Dersim Tarihi Sayfa 14 PDF Yazdır E-posta
AYDIN
Yazar Webmaster   
Pazartesi, 23 Haziran 2008 09:35

Eski Dersim (Esas Dersim)

Bugünkü Dersim’in belirli bir bölgesi, kabaca Munzur Nehri ile Pülümür Suyu (Harçik) arasındaki dağlık kesim, kaynaklarda Eski veya Esas Dersim olarak tanımlanmaktadır. Bu bölgenin kuzey sınırı Çin Seddi’ni andıran Munzur-Mercan dağ kümesidir. Güney ucu ise Türk askeri kaynaklarında (Jandarma Umum Kumandanlığı tarafından 1932 yılında hazırlanmış olup yakın zamanlara kadar gizli tutulan Dersim adlı kitapta) Munzur ve Harçik (Pülümür) ırmaklarının birleştiği kavşak noktası olarak gösterilir.

1866 yılında Dersim’i dolaşan Britanya’nın Erzurum konsolosu J. G. Taylor da benzer bir tarif yapmaktadır.

O’na göre Esas Dersim (Gerçek Dersim), Halvori, Mazgirt ve Kiğı’nın gerisindeki dağlık bölgedir. Bu bölgenin kapısı Mazgirt, kuzey hududu ise Karasu Nehri’dir

(Bk. Journal Of A Tour In Armenia, Kurdistan And Upper Mesopotamia With Notes Of Researches In The Deyrsim Dagh, Journal Of The Royal Geographical Society, cilt 38, s. 281-361).

19. Yüzyıl sonunda Dersim’i gezen Ermeni Andranik, sonraları Tunceli adı verilen topraklara ek olarak Tercan  kazasını da Dersim’in bir parçası olarak tarif eder.

Ama Esas Dersim (Gerçek Dersim) ayırdı Andranik’te de mevcuttur. O’na göre de Esas Dersim, Tujik (Abasan) ve Kutu Deresi mıntıkalarıdır. Bu bölge Antranik’in gezisi sırasında Dersim’in bağımsızlığını hala koruyabilen yegane parçasıydı (Bk. Andranik, Dersim, Tiflis, 1901). 

Kısacası, hemen tüm kaynaklarda bugünkü Dersim’in belirli bir bölgesinin Esas Dersim (Eski Dersim) olarak tanımlanıp ayırt edildiğini görüyoruz.

Bu ayrımın anlamı Dersim sözcüğünün ilk olarak tarif edilen bölgenin adı olmasıdır.

Dersim, Tercan’ı ve Tzanika (Çanestan)’yı şimdilik hariç tutarsak, başlangıçta sadece bu bölgenin adı olarak kullanılmış ve bu tanım Tanzimat’a kadar egemen olmuştur.

 

Dersim Kavramının Ortak Bir Ulusal Ada Dönüşümü

Tanzimat (1839)’tan 1938’e kadar süren Dersim direnişleri çağında Dersim adının anlamı da, limitleri de değişir.

Dersim Sorunu’nun gündeme oturduğu bu süreçte, özellikle Birinci Savaş sonrasında Dersim kavramı giderek daha geniş bir coğrafyayı, başka deyişle Dersim Ulusal Sorunu’nun etki alanını tanımlamaya başlar.

Böylece Dersim kavramı bir ulusun ortak ve genel adına dönüşür.

Bu ulusun özgürlük sorunu da tarihe başka bir adla, sözgelimi Zaza Sorunu diye değil, ama Dersim Sorunu adıyla geçer.

Dersim olayının süreklilik kazandığı sahayı Dersim adına ve sınırlarına bağlayan az evvel adını verdiğimiz askeri kaynakta Dersim Sorunu’nun evrimiyle doğrudan bağlantılı olan bu dönüşüm karşıt bir cepheden gayet açık bir biçimde ifade edilmekte ve izlenen karşı-strateji de açıklanmaktadır.

Bu strateji; Pertek, Çemişgezek ve Mazgirt gibi pasifize edilip devlet otoritesi altına sokulan yerleşmelerin Dersim direnişleri çağında artık özgürlük ve direniş anlamına gelen Dersim kapsamından çıkartılması, bir bölümünün başka illere bağlanması ve kitlesel sürgünlerin de yardımıyla Dersim coğrafyasının ve halkının parça parça dağıtılmasını hedefliyordu.

