Dersim Tarihi Sayfa 24 PDF Yazdır E-posta
AYDIN
Yazar Webmaster   
Pazartesi, 23 Haziran 2008 09:51

MAMAKANLAR

Geleneğe göre Mamakanlar Çin orijinlidirler. Onların Çin orijinli olduğunu söyleyen bu geleneğe ilk olarak Faustus Bizantinus’ta (beşinci ciltte) yerverilir.  Aynı gelenek Sebeos ve Horenli Moses gibi  Ermeni tarihçileri tarafından da kaydedilmiştir.

Bu geleneğin Moses Khorene’nin kitabına ek olarak konan Sebeos’un Primary History Of Armenia (M.S. 661) adlı eserindeki versiyonu aynen şöyledir:

“Mamikonlar bizim ulusumuzun atası Aramaneak’ın soyudurlar. Ama kral Khosrov’la görüşmeye gelen Çin kralının elçisi büyük adamdan bizzat öğrendiğime göre, onlar Part kralı Artavan ve Ermenistan kralı Büyük Khosrov döneminde Çin’den gelmişlerdir.

Bu elçiye ‘Ermenistan’da sizin ülkenizden geldiği söylenen soylu bir aile var’ dediğimde şunları anlattı:

‘Bizim ülkemizdeki bard’lar da kendi şarkılarında Çin Krallığında hiyerarşide ikinci sırada gelen Prens Karnam’ın oğulları olan Mamik ve Konak adlarında kan-kardeşi iki parlak ve önde gelen kişiden bahsederler. Prens Karnam öldükten sonra, Çin kralı onun dul karısıyla evlenir ve bu kadından bir oğlu olur. Kendisi ölünce tahta bu oğlu geçer. Bunun üzerine onun diğer iki kardeşi (babadan değil, ana tarafından kardeşleridir) ona karşı ayaklanırlar. Yani kendi kardeşleri olan Çin kralı Chenbakur’u öldürüp krallığı ele geçirmek için bir komplo düzenlerler. Ülkenin ordusu ikiye bölünür. Prenslerin ve ordunun bir bölümünü de kendilerine kazanan Mamik ile Konak, güçlerini ülkelerinin bir bölgesinde toplayarak birlik yemini ederler. Bunu öğrenen Chenbakur, ordunun kendisine taraf olan kesimini toplayarak onlarla savaşmaya gider ve isyancıları imha eder. İsyanları ezilen Mamik’le Konak, Kuşanlar’ın ülkesindeki Bahl-Shahastan’da oturan Arsaklı (Part) kralına sığınırlar. O sırada iki krallık arasında barış hüküm sürmekteydi. Part kralından ısrarla Mamik’le Konak’ı kendisine teslim etmesini veya onları yoketmesini isteyen Chenbakur, aksi taktirde barışın bozulacağını bildirdi. Part kralı onları geri vermedi ve korudu. Chenbakur’a dostça bir dille onları koruyacağına sözverdiğini, ama onları batıya, dünyanın ucuna, güneşin battığı yere yollayacağını ileterek barışın devamını talep etti. Ardından Mamik ve Konak’ı, eşleri, oğulları ve tüm etrafı ile birlikte kendi ordusunun sıkı koruması altında Ermenistan’a, kendi akrabası olan Ermenistan’ın Arsakid kralına gönderdi. Ermenistan’da oldukça çoğalan Mamik’le Konak’ın soyu büyük bir aşirete/boya dönüştü.” (Sebeos’un Primary History kitabından alınan bu pasaj için bk. Moses Khorene, a.g.e., Appendix bölümü, s. 367-368).

Moses Khorene, bu aynı rivayetin kısmen farklı bir versiyonunu verir.

O’nun aktardığına göre Çin kralı Arbok Chenbakur’un Mamgon ve Bldokh (Kirzioğlu bu ikinci adı Pekhtokh/Pu-tu-ken olarak yorumlar) adlarında iki üvey kardeşi vardı. Bu ikili büyük prenslerdi. Kral Arbok Mamgon’un öldürülmesini emreder. Bunu öğrenen Mamgon kaçıp Sasani kralı Ardaşir’e sığınır. Mamgon’un iadesi talep edilirse de Ardaşir bu isteği rededer. Bunu savaş nedeni sayan Çin kralı, Ardaşir’le savaşa hazırlanır. Tam o sırada Ardaşir ölür, yerine oğlu Şapuh (240-272) geçer. O da Mamgon’u teslim etmez, ama İran’da kalmasına da razı olmayarak sürgün ediyormuş gibi bir görünüm altında Mamgon’u tüm etrafıyla birlikte Ermenistan’daki valisine gönderir ve Çin kralını onu sürgün ettiğine inandırıp iki ülke arasında barışın devamını sağlar (Moses Khorenats’i, History Of The Armenians, R. W. Thomson çevirisi, 1978, s. 230-231).

Mamakanlar’ın atası Mamgon ve çevresi, Khorene’deki versiyona göre, Çin’den Ardaşir’in oğlu ve halefi olan Sasani hükümdarı Şapuh (Şapuh I:  240-272)’un tahta çıktığı tarihlerde gelmiş, Khorene’nin verdiği ipuçlarına göre 290/291 yılında tahta çıkan Ermenistan kralı Trdat’ın zamanında da Ermenistan’a varmışlardır. Mamgon, Trdat’la görüşür ve kral Trdat ona ve etrafına yerleşecekleri bir yer gösterir. Fakat bu kral uzun yıllar boyunca onların yerlerini sık sık değiştirir, bir yerden diğerine aktarıp durur (Khorene, a.g.e., s. 231).

Khorene’nin verdiği kronoloji birbirini tutmuyor. O’nun verdiği bilgilere göre Şapuh ve Trdat’ın aynı dönemde yönetmiş olmaları gerek. Ama bunların yönetim dönemleri örtüşmüyor.

Khorene Mamgon’la ilgili bir diğer olay anlatıyor. O’nun aktardığı bilgilere göre, Sasani Şapuh’un kendisiyle ittifak halinde Ermenistan’a girmeye teşvik ettiği kuzey halklarına karşı Ermenistan kralı Trdat’ın sefer hazırlığı yaptığı bir sırada, üsleri Tarawn eyaletindeki Olakan Kalesi olan ve burayı Sim adlı dağın (Sason Dağı) halkı için bir sığınma yerine dönüştüren Slkuni evi prensi Sluk da Şapuh’la işbirliği yaparak ülkeyi kral Trdat’a karşı karışıklığa sürükler. Bunun üzerine Ermenistan’ın bütün prenslerine çağrıda bulunan Trdat, Sluk’ı yakalayıp kendisine getirene Slkuni evinin tüm topraklarını vereceğini bildirir. Bu göreve Çin’li Mamgon talip çıkar. Kral Trdat’ın  kuzeyli halklara karşı Albania üzerine seferi sırasında Mamgon da tüm etrafıyla birlikte Tarawn eyaletine gelir, Ermenistan kralı Trdat’a karşı isyan halinde olduğu görüntüsü vererek Sluk’a ittifak önerir ve buna çok sevinen Sluk da onlara kendi kalesini açar. Daha sonra Sluk’ı öldüren Mamgon onun kalesini ele geçirir. Katliamdan geçirilen Slkuni Evi halkından, Khorene’nin anlatımına göre, sadece Tsop’k topraklarına kaçabilen iki kişi kurtulur. Böylece Muş-Ahlat bölgesine tekabül eden Slkuni evinin üslerini ve tüm topraklarını ele geçiren Mamgon, kral Trdat tarafından o toprakların prensi olarak tanınır (Khorene, a.g.e., s. 235-236).

