Dersim İnancı RAA HAQ![]() Sevgili Hüseyin Çakmak’ın Dersim inancı Raa Haq’a ilişkin yaptığı bu değerli çalışma daha önce Munzur Der... Devamını Oku.. |
Munzur Dağlarında Yüreğim Asıldı![]() Bizim doğduğumuz topraklarda ateşe su dökülmez! Günahtır: Suyun canı acır bu yüzden ateş toprağa gömülür. Biz ağaçları da kutsal biliriz, taşı toprağı... Devamını Oku.. |
Marsilya'da Dersimli Bir Ermeni... 1938-1986![]() Davut Kurun 1986 yılının sacak bir yaz akşamı Chambery L”hout taki evimin balkonunda cay içerken telefonum çaldı. Aynı mahalede otura... Devamını Oku.. |
Dersim 38’in canlı tanığı Hüseyin Kaya anlattı![]() Elif Orhan "Erzincan düzünde Pülümür’ün birçok köyünden getirilen sürgünlerin meydana getirdiği mahşeri kal... Devamını Oku.. |
Seyit Rıza: Bir İnsanın Portresi![]() Av-Hüseyin Aygün Dersimliler, 72 yıl sonra bugün, Seyit Rıza'nın idam sehpasında söylediği sözleri, -sanki tarih hiç değişmemiş gibi- a... Devamını Oku.. |
ALEVİ ÇALIŞTAYI RAPORU![]() AKP tarafından 2009 yılında başlatılan "Alevi Çalıştayı"nın ardından hazırlanan Ön Rapor geçitğimiz haftalarda hükümet tarafından yayımlandı. Ale... Devamını Oku.. |
| Dersim Tarihi Sayfa 10 |
|
|
|
| Yazar Webmaster |
| Pazartesi, 23 Haziran 2008 09:30 |
|
Ermeni Kilisesi M.S. 301 yılında Ermenistan, daha doğrusu Ermenistan yönetimi, Kapadokya’nın Kayseri kentinden St. Gregory eliyle Hristiyanlığı benimsedi. Ermenistan’da Hristiyanlığın hakim kanadı/mezhebi onun adıyla Gregoryen mezhebi olarak bilinmektedir. St. Gregory’nin Hristiyanlığı yayma yetkisi (rahiplik yetkesi) almak üzere beraberinde bazı Ermenistan prensleri bulunduğu halde Kayseri’ye gittiği kaydediliyor. Thomson, Thomas Artsruni’nin kitabına düştüğü bir açıklamada Agathangelos’un Gregory ile birlikte Kayseri’ye giden ve Hristiyanlığı kabul eden (din değişen) onaltı Ermeni soylusunun bir listesini verdiğine işaret eder (a.g.y., s. 122). St. Gregory’nin Ermenistan’ı Hristiyanlığa çevirmesi M.S. 301 yılında Ermeniler’in o zamanki kralı Tiridates (M.S. 238-314)’i kazanınca mümkün olabildi. Ermenistan’ın ilk Hristiyan kralı Tridates (Trdat)’tir. Moses Khorene’nin yazdığına göre daha İsa’nın sağlığında Part (Arsakid) orijinli Edessa kralı Abgar, onun yakınları ve bazı Edessa soyluları paganizmi bırakıp Hristiyanlığı benimsemişlerdir. Khorene, Abgar’ın İsa ile yazışmalarına, ona elçiler yollayıp kendisine koruma teklif ettiğine ve İsa’nın ona bir havarisini yolladığına dair söylentileri aktarır. Böylece Ermenistan ve ona komşu topraklara ilk kez M.S. 1. yüzyılda girdiği söylenen Hristiyanlık, ancak 4. Yüzyıl başlarında St. Gregory’nin çabalarıyla Ermenistan’da yayılmaya ve kök tutmaya başlar. Ermenistan Hristiyanlığı Bizans’tan önce kendisinin devlet dini olarak ilan etmişti. Bir ulus ve ülke olarak Hristiyanlığı ilk kabul edenlerin Ermeniler olduğu söyleniyor. Hiristiyanlık gereği bu tarihten sonra ülkenin eski pagan inançlarına ve putlarına savaş açıldı. Böylece Ermenistan’ın resmi din olarak Hristiyanlığı seçmesi, Zerdüştlüğü savunan Sasaniler’le Ermenistan’ı yeni bir çatışma içerisine soktu. Sasani şahları Ermenistan’a geri Mazdaizm (Zerdüştlük)’i benimsetmeye çalıştı ve bu amaçla zor da kullandılar. Mamikonyanlar’dan prens Vardan Mamikyon’un öncülük ettiği M.S. 450/51 ayaklanmasında Sasaniler’in bu tutumu önemli rol oynadı. Ermeni kaynakları Sasaniler’e karşı patlak veren ve Avarayr Savaşı da denen 451 Vardan isyanını Zerdüştlüğün zor yoluyla dayatılmasına karşı bir direniş olarak değerlendiriyor ve bu direnişin bir Ermeni ulusal ayaklanmasına