Nitekim devlet tarafından önceden planlanmış bir hareket olan 1937-38 katliamı ve sürgünü arefesinde aynı stratejinin bir gereği olarak Dersim’in  adı Tunceli olarak değiştirilip tarihten silinmek istenmiştir. Türk devletinin çeşitli biçimler altında hâlâ yürürlükte tutulan Dersim’i imha stratejisi etkili bir karşı-stratejiyle boşa çıkartılmadığı sürece de devam edecektir. Munzur ve Pülümür vadilerinde yapımı başlatılan bir seri baraj projesinin amacı da çok açık ki Dersim’i sular altında bırakıp insansızlaştırmaktır.

 

Tarihsel Kayıtlarda Dersim

Bugünkü Tercan ve yukarıda tanımını yaptığımız Eski Dersim antik kaynaklarda Xerxene (Derxene) adı altında görünürler.

Xerxene veya Derxene adı ilk kez M.Ö. 401/400 yılında Onbin Yunan askerinin  yürüyüşüne öncülük eden Anabasis’in yazarı Xenophon’da geçer.

Bu adın Esas Dersim (Eski Dersim) ve modern Tercan’a referans olduğu genel kabul gördü denebilir.

Prof. N. Adontz,  Armenia In The Period Of Justinian adlı çalışmasında Xerxene, Derxene ve Derjan (Tercan) adlarının modern Dersim adının erken formları olduğunu ikna edici bir biçimde açıklamaktadır.

Xerxene adı Pontus’un Amasya kentinden olan coğrafyacı Strabo’da da geçer. Strabo (M.Ö.58-M.S. 25), Selukid kralı Büyük Antiochus’un satrapları Zariadris ve Artaxias zamanındaki Ermeni fetihleri arasında Xerxene’yi de saymaktadır (Bk. The Geograph Of Strabo).

The Natural History adlı eserinde coğrafyacı Pliny (M.S. 23/24-79) de Fırat’ın güzergahını tarif ederken Derxene’den sözeder (Bk., The Natural History Of Pliny, cilt 1, İngilizce’ye çev. John Bostock ve H. T. Rıley, London, 1855, s. 441). Taylor’un da dikkat çektiği gibi Pliny’nin Fırat adı altında tarif ettiği gerçekte Munzur ırmağıdır

Eski Dersim ve Tercan, çok erken bir tarihten beri, en az Zariadris ve Artaxias döneminin fetihlerinden itibaren nominal anlamda bile olsa artık Ermenistan’ın birer parçası olarak görünürler ve bu durum sonraki asırlarda süreklilik kazanır.

Esas Dersim  ve Tercan coğrafyasına daha geç tarihlerdeki referanslar da doğal olarak hemen tamamen Ermenice kaynaklarla sınırlıdır.

Ermeni literatürünün başlangıcı ise, Ermenice’nin ilk kez yazı dili olarak kullanılmaya başlandığı M.S. 5. Yüzyıldır.

Agathangelos, Lazar Parpetsi’nin sıralamasına göre ilk Ermeni tarihçisidir. Dersim adı Agathangelos’ta ve sonraki Ermeni kaynaklarının birçoğunda Derjan (Derxene) şekli altında geçmektedir.

 

Dersim, Mamekiyê ve Khalmem Ocağı Adlarının Anlamı

ve Eski Dersimliler’in Temel Çekirdeği

M. Khorene, History Of The Armenians adlı eserinde ünlü Tufan olayı ve bu olayın kahramanı olarak bilinen Nuh (Khorene’de Xisut’ra) ve oğullarına ilişkin efsanenin bir versiyonu olan aşağıdaki rivayeti aktarmaktadır:

“Gemisi Ermenistan’da karaya oturan Xisut’ra’nın oğullarından Sem, keşif amacıyla kuzey-batıya doğru gitti. Uzun bir dağın yanındaki küçük bir ovaya vardı. Bu ovanın içinden Asurya istikametine doğru akan bir nehir geçiyordu. Bu nehrin yanında iki ay kalan Sem, ordaki dağa kendi adıyla Sim adını verdi. Daha sonra geldiği yere geri döndü. Ama onun en küçük oğullarından Tarban kendisinin otuz kardeşiyle on-beş bacısını ve onların eşlerini de alarak gidip aynı nehrin havzasına yerleşti ve orayı kendi adıyla Tarawn Eyaleti olarak adlandırdı...” (Bk. Khorene, a.g.y., s. 79-80).