Moses Khorene, önemli olmakla birlikte güvenilir bir tarihçi değil. Üstelik daha önce de işaret ettiğim gibi, bir Bagrat yandaşı ve Mamakan karşıtıdır. Bu nedenle Mamakanlar hakkında yazdıkları ihtiyatla ele alınmalıdır.

Adontz’un rivayette Mamakanlar’ın geldiği ülke olarak gösterilen Chen’in Çin değil, Tzan olduğunu söylediğine değinmiştim. O’nun Mamgon adını Gürcü dilindeki Mama (Baba) ile ilişkilendirdiğini ve bu sözcüğün Ermenice ek aldığını düşündüğünü de not etmeliyim.

Gürcü bağlantısının ikna edici kanıtları yok. Bence olsa olsa Gürcüler’in oluşumunda Mamakan unsurun önemlice bir katkısından sözedilebilir. Fakat sözcüğe yüklenen anlamın doğru olduğu varsayılırsa, o vakit Bava (Baba) anlamlı da yorumlanabilecek olan Dersim’deki Kal (Khal) sözcüğünün Maman (Khalmem) adının bir biçimi olduğunu, Khalular’la Mamanlar’ın aynı olabileceklerini dikkate almak gerekir.

Bu durumda sadece Kal (Khalu, Khalan, Khal’lar) grubu aşiretleri değil, cedlerinin Khalman Sar olduğunu söyleyen bütün Seydan grubu aşiretleri de Mamakanlar (Saniler)’la aynı olmalılar. Khalman Sar adının Kamsarakan Evi’ne referans olması da mümkündür.

Belki de Khalman Sar ve Khalemamsor adları arasındaki benzerlikten ileri gelen bir karışıklık nedeniyle rivayette sonradan gelenlere dahil gösterilen Seydanlılar’ın bazı grupları, özellikle Asur (Aşuran) ve Bal gibi bazı aşiretler Dersim’de çok eski olup bir şekilde Mamakanlar veya Partlar’la ilişkilidirler. Cedleri olarak gösterilen Khalman Sar’ın ve Khal aşiretinin adları da birer kanıttırlar. Khal-Khalan adı Khalmem (Khalman)’in, Seydan adı ise Sin (San) sözcüğünün şekilleri olabilirler. Rivayetin bir versiyonunda Dersimliler (Eski Dersimliler) denen aşiret grubunun atası olarak Khalman Sar’ın gösteriliyor olması da bu olasılığı destekleyen bir diğer kanıt olabilir. Rivayetin bu versiyonuna bakılırsa Khalmem’le Khalman Sar’ın aynı kişi olmaları gerekir. Ama Geç Dersimliler bölümünde dikkat çekeceğim gibi bu noktada ciddi problemler var.

Mamakanlar’ın Gürcü orijinli olabilecekleri görüşü Toumanoff tarafından da desteklenmektedir (a.g.e., s. 209-11). Vardan ise, rivayette geçen Chenk’in Kafkasya’da Derbend civarında olduğunu öne sürmektedir. Bir çok diğer yorumcu ise rivayetteki Çin’den Partlar’ın da geldikleri yer olduğu sanılan bildiğimiz Uzak Doğu ülkesini (Çin, Cenestan) anlamaktadırlar.

Mamakanlar’ın orijinine ilişkin olan yukarıdaki rivayet (Mamik-Konak rivayeti), benim görüşüme göre, Eski Dersimliler’in kendi orijinlerine ilişkin Khal Mem-Khal Ferat rivayetinin kayıtlara geçmiş ve bu nedenle de daha tam olarak korunmuş versiyonundan başka bir şey değildir. Burada Mamakanlar’la Eski/Esas Dersimliler’in aynı halk olduklarına işaret eden bir ve aynı rivayetle karşı karşıyayız. Bir versiyonda geçen Mamik-Konak kardeşlerin yerini diğerinde Khal Mem-Khal Ferat almaktadırlar. Belki de Dersim sözlü geleneği Khal Ferat demekle, kime tekabül ettiği açık olmayan Konak adına açıklık getirmekte, aynı zamanda Mamakan göçünün Sasaniler döneminde değil, Partlar (rivayette Khal Ferat) zamanında, hatta Partlar’la birlikte yapıldığına ışık tutmaktadır. Bu göç, eğer tarihi bir olay ise, benim yorumuma göre ilk veya en erken Mamakan göçü değil, onların daha geç tarihlerdeki göçlerinden biri olarak düşünülmelidir. Çünkü Mamakanlar’ın adlarının Hitit kayıtlarında da geçtiğine işaret eden veriler mevcuttur.

Rivayetteki Konak sözcüğü Çan (Tzan) adının yanısıra Dersim geleneğindeki Mıleto Qan (Mıleto Khan) ifadesinde geçen Qan (Khan) unsuru ile de aynı olabilir. Haydaran aşiretinin kabilelerinden Qandolar (bu sözcüğün kökü Qan olsa gerektir)’ın adıyla da bir ayniyet görülüyor. Qandolar’ın köyü Sanolar ise öyle görünüyor ki Saniler’in adını taşıyor. Bugünkü Zazaca’da eski anlamı veren Qan terimi belki de etnik Konak adının bir şeklidir.

Umumi Türk Tarihine Giriş adlı kitabında Zeki Velidi Togan, Mamakanlar’ın Cenestan’dan M.S. 3. Yüzyılda Arsaklılar (Partlar) peryodunda geldiklerini ve sipehbed olarak Roma imparatorluğunun doğu hududuna yerleştirildiklerini düşünür. Togan, Mamakan göçünün Hazar Denizi’nin güney kıyısı üzerinden yapıldığını tahmin etmektedir (a.g.e., s. 173). Bu göçü Part hükümdarı IV. Artaban (213-224/6) ile Ermenistan kralı Büyük Khosrov (217-52) zamanına yerleştiren Kirzioğlu ise, onların Murat boyları ve Ahlat-Muş bölgesine yerleştiklerine dikkat çeker.

Kısacası, bütün veriler Mamakanlar’ın modern Dersim ve Zaza topraklarına yerleştiklerine işaret etmektedirler.

Kaynaklarda bu göçün tarihi olarak M.S. 3. yüzyıl yaygın kabul görmektedir. The Decline And Fall Of Roman Empıre adlı kitabında Gibon, Moses Khorene’yi kaynak göstererek bu göçü M.S. 286 yılı altında (286-96 yılları arasındaki dönemi anlatırken) işlemekte ve Sasaniler peryoduna yerleştirmektedir. O’nun yorumuna göre, Ardeşir zamanında İran’a sığınmış olan Mamgo liderliğindeki bu İskitler, Şapur zamanında Ermenistan’a yerleştirilmiş (Ermenistan kralı Tiridates döneminde) ve kendilerine geniş bir bölge verilmiştir. Ermeni tarihi ve coğrafyasında Çin’e Zenia (Zenastan) denildiğine işaret eden Gibon, ‘Ermeni soyluları’ içerisinde önde gelen biri olduğunu söylediği Mamgo’nun Çin’i 400 yıl yönetmiş olan  Han saray ırkından ve İskit orijinli biri olduğunu yazmaktadır. Gibon’a göre Ermenistan’da başlangıçta Sasaniler’le birlikte tavır alan Mamgon’lar, daha sonra sürgün olayı nedeniyle saf değişerek Tiridates’le ortak hareket etmişlerdir. Böylece Tridates, Mamgo (Asolik’te Mamkun)’nun şahsında çok güçlü, cesur ve güvenilir bir müttefik bulmuş, yeniden Ermenistan tahtına oturmasında onun büyük katkısı olmuştur. Gibon’un anlatımına göre, Tiridates’in kardeşlerinden biri (Ormies) kendisine rakip çıkmış, ama kendi partisinin gücü yetmeyince Hazar Denizi havzalarında oturan ‘barbarların tehlikeli desteğine’ başvurmak zorunda kalmıştır (Gibon, a.g.e., cilt 1, s. 408-409).

