tarihten çok önceden beri zaten Kamsarakanlar’ın elinde bulunduğuna işaret eder. Khorene, bir yerde Kamsarakanlar’la ilgili bu olayları Saint Trdat dönemine, bir diğer yerde de kısmen Tiran dönemine yerleştirir gibidir (Khorene, a.g.y., s. 242).

Thomson’un açıklamasına göre Ermenistan kralı St. Trdat, Ermeni prensleri tarafından zehirlenerek öldürülmüş ve T’ordan’da gömülmüştür (a.g.y., s. 251). T’ordan Kemah (Ani)’ta bir yerdir. Faustos, Kemah’ın Hiristiyanlığın benimsenmesinden önceki dönemde de Ermenistan/Kırmanciye krallarının gömüldüğü yer olduğunu yazmaktadır (Bk. Thomson’un notu).

Burada Kemah’ın bir vakitler Dersim’in bir parçası olduğunu hatırlatmak gereği duyuyorum.

Khorene’nin aktardığına göre Saint Trdat’tan sonra taht üzerinde bir rekabete ve iç-savaşlara tanık olunur. Bu sıralarda yine Arsakidler’den gelme Sanatruk (Faustos’ta Sanesan) adlı biri Paytakaran kentinde taç giyer. Diğer bir taht adayı da Arsakid-soylu olmadığı için Sasani kralının desteğini araştıran Aldznik prensi Bakur’dur. Sanesan da Sasani müttefikidir. T’sopk (Dersim’i veya bir kesimini de içeren bölge) prensi Mar ve Haşteank (Palu-Bingöl) prensi Gag, Ermenistan klerjisi ve prenslerinin temsilcileri sıfatıyla Constantius’un oğlu olan Bizans imparatoru (337-361, çev) ile görüşerek bir Bizans ordusu desteğinde isyanları bastırıp St. Trdat’ın oğlu Khosrow II (330-338, çev)’yi Ermenistan tahtına oturturlar.

Khosrov II de, tüm referanslardan anlaşılıyor ki, babası Saint Trdat gibi Tsopk Eyaleti’nde oturmuş ve oradan yönetmiştir. Bu Ermenistan kralı, bazı kaynaklarda Dvin kentinin kurucusu olarak tanıtılıyor ve Kotak adıyla da bilindiği söyleniyor. Sasaniler’e karşı Bizans’la ittifak yaparak yöneten Khosrov II de öldüğünde Kemah (Ani)’taki Tordan’da babasının yanında toprağa verilir. Khosrow II’nin oğlu olan ve Tigran diye de bilinen Tiran (Tigranes V: 338-351) da aynı şekilde Tsopk Eyaleti’nde oturur ve ülkeyi buradan yönetir. O da babası gibi Sasaniler’e karşı Bizans’ın bir müttefikidir. Tiran tahta çıkınca ordunun yönetimi kraldan sonraki en onurlu kişi gibi görülen Arşavir Kamsarakan’a verilir. Sasani kralı Şapuh’un Ermenistan tahtına oturmak üzere bir ordu eşliğinde gönderdiği kardeşi Nerses, Mrul ovasında (Faustus’a göre Satala civarında) Arşavir Kamsarakan tarafından yenilgiye uğratılır (Bk. Khorene, a.g.y., s. 263-264).

Bu sıralarda ölen St. Gregory’nin oğlu Arkbişop Vrtanes de Kemah’ın Tordan köyünde gömülür. Hristiyanlığı ve kiliseyi yoketmeye ve kiliselere kendi büstlerini koymaya çalıştığı söylenen Roma imparatoru Julian Caesar (337-361)’ın bir heykeli de Tiran tarafından Tsopk Eyaleti’ndeki saray kilisesine konacakken Vrtanes’in oğlu olan yeni Ermenistan Patriark’ı Yusik (çevirene göre Yusik adı az umut demektir) tarafından parçalanır. Bu olay üzerine fiilen bir Roma valisi konumuna düşmüş bulunan kral Tiran tarafından öldürtülen Saint Yusik, Tordan köyünde babasının yanında gömülür. St. Yusik’ten sonra geride Gregory ailesinden kimse kalmadığı için ondan boşalan patriarklık makamına Aştişat’dan P’arnerseh getirilir (Bk. Khorene, a.g.y., s. 271).