Hübschmann’a göre Sim, Sasun (Sason)’da bir dağ, Tarawn ise Van Gölü batısında bir eyalettir.

J. G. Taylor, az önce adını verdiğim yazısına düştüğü bir dipnotta Moses Khorene’deki bu pasajın enteresan bir yorumunu yaparak burada Dersim adının ve Esas Dersimliler (Eski Dersimliler)’in orijininin verildiğini düşündü.

O’na göre yukarıdaki pasajda Muş ovası kastediliyor gibi görünse de, yapılan tarif gerçekte Dersim’in Ovacık ovasına ve bu ovadan geçen Munzur ve Mercan ırmaklarına daha çok uymaktadır. Sim adı verildiği söylenen dağ da ona göre Dersim’dir.

Taylor’un vardığı sonuç, Dersim adının Nuh’un oğlu Sim’in adından geldiği, Eski Dersimliler’in de Sim’in soyundan olduklarıdır.

Taylor’un bu yorumunda tek önemli nokta, Dersim adını bölmesi ve bu adın Sim sözcüğünden geldiği görüşüdür.

O’na göre Dersim adının aslı Sim’dir, fakat yanlışlıkla Dersim olarak çağrılmaktadır.

Prof. N. Adontz,  Armenia In The Period Of Justinian adlı çalışmasında Dersim adının etimolojisi konusunda gerçeğe öylesine çok yaklaştı ki, benim için arta kalanını açıklayıp onun analizini tamamlamak ya da kesinleştirmek olanaklı hale geldi.

İlkin Adontz’un analizini özetlemeliyim:

Buna göre klasik literatürde ve daha eski çağlarda iyi bilinen Derjan (Xerxene, Derxene) adı, günümüze kadar Tercan ve Dersim olmak üzere iki şekil altında yaşadı. Dersim adı, Adontz’a göre, Ermenice söylenişteki Derjan’ın Arapça ve Farsça telaffuzudur. Derjan (Terjan, Derxene) adı ise iki kısımdan oluşur: Dar (Der) ve Jan. Diğer şekiller de benzer biçimde Ter-Jan ve Der-Xene (Xer-Xene) olarak düşünülmelidir.

Adontz, bu adın ilk kısmı olan Dar (Der) sözcüğünü Colchis (sonraları Lazika) halklarından birisi olan Darili’lerin adıyla (-ili, -eli bir sonektir), ikinci kısmı olan Jan (veya –Xene) sözcüğünü ise ülkeleri antik Derjan bölgesinin yanıbaşında bulunan Tzanlar’ın etnik adıyla ilişkilendirdi, daha doğrusu ilişkili olabilecekleri ihtimalinden sözetti.

Tzanlar’ın adı kaynaklarda San (Sani) ve Çan (Can, Caneti) olarak da geçer. Ülkeleri ise Tzanica, Caneti ve Moses Khorenatsi’de rastladığımız Caniwk (San-ebi-k) gibi değişik biçimler altında görünür.

Sonuç olarak Adontz, Derjan (Dersim) adının bahsi geçen iki etnik adın bir kombinasyonu olabilecekleri savını öne sürdü

(Bk. Nicolas Adontz, a.g.e., s. 47).

Adontz, Ermeni kaynaklarda Mamikonyanlar olarak bilinen Mamanlar (Mamakanlar)’ın orijinine ilişkin Mamik-Konak rivayetini  yorumlarken belki farkında olmadan bize bir yardımda daha bulundu.

Bu rivayet Mamakanlar’ın Çin orijinli olduklarını, Çin’den geldiklerini söyler. Adontz, bu rivayette kendisinden Çin olarak sözedilen ülkenin gerçekte bildiğimiz uzak Çin değil, ama San (Çan, Tzan) halkının ülkesi Tzanika olması gerektiğini savundu.

(Bk. Adontz, a.g.e., s. 312-13).

