|
İLK ÇAĞDA ÇEMİŞGEZEK
Çemişgezek ve cevresinin Tunç Devrinden itibaren yerleşim yeri olduğu kaynaklar tarafından belirtilmektedir. Bu konu da 1968-1970 yılları arasında Keban Baraj Gölü çevresinde araştırma yapan H. Zubeyir Koşay M. 6. 4000-3000 yillannda da bugunkune benzer bir yerleşim alani oldugunu belirtmekte-dir.
Kaynakların verdiği bilgiye göre Çemişgezek ve çevresine ilk çağ boyunca Kuhurriler (Mitani) Hititler, Urartular, Medler, Persler, Selevkoslar, Büyük Roma imparatorluğu ve Sasaniler ha¬kim olmuşlardır.
Medler Döneminde Çemişgezek
Kral Kiyaskar yönetiminde güçlenen Medler Asurlara karşı mücadele etmişlerdir. Yapılan Med-Asur mücadelesi Medlerin zaferi ile sonuçlanınca Asur Devleti tarihten silinmiştir. Bundan son¬ra Medler bölgenin tamamına hakim olmak için çalışmaya başlamışlardır. Bu çalışmaların en önemlisi M.Ö. 585 yıllarında olmuştur. Bu tarihte Med Ordusuyla Lidya Ordusu karşılaşmıştır. Lidya Kralı Alyot Medler karsısında bozguna uğrayınca Kızılırmağın doğusunu Medlere terk etmiştir.
Medlerin bölgemizdeki hakimiyetleri uzun sureli olmamıştır. Medler Anadolu'yu ele geçirmek için uğraşırken İran’da Kral Kurs yönetiminde Persler ortaya çıkmıştır. Persler iyice guglendik-ten sonra M. O. 550 yılında Medleri yıkarak yerine pers imparatorluğunu kurdular. Böylece medlerin hakim olduğu diğer topraklarla birlikte bölgemiz de pers hakimiyetine girmiştir.
Persler Döneminde Çemişgezek
Persler, Med hakimiyetine son verdikten sonra Anadolu'yu "Satrap"lık adını verdikleri idari taksimatla yönettiler. Perslerin Doğu Anadolu'daki hakimiyetleri Pers Kralı Dara'dan itibaren başar. Kral Dara M.Ö. 519 yılında Anadolu seferine çıkar ve Tunceli yöresini Pers ha¬kimiyetine dahil eder. Böylece Çemişgezek ve çevresi de Pers hakimiyetine girer.
Perslerin Çemişgezek ve çevresindeki hakimiyeti Makedonya Kralı Büyük İskender’in Pers İmparatorluğuna son vermesine kadar devam etmiştir.
Selevkoslar Döneminde Çemişgezek
Makedonya Kralı Büyük İskender bölgemize ancak M. Ö. 323 yılına kadar hakim olabildi. Bu tarihte Büyük İskender ölünce kurmuş olduğu imparatorluk "Generalleri" arasında üçe bölünmüştür. Bu bölüşmede Çemişgezek ve çevresi General Selevkos'a düşmüştür.
General Selevkos, bölgemizde uzun süre kalmamıştır. Bir süre sonra Antakya şehrini kurarak buraya göç etmiştir. General Selevkos'un gitmesiyle ortaya çıkan otorite boşluğunu mahalli hanedanlar doldurmuştur.
Bu hanedanların en önemlisi Armenia Krallığıdır. Armenia krallığı Kars, Erzincan ve Elazığ ile çevresine hakim olmuştur. Bu durum M. Ö. 250 yılına ka¬dar devam etmiştir. Bu tarihte ortaya çıkan Partlar Mahalli hanedanların bölgemizdeki hakimiyetlerine son vermişlerdir. Bu tarihten itibaren bölgemize Partlar hakim olmuştur. . Bu durum M. Ö. 65 yılına kadar devam etmiştir. Bu tarihte Büyük Roma imparatorluğu’na bağlı kuvvetler Fırat’ın doğusuna geçerek, Partlarla mücadeleye başlamışlardır. Bu mücadele aralıklarla M.S. 226 yılına kadar devam etmiştir.
Bu tarihte Sasaniler Partlara saldırarak bunları ortadan kaldırmışlardır. Partların ortadan kaldırılması Sasanilerle Büyük Roma imparatorluğu’nu karşı karşıya getirmiştir.
BÜYÜK ROMA İMPARATORLUĞU DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Sasani Devleti Partlara son verdikten sonra Büyük Roma imparatorluğu ile bir antlaşma yaparak Part topraklarını aralarında paylaşmışlardır. Bu paylaşımda Büyük Roma imparatorluğu’na Gümüşhane, Artvin, Erzincan, Sivas, Malatya, Adıyaman, Maraş., Antep, Hatay, Tunceli ve çevreleri düşmüştür. Böylece bölgemizde Büyük Roma egemenliği başlamıştır. Bir süre sonra Sa¬sanilerle Büyük Roma imparatorluğu’nun arası açılmıştır. Sasani - Büyük Roma imparatorluğu mücadelesi Romalıların zaferi ile sonuçlanınca Sasani¬ler ellerindeki Part topraklarını Romalılara kaptırmışlardır.