dönüştüğünü söylüyorlar. Bu olay üzerine 451 yılında Ermenistan’ı işgal eden Sasani şahı Yazdegird, Avarayr’da Vardan’ın liderlik ettiği direnişi ezdi. İsyanın lideri Vardan, Ermeni Kilisesi’nin azizleri (Saintleri) arasına girdi ve bu ayaklanmanın yıldönümü de kilisenin ana festivallerinden birine dönüştü. Bu direniş öylesine güçlüydü ki, ezilmiş de olsa Sasaniler’i Ermenistan’ı zorla Zerdüştleştirme planından vazgeçirdi. Hristiyanlık Ermenistan halkı veya halkları arasında hemen geniş kabul görmedi ve yayılışı da kolay olmadı. Halkın, soylu sınıfın ve ülkenin belirli kesimleri eski inançlarında ısrar ederek yeni dine karşı direndiler. Moses Khorene’de Hristiyanlığı benimseyen ilk Ermenistan kralı Trdat’ın otoritesi ve iradesine karşı çıkışlara değinilir ve bu nedenle Ermeniler yerilir de. Ülkedeki Bizans-Sasani egemenlik mücadelesi ve soylu aileler arasındaki rekabet ortamında Hristiyanlık ile Mazdacılık arasında gidip gelenler de olur. Bu arada ülkede Zerdüştlük ve Hristiyanlığın yanısıra başka bir din, resmi kiliseye karşı çıkan, dini ve sosyal bir devrim için gizli bir örgüt kuran Pavlakilik (Manicilik) de gelişir. Pavlakiler’in bir kolu olan Tondrakiler sektini de anmak gerekir. Garsoian’ın Paulicians adlı çalışmasından aktarıldığına göre, Tondrakiler sekti Ermenistan patriği John V Ovayetsi (M.S. 833-855) döneminde ortaya çıkmıştır. Bu, eğer tarih doğruysa, Arap hakimiyeti dönemine rastlıyor açık ki. Bizans (Roma) imparatorluğundaki diğer kiliselerle yakın ilişkiler kuran Ermeni kilisesi, başlangıçta, Nicaea (M.S. 325), İstanbul (381) ve farklı teolojik görüşlere sahip Nestorius sorununu görüşmek üzere toplanıp Nestorius’u Bizans kilisesinin başından indiren Efesus (431) kilise meclislerine bağlı kalırken, M.S. 451 yılında toplanan Kalkedon (Chalcedon) Meclisi kararlarını redederek bu tarihten elli yıl kadar sonra tam bağımsızlığını ilan eder. Anlaşmazlıkların ekseninde 5. yüzyılda Hiristiyanlık içinde bölünmelere yol açan teolojik tartışmaların, özellikle Kalkedon toplantısının İsa’nın tabiatı sorunundaki görüşlerinin (İsa’nın iki tabiatı olduğu görüşü) bulunduğu söylense de, bu görünümün ardında etnik ve kültürel farklılıkların ve siyasi nedenlerin belirleyici rol oynadığı söylenebilir. Nicaea toplantısına bir Ermenistan temsilcisi katılmış. Diğer üçüne Ermenistan’dan temsilci olarak katılan olmamıştır. Böylece 5. yüzyıl ortasında kendi etnik kültürlerine sarılma motifleriyle Mısır ve Süryani kiliseleri gibi diğer doğu kiliselerinin yanısıra Ermeni Kilisesi de aynı nedenlerle Batı’nın Roma ve Bizans kiliseleriyle anlaşmazlığa düşer ve 451 yılından sonra ayrı bir Gregorian Hristiyan Kilisesi oluşturur. Ermeni Gregorian Klisesi’nin başı Erivan’a yakın Echmiadzin’deydi. Modern partilerin bulunmadığı ortaçağlarda dini ayrımlar veya birlikler sık sık belirleyici bir rol oynuyordu. Tarihte din birliğini kurma ve yayma adı altında başka ulusları eritme çabaları sıkça görülür. Bizans’ın bu dönemdeki politikaları bunun bir örneğini sunar. Ne var ki, amacı imparatorlukta kendi çıkarları gereği dinsel ve kültürel bir birlik ve teklik oluşturmak olan Bizans’ın Doğu Hristiyanlarını Bizans ve Kalkedon kiliselerine kazanma ve onlar üzerinde kendi kontrolünü kurma girişimleri hiç bir zaman sonuç vermedi. Ermenistan, kendi ulusal kilisesinin birliğini korumak için dini uyum adına kendi kilisesini dayatan Bizans’a karşı “kendi dinsel ve kültürel otonomisi” için mücadele etti. Sasaniler’in Bizans ve Ermenistan kiliselerine karşı Nasturiliği kayırdığı