 

Khal Ferat Hanedanlığı Peryodunda Mamakanlar’ın Rolü (Vahan, Muşel, Manuel, Samuel ve Vardan)

Daha sonra Ermenistan tahtı Tiran (Tigran V?)’ın oğlu Arşak’a bırakılır (Arshak/Arsaces II: 351-367). O’nun başkentinin kendisinin kurduğu Arşakavan olduğu söylenmektedir. Şapuh (?) ve Pap adlarında iki oğlundan sözediliyor. Sasani kralı Şapuh’un bir generali Bizans seferi dönüşünde Ermenistan kralı Arşak II’ın üzerine gönderilir. Arşak’a muhalif bazı Ermenistan prenslerinin desteğiyle (destekçiler arasında Mehrujan Artsruni’nin ve onun kayınbiraderi Sasani yanlısı Vahan Mamikonyan’ın adı geçer) bu Sasani generali Ani (Kemah) Kalesi’ni zapeder ve orda bulunan tüm kraliyet hazinelerini gaspeder, hatta aynı yerde bulunan Ermenistan krallarının mezarlarını açar, yıkar ve kemiklerine elkoyar. Khorene’nin aktardığına göre sonuçta Ermeni prensleri tarafından talep edilip geri alınan bu kemikler Aragatsi Dağı eteğindeki Alts’k (Aldzk) kentine gömülmüşlerdir. Kral Arşak’ın bu gelişmeler sırasında Kafkasya’ya kaçıp Gürcüler’e sığındığı kaydediliyor (Bk. Khorene, III. kitap, s. 282-83).

Roma imparatoru Theodosius I (379-395), babası Arşak’tan sonra Pap’ı oturttu tahta. Faustos’a göre Sasani yanlısı Mehrujan Artsruni’yi ülkeden çıkartıp kontrolü kendi eline alan ve Theodosius’tan Pap’ın Ermenistan kralı yapılmasını talep eden Mushel Mamikonyan olmuştur. Horasan (eski Partiya)’da Sasani kralı Şapuh’la görüşen Mehrujan Artsruni Sasani ordusunu alıp Ermenistan’a döner. Theodosius ise Roma ordusunu gönderdi Pap’ın yardımına. İki ordu yeri henüz saptanamayan Dzirav Ovası’nda karşılaştılar. Anti-Mamikonyan olduğu için onların rolünü kasıtlı olarak geri plana süren (bazen de bunu onlara Mandakuni diyerek yapar) Moses Khorene bu savaşta Ermenistan ordusunun başında Bagratuni Evi’nden Bagarat oğlu Smbat’ın bulunduğunu söylerse de, Faustos’a göre Ermeni ordusunun bu savaştaki kumandanı Muşel Mamikonyan’dır.

Khorene’nin yazdığına göre bu savaşta Sasaniler’in safında Lekler ve Aluanklar da vardır. Lekler kendi kralları Şergir (Şer: Aslan, Şergir: Aslan-kapan), Aluanklar ise kralları Urnayr ile birlikte idiler. Lek kralı Şergir, Spandarat Kamsarakan tarafından öldürülür. Sonuçta Dzirav Savaşı’nda Sasani (Zaza) ordusu yenilgiye uğratılıp kaçmak zorunda bırakılır. Vasak Mamikonyan’ın oğlu Muşel Mamikonyan ise Aluank kralının birliğiyle savaşıp onu yaralar. Mehrujan Artsruni bu savaşta ve Khorene’ye göre Smbat Bagratuni tarafından öldürülür. Faustos’a göre ise Mehrujan Artsruni’nin başı Bagarat civarında Muşel Mamikonyan tarafından kopartılır. Smbat Bagratuni’nin bu savaşla bir ilişkisi bulunmadığına işaret eden Thomson, bu örneği Bagratlar’ın yandaşı ve Mamikonyanlar’ın düşmanı olan Moses Khorene’nin sayısız tahrifatlarından sadece biri olarak tanımlar.