Bu yorumlarında bir eksiklik görsem bile gene de Adontz’un bana büyük yardımı dokunduğunu teslim etmek zorundayım.

Dersim adının orijini ve anlamı konusunda kendi son sözümü söylemeden önce Ocağê Khalmem’i (Türk askeri kaynaklarında Kalman Ocağı) ve Mamekiyê adları üzerinde de kısaca durmam gerekecek.

Dersimliler, Eski veya Esas Dersim olarak bilinen bölgeye Khal Mem Ocağı (Ocağê Khal Mem’i) olarak da referans verirler.

Jandarma Umum Kumandanlığı yayını olan Dersim (1932) adlı kitapta da Eski Dersim mıntıkasında oturan aşiretlerin, hatta bütün Dersim aşiretlerinin Eski Dersim’e aynı zamanda Kalman Ocağı dedikleri kaydedilmiştir.

Öte yandan her Dersimli bilir ki, Dersimliler bu aynı bölgeye Mamekiye de demektedirler.

Bu ad Ermenice kaynaklarda Mananalı (Mamanalı, Manan-alı, Maman-alı) olarak geçmektedir.

Toparlarsak; Dersim (Eski Dersim), Ocağê Khalmem’i (Kalmem Ocağı) ve Mamekiye adları bir ve aynı bölgenin veya ülkenin alternatif adlarıdır.

İşte bu çalışmanın nihai görüşü:

Khalman veya Khalmem adı, önüne Khal ünvanı getirilen Man veya Mem (Mam, Maman, Mamakan, Mamikonian) kavim adının ta kendisidir.

Kavim adları destanlarda kişileştirilerek ifade edilir.

Burdaki Man veya Mem, Eski Dersimliler’in kendi orijinlerine ilişkin geleneklerinde kendi cedlerinden biri olarak gösterdikleri ve adının önüne Khal ünvanı koyarak Khal-Mem dedikleri kişilik olup, ilk Ermeni tarihçilerinin aktardığı Mamakanlar’ın geleneğinde onların atalarından biri olarak da anılan Mamik (Mamık)’le tamıtamına aynıdır.

Yani Eski Dersimliler’in çok önemli bir bölümü  kaynaklarda Ermeni olarak tanımlanan, ama Ermeni asıllı olmayan Mamanlar (Mamakanlar)’dan gelmedirler. Eski Dersim’in alternatif adlarından Ocağe Khal Mem’i (Kalmem Ocağı, Kalman Ocağı) ve Mamekiye kavramları da etnik Mamakan adından gelirler.

Ermeni kaynaklarda Mamakanlar’la Saniler (Tzaniler)’in bir ve aynı halkın kolları  oldukları görüşü kaydedilmiş bir olgudur.

Adontz’un Der-Sim adının ikinci kısmını Sanlar (Tzanlar)’la ilişkilendirdiğini ve benim de bu görüşü paylaştığımı yukarda zaten izah etmiştim. San ve Sin sözcükleri sık sık birbirinin yerini alan bir ve aynı adın biçimleridir.

Yani ülkemizin adının Dersim şekli gelenekte Çin (Sin) orijinli oldukları da söylenen  Sanlar’dan, Mamekiye ve Khal Mem Ocağı şekilleri ise Sanlar’la aynı halka ait bir diğer boy olan bu dağların erken halkı Mamakanlar’dan gelmedirler.

Böylece ülkemizin Dersim, Mamekiye ve Kalmem Ocağı gibi alternatif adlarını çözerken, aynı zamanda halkımızın orijini sorununun en azından bir  yarısını, ona adını veren ve Eski Dersimliler’in hakim öğesi olarak görünen Mamakanlar (Tzanlar) gerçeğini de ortaya çıkarmış bulunuyorum.

Eski Dersimliler’in bileşiminde bir ikinci etnik unsur daha vardır ki, bu fetihçi öğeye de az ilerde Eski Dersimliler’in Orijini başlıklı kısımda değinecek, böylece Dersimliler’in temelinde yatan ikili sentezi açığa çıkartacağım.

 

Kırmanc Terimi Üzerine

Az önce söylenenler, öyle görünüyor ki, Kırmanc teriminin orijinini de açıklayıcı niteliktedirler.

Şöyle ki, bu ad Kır-Man-c şeklinde bölünebilir.