Büyük Roma imparatorluğunun Çemişgezek’teki egemenliği M.S. 396 yılına kadar devam etmiştir. Bu tarihte Büyük Roma imparatorluğu Doğu ve Batı diye ikiye ayrılınca Çemişgezek ve çevresi Doğu Roma imparatorluğunun egemenliği altına girmiştir.
Hititler Döneminde Çemişgezek
Hitit Kralı Suppiluliuma devrinde Mi¬tani toprakları Hitit nüfuzu altına girince bölgede ilk defa siyasi bir birlik sağlandı. Çemişgezek ve çevresindeki bu si¬yasi birlik Hitit Kralı Suppiluliuma'nın ölümüne kadar devam etti.
Suppiluliuma'nın ölümü üzerine Mita-niler Hititlere saldırdılar. Amaçları Hitit¬lerin topraklarını ele geçirmekti. Bu Hitit - Mitani mücadeleside Hititlerin üstünlüğü ile sona erdi. Bozguna uğrayan Mitaniler geri çekilince bütün Mitani ülkesini (Kars ve Artvin hariç) kendi toprak¬larına kattılar. (M.Ö. 1300).
Hititlerin Çemişgezek ve çevresinde¬ki hakimiyetleri M.O. 1180 yıllarına kadar sürmüştür. Bu tarihte Hititler batıdan gelen kavimler tarafından yıkılınca bölgenin idaresi kısa sürelide olsa Hitit şehir Devletlerinin; Hitit şehir Devletlerinden sonra bölgeye Urartular hakim olmuşlardır.
Kuhurriler (Mitaniler) Döneminde Çemişgezek
M.6. 4000 yıllarında bugünkü Urfa ve çevresini hakimiyeti altına alan Mita¬niler bir süre sonra iki konfederasyona ayrılmışlardır. Bu konfederasyonlardan birincisi "Doğu Anadolu'ya" ikincisi ise "Güney Doğu Anadolu'ya" hakim ol-muşlardır.
Bir süre bu şekilde bölgeye hakim olan Mitaniler bir süre sonra birbirlerine düşmüşlerdir. Yapılan mücadelede I. Konfederasyon yenilgiye uğramıştır. Böylece Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri II. Konfederasyonunun haki¬miyeti altına girmiştir. Bu gelişmeden sonra bölgemizde Mitani hakimiyeti başlamıştır.
Mitaniler M.6. 1800 yıllarında Hititlerle mücadeleye girdiler. Mitani - Hitit mücadelesi Mitanilerin bozgunu ile sona erdi. Ancak bu dönemde Hititler iç me-selelerle uğraşmak zorunda olduklan için Mitani topraklarına dokunmadılar. Bu durum M. Ö. 1500 yıllarına kadar devam etmiştir.
M.6. 1500 yıllarında bir kez daha Mi¬tani - Hitit mücadelesi başladı. Bu dönemde oldukça güçlenen Hititler Mitanilere saldırdılar. Uzun süren mucadeleler bir sonuç vermedi. Bunun üzerine Hitit Kralı Supp'luliuma kızını Mitani Kralının oğlu ile evlendirdi. Böylece iki devlet arasındaki savaş sona erdi. Hitit Kralı Suppiluliuma kısa bir süre sonra da-madını Mitani tahtına geçirtti. Böylece Mitani topraklan ile birlikte bölgemizde Hititlerin nüfusu altına girdi.
MOĞOLLAR DÖNEMİ
1243 yılında Moğollar Kösedağ Savaşı’nda Anadolu Selçuklularını mağlup ederek Sivas, Malatya, Kayseri ve diğer önemli şehirlerini zabt etmiştir.Bu durum da Anadolu Selçuklu Sultanları cizyeye bağlı birer bey haline düşmüşlerdir.
Anadolu Selçuklu Sultanlığının Moğollara bağlı bir beylik haline gelmesiyle Anadolu’da Moğol hakimiyeti başlamıştır.Ancak bu hakimiyetin Çemişgezek için de geçerli olup olmadığı tartışma konusudur.
Şeref name’de Çemişgezek yöresinin Cengiz Han , Timurlenk, Şahruh Mirza ve Türkmen Kara Yusuf gibi büyük fatihler zamanında bile Çemişgezek Hakimlerinin ellerinden çıkmadığı belirtilmektedir.Ancak Çemişgezek’i ellerinden çıkarmama hususu açık değildir.Burada iki ihtimal söz konusudur.