Gibon’un bu sözlerine düşülen bir dipnotta, D’Herbelot (Bibliotheque Orientale)’dan naklen, ‘yardımına başvurulan barbarlar’ derken Gibon’un Oxus ve Jaxartes kaynakları civarında yaşayan göçebe İskitler’i ve daha çok da “Dilemitler adıyla da bilinen Gelli’leri (Gilan halkını)” kastettiği açıklaması yapılmaktadır. D’Herbelot’tan aktarılan Fransızca notta, “Sakalar, Rufii’ler ve Gelli’ler”den sözedilmektedir (Bk. a.g.e., s. 408-9).

Geçerken not etmeliyim ki, burdaki Rufii’ler bana Geliler’le akraba bir aşireti ve Rıfailer diye bilinen tarikatın adını hatırlatıyor. Bu olay Geliler (Deylemiler)’in Ermenistan sahnesinde eski tarihlerde oynadığı rolün bir diğer örneğini  vermektedir.

Mamik-Konak rivayetinde bu iki kardeşin babası olarak gösterilen ve Çin (Çen, Çanestan)’de imparatordan sonra en önemli ikinci yönetici olarak tanıtılan Karnam (bazen Karnama diye yazılan bu addaki r harfinin üstüne bir nokta konur metinlerde) adlı kişinin adı, bana öyle geliyor ki, Dersim rivayetinde geçen etnik Kalmem (Khalmem, Khal Mem) adının orijinal şeklidir.

Rivayette Mamik’le Konak’ın üvey kardeşleri olduğu söylenen Çin imparatoru Chenbakur (Khorene’de Arbak Chen-Bakur)’un bu adının ise gerçekte bir ünvan olduğu anlaşılıyor. Burdaki Chen, Çin veya Tzan (Can) olarak yorumlanan ülke adıdır. Bakur ise, Khorene’yi çeviren Thomson’un açıklamasına göre İrani dillerdeki Bag-Puhr sözcüğünden gelme olup, Cennet Oğlu (Göğün Oğlu, Tanrı Oğlu, Gök Tanrısının Oğlu) anlamı taşıyan bir ünvandır. Bag kısmı cennet (gök, tanrı); puhr unsuru ise oğul anlamı vermektedir. Chenbakur, bazı kaynaklara göre Çince Tien-tzu (Cennet’in Oğlu) teriminin İrani dillerdeki şeklidir. Bu ünvan Kirzioğlu’na göre gezegenlere tapıma, gök-dinine ve hükümdarın Sema’nın Oğlu (Gök-Oğlu) sayılmasına işaret etmektedir. Toumanoff, Chenbakur sözcüğünün Çin imparatorları soyundan geldiklerini söyleyen, ama çok eskiden beri Proto-Kafkaslar’ın ve Tayk bölgesinin hanedanları olan Mamakanlar’ın irsi ünvanları olduğunu yazmaktadır (a.g.e., s. 209-11).

Partlar’ı Akkoyunlu/Bayındırlı olarak nitelendiren ve Konak adını Hun (Kun, Koyun-lu) olarak yorumlayarak Mamakanlar’ın da ‘Karakoyunlu Türkmenleri’ olduğunu iddia eden Kirzioğlu, Kars Tarihi adlı kitabında Chenbakur adını Çin Fağfuru olarak okur. Kirzioğlu’na göre Mamik-Konak rivayetinde anlatılan olay Ortaasya’da yıkılan Hun devletinin yerine M.S. 216 yılında kurulan Siyenpiler (Moğollar)’in hakimiyeti döneminde cereyan etmiştir. O’na göre Mamik’le Konak Siyenpi hükümdarı Putuken (216-33) döneminde tahtı yeniden ele geçirmek için isyan eden iki Hun prensi idiler (Bk. Kirzioğlu, a.g.e., s. 169-71). Siyenpi kabilesinin adını taşıyan Siyenpiler (Tabgaçlar), Türkiye Tarihi adlı kitabında Yılmaz Öztuna’nın yazdığına göre 216-394 yılları arasında yönettiler. Öztuna, Hunlar’la aynı federasyon içinde ‘Timlin (Dimlin) Kırallığı’ (M.Ö. 300-M.S. 550) adında yaklaşık dokuz asır yaşamış olan bir devletten de sözetmekte, Dimlinler’in Hun federasyonunu oluşturan unsurlar arasında önemli boylardan biri olduğunu yazmaktadır (Öztuna, a.g.e., cilt 1, s. 138-141).

Burdaki Timlin (Dimlin) adı Dımli adının aynı gibi görünüyor.

Jandarma Umum Kumandanlığı’nın sözünü daha önce de ettiğimiz Dersim adlı yayınında Bingöl’de Puh-Pug (Pağ-Puhar) adında bir aşiret sayılmaktadır ki, bu ad Bakur (Bağ-Puhr) adının ta kendisidir. Dersim’in Pağ ve Bağin gibi yerleşmeleri de çok benzer bir ada sahipler. Ayrıca M. Seel’in aktardığı bir Dersim rivayetinde İmam Bakır’a referans gibi görünen Bakır adının gerisinde de Bakur üvnanı yatabilir.

Efsanedeki Çin’in Tzan olduğu kabul edilirse, Bakur adının Bagratlar’a referans olması da akla gelebilir. Chenbakur ile Mamik-Konak arasındaki savaş, belki de oldukça iyi bilinen Bagratlar’la Mamakanlar arasındaki çatışmanın erken aşamalarına referanstır. Efsanenin bu yorumu onu daha tarihsel bir zemine oturtabilir. Kaynakların Ermeni olarak tanıttığı Bagratlar, benim görüşüme göre Geliler’in bir kolu idiler.

Toumanoff’a göre Mamikon Evi’nin bilinen en eski üyesi M.Ö. 69 yılında Romalılar’a karşı Tigranocerta’yı savunan Mancaeus adlı kişi olabilir. Bu bilgi doğruysa, Mamakanlar’ın göçünün M.S. 3. Yüzyılda yeraldığı doğru değildir veya birkaç Mamakan göçü sözkonusu demektir.

Mamakan adına çok geniş bir sahada ve değişik biçimler (Mamak, Mameş, Del Mamikan, Mamasani, Mamikon vd gibi) altında rastlıyoruz.

Adontz’a göre bu adın aslı, Malxaz, Ter ve Aspet terimlerinin yanısıra klan aşamasından kalma olan ve başlangıçta prens evlerinden birinin irsi (soydan geçme) ünvanı olarak hizmet gören Mamak veya Mamik sözcüğüdür.

Mama-k, Adontz’un görüşüne göre baba anlamlı Gürcüce mama sözcüğünün Ermenice formundan  başka bir şey değildir ve klanın lideri (klanın babası) anlamına gelmektedir. Adontz, Mamikonlar (Mamakanlar)’ın orijinini ata/ced veya reis konumundaki Mamik adlı bir kişiden getirten geleneğin de kendi hipotezini desteklediğine inanır.

Mamik-Konak efsanesinin ‘Cenk ulusu’ dediği ulusun kimliği konusunda Adontz bir çok yazardan farklı düşünmektedir. O’na göre, orijinal gelenekte kasıt uzak Çinliler değil, komşu Tzanlar’dı. Mamakanlar’ın irsi toprağının Tayk bölgesi olduğuna işaret eden Adontz, Tzanlar’ın Tayk’a yakın olduklarını  vurgular ve Mamakanlar’ın barışçıl Çinliler’le değil, cesur ve savaşçı Tzanlar’la ilişkili olduklarını düşünür. O’na göre Mamik-Konak efsanesi tarihsel bir temele ancak bu yorumla kavuşur. (Adontz, a.g.e., s. 312-313).