İlk kısım olan Kır, Kal ve Kar sözcüklerinin bir şekli veya benzeri; ikinci kısım olan Man, Mamakan ve/veya Manna etnik adı; son kısım olan –c ise bazen –z veya –j şeklinde de karşılaşılan mensubiyet bildiren köken soneki olarak yorumlanabilir.

Kir (Kyr, Kiwr), Ermenice’de efendi (senyör, soylu) demektir. Kır ve Kar sözcükleri sık sık kent anlamı da taşırlar.

Buradan hareketle Kırman sözcüğünün Mannalar’ın Kenti (Yurdu) ve/veya Mamakanlar’ın Kenti (Maman Yurdu) anlamlı olduğu söylenebilir.

Kırman adı, basitçe, Khalman (Khalmem) sözcüğünün bir diğer şekli olarak düşünülebilir.

R ve L seslerinin birbirine dönüştüğü ve sesli harflerin birbiri yerine geçtiği sıkça görülür. Bu nedenle Khalman > Karman > Kırman dönüşümü oldukça mümkündür.

O taktirde Kırmanclar adı Khalmanlar (Khalmem Oğulları, Domane Khalmemi, Mamakanlar) anlamına gelebilir.

Bazı kaynaklarda Dersim’de Karaman (Karman) adında bir aşiretin varlığına işaret edildiğini de hatırlarsak burdaki muhakeme üzerinde ciddi olarak durmak gerektiğini düşünüyorum.

Ermeni (Armanc, Dersim dilinde Hermeni) ve Kırmanc adlarının ilişkli olmaları da bana olanaksız görünmüyor.

Enc. Of Islam’ın Maraş maddesi Roma hakimiyeti döneminde Markasi (Maraş)’ye Germanikeia (Germankiye) adı verildiğine işaret eder.

Ermeni tarihçisi Moses Khorene’ye göre bu ad sonradan Sezar adını alan Roma imparatoru Germanicus’un adından gelmedir.

Madeni paralarda Caesarea Germanike olarak görünen Germanikeia adı, Enc. Of Islam’a göre, Maraş kentine Roma imparatoru Caligula’nın onuruna verilmiştir.

Ermeni kaynaklarda, sözgelimi Urfalı Matthew, Vehram ve diğer bazılarında Maraş (Germanikeia)’ın adı Germanik veya Kermanig olarak geçer.

Benim görüşüme göre Germanikeia (Kermanig, Germanik) adının bir Roma imparatorunun adından gelmiş olması zayıf bir ihtimaldir. Bu terimin orijin olarak Roma hakimiyetinden daha gerilere dayandığını, Moses Khorene’de ve Enc. Of Islam’da söylenenin aksine adı geçen Roma imparatorunun adını buradan aldığını sanıyorum.

Çünkü o dönemin töresi, Bizans tarihçisi Agathias (ölm. M.S. 579)’ın The Histories adlı yapıtında anlattığı gibi iddia edilenin tam tersiydi.

İşte Agathias’ın dedikleri:

“Vahram IV’e Kermanşah ünvanı verildi. Bu tür ünvanların neden verildiğini daha önce açıkladım. Kerman, galiba bir halkın veya bir yerin adıydı. Şüphe yok ki, Vahram, bu ünvanı o halk ya da ülke kendi babası tarafından fethedilince almıştır. Tıpkı bir kimsenin zaptettiği bir diğer ulusun adıyla ilişkili olan özel bir ad aldığı eski Roma törelerinde olduğu gibi. Örneğin Afrikanus ve Germanicus örneklerindeki gibi.” (Agathias, a.g.e., II. kitap, IV. kısım, s. 129).

Agathias’ın dedikleri Khorene’nin yanısıra otorite sanılan kalemlerin yazdığı Enc. Of Islam’ın Maraş maddesi yazarını da tekzip ediyor, Germanikeia adının Roma-öncesi devirlere ait olduğunu kanıtlıyor.

Ben bu adda Dersimliler’in kendi ülkeleri için kullandıkları Kırmanciye teriminin tıpkısını buluyorum. Germanikeia kavramı, Kırmankiye veya Kırmanciye okunabilir.

Bu bölgede benzer başka adların varlığına da işaret etmem gerek.