Çemişgezek Hakimleri Moğol Vasıllığını kabul ederek vaziyetlerini korumuşlar veya Moğollara karşı koyarak bağımsızlığını sürdürmüşlerdir.Her iki görüşü de destekleyen iddialar mevcuttur.
Bazı kaynaklarda Moğol istilası sırasında birçok aşiretin Dersim’ in sarp dağlarına sığınarak kendilerini kurtardıklarını ve zaman zaman Moğolların yollarını keserek öç aldıklarını açıklamaktadır.Ayrıca Hulagu Han zamanın da Doğu Anadolu’ ya yapılan diğer bir seferde aşiretin buraya sığındıklarını, Hulagu Han’ın oğlu ve ilhanlıların Erzincan Valisi Yeşmut’ un buraya bir ordu gönderdiği ancak başarılı olamayarak geri çekildikleri belirtilmektedir.
Diğer yandan Kösedağ Savaşı’nda Moğolların galip gelmelerinden sonra Suriye, Doğu ve Güney Anadolu’daki bazı şehir devletlerinin bağımsızlıklarını devam ettirdikleri kaynaklarda belirtilmektedir.Bu da ikinci görüşü desteklemektedir.
Bu görüşlere dayanılarak Çemişgezek hakimlerinin tam bağımsız olarak kaldıkları ileri sürülebilir.Ancak bir memleketin hükümdarı gönül rızasıyla Moğolların emrine girince, Moğollar yazılı bir antlaşma ile memleketlerin idaresini o hükümdara bıraktıkları bilinmektedir.
Sasaniler Döneminde Çemişgezek
Önceleri Büyük Roma imparatorluğu ile anlaşan Sasaniler daha sonra antlaşmaya uymayarak önce Büyük Ro¬ma, ardından da Doğu Roma ile savaştılar. Mücadelenin ilk yıllarında başarılı olmadılarsa da daha sonra Doğu Roma'nın iç meselelerle uğraşmasını fırsat bilerek bölgeyi hakimiyetleri altına aldılar. Sasaniler Doğu Anadolu'yu Mazband adını verdikleri Valilerle idare etmeye başladılar.
Sasanilerin Çemişgezek ve çevresindeki hakimiyetleri M.S. 642 yılına kadar devam etmiştir. Bu tarihte Müslüman Araplarla mücadeleye giren Sasaniler Kadsiye ve Nihavend savaşlarını kaybedince yıkılarak tarih sahnesinden çekilmişlerdir.
Urartular Döneminde Çemişgezek
M.Ö. 900-600 yılları arasında Çemişgezek ve çevresine Urartular hakim olmuşlardır. Urartular zamanında Çemisgezek önemli sınır noktalarından biridir. Urartular zamanında ilçemizin batısında Tağar Çayı vadisi boyunca uzanan doğal mağaralar mesken ve savunma amaçlı kullanılmışlardır. Bu mağaralar günümüzde ilçemizin en önemli turistik değerlerindendir.
Kaynakların verdiği bilgiye göre Urar¬tular bu mağaraları kullanmakta olduk¬ça gelişmişlerdir.Çemişgezek'teki in Delikleri Devriş Hücreleri bu tür mağaralara güzel örnektir.
Urartular Doğu Anadolu ve çevresine hakim olduktan bir müddet sonra Asurlara karşı mücadeleye girmişlerdir. Bu mücadeleler Urartuları oldukça yıpratmıştır. Asurlara karşı başarılı olamayan Urartular küçüle küçüle merkezleri Tusba / Tuşpa/ Van çevresine kadar çekilmişlerdir. Böylece Urartuların Çemisgezek ve çevresindeki hakimiyetleri sona ermiştir. Urartular'dan sonra bölgede Asur hakimiyetinden söz etmek mümkün değildir
ORTA ÇAĞDA ÇEMİŞGEZEK
Orta çağ boyunca çemişgezek ve çevresine Doğu Roma, Müslüman Araplar (Abbasiler), Büyük Selçuklular, Mengücekler, Çubukoğulları, Artukoğulları, Saltukoğulları, Anadolu Selçukluları, Eratnalılar ve Safevi devletleri hakim olmuşlardır.
ABBASİLER DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
750 yılında İslam Aleminin liderliğini ele alan Abbasiler Tunceli ve çevresini IX. Yüzyılda İslam Devleti’nin sınırlarına dahil etmişlerdir.Ancak Abbasilerin amacı İslam Dini’ni yaymak olduğu için bunlara ait herhangi bir eser bölgemizde mevcut değildir.
ARTUKOĞULLARI DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Çubukoğlu Mehmet Bey’den Çemişgezek ve çevresini alan Balak Gazinin hakimiyeti 1124 yılına kadar sürdü.Balak Gazi Harput, Palu Çemişgezek ve Dersim havalisini hakimiyeti altına aldı.Bu tarihte Balak Gazi Haçlılarla girdiği mücadelede kaybetti.Bunun üzerine Çemişgezek ve çevresi Timurtaş’ ın egemenliğine girdi.