görülüyor. Thomas Artsruni, Sasani şahı Peroz döneminde Nasturi papazı Bartsuma (Barsauma)’nın Ermeni soylularını Peroz’a kestirdiğini, çok kanlı olayları provake ettiğini yazmaktadır. O’nun yazdıklarından Ermenistan sathında Gregoryen ve Nasturi, yani Ermeni ve Süryani (Asuri) kiliseleri arasında yaşanan rekabete tanık oluyoruz (Bk. Thomas Artsruni, II. kitap, s. 143-188). Antakya, Malatya ve Urfa (Edessa), Anadolu’da Hristiyanlığın kök tuttuğu ilk ve en önemli merkezlerin başında geliyorlardı. Armavir, Acilisene (Ermenice’de Ekaleaç)’deki Erez, Aştişat, Ani (modern Kemah), ayrıca Hashteank ve galiba Bağin (Bag, tanrı demektir) gibi yerler Ermenistan’ın dini merkezleri (kutsal kentleri) ve Hristiyanlığın ilk üsleri arasında yeralıyorlardı. Kemah (Camachus, Ani) ise, Adontz’un yazdığına göre, Ermenistan Arsakidler’inin gömüldükleri kent (Necropolis) idi. Ermeni kilisesi ancak M.S. 8. Yüzyılda ve Abbasiler altında Bizans müdahalesinden bağımsızlaşıp ayrı ve bağımsız bir ulusal kiliseye dönüşür. Politik otonomi zaten yitirilmişti. Abbasiler altında Ermeniler kendi sosyal, dinsel ve kültürel yaşamları üzerinde bağımsızlık elde ettiler. R. W. Thomson’un işaret ettiği gibi Ermeniler’in ayrı bir halk ve kimlik oluşunu işlemek için koşulların olgunlaştığı bu sıralardadır ki, M. Khorene kendi kitabını kaleme alarak ayrı bir tarih geleneği yaratıp buna katkıda bulundu. M.S. 9.-11. yüzyıllar arasında politik otonomi de kısmen bile olsa yeniden kazanıldı.
Ermenistan Tarihi Yaklaşık üç-bin yıllık bir Ermeni tarihinden sözedenler olduğu gibi, Ermeni tarihini Urartu Krallığı’yla başlatan ve bu krallığı ilk Ermeni devleti olarak tanımlayanlar da var. Bir görüşe göre de Ermeniler M.Ö. 7. yüzyılda Urartu uygarlığını yıkan Hint-Avrupalı istilacılar arasında başta gelen bir gruptu. Bu son görüş doğru kabul edilirse, Urartu’nun yıkılışını veya ülkenin Ermenistan olarak tanımlandığı M.Ö. 6. yüzyılı Ermeni tarihinin başlangıcı olarak benimsemek gerekir. Bu denli çelişkili görüşlerin ve belirsizliklerin orta yerinde başlangıçları karanlıkta kalan Ermeni tarihi için kesin bir çıkış noktası kabul etmek mümkün değil. Kaldı ki, Ermeni adının gerçekte veya başlangıçta hangi etnik gruba ait olduğu da net değil. Ermeniler’in kendileri bu adı kabul etmemiş, başkaları tarafından böyle tanımlandıkları için zorunlu olarak benimsemişlerdir. Ermeni kimliği, öyle görünüyor ki, özellikle antik çağda ve erken ortaçağlarda daha çok coğrafi bir referans olarak kullanılmış, belli bir etnik gruptan çok veya bu belli grubun yanısıra bu topraklarda yaşayan çeşitli milliyetlerden Ermenistanlılar’ı da ifade etmiştir. Ermenistan’da yaşayan değişik milliyetlerin, sözgelimi Kırmanc-Zaza ve Kürt öğelerin Ermeni olarak tanımlandığının örnekleri vardır. 19. Yüzyılda Ermeni milliyetçiliği doğduktan sonra ise, Ermenistan tarihini salt Ermeni öğenin tarihi gibi ele alma, daha doğrusu ülkenin tarihini sadece Ermeni olarak bilinenlerin tarihine dönüştürme çabaları görüldü. En çarpıcı örneklerden biri İranlı Orontidler’in ve Ermenistan Partlar (Arsakidler)’ının etnik Ermeni olarak tanıtılması ve onların tarihinin etnik Ermeni tarihi olarak sunulmasıdır. Kendi orijinlerini ve etnik bileşimlerini tartışırken Partlar’dan hiç sözetmeyenlerin, sırf Ermenistan’a yerleştikleri için Partlar’ın tarihini kendilerine maletmeleri ilginçtir. Bu durumda bence en doğru yöntem, salt etnik Ermeni öğenin, yanlış ya da doğru bu adla bilinenlerin değil, bu coğrafyayı yurt edinmiş bütün milliyetlerin, bütün farklı alt-kimliklerin ortak