Eski Tabal-Melid toprağına tekabül eden Kapadokya’nın bir zamanlar Ermeniler tarafından Kimmerler’le ilişkilendirilen bir adla Gamir olarak bilinmesi gibi. Kırım adının Kimmerler’in adından geldiği kabul edilir. Kırım çevresinde bu adın Kirman şekline dönüştüğünün de örnekleri var.

Ayrıca başkenti Sis (Kozan?) olan Ermenek’in eski adı Germanikopolis ve başkenti Ermenek olan sonraki dönemlerin Karaman beyliği ile Germiyanlar’ın adlarını da hatırlamak gerekir.

Bu bilgiler, Kırmanc ve Ermeni adlarının bazen birbiri yerine geçtiğini ve her ikisinin de Kimmer bağlantılı olabileceğinin yanısıra, Kırmanc ve Kırmanciye adlarının Dersim’e Kapadokya’dan taşınmış olmaları ihtimalini, bu adların Kapadoklar’la veya daha eski Tabal-Melid’lerle ilintili olabileceğini akla getirirler.

Agathias’ın yukarıya aldığımız açıklamasından görülebileceği gibi, İran’ın Fars eyaleti yanındaki Karman bölgesi ve halkının adıyla Kırmanc kavramı arasındaki yakınlık da dikkat çekmektedir.

Son olarak Mamik-Konak rivayetinin kaynaklarda Gog ve Magog olarak referans verilenlerle  bir ilişkisi olup olmadığı konusunu araştırılmaya değer bulduğumu söylemeliyim. Gog ve Magog denenler iki İskit (Saka) boyu veya Kimmerler’le İskitler olmalıdırlar.  

 

Dersim Rivayetinin Khal Mem’i Urartu Kralı Menua Olabilir Mi?

Khalman Ocağı adı daha eski ve başlangıçta farklı veya daha geniş bir coğrafyanın adı olabilir.

Dersim ve Mamakan geleneklerindeki Mem (Khal Mem) ve Mamık adlarının bana tekrar takrar ünlü Urartu kralı Menua (810-785 M.Ö)’yı hatırlattığını not etmeliyim. Prof. Sayce O’nun adını Mennas olarak okumuştu.

O’nun zamanındadır ki Urartu batıda ve kuzey-batıda yayılmaya ve büyük bir güç olmaya başlar. Supa (Sofene, Harput-Dersim bölgesi), Khuzana, İzolu, Sasilu, Zua ve Utu gibi kentlerin yanısıra Palu’yu fetheden oydu.

Dersim içindeki en eski sitelerden biri Mazgirt’tir.

1071 savaşında adı geçen Manazkert (Manzikert, Malazgirt) kentinin adı gibi, Mazgirt’in adı da Urartu kralı Menua’nın adından gelmedir ve onun tarafından inşa edilmiştir.

Bu adların ikisi de Menua’nın Kenti (Manaz-Gert, Manaz-Girt) anlamına gelmektedirler.

Khal Mem (Khal Man) adındaki Khal sözcüğünün kent anlamlı Kar veya Kir, Mem’in Man/Maman kavmi olduğunu düşünürsek, Dersim geleneğindeki Khal Mem adı Manlar (Mamanlar)’ın Kenti anlamı verir ki, Menua’nın Kenti anlamlı Manaz-Girt veya Mazgirt ile aynı sözcük olabilir bu.

Duzgı Bava (Düzgün Baba) eteğindeki Ocağê Khalmemi (Khalmem Ocağı) ve yine o çevrede bulunan ve Dersim rivayetlerine bakılırsa adeta Dersim içine girişte zorunlu bir menzil veya kapı gibi görünen Khalmem köyünün bu adları Urartu kralı Menua’ya referans olabilirler ve bütün Mazgirt (eskiden Pah, Türüşmek, Mameki ve Şıxmamed yörelerini de kapsardı) ve Nazımiye yöresinin Urartular çağındaki adı da Khalman Ocağı olabilir.

Mümkündür ki Dersim geleneğindeki Khal Mem, Urartu kralı Menua (Mennas)’nın kendisi olsun. Mazgirt (Manaz-Girt) adı da Khalmem Ocağı demek olabilir.