Gürcistan’ın Orbeliani prensleri de orijinde Cenk ülkesinden olduklarını söylemişlerdir. Onlar arasında da Chenbakur adı geçer. Kısacası, Orbelianlar’ın geleneği Mamikon orijinli olduklarıdır. Gogaren eyaleti Orbelyanlar’ın elindeydi. Ünlü Liparit, bu Orbelli (Orbelyan) evindendi. Adontz’a göre bu durum Bagratlar’ın Sper (İspir)’den Gürcistan’a gitmeleri gibi, Mamakanlar’ın da Tayk bölgesinden (Orta Çoruh, Oltu) aynı zamanda komşu Gürcistan’a da göçtüklerine işaret etmektedir (Adontz, a.g.e, s. 312-13).

Mamakanlar’ın çeşitli kolları vardı: Tayk Mamakanları, Taron (Daron, Muş) Mamakanları, Bagravende Mamakanları ve Akilisene Mamakanları gibi (Bk. The Cambrıdge Medieval History, cilt 4, part I, s. 593-97, 1966).

Akilisene Mamakanlar’ı, Mamakanlar’ın Batı Ermenistan (Ermenistan’ın Roma parçasında)’da bulunan ayrı bir koluydu (Bk. Toumanoff, a.g.e., s. 194).

M.S. 4. Yüzyıl dolayında Mamakanlar merkezi Arsanias (Murat Nehri) üzerindeki Olakan kalesi olan Taron Eyaleti’ni ele geçirdiler. M.S. 439 yılında Mamakan prensi Hamazasp I, Gregoryen mezhebinin kurucusu St. Gregory soyundan gelen ve Gregoridler olarak bilinen aileden St. Isaac (ölm. 439)’ın kızı ve halefi Sahakanoyş ile evlendi. Ünlü 450-51 isyanının lideri Vardan Mamikonyan bu evlilikten olmaydı. Hamazasp Mamikonyan’ın en büyük oğluydu. Soyu tükenmiş bulunan Gregoridler’in tüm toprakları ve üç prensliği (Taron’daki Aştişat merkezli prenslik, Bagravandene prensliği ve Acilisene bölgesi ve prensliği) de bu evlilikle birlikte Mamakanlar’ın eline geçti. Akilisene’yi Justinian döneminde yitiren Mamakanlar’ın arta kalan prensliklerinin çoğunu da 771-772 isyanından sonra yitirdikleri sanılıyor. Taron’da Sason Eyaleti’ndeki topraklarını 1189/1190 yılında Şah Armen’e kaptıran Mamakanlar’dan bir bölümü Klikya’ya göçüp Sürgünde Ermenistan olarak tanımlanan devletin kuruluşuna katıldılar (Bk. Toumanoff, a.g.e., s. 209-11).

Ermenistan tarihinde adları en sık geçen Mamakan Evi’nin diğer bazı üyelerine ileriki sayfalarda değineceğim. 377-386 yılları arasında kralsız kalan Ermenistan (Kırmanciye)’ı bunlardan Manuel Mamikonyan yönetti.  485-750 yılları arasındaki dönemde Ermenistan/Kırmanciye devleti Mamakanlar’dan yedi prens tarafından yönetildi.

Mamakan Evi, kaynaklara göre genelde Romanize olmuştu. Bizans imparatoru Leo III’ün damadı Artabasdus Mamakan evindendi. Artabasdus, büyük oğlu Nicephorus ile birlikte 742-743 yılında ortaklaşa Roma (Bizans) imparatoruydu. Bizans imparatoru Theophilus’un damadı Caesar Alexius, Mamakanlar’dan Musele-Crinites ailesindendi. Theophilus’un eşi imparatoriçe Theodora (ölm. 867) ve Caesar Bardas (ölm. 866)’ın Mamakan eviyle bağlantıları vardı (Toumanoff, a.g.e., s. 209-11).

Son olarak Mamik-Konak rivayetiyle Asurya kralı Senekerim’in oğulları Adramelek ve Sanasar kardeşlere ilişkin gelenek arasında bir paralellik gördüğümü söylemeliyim. İlkinde Karnam’ın oğulları olan Mamik ve Konak özkardeşler ve tahta çıkan üvey kardeşleri Chenbakur’a karşı ayaklanırlar. İkincisinde Karnam (Khalmem?)’ın yerini Senekerim (Sin?), Mamik-Konak kardeşlerin yerini Sanasar ve Adramelek, Chenbakur (Arbak Chenbakur)’un yerini de bunların üvey kardeşleri Esarhaddon alıyor gibi. El Biruni Asurya’da iktidarı ele geçiren Arbak adlı bir yabancıdan bahseder ve İbranice’de Arbak denen bu adamın Persçe’de Dah-ak, Arapça’da Dahhak olarak tanındığını ekler. Moses Khorene ise Asurya’da iktidarı ele geçiren ilk Med kralı Varbak’tan sözetmektedir. Biruni’de Arbak (Dahak), Khorene’de ise Varbak olarak referans verilen adların  Arbak Chenbakur’la bir ilgisi de düşünülebilir belki.


Mamakanlar’ın Şeceresi

Kaynak: F. Justi, İranisches Namenbuch, 1963, syf. 424-425
 

TZANİCA VE TZANİLER

Paflagonya’nın Sanisene adlı bir bölgesini kaydeden coğrafyacı Strabo, Tzaniler’den “Sanni’ler” adı altında bir Pontus halkı olarak sözeder ve eskiden Macron (Macrion)’lar diye bilinen halkın kendi zamanında Sanni adını taşıdığını kaydeder. Strabo’nun bu kaydı Heredot’ta ve Xenophon’un Anabasis’inde Macrionlar (Makronlar) adı altında bir Pontus halkı olarak anılanların Tzaniler’le bir ve aynı halk olduklarına işaret etmektedir.

Pliny de Tzaniler’den Sanni olarak bahseder. Toumanoff’un aktardığına göre, Arrian, Doğu Karadeniz kıyısında yaşayan Drille’ler adlı halkın büyük olasılıkla Pliny’deki Sanniler’le aynı olduğunu söylüyordu. Toumanoff’un kendisi de bu görüşe katılmakta, Sanni denenlerin ise Procopius’taki Tzaniler olduğuna dikkat çekmektedir. Toumanoff, eserinin bir yerinde Lazlar (Laziler)’la Can’lar (Zaniler, Tzanlar)  arasında da adeta bir ayniyet kurmakta, çünkü onların adlarını birbiri yerine kullanmaktadır (Bk. Toumanoff, a.g.e., s. 448, dipnot).

Böylece Tzaniler’in değişik çağlarda ve bölgelerde Macron, Drille, Sanni vd. gibi çeşitli adlar altında bilindiklerini öğreniyoruz.

Ermeni tarihçilerinden Thomas Artsruni, M.S. 900 yılı dolayında yazdığı eserinde Tzanlar’dan “Mamikonlar’ın Chen kolu” diye bahseder (Bk. T. Artsruni, History Of The House Of Artsrunik, R. W. Thomson çevirisi, Detroit, 1985, s. 255-56).

Burdaki Chen, Tzan adının bir şeklidir.

Mamakan rivayetinde Çin diye yansıtılan adın Tzanniler’in adı olduğuna işaret eden Adontz’a göre de Mamakanlar Tzanni orijinlidir.

Sanniler’le Mamakanlar’ın ve Dersimliler’in bir ve aynı halk olduklarına daha önce işaret etmiştim.