Artuk Bey bütün Selçuklu kumandanları gibi bir Türkmen Beyi idi. Bu hanedana mensup bir çok hükümdarın elde edilen sikkelerdeki damgalarına bakılırsa bunların Oğuzların “Kayı Boyu’na” mensup olduklarını kabul etmek gerekir. Artuk Bey bir çok savaşlara ve bu meyanda Malazgirt Meydan Muharebesine de iştirak etmiş ve Selçuklu Sultanları tarafından verilen yüksek görevlerde bulunmuştur.
BÜYÜK SELÇUKLU DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Büyük Selçuklu Devleti’nin Kuruluş Tarihi olarak kabul edilen 1040 yılı ile 1071 Malazgirt Meydan muharebesi arasındaki 30 yıl gibi kısa sayılabilecek bir zaman diliminde Selçuklular,merkezi Asya’daki kat’i hakimiyetlerini hızla Ön Asya, Orta Doğu, Azarbaycan ve Kafkasya’ya ulaştırdılar.Bu bölgeler Müslümanlarla bölgenin daha önceki hakimi olan Hıristiyanların uzun yıllar kanlı mücadelelerine sahne olmuştur. Kafkasya’da Gürcü, Ermeni ve Hıristiyanlarla karşı karşıya kalan Selçuklu komutanları, bölgedeki Bizans hakimiyetini kırarak önce Aras Vadisini takiben Kuzey Doğu Anadolu’ya sarktılar.Kars, Ağrı ve Erzurum yöreleri hızla fethedildi.Malazgirt ten önce Yukarı Fırat Havzasına ulaşan Türkler, zaferden sonra Doğu Anadolu’da fetihlerde üstün başarıları olan komutanlara “İkta” olarak verilen bölgelerde saltanata bağlı beylikler kurdular. Bunların ilki Ebul Kasım Saltuk’ a ikta olunan “Saltuklu Beyliği”dir. Erzurum ve çevresini içine alan ve uzun yıllar Çemişgezek’te de hükümran olan bu beyliğin kurucusu Emir saltuk II,Selçuklu soyundan gelen bir kahramandır.Daha önceleri, Selçukluların ilk kuruluş yıllarında Mavera-ünnehir, Gazne ve Horasan’ın fetihlerinde üstün başarısı temayüz eden bir kahramanın soyundan gelen Emir Saltuk II Anı ve Kars dolayları ile Büyük sultan Alparslan’ın takdir ve teveccühünü kazanarak kendisine ikta olarak verilen bu bölgede emir Saltuk II Doğu Anadolu’da ilk Türk Beyliğini kurmuştur. 1072-1202 yılları arasında Erzurum merkez olarak kurulan bu beylik bütün Yukarı Fırat Havzasında hüküm sürmüş ve bölgenin Türkleşmesinde en etkin amillerden biri olmuştur.Murat Nehrine kadar bütün Çemişgezek havalisini de kapsayan Saltuklu Beyliği Anadolu’da kurulan Selçuklu Beyliklerinin ilki olması dolayısıyla Anadolu tarihinde çok önemli bir yer tutar. Saltuklu Hanedanın Seceresi kronolojik sıraya göre aşağıda gösterilmiştir.
1-Ebul Kasım Saltuk II
2-Emir Ali
3-Ebul Muzaffer Gazi
4-İzzeddin Saltuk II
5-Mama Hatun
6-Nasreddin Muhammed
7-Ebu Musa Bin Nasreddin
Muhammed(Micingerd Beyi)
8-Melikşah Bin Nasreddin
Muhammed(Çemişgezek Beyi)
Milikşah Bin Nasreddin Muhammed’in soyundan gelenler Yavuz Sultan Selim Han dönemine kadar Çemişgezek’te hakimiyetlerini devam ettirirler.
ÇUBUKOĞULLARI DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Sultan Melikşah döneminde Anadolu’da fetihler devam ederken Türkmen kuvvetleri de Diyarbakır ve çevresini ele geçirmek için çalışıyorlardı.Türkmen kuvvetlerinin başarılı çalışmaları sonunda Diyarbakır Selçuklu hakimiyetine girince Sultan Melikşah bu çalışmada büyük payı olan Çubuk Bey’i ödüllendirdi.Onu seferin komutanı tayin ederek Palu, Harput, Çemişgezek ve çevrelerini ele geçirme görevini ona verdi.
Çubuk Bey, önce Harput Kalesini ele geçirdi.Ardından başarılı çalışmalarda bulunarak Eğin.(Kemaliye) Arapgir, Hanzit (Palu ve Genç çevresi)ve Çemişgezek Kalelerini ele geçirdi.Böylece Çemişgezek ve çevresinde Çubukoğulları hakimiyeti başladı.