tarihi anlamında bir Ermenistan tarihi anlatmaktır. Daha çok coğrafi bir çatı kimlik olarak ele alındığında ise, Ermenistan tarihine Urartu Krallığı ile başlamak yanlış olmadığı gibi, zorunludur da. Çünkü bilindiği kadarıyla bu coğrafyanın politik birliğini sağlamış olan ilk oluşum Urartu’dur. Böylece Urartu, sonradan Ermenistan adını alan coğrafyanın tarihini ele alırken bir yola çıkış noktası ve çerçeve olarak önemlidir. Daha sonraları Ermenistan adını alan bu coğrafyada Haldiler olarak bilinen hakiki Urartulular veya onların kalıntıları yaşadığı için de Urartu gerçeği atlanamaz. O halde Urartu, işaret ettiğim anlamda elverişli ve zorunlu bir referans ve başlangıç noktasıdır. Moses Khorene’de korunmuş olan Ermenistan geleneği de Urartu’yu başlangıç olarak alır. Ama Urartu tarihini daha önce anlattığım için yeniden o konuya girmiyorum. Genel olarak bakıldığında, Ermenistan tarihi, Collier’s Enc.’nın Ermenistan maddesinde dikkat çekildiği gibi, kısa süreli egemenlik ve değişen yabancı güçlere uzun dönemli bağımlılık ile ayırt edilir. İçerde tek bir ulusal kimliğin ve merkezi bir yönetimin oluşmadığı, en az birkaç halk grubunun, farklı coğrafi ve etnik bölgelerden oluşan bir yapının varlığını sürdürdüğü görülür. Bu çok-milliyetlilik gerçeği atlanıp coğrafi bir kimlik olarak Ermenistan adı bu topraklarda yaşayan ve dışarısı tarafından Ermeni olarak adlandırılan tek bir milliyetle, yani sadece etnik Ermeniler’le eşitlenirse, ülkenin tarihini anlamak mümkün olmaz. O taktirde ne süreklilik gösteren içerdeki çeşitlilik, bölünmüşlük ve çatışma, ne de bu durumun büyük katkıda bulunduğu uzun süreli dışa bağımlılık anlaşılabilir.
Medler’in Hakimiyeti Döneminde Ermenistan Moses Khorene’nin aktardığı Ermenistan şeceresinde (Ermeni ulusunun soyağacı) değişik çağlardaki Ermenistan krallarının adları yeralmaktadır. Bu isimlerin bir bölümü Urartu krallarına referanstırlar. Yani onun aktardığı geleneğe göre, Urartu Krallığı ilk Ermenistan monarşisidir. Urartular çağını daha önce anlatmıştım. Urartu yıkıldıktan sonra Ermenistan Medler’in yönetimine girer ve onların bir eyaletine dönüşür. Moses Khorene, ilk Med krallarının bir listesini veriyor: Varbakes, Mawdakis, Sawsarmos, Artikas, Deokis, P’ravortis, Kvaxares ve Azhdahak. Khorene’nin eserini İngilizceye çevien Thomson’un notuna göre, bazı yazım farkları olsa da, M. Khorene bu listeyi Eusebius’un Chronicle’sinden almıştır. Burada ilginç olan Khorene’nin saydığı Med krallarından son dördünün Heredot’un saydığı dört Med kralının (Phraortes, Deioces, Cyaxares ve Astyages) adlarıyla yaklaşık olarak örtüşmesidir. Khorene, yukardakilerine ek olarak Niwkar (daha sonra Mades adını aldığını söyler) adında bir Med kralından daha sözeder. O’nun anlattığına göre Niwkar, Ermeniler’e adını veren Aram’ın çağdaşıdır ve onunla savaşmıştır. Aram, şecereye göre Gelam’ın torunudur. Aram adının Urartu krallığının kurucusu ve ilk Urartu kralı Arame (880/860-846/844 M.Ö)’ye referans olduğu düşünülüyor. Khorene’ye göre Zoroaster (Zerdüşt) de bir Med kralıydı. Böylece Khorene’de doğru ya da yanlış on Med kralının adı sayılmış oluyor. İran efsanesinde Medler’e referans olduğu sanılan Pişdadi krallarının adlarını burdaki adlarla kıyaslamak ve birlikte irdelemek yararlı olabilir. Moses Khorene, Medler döneminde de bir Ermenistan krallığından sözeder ve onun aktardığı Ermenistan şeceresinde Medler tarafından atanan Ermenistan yöneticilerinin (krallarının) adları babadan oğula şu şekilde verilir: Paroyr (şecerede Skayordi’nin