Tzan etnik adı kaynaklarda Chen, San (Sin), Çin, Can, Çan, Cen, Zan vd gibi çok değişik biçimler altında geçmektedir. Ülkelerinin adı da benzer şekilde Tzanica (Tzanika), Canet, Canet’i, Canik (aynı zamanda Ordu-Giresun bölgesinin adıdır), Canit, Sanit, Zanit, Çanestan vd gibi şekiller altında anılmakta, bazen Urartular’ın bölgesi Haldiya ile örtüşmektedir. Sanamsin, Samsun (Djanik), Sason, Sanasine, Çemişgezek ve Sason destanı gibi bazı destanlarda geçen Çin Ma Çin gibi adlar da onlara ve ülkelerine referans olabilirler. Moses Khorene Tzanika’dan Chaniuk ve Khaltik adlarıyla sözeder ve Pontus’a yerleştirir.

Bence Dersim adının yanısıra Mazgirt’e bağlı Canik’in, eskiden Kığı’ya bağlı olan Çan, Okçiyan ve Karaçan adlı yerleşmelerin bu adları da Tzanlar’la ilişkilidir. Kığı’nın Okçiyan aşireti (Okçular) için de aynı şeyi söyleyebilirim. Kığı’nın Şen, Şenli ve Şamuni (Şamoni) adlarını taşıyan yerleşmeleri ve aileleri de bu kategoriye dahil edilebilir. Antik dönemde Sinoria adını taşıyan Gümüşhane’nin eski adlarından olan ve Evliya Çelebi tarafından da anılan Canca adının yanısıra Çankırı (Kangırı)’nın adı da Tzanlar’la ilişkili görünmektedir. Tzanlar’ın adıyla ilişkili görünen daha bir çok örnek vermek mümkün. Belki Kan, Tanz, Danzik, Teşnik, Dasn, Beth Dasen, Yezidiler’in adlarından olan Dasani (Tasani), hatta Zaza adları da aynı kategoridendir.

Tzaniler hakkında en etraflı bilgileri Sasani-Bizans savaşlarını anlatan Bizans tarihçileri Procopius ve Agathias verirler. Bu ikili  halka ‘Sani (Tazani)’, ülkelerine ‘Tzanica’ derler.

‘Tzanic Ulusu’nun daha eski tarihlerde ‘Sani’ adıyla bilindiğini söyleyen Procopius, Saniler’le Colchiler’in toprağını Trabzon’a komşu (bitişik) gösteren Xenophon’un onların ülkesini yanlış tarif ettiğine işaret eder.

Procopius’a göre Saniler Karadeniz kıyısından çok içerde ve uzakta oturuyorlardı ve onların ülkesini deniz kıyısından ayıran geçilmez dağlar, ormanlar ve hayli geniş bir bölge vardı. Saniler veya ‘Tzanic ulusu denen barbarlar’, Procopius’a göre Ermeniler’e komşuydular, başlangıçtan ve en eski zamanlardan beri de tarif edilen bu bölgede yaşadılar.

O’nun tarifine göre, Boas Nehri (modern Çoruh), Pharangium (Adontz’a göre modern İspir) civarındaki Ermeniler arasında oturan Saniler’in topraklarına yakın bir yerde ve Tzanica dağlarından doğar, dağlık ve ormanlık bir bölgeyi geçtikten sonra Acampsis adını alır ve Lazica toprakları yanında Karadeniz’e dökülür. (Bk. Procopius, History Of The Wars, H. B. Dewing çevirisi, Loeb Classical Library, 1905-13 baskısı, I. kitap, s. 135-37; II. kitap, s. 331; VIII. kitap, s. 59 ve  63-65).

Ermeni coğrafyasında Voh adıyla geçen Boas’ın Çoruh nehrinin yukarı kesimi olduğu ve Çoruh kaynaklarının İspir çevresinde bulunduğu bilinen bir şey.

Gümüşhane vd gibi yerlerin Tzanika içine düşmeleri belki de Dersim adının yer yer Gümüş Kapı anlamında yorumlanmasının arkaplanıdır.

Sasaniler’le Bizans arasında Gürcistan (İberya), Lazica, Mezopotamya ve Ermenistan’ın yanısıra, Tzanika üzerinde de egemenlik için sürekli bir mücadele yeralıyordu.

Procopius’un anlattığı bazı olaylar hem Tzanika’nın sınırlarını tahmin etmek bakımından hem de Eski Dersimliler’in tarihinden bazı kesitlere ışık tuttukları için önemlidirler. Bu nedenle de bu olayların bir bölümüne kısmi tekrarlar içerse de kısaca değinmek ihtiyacı duyuyorum.

Procopius’un verdiği bilgilere göre, Tzanika üzerindeki mücadelenin bir nedeni bu topraklarda ve sınırlarında, özellikle İspir’de bulunan değerli madenlerdi. Örneğin Bizans ve Sasani Ermenistanları’nı ayıran sınırda yeralan altın madeninin bulunduğu Pharangium Kalesi (Adontz’a göre antik Suspiritis, Sper, modern İspir’dir) ile Bolum Kalesi (Adontz’a göre Pasinler’deki modern Hasan Kale’dir) iki ülke arasındaki çatışma konularıydı. Pharangium (İspir) adlı kale, Sasani Ermenistan’ı ile Tzaniler’in sınırı idi. 530/532-540 yılları arasında Sasaniler’in kontrolünde bulunan buradaki altın madenlerini Sasani hükümdarı Kavad’ın izniyle Symeon (Simon) adında bir yerli işletiyordu ve çıkarılan madeni Sasani kralına götürüyordu. 530 yılındaki bir Bizans-Sasani savaşı sırasında altın madenlerini işleten Pharangium kalesinin sahibi Symeon bu madenlerin gelirini Sasaniler’e vermeyi redederek Bizans’a yanaşır, ama altını onlara da vermez. Adı geçe kale zor bir coğrafyada bulunduğu için ne Sasaniler ne de Bizans ona karşı etkili bir eylem koyabilirler. Sonunda Bizans imparatoru Justinian (527-65) ile pazarlık yapan Symeon, bazı ‘Ermeni’ köyleri karşılığında altın madeninin bulunduğu Phrangium kalesini Bizans’a teslim eder. Aynı sıralarda Sasani Ermenistanı’nda ve Erzurum sınırında yeralan Bolum Kalesi (Bol Kalesi?)’ni elinde tutan Isaac adlı biri de Bizans’la ilişkiye girerek Erzurum (Theodosiopolis) kentinin hemen sınırındaki bu kaleyi Bizanslılar’a devreder. Isaac’ın Sasani Ermenistanı’nda yaşayan ve bir süre önce Bizans generalleri Sittas ve Belisarus’a karşı savaşta Sasani ordularına kumanda etmiş olan Narses ve Aratius adlarındaki iki büyük kardeşi de onunla eş-zamanlı bir girişimle Bizans’la anlaşır ve Ermenistan’ın Bizans parçasına sığınırlar. (Bk. Procopius, a.g.e., I. kitap, s. 125-141).