Çubukoğulları nın Çemişgezek ve çevresindeki hakimiyeti 1092 yılında el değiştirdi.Bu tarihte Çubuk Bey’in ölümü nedeniyle Çubukoğulları nın başına Mehmet Bey geçti.
Çubukoğlu Mehmet Bey 1113 yılına kadar bazen Büyük Selçuklu Sultanlığına bazen de Anadolu Selçuklu Sultanlığına bağlı kalarak varlığını devam ettirdi.1113 yılında Çubukoğlu Mehmet Bey ölünce hakim olduğu bölgeler Artukoğlu Balak Gazi’nin eline geçti.
MENGÜCEKLER DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Sultan Alparslan 1071 yılında Büyük Malazgirt Zaferini kazanınca komutanlarına Anadolu’yu fethetme görevini vermişti.Bu fetih hareketine katılan komutanlardan biri de Mengücek Gazi’dir.
Mengücek Gazi Merkezi Erzincan olmak üzere Mengücekler Beyliğini kurmuştu. Bu beylik 1142 yılına kadar tek merkezden yönetilirken bu tarihte Melik İshak’ ın ölümü ile üçe bölünmüştür.
SALTUKLULAR DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Büyük Selçuklu devletinin kuruluş tarihi olarak kabul edilen 1040 yılı ile 1071 Malazgirt Meydan muharebesi arasındaki 30 yıl gibi kısa sayılabilecek bir zaman diliminde Selçuklular, merkezi Asya'daki kat’i hakimiyetlerini hızla ön Asya, Orta Doğu, Azerbaycan ve Kafkasya'ya ulaştırdılar. Bu bölgeler Müslümanlarla bölgenin daha önceki hakimi olan Hıristiyanların uzun yıllar kanlı mücadelelerine sahne olmuştur.
Kafkasya'da Gürcü, Ermeni ve Hıristiyanlarla karşı karşıya kalan Selçuklu komutanları, bölgedeki Bizans hakimiyetini kırarak önce Aras Vadisini takiben Kuzey Doğu Anadolu'ya sarktılar. Kars, Ağrı ve Erzurum yöreleri hızla fethedildi. Malazgirt ten önce Yukarı Fırat Havzasına ulaşan Türkler, zaferden sonra Doğu Anadolu'da fetihlerde üstün başarıları olan komutanlara "ikta" olarak verilen bölgelerde saltanata bağlı beylikler kurdular. Bunların ilki Ebul Kasım Saltuk'a ikta olunan "Saltuklu Beyliği”dir.
Erzurum ve çevresini içine alan ve uzun yıllar Çemişgezek' te de hükümran olan bu' beyliğin kurucusu Emir saltuk II, Selçuklu soyundan gelen bir kahramandır. Daha önceleri, Selçukluların ilk kuruluş yıllarında Maveraunnehir, Gazne ve Horasan'ın fetihlerinde üstün başarısı temayuz eden bir kahramanın soyundan gelen Emir Saltuk II Anı ve Kars dolaylan ile bütün Kuzey Doğu Anadolu'nun fethinde üstün başarısı ile Büyük sultan Alparslan’ın takdir ve teveccühünü kazanarak kendisine ikta olarak verilen bu bölgede emir Saltuk II Doğu Anadolu'da ilk Türk Beyliğini kurmuştur. (1072)
1072-1202 yılları arasında Erzurum merkez olarak kurulan bu beylik bütün Yukarı Fırat Havzasında hüküm sürmüş ve bölgenin Türkleşmesinde en etkin amillerden bin olmuştur. Murat Nehrine kadar bütün Çemişgezek havalisini de kapsayan Saltuklu Beyliği Anadolu'da kurulan Selçuklu Beyliklerinin ilki olması dolayısıyla Anadolu tarihinde çok önemli bir yer tutar.
Saltuklu Hanedanın seceresi kronolojik sıraya göre aşağıda gösterilmiştir.