oğludur), Hrach’eay, Parnavaz, Pachoych, Kornak, P’aros, Diğer Haykak (Haykak II), Eruand ve Tigran. Bu listedeki Paroyr, Med kralı Varbak (Varbakes)’ın çağdaşı ve Semiramis ya da Ninos soyundan biri olarak (bir diğer yerde ise öz-Ermeni olarak) tanımlanıyor. Khorene’nin aktardığı geleneğe göre, Medler’in lideri Varbak, Praoyr’un yardımıyla Sardanapalus döneminde Asur krallığında iktidarı ele geçirir ve Paroyr’u Ermenistan kralı olarak atar. O’nu yukarda adları sayılanlar izler. Khorene’nin listesinde Medler çağındaki son Ermenistan kralı veya satrapı olarak anılan Tigran, tarihsel bir kişi olarak görünüyor. Çünkü Xenophon da bu Tigran’dan sözetmektedir. Xenophon, The Cyropaedia adlı eserinde, Akamenid kralı Cyrus’un Ermenistan seferine değinirken, bir ‘Ermenistan Krallığı’ndan da sözeder ve bu sefer sırasında kendisi ve ailesi Cyrus tarafından esir edilen ve sonunda Cyrus’a bağlanan Ermenistan kralının Tigranes’in babası olduğunu yazar. Tigranes, onun yazdığına göre, bu Ermenistan kralının en büyük oğludur. Tigranes, Cyrus’la karşılaşır, konuşur ve onun müttefiki olur. Xenophon, burada, Ermeniler’le sınır komşuları Haldiler (Chaldean)’in birbirleriyle savaş halinde olduklarını, Cyrus’un Tigranes kumandasındaki Ermenistan ordusunun da desteğiyle Haldiler’i yenilgiye uğrattıktan sonra onlar arasında bir barış sağladığını anlatır (Xenophon, The Cyropaedia, J. S. Watson ve Henry Dale çevirisi, London, 1848, II. Kitap, s. 44-72 ve 79; III. kitap, s. 79-88). Akamenid kralı Cyrus (559-29 M.Ö)’un çağdaşı olan Ermenistan kralı ile onun oğlu Tigranes, Khorene’nin aktardığı Ermenistan şeceresinde geçen Eruand ve Tigran olmalılar. Khorene, Ermeni olduğunu söylediği ve Medler’in son Ermenistan satrapı olarak gösterdiği bu Tigran’ı (Thomas Artsruni’de Tigran Haykazn, yani Büyük Tigran diye geçer) yer yer M.Ö. 1. yüzyılda yaşamış olan Büyük Tigran (Tigran II) ile karıştırır. Bu karıştırmadan kaynaklanan yanlar ayıklanırsa, Medler döneminin son Ermenistan satrapı Tigran hakkında Moses Khorene’nin verdiği bilgiler önemlidir. Bu bilgilere göre Tigran, ilkin Med kralı Azi Dahaka (Azhdahak, Biurasp Azhdahak, Yılan Dahaka) ile ittifak halindedir ve bacısı Tigranuhi’yi de onunla evlendirmiştir. Daha sonra ise, Azi Dahaka’yı devirmek için harekete geçen Akamenidler’in kurucusu Cyrus’u destekler. Burada Khorene, Mar Abbas Catina’dan naklen Herodot’un da anlattığı efsanenin değişik bir versiyonunu verir. Buna göre Cyrus-Tigran ittifakından korkuya kapılan Azi Dahak, tam bu sırada bir rüya görür. Kahinler bu rüyayı Tigran’ın yapacağı bir saldırıya yorumlarlar. Bunun üzerine Azdahak, Tigran’ı öldürmek için bir plan düşünür. Tigran’ın Büyük Ermenistan prensesi olan bacısıyla işte tam bu sırada ve bu planın bir parçası olarak evlenir. Ama bu plan öğrenilir ve savaş patlak verir. Ermenistan’dan topladığı kuvvetlerle Medya hudutlarına yürüyen Tigran, bu savaşta Azdahak’ı yener ve bizzat kendi elleriyle onu öldürür (Firdevsi’de Dahak’ın Feridun tarafından öldürüldüğü söylenir). Bu savaşın Medya ovasındaki Makan bölgesinde yeraldığını söyleyen Thomas Artsruni’ye göre Senekerim’in oğulları Sanasar ve Adramelek de bu savaşta Tigran ile beraberdiler. Thomas Artsruni Sanasar ve Adramelek’in şecerelerini de verir. Senekerim’in oğlu diye bilinen Adramelek’i bu şecerede Ermenistan kralı Tigran’ın oğlu gibi gösterir. Ayrıca Sanasar’ın soyundan Cyrus diye birini anar ki, ona Akamenid kralı Cyrus’un adının verildiğini söyler. Tigran, savaştan önce Sanasar’ı gönderip Akamenid kralı Cyrus’u getirtir ve onunla ittifak