Bu savaşın sonucu Ermenistan’da Roma yanlısı Pap’ın kontrolünün kurulması olur. Daha sonra Bizans ordusunu Ermenistan’dan çıkartan Pap, kovduğu bu ordunun geri dönen generali Terentius tarafından yakalanıp öldürülür. Son derece cesur bir direniş ortaya koyan Pap’ın Doğu ordusu generali Andzevatsik (Zavazan) prensi Gnel de aynı general tarafından öldürülür (Bk. Khorene, a.g.y., s. 298-300).

Pap’tan sonra Ermenistan tahtına yine Theodosius I tarafından aynı Arsakid aileden Varazdat atanır (374-380). O’nun ilk eylemi Khorene’nin ifadesine göre Daranali geçitlerindeki bazı “Süryani (Syrian) eşkiyalar” ile savaşmak olur.

Daha sonra Sasani Şapuh’un bir kızına talip olan kral Varazdat ona Ermenistan’da Sasani kontrolünü yeniden kurmayı önerir. Thomson, Faustos’ta bu paragrafın Moses Khorene’dekinden tamamen farklı olduğuna dikkat çekmektedir. Faustos’a göre, kral Varazdat, Manuel Mamikonyan tarafından Ermenistan’dan kovulmuş ve Bizans’a sığınan Varazdat ölene dek orada kalmıştır (Bk. a.g.e., s. 302).

M.S. 377/378’den 385/386’ya kadarki aralıkta Ermenistan (Kırmanciye)’ın fiili kralı Manuel Mamikonyan idi.

Daha sonra Pap’ın iki oğlu Arşak (Arşak III) ve Valarşak kardeşlerin adları geçer. Khorene, bu ikiliyi Ermenistan tahtına Roma imparatoru Theodosius I’in oturttuğunu yazarsa da, Faustus’a göre onları Ermenistan kralları yapan Manuel Mamikonyan’dı.

İlkin Manuel Mamikonyan tarafından başa getirilen Arsaces III (Arşak III)’ü görüyoruz tahtta. Khorene, yeni Ermenistan kralı Arşak III’ün Siunik prensi Babik’in kızıyla evlendiğini söylerken, Faustus Arşak III’ün Manuel Mamikonyan’ın kızı Vardandukht ile evlendiğini yazmaktadır. Siunik prensi Babik ise, Faustos’a göre Manuel Mamikonyan’ın sadık bir arkadaşıydı. Khorene’yi çeviren Thomson’un dikkatimizi çektiği bu noktalar Khorene’nin Mamikonyanlar’a düşmanlığından ileri gelen tahrifatlardır (Bk. a.g.e., s. 303).

Arşak III ve Manuel Mamikonyan Dersim’in Khal Mem-Khal Ferat geleneğinde kendilerine referans verilen şahsiyetler olabilirler. Yani Khal Mem adı çok gerilerdeki Urartu kralı Menua’dan çok Mamakanlar’dan daha geç dönemde yaşamış birine, belki Manuel Mamikonyan veya Vardan Mamikonyan’a işaret edebilir.

Theodosius öldükten sonra Roma imparatorluğu onun iki oğlu arasında ikiye bölündü. Büyük oğlu Arcadius Doğu parçasını, küçüğü Honorius ise Batı parçasını yönetti (Bk. Procopius, III. kitap).

Decline And Fall’da Edward Gibbon’un deyişiyle bu bölünme iki ulus yarattı. İtalyanlar Roma’da, Yunanlılar Bizans’ta yönettiler (Gibbon, a.g.e., cilt III, s. 117).