1-Ebul Kasim Saltuk ll
2- Emir Ali
3- Ebul Muzaffer Gazi
4- izzeddin Saltuk II
5- Mama Hatun
6- Nasreddin Muhammed
7- Ebu Mansur Bin Nasreddin Muhammed ( Micingert Beyi )
8- Melikşah Bin Nasreddin Muhammed (Çemişgezek Beyi)
Melikşah Bin .Nasreddin Muham-med'in soyundan gelenler Yavuz Sultan Selim Han dönemine kadar Çemişgezek 'te hakimiyetlerini devam ettirirler
ANADOLU SELÇUKLULARI DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Sultan Alaaddin Keykubad Malatya Ordusu Serdarı Emir Esidüdin Ayaz’ın komutasında 5000 kişilik bir süvari birliğini muhasara araçları ile birlikte Çemişgezek’in fethi için görevlendirdi.İbni Bibi bu dönemlerde Çemişgezek Kalesini şöyle tasvir etmektedir. “Başı semaya yükselmiş bir kaya içine kudretin eli ile oyulmuş bir mağara gördüm. (İn Delikleri kastedilmetedir) Bu kayanın bir tarafındaki vadide Nil’i hiçe sayan ve fili sivrisinek zanneden bir ırmak akıyor. (Burada Tağar Çayı kastedilmektedir.) Suyun öte tarafında sağlam temeller üzerine kurulmuş metin bir kale içinde bir şehir göze çarpıyordu” . İbn-i Bibi Çemişgezek Kalesi’nin Selçuklular tarafından fethedilmesini de şöyle nakleder
“Çemişgezeklilere Kahta’nın akibetinden ve nasıl teslim olduklarından ve imdatlarına gelen Şam Ordusu’nun ne suretle imha edildiğinden bahisle, tehdit yollu sözler söylemek ve hikayeyi onlara anlatmak üzere ve Çemişgezek Kalesi’ni teslim etmesi için bir elçilik heyetini kale komutanlarına gönderir.Elçiler kale komutanına ulaşamadan kaleden yağmur gibi oklar yağmaya başlar. Bu heyet her ne kadar Biz Elçiyiz sizinle görüşmek üzere geliyoruz dediler ise de aldırış edilmedi. Elçiler mecburen geri döndü. Emir Esidüddin bunun üzerine “Madem ki onlar söz kapısını kapadılar, bizim için cenk yolunu açmak yaraşır” dedi.Emir Esidüddin derhal mancınıkların kurulmasını emretti.Kale kapısında uzun bir mücadele başladı.İlk günkü şiddetli çarpışmalar şafak vaktinden gece karanlığı basıncaya kadar mancınık ve oklarla devam etti. Muhasara bir hafta geceli gündüzlü devam etti.Muhasaranın 8.günü , her birinin içinde 10 muharip ve kenarlarında okların geçebilmesi için delikler açılmış bulunan 10 demir sandık mağaranın üzerinden aşağı sarkıtıldı. Sandıklarda siper almış muharipler bulutlardan yağmur yağdırır gibi mağaranın içine okları yağdırdılar.
Ancak bu çalışmalar beklenen ölçüde başarılı olamadı.Bunun üzerine kalenin bir yerindeki çatlak tespit edildi. Çatlak genişletilerek içeri girildi. Uzun süren sert bir direnişten sonra zor durumda kalan Çemişgezek liler bir elçilik heyeti göndererek savaşın sona ermesini talep ettiler. Emir Esidüddin bu talebi kabul edince Çemişgezek Kalesi’ de Selçuklu hakimiyetine girer.
Anadolu Selçuklularının Çemişgezek hakimiyeti 1226 yılında başlar.Bu durum Moğolların Anadolu’ya hakim olmalarına kadar devam etmiştir
BİZANS İMPARATOLUĞU DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Büyük Roma İmparatorluğu Doğu ve Batı diye ikiye ayrılınca Çemişgezek ve çevresi Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğuna düşmüştür. Bizans İmparatorluğu bölgemiz için önce Sasanilerle mücadele etmiş daha sonra aynı amaç için değişik devletlerle mücadele
etmiştir.Bizans İmparatorluğu 591 yılında bölgemizin tamamına hakim olmuştur.Kaynakların verdiği bilgiye göre Çemişgezek ve çevresi Bizans İmparatorluğu döneminde “Hierepolis” olarak anılmakta idi.
Bizans İmparatorluğu bölgeyi korumak için özellikle Konstantin döneminde Araplarla büyük mücadeleler yapmıştır.Bu çalışmalar sonunda kesin bir sonuç ortaya çıkmaz.Bu arada Bizans İmparatorluğunda sık sık taht değişiklikleri olmaktadır.15 Mart 963 yılında Bizans İmparatorluğunun yönetimi İmparatoriçe Thephano’ nun eline geçer.Bu tarihte Bizans İmparatoru II. Romanos ölmüş oğulları Basiles ve Konstantin küçük oldukları için yönetim annelerinin elindedir. İmparatoriçe Thephano, bir süre sonra Nikephoros Phokas ile evlendi.Bu gelişme sonunda Bizans İmparatorluğunun yönetimi Nikephoros Phokas’a geçmiştir. Nikephoros Phokos , Bizans Ordusunu iki bölüme ayırarak ordu komutanlıklarına kardeşi Leon Phokas ve İoannes Tsimiskes’ i getirtti.Komutanlar kendi aralarında iş bölümü yaparak görev alanlarını belirlediler.Buna göre Leon Phokas Batı Orduları Komutanlığına İoannes Tsimiskes ise Doğu Orduları Komutanlığına gelmiştir.Bu komutanlardan İannes Tsimiskes Çemişgezekli idi. Kaynakların verdiği bilgiye göre bu dönemde Çemişgezek’ in adı “Tzimisca”idi. Aynı soyadı taşıyan İoannes’e izafeten bu isimin verildiği kaynaklar tarafından belirtilmektedir.