kurar. Burdaki Sanasar adını belki de Sanasin veya Sasan diye okumalı (Sar ve San birbirinin yerini alabilirler). Azdahak’ı öldüren Tigran onunla evli bacısını alıp Ermenistan’a getirir ve Ostan (Angle?)’a yerleştirir. Onun esir edip Ermenistan’da yerleştirdikleri arasında öldürdüğü Azdahak’ın ilk karısı ve ejderhaların annesi Anoysh, onun soyu ve on-binden çok askeri de vardır. Azdahak sözcüğü Ermenice’de ejderha (yılan) veya ejderha soyu demektir. Med kralı Azdahak’ın yılan kültünün yaygın olduğu Dersim rivayetlerindeki Saemoro (Yılanların Şahı) olması imkansız değil. Dersim`de anlatılan Sanıka Saemoro (Şahmaran Öyküsü) gerçek tarihte Ermeniler’in Marlar dediği Medler’e referans olabilir. Böylece Tigran, Cyrus’un yardımıyla Medler’in ve Persler’in imparatorluğunu ele geçirir. Khorene, bu Tigran’ın tıpkı Hayk ve Aram gibi Ermenistan tarihinde büyük bir figür olduğunu söyler ve onun Pap, Tiran ve Vahagn adlarında üç oğlundan sözeder. Vahagn (Herkül)’ın dragonlarla (ejderlerle) savaşıp onları yendiğini işleyen bazı şarkıların varlığına işaret eder. Moses Khorene efsanede Biurasp Azhdahak (Thomson, Biuarsp sözcüğünün Bin atlı ile anlamına geldiğini not ediyor) denen kişinin aslında İranlılar’ın (Persler’in) atası olduğunu, Azdahak’la ilgili rivayetin (omuzdan öpme, dragonların doğuşu vs) İranlılar’ın orijinine ilişkin olduğunu söylüyor ki, bence bu yorum isabetlidir. Nitekim ondan yüzlerce yıl sonra Şeref Han da aynı efsaneyi Kürtler’in orijinine ilişkin rivayetlerden biri olarak anlatır. Khorene’ye göre Azhdahak, Nemrut zamanında yaşadı ve ona bağımlıydı. El Biruni ise şöyle demektedir: Asur kralı Thonos Konkoleros (Sardanapalus) zamanında peygamber Jonah Niniveh’e yollanır. O sırada Niniveh’te Arbak (Arbakes) adlı bir yabancı bu Asur kralına karşı ayaklanır. Adı geçen Asur kralı kaçarsa da yakalanıp öldürtülür. Böylece Arbak, Asur imparatorluğunda iktidarı ele geçirir ki, İbranice’de Arbak denilen bu yabancıya Persçe’de Dah-ak, Arapça’da Dahhak denilmektedir. Dahak, Asur imparatorluğunu 72 yıl yönetir (Bk. El Biruni, The Choronology Of Ancient Nations, s. 100). Biruni’deki bu bilgi enteresandır. Çünkü Moses Khorene’nin verdiği Med kralları listesinde ilk Med kralının adı Varbak olarak geçer ve bu Med kralının Asur’da iktidarı ele geçirdiği de söylenir. Asur krallığında bir hanedan değişimi pekala mümkündür. Acaba Varbak ve Arbak aynı olabilirler mi? Aynı oldukları düşünülürse, Dahak’ın ilk Med kralı olması, sonraları bir başkasının da bu aynı adı alması olasıdır.
Ermenistan, Medler’den sonra Akamenidler’in yönetimi altına girdi. Bu dönemde Urartulular (Haldiler) ayrı bir grup olarak varlıklarını hâlâ koruyorlardı. Ermeniler’i imparatorluğun 13. satraplığında gösteren Heredot, 18. satraplığa ise Urartular’ı ve diğer Hurri kalıntılarını yerleştirir. Heredot’un anlattığına göre Cyrus’un oğlu Akamenid kralı Cambyses (529-22 M.Ö) öldüğünde Akamenidler’in Lidya (Sardis) satrapı Oroetes adında biridir. Bu güçlü satrap yeni Akamenid kralı Darius’a yanaşmadığı gibi, onun gönderdiği elçiyi de öldürtür. Lidya satrapı Oroetes’e karşı açıktan ordu göndermeye cesaret edemeyen Darius, onu bir hileyle öldürtür ve ona ait köleleri ve mülkleri de Susa’ya getirtir. Burdaki Sardis satrapının adı The World’s History’de Oroctes olarak verilir. Darius (521-485)’un yerine geçen Akamenid kralı Xerxes’in ordusundaki birlikleri sayarken, Heredot, bu ordudaki Medler’in kumandanının Tigranes adında bir Akamenid olduğunu yazmaktadır (Herodotus, VII. kitap, s. 375-376). Heredot’ta adı geçen Tigranes’in Xenophon’un Cyropaedia’sında Ermeni olarak tanıtılan Tigranes’le bir ilişkisi olabilir. Eğer aynı kişi iseler, Heredot’a göre, o bir Akamenid idi. Heredot’ta geçen Lidya (Sardis) satrapı Oroetes adının da Orontes adıyla bir ilişkisi düşünülebilir. Xenophon, Botan Suyu batısındaki bölgeye Ermenistan der. Yöneticisi de Orontes’tir. M.