Bu sıralarda Ermenistan krallığı da Bizans (Doğu Roma) ile Sasaniler arasında ikiye bölündü. Ama bu bölünme Thomson’un da işaret ettiği gibi Arcadius zamanında değil, onun babası Theodosius döneminde yeralmıştır. Ancak tam olarak M.S. 387 yılında mı olduğu çok kesin olmayıp tartışmalı bir noktadır.

Thomas Artsruni’ye göre Samuel Mamikonyan dahil Hristiyanlığı benimseyen Ermenistan soyluları Bizans parçasını, diğer Ermenistan soyluları ise “Barbar Sasani ırkını” tercih ettiler (Bk. Artsruni, a.g.e., s. 130-135).

Samuel Mamikonyan, Vahan Mamikonyan’ın oğludur. O’nun annesi ise Sasani (Zaza) kralı Şapuh’un kızı Ormizddukht idi. Thomson’un notuna göre, Samuel, babası ve annesinin ikisini de öldürmüştür (Bk. a.g.y., s.312).

Bu sıralarda Ermenistan (Kırmanciye)’ın iki sektörü arasında karşılıklı geliş gidişler, birinden diğerine göçler yaşanır. Bazı Artsruniler gibi Yunanlılar ile Sasaniler arasında kararsız kalanlar da oldu. Khorene’nin aktardığına göre bu bölünme sırasında Ermenistan/Kırmanciye kralı Arşak III, kendi atalarının krallığı Ayrarat’ı ve Sasani sektörünün tümünü bırakıp yanında başkaları da olduğu halde Bizans (Yunan) sektörünü yönetmeye gider. Böylece Hristiyan Bizans’ın egemenliğini Mazdacı Sasaniler’e tercih eder. Durumu lehine çevirmek isteyen Sasani şahı kendi parçasına Arsakid/Part soyundan ve Hristiyan dininden bir kral (Khosrow) atar ve daha önce Bizans’a bağlanan birçok soylu onun yazdığı mektupların ve yaptığı vaadlerin de etkisiyle Bizans Ermenistanı kralı Arşak’ın hazinelerini de alarak Sasani parçasına geçerler.

Böylece ülkenin bölünüşüne paralel olarak Ermenistan Arsakid monarşisi (Khal Ferat Hanedanlığı) de ikiye bölünmüş olur. Faustos’a göre bu bölünme Yunan destekli Arsak ile Sasani destekli Khosrow arasındaki anlaşmazlıktan dolayı gündeme gelmiştir. İki parçanın Arsakid kralları Arsak III ve Khosrow arasındaki savaşta yenilgiye uğrayan Arsak III’ün Ekeleats Eyaleti (Akilisen, antik Hayasa, Sokhmi, modern Erzincan ve Dersim)’ne kaçtığı ve burada hasta düşüp öldüğü kaydediliyor.

Lazar ve Faustus Arşak’ın ölümünü anmazlar. Khorene, Arşak’ın kaçışı sırasında, onun çekilişini kolaylaştırmak için Spandarat Kamsarakan’ın oğlu Gazavon Kamsarakan’ın sık sık geriye dönerek Sahak Bagratuni’ye karşı kahramanlıklar gösterdiğine ve böylece Arşak’a zaman kazandırdığına değinir. Arşak öldükten sonra Yunanlılar (Bizanslılar) kendi parçalarına artık kral atamayıp Bizans valileri ile yönetirler. Gene de Gazavon Kamsarakan Khorene’de Bizans parçasının bu sıralardaki Baş Prens’i (prenslerinin başı) olarak görünür (Bk. a.g.e., s. 309).

Ama Batı Ermenistan (Bizans Ermenistanı, Kırmanciya Dersimi) artık Bizans devletinin idari/yönetsel yapısına entegre edilmişti.

Sayfalar
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29

Pazartesi, 23 Haziran 2008 10:30 tarihinde güncellendi