İoannes Tsimiskes’in Doğu Orduları Komutanlığına getirilmesi Çemişgezeklilerin Bizans İmparatorluğundaki etkilerini artırmıştır.Bu arada İmparator N.Phokas ülke işleri ile ilgileneceğine İmparatoriçe Thephano ile gününü gün etmektedir.Bu durumda ülke yönetiminde bozulmalar başlamıştı.Kendini kurtarmak isteyen İmparatoriçe Thephanon N.Phokas’a karşı bir suikast planlar ve bu işi Doğu orduları Komutanı İoannes Tsimiskes’e verir.
Tsimiskes,N.Phokas’a karşı bir suikast planı hazırlayarak 969 yılında onu ortadan kaldırır.N.Phokas’ın ortadan kaldırılması halk arasında memnunluk yaratmıştır.Bu gelişmeden kısa bir müddet sonra Çemişgezekli İoannes Tsimiskes Bizans İmparatorluğuna getirilir.
Kilise, İoannes Tsimiskes’in İmparatorluğunu onaylamak için İmparatoriçe Thephano’nun saraydan uzaklaştırılır.Böylece Bizans İmparatoru olarak taç giyer.İoknnes Tsimiskes dönemi Çemişgezek’in en parlak dönemidir.
İmparator İoannes Tsimiskes yaz aylarında Çemişgezek’e gelerek buradaki malikhanesinde kalıyordu.Bu nedenle dönemin kaynakları Hierepolis’e “Tsimiskes-Çemişgezek”adını vermektedirler.
Büyük Selçuklu Sultanlığı Döneminde Çemişgezek
1040 yılında Dandanakan Meydan muharebesini kazanarak devlet kuran Selçuklular 1071 yılında Malazgirt Mey¬dan Muharebesini kazanarak Anadolu kapılarını Türklere açmışlardır. Bu tarihte Bizans imparatoru Romen Diyojen'i yenen Sultan Alparslan Emirlerine Anadolu'yu fethetme görevi verir. Bu emri alan beylerde Anadolu'yu fethetmeye başlarlar. Bu beyler vasıtasıyla bölgemizde Selçukluların hakimiyeti altına girer.
KARAKOYUNLULAR-AKKOYUNLULAR-SAFEVİLER DÖNEMİ
Karakoyunlular (Baraniler), Oğuz boyundadır.Bu boylardan bir kısmı Moğol istilası esnasında Mavera - ünnehir ve Horasan taraflarından batıya sürüldüğü zaman bunların içerisinden Akkoyunlu ve Karakoyunlu Aşiretleri İlhanlılar zamanında ve Argun Han devrinde Türkistan’da göçüp, Fırat ve Dicle Nehirlerinin yukarı vadilerine yerleşmişlerdir.
Karakoyunlu Beylerinden Bayram Hoca Moğolların zaafından faydalanarak Karakoyunluları siyasi sahneye çıkarmış Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun uç bölgelerinde Türkmen hakimiyetini kurmuştur.Böylece Çemişgezek yöresi de Karakoyunlu hakimiyetine girmiş, ancak Karakoyunlu Akkoyunlu mücadeleleri içerisinde zaman zaman Karakoyunlu zaman zaman da Akkoyunlu hakimiyetine girmiştir.
Bu mücadeleler sonunda Kara Yölük Osman bey o devrin en dikkate şayan simalarından biri olup Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu olmuştur.Kuvvetli şahsiyeti ile Erzincan’dan Urfa’ya kadar uzanan bölgede hakimiyet sağlamıştır.Kara Yölük Osman Bey aynı samanda Karak oyunlu Devletinin süratle gelişmesine karşı kuvvetli bir engel teşkil etmiştir.
Akkoyunlu-Karakoyunlu mücadelelerinin sürdüğü bu dönemlerde Çemişgezek yöresi Çemişgezek Beylerinin idaresi altında bulunuyordu.Bu sebeple hem Erzincan, Erzurum ve Tunveli yöresindeki Karakoyunlulara, hem de Diyarbakır yöresinde yerleşmiş bulunan Akkoyunlulara karşı direnmek zorunda kalmıştır.
Timur’un Anadolu’dan çekilmesinden sonra Doğu Anadolu’da hakimiyeti ele geçiren Akkoyunlular bu hakimiyetlerini 1462 yılına kadar sürdürmüşlerdir.Kara Yölük Osman Bey, Timur ile iyi geçinmiştir.Timur, tarafından Malatya ve Diyarbakır taraflarının idaresi ile görevlendirilen Kara Yölük Osman Bey Erzincan, Harput, Çemişgezek ve Mardin taraflarını elde ederek buralarda güçlü bir devlet kurmuştur.