Ö. 401/400 yılında Babil’den Karadeniz kıyılarına yaptıkları ünlü uzun yürüyüşleri sırasında Xenophon’un liderliğindeki Onbin Yunanlı asker Karduchia ile Ermenistan’ı ayıran sınır olarak tarif edilen Centrites Nehri (modern Botan Suyu olduğu sanılıyor)’ni karşıya geçtiklerinde, İran Akamenidler’inin Ermenistan eyaleti satrapı Orontas (ölm. 344 M.Ö)’ın Mardi, Haldi (Chaldaean) ve Ermeni paralı askerlerinden bileşen ordusuyla karşılaşırlar. Dicle kaynaklarını geçtikten sonra da Teleboas Nehri’ne ulaşırlar. Batı Ermenistan (Toros kuzeyindeki bölge) adı verilen bu bölgenin o tarihteki yöneticisi de Akamenid kralının adamı ve kişisel dostu olarak tanıtılan Tribazus adında biridir. Tribazus, Batı Ermenistan’ı Orontes’in yardımcısı veya ona bağlı biri sıfatıyla yönetmektedir. Yunanlı askerler ile sürekli kendilerini izleyen Tribazus’un kuvvetleri arasında bir çatışma da olur (Bk. Xeneophon, Anabasis, İngilizce’ye çeviren Carleton L. Brownson, IV. kitap, s. 279 ve 293). Bu bilgiler, Medler çağından veya bu çağın sonlarından beri Ermenistan’ı Orontes adını taşıyan bir ailenin yönettiğine işarettirler. Açık ki, Ermenistan’da bu adda bir hanedanlık mevcuttu.
Orontid Evi hakkındaki bilgilerimizin ana kaynağı, Toumanoff’un işaret ettiği gibi, Commagene kralı Antiochus I’in Nemrut Dağı’ndaki yazıtıdır. Antiochus I’in kendisi de Akamenidler’in bir koluna mensuptur. Xenophon (430-354 M.Ö)’un Anabasis ve The Cyropaedia adlı kitaplarında ve Strabo’da da bu aileye ve hanedanlığa ilişkin bazı bilgiler mevcuttur. Orontes, İrani bir ad. Toumanoff, bu sözcüğün Avesta dilinden geldiğini ve o dilde ulu (yüce, kahraman) anlamı taşıdığını yazıyor. O’nun açıklamasına göre, Orontes sözcüğü, Pehlevi dilindeki Arvand kelimesi ile eşanlamlıdır ve Ermenice karşılığı da Erwan, Arawan veya Hrant’tır (Bk. Toumanoff, a.g.e., 1963, s. 278-82; D. M. Lang, Armenia: Cradle Of Civilasition, 1970). M. Khorene’yi çeviren Thomson, Orontidler’in adının Eruand olduğunu, Yunanlılar’ın bu adı Orontes (Orontas) olarak söylediklerini not eder. M. Khorene’nin Medler’in kral ünvanı da taşıyan son Ermenistan satraplarından Eruand ve oğlu Tigran’dan bahsettiğine yukarda değinmiştim. Buna göre Orontidler hanedanlığının başlangıcı Medler çağına dayanıyor olmalıdır. Belki adları da o dönem satraplarından olduğu söylenen Tigran’ın babası Eruand’dan gelmedir. Orontidler adı verilen aile ve hanedanlık Toumanoff ve başkalarının da işaret ettikleri gibi İran orijinli ve İrani idi (Toumanoff, a.g.e., s. 291). Strabo, Orontidler’in Yedi İranlılar’dan biri olan Hydarnes Evi (Haydaran Evi)’nin soyundan geldiklerini kaydetmektedir. O’nun sözünü ettiği ve Hydarnes’in soyundan geldiğini söylediği kişi sonuncu Orontes, yani Orontes IV (212-200 M.Ö)’tür. Açıkça görülüyor ki, Orontidler, Akamenidler ve Hydarnid Evi (Haydaran Evi) ile ilişkili bir aileydi. Muhtemelen Medler zamanından beri, en azından Akamenidler döneminden ve M.