Böylece Sasani ve Bizans Ermenistanları’nı ayıran sınırda, ama sınırın Sasaniler tarafında bulunan iki stratejik kale M.S. 530 yılındaki savaş sırasında Bizans’ın eline geçerler. Ama 531 yılı sonunda yapılan barışla Justinian bu kalelerin ikisini de Lazica’daki kalelere karşılık olarak Sasaniler’e iade eder. Bu iade işinden hemen sonra Bizans’ın Symeon’a verdiği köylerin eski sahipleri olan ve Perozes (Peroz) adlı birinin oğulları oldukları söylenen iki kardeş  Symeon’u öldürüp Sasaniler’e sığınırlar (532). Bunu Bizans generali Sittas’ın öldürülmesi de dahil bir sıra başka olaylar izler. Bizans-‘Ermeni’ ilişkileri gerginleşir ve Bizans parçasının Ermeniler’i 530’ların sonlarında Sasaniler’e yanaşırlar. Aslında burada sözkonusu olan Mamakanlar (Tzaniler) ve Partlar’dır, yani Dersimliler’dir. Ama diğerleri gibi Procopius da onlardan ‘Ermeni’ olarak sözetmektedir. Ermeniler’in Sasani kralı Chosroes (Kisra Anuşirvan)’e gönderdikleri söylenen Bassaces başkanlığında bir heyette yeralanların çoğunluğu görüşme sırasında adı geçen Sasani kralına kendilerini Arsakid (Part) olarak tanıtır, yani Part krallarıyla ilişkili olduklarını ve Arsaces’in soyundan geldiklerini bildirirler: “Bizim atalarımızdan son kral Arsaces idi. Kendi tahtını O’nun ailesinden sayılmak ve vergilerden muaf tutulmak koşuluyla gönüllü olarak Roma imparatoru Theodosius’a bıraktı” derler ve Bizans’ın kendi komşuları olan Tzaniler’in bağımsızlığına son verip onlara nasıl boyun eğdirdiklerini de anlatarak şikayette bulunur, onu Bizans’la savaşa ikna etmeye çalışırlar. Nitekim 539/540 yılında barışı bozan Sasaniler Bizans topraklarına girerler (Procopius, a.g.e.,  I. kitap, s. 203-209; II. kitap, s. 271-285).

Adontz, yukarıda Procopius’un bahsini ettiği Symeon’un bir Ermeni olduğunu, Isaac’ın ise Kamsarakan Evi’nden prens İsaac Kamsarakan olduğunu söylemektedir. Kamsarakanlar ise, Ermenistan’daki Aştiane, Arşakuni, Ropsian (Rufa), Suren Pahlav (Gregoridler), Abel, Dziunakan, Gabelian ve Havenuni evlerinin yanısıra gerçekte Ermeni değil fakat Arsakid (Pehlevi, Part) orijinlidirler. Adontz’a göre, 539 yılında Ermeni delegasyonunun başında Sasani hükümdarı Chosroes I ile görüşen Bassaces ise Elişe’de 450-51 isyanına katıldığı söylenen ve bir Roma vasalı olduğu sanılan Mamakanlar’dan Vasak Mamikonyan veya 539 yılının Vasak’ı olabilir (Bk. Adontz, a.g.e., s. 22-23). Bassaces adı Ermenice’de Vasak’tır.

Toumanoff’un verdiği bilgilerle birleştirildiğinde Sasani kralıyla görüşenlerin soyundan geldiklerini söyledikleri Arsaces’in Roma Ermenistanı’nın son kralı olan Arsaces III (M.S. 387-390) olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu kral öldükten sonradır ki, Batı Ermenistan krallığı son bulur ve artık Roma valileri tarafından yönetilmeye başlanır.

Arsakiler’in bir kolu olup Arşakuniler (Arsak-uni veya Arsar-unik) adıyla bilinenler, işte bu Arsaces III’ün soyundan gelenlerdir. Bu evin diğer adı Kamsarakanlar (Kal Sar, Sarı Kal Baş)’dır. Yeri gelmişken belirteyim ki Arşakuniler (Kamsar-akan Evi) benim görüşüme göre Dersimli Khal Faratlar’dır. Arşak III, Khal Ferat Hanedanlığı’nın kurucusu Tridates I (Khorene’de Val-Arşak: M.S. 53-100)’in soyundan sayılmaktadır.

Belki Batı Dersim aşiret adlarındaki Uşak sözcüğü de Sak (İskit) veya Eşk (Eşkan, Aşkan) etnik adının bozulmuş bir şeklidir.

Toumanoff’un verdiği bilgilere göre, Arsakiler’in bu kolu (Arşakuniler) özellikle Roma Ermenistanı (Bana göre Dersim Ermenistanı veya Kırmanciya Dersimi denebilir) denen parçanın tarihinde ve Roma imparatorluğunun kendisinde M.S. 7. Yüzyıl ortasına kadar önde gelen bir rol oynamışlardır. Onlardan en son 7. Yüzyıl ortasında sözedilir. Bizans’ın Heraclianlar imparator evi (610-771) Arşakuniler’le ilişkilendirilir. Arsaklılar çizgisinin (soyunun) yaşayan kolu Adontz’a göre de Arşakuniler olarak bilinen Batı Ermenistan’ın bu saray evinden gelmedirler. Bunlar Ermenistan (Kırmanciye)’ın Roma hakimiyeti altındaki parçasına yerleşmiş olduklarından Toumanoff’un da işaret ettiği gibi Ermenistan’ın sadece Sasani (İran) parçasıyla  ilgilenen tarihçiler bu Roma Ermenistanı kolunu bilmezler.

Akilisene Mamakanları ve İspir Bagratları Arsaces III’e tabi prenslikler arasındaydılar. Kendi eski toprakları olan Carenitis (Erzurum)’i de Arsaces III’ten sonra tahttan edilen batı Ermenistan saray evi (Arşakuniler) yönetmiştir. Sebeos, Arşakuniler’e imparator Heraclius’un akrabaları olarak referans verir ki, bununla kastettiği grup Arsaces III’ün soyundan gelenlerdir. Bu durum onların Bizans’a göçtüklerini de göstermektedir. Heraclius’un kendisinin de Part (Arsakid) soylu olduğu ve onun babasının Erzurum (Carin, Theodosiopolis)'da doğduğu da söylenir. Carin (Erzurum), gerçekten de bir Arsakid prensliğiydi ve Faustos’ta sıkça işaret edildiği gibi Arsaces III ve onun kardeşi Vologases’in toprağıydı. Procopius, bu iki kardeşin bir ara ortaklaşa krallık yaptıklarını söylemektedir. Toumanoff’a göre Procopius bunu 387 yılındaki bölünmeyle karıştırmaktadır.

Arsaces III öldükten sonra onun toprakları fiilen bir Roma eyaleti haline gelirler, ama bu evin prensleri Procopius’un yazdığına göre Justinian zamanına (527-65) kadar tam bir politik ve askeri otonomiye sahip ve vergilerden muaf bir vasal devlet gibi davranmışlardır. Bu düzenlemeye son veren Justinian’dır. (Bk. Toumanoff, s. 192-194). Sasani kralıyla görüşen heyetin şikayetleri açık ki Justinian’ın 536 yılında yaptığı kaydedilen bu yeni düzenlemelerle ilişkiliydi. Bu tarihte yeni bir yasayla Ermenistan’ın Roma parçasının (yani Dersim’in) statüsü değiştirilmiş ve prenslerin arta kalan güçleri bastırılmıştır. 538 yılında bu uygulamalara karşı Arsakid prenslerin (Khal Feratlar’ın) önderlik ettiği bir isyan olur. Bunu bir Dersim isyanı/direnişi olarak tanımlamak gerekir. Khalmem-Khalferat grubunun ortak direnişidir bu. Toumanoff’un da belirttiği gibi 539 yılında Sasani kralına başvurup tahttan düşürülüşleri de dahil uğradıkları adaletsizliklere karşı ondan yardım talep edenler işte bu Arsaklı (Part) liderlerdir. Onların şikayetlerinden biri de komşuları Tzanlar (Mamakanlar)’ın bağımsızlığına Bizans tarafından son verilmesiydi. Sonraki Bizans-Sasani savaşının bir nedeni bu olaylar oldu. 

Geri Tzanica’nın sınırları konusuna dönmem gerekir.