Bu olasılık doğru çıkarsa, Dersim’in kabesi Duzgı Bava ve yanıbaşındaki Khalmem adlı yerlerin Dersimliler için taşıdığı büyük önemin arkaplanı da açıklığa kavuşabilir.

Dersim içi ve çevresinde Urartular’dan kalma başka tarih kalıntıları da var ve bunların büyük bölümü Menua dönemine aittirler. Bu olgu sözünü ettiğim kalıntılarda tespit edilen Urartu yazıtları tarafından kanıtlanmaktadır.

Mazgirt Kalesi’nin yanısıra Palu kalesi ve Mazgirt’e bağlı bir yerleşme olan Kiğı Suyu üzerindeki Bağin kalesi de birer Urartu yapısıdırlar.

1911 yılında Dersim’i gezen L. Molyneux-Seel, The Geographical Journal (Temmuz-Eylül 1911) adlı periyodikte yayınlanan A Journey In Dersim başlıklı gezi notlarında Bağin Kalesi’nde rastladığı bir yazıtı kopye ederek Prof. Sayce’ye tercüme ettirdiğini ve Sayce’nin kendisine bu yazıtta Van Krallığı (Urartu Krallığı)’nın Kral Mennas dönemindeki sınırının kaydedildiğini bildirdiğini yazmaktadır. Sayce’nin Mennas olarak okuduğu kral Menua’nın adıdır. Bağin köyü kalesinde bulunan Urartu kralı Menuas’a ait yazıt şimdi Harput Müzesi’nde korunmaktadır.

Patnos’a yakın Aznavur’da da Urartu kralı Menua döneminden kalma kale, tapınak ve saray tespit edildi. Ayrıca Kömürhan, Kayalıdere (Varto civarında) ve Erzincan’a yakın Altıntepe’de Urartu kalıntıları (tapınak, saray ve mezarlar) bulundu. Kayalıdere’de bulunan kale ve tapınağın Urartu krallarından Sarduri II (760-730 M.Ö) veya Rusa I (730-714) tarafından yapıldığı sanılmaktadır

(Bk. D.M. Lang, The Peoples Of The Hills-Ancient Ararat And Caucasus, 1971).

Mazgirt’e bağlı Kale ve Anbar köylerindeki kaleler de Urartular tarafından yapılmıştır.

Tunceli adlı kitabında Yusuf Cengiz’in aktardığına göre, tümü Urartular’a ait olan bu kalelerin haberleşme ve barınma amaçlı olduğu sanılıyor. Hepsinde taşlar oyularak evler, sulama kanalları, havuzlar, tüneller ve yeldeğirmenleri yapılmıştır.

Aynı kaynaktaki bilgilere göre Mazgirt Kalesi’nin M.Ö. 9. Yüzyılda yöreye hakim olan Urartular tarafından yapıldığı Mazgirt Kalesi’nde bulunan Rusa II (685-645)’ye ait yazıttan anlaşılmaktadır.

Mazgirt, Palu, Bağin, Kale, Anbar, Kayalıdere (Muş ovasında), Altıntepe, Aznavur ve Kömürhan’daki Urartu kalıntıları, Dersim ve çevresinde Urartu varlığı ve hakimiyetine işaret ederler.

Palu, Mazgirt ve Bağin gibi eski kentler sıradan mevkiler olmayıp Dersim ve Zaza tarihinde önemli roller oynamış merkezlerdir.

Tüm bu verilerin toplamıdır ki, Mamakanlar’la ilişkilerini açıkladığım Eski Dersimliler’in geleneğindeki Khal Mem’in aynı zamanda Urartulular’a (Urartu kralı Menua’ya) referans olabileceğini düşündürtmektedir.

Dikkatli okuyucu yukardan beri Man (Manna) ve Maman (Mamakan) adlarını bazen birlikte anmak zorunda kaldığımı farketmiştir. Çünkü kayıtlara Urmiye Gölü çevresinde girmiş olan antik Manna (Tevrat’ta Minni) halkının adıyla Mamanlar’ın adı arasındaki büyük benzerlik ister istemez onlar arasında bir akrabalık olabileceğini akla getirmektedir. Tam da bu nedenledir ki bu kitabın girişinde onlara da bir bölüm ayırmak zorunda kaldım. Benim görüşüme göre Urartular diye bilinen halkın Manlar ve/veya Mamanlar’la ilişkili olması olasılığı vardır. Öte yandan Manlar ve Mamanlar ile Medler (Marlar) arasında bir akrabalık olup olmadığı da kesinlikle araştırılması gereken bir konudur.