Ö. 400 yılı dolayından itibaren Ermenistan’ı onlar yönetiyorlardı. Bu evin yönetimi Selukidler (Makedonlar) dönemine ve sonrasına dek sarktı. Hydarnes adı, Ermeniler’in kendilerine verdiği Hay (Hayi, Hayk) adının orijini olamaz mı? Dersim’in Haydaran aşiretinin adı da belki Hydarnes adından gelmedir. Haydaran bölgesine pek uzak olmayan Hakis, Hakistun, hatta Dere Haqi gibi mıntıka adlarının Ermeniler’in kendileri ve ülkeleri için kullandığı Hayk ve Hayastan adlarıyla benzerliği de dikkat çekmektedir. Orontidler, Ermeni kaynaklarda bir ‘Ermeni Monarşisi’ olarak değerlendirilir. Moses Khorene’nin sıralamasını esas alan D. M. Lang’a göre, Birinci Ermenistan Monarşisi Arame’nin kurduğu Urartu krallığı, ikincisi de Orontid Krallığı’dır. Urartular’ı dışarda bırakan Toumanoff ise, Orontidler’i Birinci Ermeni Monarşisi olarak kabul etmektedir. İlk Ermeni monarşisinin gerçekte Artaxiadlar olduğunu söyleyenler de vardır. Toumanoff’un Nemrut Dağı yazıtları ve diğer kaynaklardan yararlanarak çıkardığı Orontid şeceresi şöyledir: Orontes, Artasuras, Orontes I, Orontes II, Mithranes, Orontes III, Samus, Arsames, Orontes IV. Bu isimlerden Arsames’in torunu ve Orontes IV’ün oğlu Ptolomaeus, M.Ö. 163 yılı civarında Commagene Evi ve hanedanlığının kurucusu olur. Orontes IV’ün kardeşi Mithras, Armavir’de yüksek rahipti. Orontes IV’ün diğer kardeşi Xerxes’in şeceresi ise şu şekildedir: Xerxes (M.Ö. 212)-Zariadris (Sophene kralı, M.Ö. 190 civarı)-Mithrobuzanes I / Mehruzan (Strabo’da Artanes diye geçer. M.Ö. 95 yılında Tigranes II tarafından devrildi. Araetheus adında bir kardeşi var)-(?)-Orontes V (Zariadris’in soyundan. Son Sophene kralı. M.Ö. 95 yılı civarında devrildi)-(?)-Mithrobuzanes II (M.Ö. 69 yılı civarında Sophene satrapı). (Bk. Toumanoff, Studies, s. 278-82). Akamenidler dönemi Orontid (Orontes) ailesinden iki satrap veya kral tanımıştır: Orontes I (401-344): Xenophon’un Onbinleri Ermenistan’dan geçtiklerinde Akamenidler’in Ermenistan satrapı olan kişidir. Anabasis’te ondan Orontas diye sözedilir. D. M. Lang’ın verdiği bilgilere göre, Orontes I, M.Ö. 401 yılı dolayında Akamenid kralı Artaxerxes II’nin kızıyla evlendi. Xenophon’un Onbinlerinin katıldığı küçük Cyrus ile bu Cyrus’un kardeşi ve kendi kayınbabası Artaxerxes II arasındaki iç savaşta, kayınbabasının tarafını tuttu ve bu iç savaştan yararlanarak Ermenistan’ı fiilen bağımsız bir krallığa dönüştürdü. Orontes I’in Ermenistan satraplığı Artaxerxes II’nin krallığı dönemine rastlar. Giderek kayınpederi Artaxerxes II’ye karşı döndü ve M.Ö. 366 yılında ona karşı ayaklandı, ama yenildi. Buna rağmen af edilip kendisine Mysia kenti verildi (Bk. D. M. Lang, a.g.e). Orontes II (344-331): Büyük İskender ile Akamenidler arasındaki Arbela (Erbil) Savaşı’nda yanında Ermenistan birlikleriyle Akamenidler safında savaştı ve Akamenidler’in devrilmesiyle sonuçlanan bu savaşta öldü (M.Ö. 331).
Sayfalar |
| Pazartesi, 23 Haziran 2008 10:14 tarihinde güncellendi |
Forumdan Son Mesajlar
![]() |
Konular | Yazar | ||
|
Zeybekler 2002 - Otantik Süper Zeybek Havaları | (52) | İLKE | |
|
Sözlü Zeybekler 2 - Ege Türküleri | (51) | İLKE | |
|
Özer Urun - Gilli Gazinc Nupelda | (52) | İLKE | |
|
Mosaic & The Folk Music Of An -Kaval ve Halk Sazl | (63) | İLKE | |
|
Modern Anadolu Türküleri - Modern Turkişh Folk ... | (66) | İLKE | |
|
Anatolia Folk Music 3 - Instrumantal | (52) | İLKE | |
|
Anatolia Folk Music 2 - Instrumantal | (67) | İLKE | |
|
Anatolia Folk Music 1 - Instrumantal | (95) | İLKE | |
|
Metin Alatlı - Sentetik Oyun Havaları (LP) | (81) | İLKE | |
|
Anadolu'dan Asya'ya Bir Nefes -Anatolia To Asia ... | (78) | İLKE | |
Toplam Forum Konusu : 194
Toplam Forum Mesajı : 357 |
||||
Anasayfa
Sosyal Ağ
Dersim

.jpg)








Toplam Forum Konusu : 194
Toplam Forum Mesajı : 357 