Adontz’a göre Sasaniler Pharangia’da aslında Bizanslılar’a değil Tzanica (Can, Khaldia/Haldiya, Khorene’de Khaltik) topraklarına sınır idiler. Khorene gibi, Adontz da Tzanlar’ı ve Haldiler’i, daha doğrusu Tzanica ve Haldiya’yı özdeşleştirir. Haldiya olarak bilinen toprakların bir dönem Tzanica adı aldığına işaret eder. Böylece o, Tzanika (Khaldia)’nın Parhar zincirini içeren dağlık eyalet olduğunu, Çoruh ile Karadeniz’in Trabzon’a kadarki kıyı şeridi arasında yeraldığını düşünmektedir. Tzanika, Çoruh vadisinde Sasani Ermenistanı ile, Tayk eyaletinde de modern Hars’a sınırdı ve Klarjet bölgesiyle bitişikti. Ermenistan’la Tzanika’yı ayıran sınır da Parhar (Bolhar) dağlarıydı. Parhar zinciri güneyindeki Satala (modern Sadak), Bayburt ve Koloneia (Koyulhisar) Ermenistan’a dahillerdi. Karadeniz’in Abhazya’dan Trabzon’a kadarki tüm doğu kıyısının adı olan Eğer (Eğeria) eyaleti, Adontz’un tanımına göre, Tzanika (Canet)’yı da içine almaktadır (Bk. Adontz, a.g.e., s. 23). Barchon, Cena (Kena, Okena?), Sisilisson (Adontz’a göre eski adı Gayl olan modern Kelkit civarındaki Ziziola?), Longini Fossatum (burada kamp kuran Roma generali Longinus’un adını taşır) ve Tzanzacön (Adontz’a göre Sürmene çevresindeki Zavzoka köyü olabilir)  Procopius’ta adları geçen Tzanika’daki bazı yerleşmelerdir (Bk. Adontz, a.g.e., s. 49-53).

Burada adı geçen yerler daha çok Tzanika sınırlarında Bizanslılar’ın üs olarak kullandıkları kaleler olarak görünmektedirler.

Djanik (Samsun) adının Tzanlar’dan kalma olduğunu söyleyen Adontz, onların buraya daha geç bir tarihte sürüldüklerini tahmin eder. Ama antik dönemde onların Ardasa ve Gümüşhane dolaylarından Hemşin’e kadarki bölgede oturduklarına işaret eder. Yani o tarihlerde tüm Parhar zincirini işgal ediyor, kısmen Boas (Çoruh) ve Gayl (Kelkit) vadileri içlerine taşıyorlardı.

Tzanlar’ın daha eskiden Haldiya diye bilinen ülkede yerleşmiş sayısız halklardan biri olduğuna işaret eden Adontz, 7. Yüzyılda onların politik önemi artınca eskiden Haldiya (Khaldiya) denen tüm ülkenin Tzanica adını aldığını düşünmektedir (Bk. Adontz, a.g.e., s. 53).

Tzanlar’ın çok sayıda aşiretlere bölündüğünü söyleyen tarihçi Procopius, ne yazık ki bu aşiretlerden sadece ikisinin adlarını varmektedir. Okenit ve Coxyline (Koxylinei) aşiretleridir bunlar. Okeni’ler (-o ve –ho Adontz’a göre önektirler), Charton (Bayburt yukarısında Çoruh’un batı kolu üzerindeki modern Hart) kalesinin bulunduğu yörede oturuyorlardı. Koxylin’ler aşireti ise Adontz’un tahminine göre Karadere vadisinde oturuyordu. Bu aşiretin adının Koks ve –uli unsurlarından oluştuğunu söyleyen Adontz, antik Kox adıyla batıdan Trabzon’la bitişen Kose adlı bölgenin adı arasında ilişki kurmaktadır (Adontz, a.g.e., s. 53). Kox adı ile Dersim’in Kozu aşiretinin adı arasında bir ilişki düşünülebilir.

Procopius, Tzanlar’ın toprakları ötesindeki bölgeyi Trabzon başkentli olan ve Karadeniz kıyısı boyunca uzanan bölge olarak tarif eder.

Hüseyin Hüsameddin’in Amasya Tarihi adlı kitabında Tzaniler’le ilgili bazı enteresan ve önemli bilgiler yeralmaktadır. Arkeolog Theodor Reynak’tan naklen San (Çan)’ların Pontus Eyaleti’nin Mitrad (Mühürdat) hakimiyeti kurulmadan önceki eski kavimlerinden olduğunu söyleyen H. Hüsameddin’e göre Bizans çağında Amasya civarında Semendu (Ziyare) veya Semendru adını taşıyan kale ve kentin bu adı Sanlar’ın adından gelmedir.

Sanlar’ın Pontus Krallığı’nın başkenti Amasya civarında da varolduklarına işaret eden Amasya Tarihi yazarı, Amasya’nın eski adı olan Harşene (Canik) sözcüğü üzerinde de durmaktadır. Harşene adının ilk şeklinin Karasan (Karisini, Karasanc) olduğunu söyleyen H. Hüsameddin, Amasya kentinin ve bu kentteki  Kale-i Bala (Ulu kale, Yüksek-Yüce Kale)’nın Karasan (Harşene, Harcene, Karaçan) adlı biri tarafından kurulduğunu ve onun adını taşıdıklarını söyleyen kaynaklara ve rivayetlere değinir.

O’na göre Karasan denen kişi büyük bir olasılıkla Sanlar (Zanlar, Çanlar) adlı Pontus kavminin cedlerinden biridir.

Amasya şehrini kurduğu söylenen Karasan (Karaçan, Harşene)’ın şeceresi konusundaki görüşler pek adeti olmadığı halde bu kez hernasılsa kaynakları da gösteren H. Hüsameddin tarafından şöyle aktarılmaktadır:

Mu’cemül Buldan’a göre Karasan’ın soyağacı: Harşene (Karasan) bin Rum bin İlikan bin Sam bin Nuh.

El-Kamil’de Karasan’ın soyağacı: Karasan (Harşene) bin Rum bin Esved bin Sam bin Nuh.

El-Kamus’ta Karasan’ın soyağacı: Harşene (Karasan) bin Rum bin Sam bin Nuh.

Tırazul-Mezheb’de Karasan’ın soyağacı: Harşene (Karasan) bin Rum bin Sam bin Nuh.

(Bk. H. Hüsameddin, a.g.e., cilt 1).

Amasya Tarihi yazarının Türkçülüğü bir kenara bırakılırsa bu şeceredeki bazı adlar üzerinde yaptığı yorumlar da ilginçtir.

O’na göre bu şecerelerdeki Rum sözcüğünün aslı Barum (Bermi) olup Bermiler (Barum’lar) aşiretinin adıyla ilişkilidir. İlikan adı İlihan, Esved ise Üsved’in Arapça şeklidir. Harşene adı ise Karasan (Karisini, Karasanc) adının Arapça söylenişidir.

Hüseyin Hüsameddin’in aktardıkları üzerinde bir yorum yapmadan evvel Malatya’nın Urfalı Matthew’de Garmin (Karmian, Garmian) olarak verilen bir bölgesinin bu adının Grekler’de Charsianos, Araplar’da Kharşene olarak geçtiğini ve Defremery’nin bu adın Garsian olarak okunmasını önerdiğini de not etmeliyim. Zaten Amasya Tarihi yazarı Harşene’nin Malatya civarında bir yer olduğunu söyleyen görüşlere de değinmektedir.

Gelelim Amasya Tarihi yazarının verdiği bilgilere...

Dersim’in Karsan aşiretiyle ilgili olup bu aşiretin de Tzani (Sani) olduğunu pekiştiren bu veriler, Dersim’in Birman (Birim) aşiretinin de Sani kökenli oluşuna kesin bir açıklık kazandırmaktadır. Bu ek bilgilerin de ışığında Karsan adının Kar ve San (Sin) öğelerinden bileştiği rahatlıkla söylenebilir. Türk milliyetçisi Kadri Kemal Kop (Sevengil) da Anadolu’nun Doğu ve Güneydoğusu (1933) adlı kitabında ünlü Truva Savaşı sırasında Amasya hükümdarının Karsan Han adında biri olduğunu söylüyor ve onun adıyla Dersim’in Karsan aşireti arasında bir bağlantı kuruyor. Ona göre Karsan Han’ın bir oğlunun adı Sülim Han’dı.