 

BİRKAÇ DİĞER GENEL VE LOKAL AD ÜZERİNE

Tarihin belirli dönemlerinde ülke veya halk adı olarak Dersim ve Dersimliler’e karşılık kullanılmış adlardan birkaçı üzerinde daha durmak zorundayım. Aşağıda bunlardan Dujik, Çemişgezek, Hozan, Pulur ve Munzur adlarını ele alacağım.

 

Dujik

Coğrafyacı Pliny (M.S. 23/24-79), The Natural History adlı kitabında Fırat Nehri’nin güzergahını tarif ederken, bu nehrin Büyük Ermenistan’daki Caranitis (modern Erzurum) eyaletinde doğduğuna işaret eder ve çeşitli yazarların Fırat’ın kaynağına ilişkin görüşlerine değinir.

Domitius Corbulo, O’nun aktardığına göre, Fırat’ın Aba Dağı’nda doğduğunu, Licinius Mucianus ise bu nehrin Capotes Dağı dibinde doğduğunu söylemektedirler. Capotes Dağı’nın Zimara’nın 12 mil yukarısında bulunduğunu söyleyen Licinius, Fırat nehrinin doğduğu bu yerde Pyxurates adını taşıdığını belirtir.

Pliny’nin çevirmeni burada bir not düşerek Capotes Dağı’nın Ermenistan’daki modern Dujik Dağı olduğu açıklamasını yapar.

Pliny, Fırat’ın doğduğu yerden sonra ilkin Derxene (Xerxene, çev.)’den, sonra da Anaitica’dan geçerek Kapadokya’da Ermenistan bölgelerinden çıktığını kaydeder.

Fırat’ın Ermenistan’dan ayrıldığı söylenen yer, Pliny’nin çevirmenine göre, Fırat’ı oluşturan iki suyun birleştiği Keban Madeni’dir

(Bk. The Natural History Of Pliny, cilt 1, İng.’ye çev. John Bostock ve H. T. Rıley, London, 1855, s. 441).

Pliny’de geçen Anaitica, Adontz’a göre, o bölgede tapılan tanrıça Anahit’in adından gelme olup Akilisene’ye verilen ikinci bir isimdir.

Aba Dağı ve Xerxene adları coğrafyacı Strabo’da da geçerler.

Pliny’deki Aba Dağı’na Strabo Abus Dağı der.

Yani Capotes (Dujik) dağı, Abus sıradağının bir parçası olarak tarif edilir. Abasan aşiret adının Aba ve Abus terimleriyle bir ilgisi olabilir. Tujik ile Munzur adlarını aynı dağın adları gibi kullanan Taylor, Pliny’nin tarifinden hareketle Romalılar’ın Munzur Dağı’na Capotes demiş olabileceklerine işaret etmektedir.

St. Martin’e göre Capotes adı genelde yüksek dağlar için kullanılan Ermenice bir sözcük olup mavi anlamına gelen Gaboid’den türetilmedir

(Akt. Dictionary Of Greek And Roman Geography, cilt 1, 1853, s. 505-506, Capotes/Dujik Dağ maddesi).

Capotes’in Dujik Dağı veya Fırat’ın iki kolu olan Murat ve Karasu arasındaki dağlık bölge olduğu diğer bazı kaynaklarda  da (örneğin: Ritter, Erdkunde, cilt x) kaydedilmektedir.

Böylece Dersimliler için kullanılan genel adlardan biri olan Tujik teriminin bir keresinde bütün Dersim’in alternatif adlarından biri olduğu da açığa çıkıyor.

Dujik Dağı’nın diğer adı olduğu söylenen Capotes sözcüğünün sonundaki Yunanca  –es eki atılırsa artan kalan Capot kökü bana Dersim’deki Kafat adını, ayrıca Kapadokya ve Kapadoklar’ın adını anımsatıyor.

Sayfalar
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29

Pazartesi, 23 Haziran 2008 10:17 tarihinde güncellendi