Bence kökende Urmiye ve Urartu adlarıyla ilişkili olan ve bazen Urum ve Zurum gibi biçimler altında da karşılaşılan Rum sözcüğü Amasya Tarihi’ndeki şecerede özelde Pontus’a, hatta Saniler’e referans gibi görünmektedir.

Amasya Tarihi’nin verdiği yukarıdaki bilgiler aynı kaynakta Bal-Bala ve Ferhad adları konusunda söylenenlerle birlikte ele alındığında Eski Dersimliler’in Pontus Krallığı tarihinde çok önemli, belki de başta gelen bir rol oynadıkları sonucuna varılabilir.

Daha önce bağımsız yaşayan ve kendilerine boyun eğdirilemeyen Tzanlar, Justinian zamanında Bizans imparatorluğunun egemenliğini tanımaya zorlandılar.

Procopius, bu süreci de anlatmaktadır. O’nun anlatımına göre topraklarında bir şey yetişmediği için daima yağma seferleriyle yaşayan Tzanlar, yalnızca Ermeniler’e değil kendilerinin yanıbaşında denize kadarki kesimde yaşayan komşuları Romalılar (Bizanslılar)’a da sürekli olarak beklenmedik akınlar yapmışlardır. Bu akınları sırasında tesadüfen Bizans ordusuyla karşılaştıkları olmuştur. Procopius’un aktardığına göre bu karşılaşmalarda hep yenildilerse de o denli hızlı idiler ki yakalanamıyorlardı. Akın yapıp hemen geri dönerlerdi ülkelerine. Yağma akınlarına son vermeleri koşuluyla Bizans imparatoru onlara her yıl altın cinsinden belirli bir ödeme yaptı. Kendi usulleriyle bu anlaşmaya uyacaklarına yemin ettiler. Buna rağmen alışkanlıklarını terketmediler. Bunun üzerine M.S. 530 yılında Ermenistan’da yeralan Bizans-Sasani savaşından az önce (yukarıda anlattığım Bolum ve Pharangium kalelerinin Sasaniler’den ele geçirildiği tarihten kısa bir süre önce) Bizans’ın Ermenistan generali Sittas onları tediple görevlendirildi. Sittas Tzaniler’i yenilgiye uğrattı. Daha sonra da iyi davranışlar vs gibi yollarla onları tamamen kazanmayı başardı. Böylece Bizanslılar eski zamanlardan beri Roma topraklarında bağımsız bir halk olarak yaşamakta olan Tzanikler’e boyun eğdirdiler. Bu tarihten sonra, Procopius’un anlattığına göre, eski yaşam tarzlarını bırakan Tzanikler daha uygar bir yaşam şeklini benimsediler. O tarihten itibaren Bizans ordusuna asker yazıldılar ve bu ordunun eşliğinde Sasaniler’e karşı savaştılar. Procopius’un deyişiyle kendi öz-dinini de bırakan ‘Tzanik Ulusu’nun hepsi Hristiyanlığı benimsedi (Bk. Procopius, a.g.e., I. kitap, s. 135 ve 137).

Procopius’un anlatımına göre Sani Ulusu’nun öyküsü budur.

549 veya 550 yılında ülkesindeki Sasani ordusunu kovmak için Bizans’tan yardım isteyen Laz kralı Goubazes’e Bizans imparatoru Justinian’ın gönderdiği askeri kuvvet içinde Petra kuşatmasına katılan bin mevcutlu bir Sani (Tzani) birliği de vardı. Ama bunlar daha sonra ordaki Bizans kampını yağmalayıp Petra-Rize-Athens (Pontus’tadır) ve Trabzon yoluyla kendi ülkeleri Tzanica’ya dönmüşlerdir (Bk. Procopius, a.g.e., II. kitap, s. 529-545).

Adontz’un dikkat çektiği gibi bu geri dönüş yolu da Tzanlar’ın ülkesinin Karadeniz kıyısından çok içerilerde olduğuna işaret etmektedir.

Bence Bizans’ın Tzaniler’e karşı savaşıyla Tzani sınırındaki iki stratejik üssün, dolayısıyla maden yatakları ve ocaklarının ele geçirilmesi arasında sıkı bir bağlantı olsa gerektir. Bu aynı madenler (Keban madeni de dahil) çok sonraki çağlarda Osmanlılar’ın Dersim’e karşı savaşlarında da belli bir rol oynadılar. Simon ve Kamsarakan evinden Narses, Aratius ve Isaak Kamsarakan kardeşlerin eş-zamanlı bir hareketle Bizans tarafına geçişleri de bu gelişmelerin bir parçası olmalıydı. Tzaniler’e boyun eğdirilmesi ile Sasani hükümdarıyla yapılan görüşmeler de ilişkilidirler.

Onlardan ‘Tzani Ulusu’ olarak sözeden Agathias, Lazica’daki Bizans komutanlarının en önde gelenlerinden biri olan Theodore (Theodorus)’nin bir Tzan (Tzani) olduğunu söyler ve 554/555’lerde ve sonrasında O’nun kumandasında Lazistan’da savaşan en az beş-yüz mevcutlu bir Tzani birliğinden sözeder (Bk. Agathias, a.g.e., II. kitap, s. 54-58 ve III. kitap, s. 100).

Agathias, onların Karadeniz güneyinde Trabzon yakınında yaşadıklarını ve zaman zaman onlardan bir bölümünün yerleşik yaşam tarzlarını bırakıp Pontus bölgesi ve çevresini, Ermenistan içlerini  talan ettiklerini yazmaktadır. Bu nedenle Tzanlar’ın üzerine onlardan biri ve aynı zamanda Bizans ordusunun da seçkin kumandanlarından olan Theodorus gönderilir. Lazistan’dan bir orduyla yola çıkan Theodorus,  Fasis nehrinin karşı yakasında sınırı geçerek Theodorias adı verilen kentte ve Rize’de kamp kurarak nüfusun içindeki dost unsurları toplayıp isyancıları ezmeye çalışır. Ama bu kamplara saldıran Tzani isyancıları Bizans ordusunda panik yaratırlar. Daha sonraları binlerce Tzani’nin öldürüldüğü bir katliam yapılır ve bu yolla Tzaniler ilk kez Bizans’a bağımlı kılınır (Bk. Agathias, a.g.e., V. kitap, s. 135-137).

Öyle görünüyor ki Agathias’ın anlattığı yukarıdaki olay 556-58 yılları arasında Bizans’a karşı patlak veren bir Tzani (Dersim) isyanıdır. O’nun sözünü ettiği Theodorus ile Procopius’un general Belisarius’la birlikte Libya’da Vandal seferine katıldığını söylediği Kapadokyalı Theodorus arasında bir ilişki olabilir belki.

Bizanslılar Tzanika’ya Adontz’un işaret ettiği gibi ilk kez Sasani Ermenistanı, Bizans ve Tzanica sınırlarının buluştuğu stratejik bir noktadan sızdılar. Justinian üç yolun birleştiği bu noktada Horonon (Adontz’a göre modern Halene köyü, Halenen Hanlar) adını taşıyan güçlü bir kale inşa eder ve bu ana üsten hareketle Tzanika’ya egemen olmaya çalışır. Bu sıralarda o, Hristiyanlığa henüz yeni dönmüş olan Tzanlar içinde Tzanika’daki Şamalinikon’da ilk kiliseyi inşa ettirir.

Sayfalar
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29

Pazartesi, 23 Haziran 2008 10:29 tarihinde güncellendi