Kara Yölük Osman Bey devrinde Akkoyunlu - Karakoyunlu mücadelesi iyice yoğunlaşmıştır.Kara Yölük Osman Bey, Çemişgezek’ i ele geçirdiği sırada buranın hakimi Şeyh Hasan idi.Şeyh Hasan , Kara Yölük Osman tarafından kovulunca Karakoyunlu hükümdarı İskender Bey’e sığınmıştır.Kara Yölük Osman Bey ile İskender Bey arasında 1435 yılında Erzurum yakınlarında yapılan savaşta Kara Yölük Osman Bey mağlup edilerek öldürülmüştür.
Karakoyunlular Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan tarafından ortadan kaldırılmış, Uzun Hasan da Otlukbeli savaşı’nda Osmanlılara yenilince Çemişgezek yöresindeki Akkoyunlu hakimiyetleri sona ermiş oldu.
Karakoyunlu ve Akkoyunlu hakimiyeti zamanında günümüze kadar kalan en önemli izler ilçenin Sakyol ve Kıraçlar Köyü arasındaki sahada ve Oğuzlar Köyü civarındaki sahada ve Oğuzlar Köyü civarındaki mezarlıklarda bulunan “Koç Motifli Mezar Taşları”dır. Keban Baraj Gölünün oluşmasından önce bu mezarlıklarda bulunan Koç Heykelleri Elazığ ve Harput Müzelerine taşınarak koruma altına alınmıştır.
YENİ ÇAĞDA ÇEMİŞGEZEK
Yeni çağ boyunca Çemişgezek ve çevresine Osmanlı devleti hakim olmuştur
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINDA ÇEMİŞGEZEK
Birinci dünya savaşı sırasında Çemişgezek’ de işgalin eşiğine gelmiştir. Bu sırada Harput -Elazığ II. Kolordu merkezi idi ve Kolordu komutanı Galip Paşa idi.Bu Kolordunun 18.fırkasının merkezi Hüsenik ve bu fırkanın da 98. Alayı Çemişgezek ve Hozat civarında bulunuyordu. Bu fırkalar savaşın başlaması ile Erzincan ve Erzurum tarafına hareket ederek Ruslara karşı savaşmışlardı. Bölgede askerin olmayışı, Ermenilerin kışkırtması ve Dersim aşiretlerinin de delaletiyle bir Rus askeri keşif kolu Ermenilerin refakatinde Çemişgezek önlerine kadar gelmişlerdi.Takvimlerin 1915 yılını gösterdiği bu tarihlerde Albay Halid Bey komutasındaki 36. hafif süvari alayı Çemişgezek’ in kuzeyinde Rus kuvvetleriyle karşılaşır ve onları bozguna uğratır. Bundan bir yıl sonra 5 Mart 1916 tarihinde ise Hamidiye Alayları ve milislerden oluşan kuvvetler Erzincan’a ilerleyen Rus kuvvetlerini Çemişgezek yakınlarındaki Eşek meydanında bir kez daha bozguna uğratırlar.
Rusya'nın I. Dünya savaşından çekilmesi üzerine bölgeye Rusların silah verdiği Ermeniler girmişlerdir. Bunlara karşıda Çemişgezek halkı başarılı mücadeleler yapmıştır.
EVLiYA ÇELEBi
SEYAHATNAMESİN'DE
ÇEMiŞGEZEK
Evliya Çelebi Çemişgezek’e geldiği tarihi tam olarak belirtmemekle beraber 1649-1650 yıllarında Çemişgezek' in içinde bulunduğu bölgeyi gezdiğini biliyoruz. Bu sebeple Çemişgezek' e de bu yıllarda geldiğini söyleyebiliriz.
Evliya Çelebi Sağman üzerinden geldiği Çemişgezek 'i bir paragrafla şöyle anlatır:
"Buradan kalkarak (Sağman) Çemişgezek Kalesine geldik. Cemşid'in bir gulamı kaçıp bu sa'b diyarlara kaçarak Kaarun gibi paraya malik olup Cemşid korkusundan bu kaleyi inşa ettiğinden "Çemşid Kenzek"den galat olarak "Çemişgezek" denmiştir. Sonra nice hükümdar eline girmiştir. Sonunda Selim Hana ahalisi itaat eylemiştir. Diyarbekir Vilayetinde sancak beyi tahtıdır. Beyinin hası (334-223) akçadır. 2 zeameti, 18 timarı, alaybeyisi, geri-başısı vardır. Sefer sırasında beyinin bayrağı altında tarn yüzbin adet silahlı askeri olur. Yüzelli akçelik kazadır. Muftü, nakib ve muhtesibi vardır. Kale ağası, kale neferleri dahi var. Murat nehrinden uzak yerlerde (Ovacık) nahiyesinde Munzur Baba Azizin dagından çıkan küçük bir kaynak olup Murat nehrine karışır. Bu nehir her sene Ağustos'tan başlayıp kırk gün acı ve kırk gün tatlı akar. Nehrin lezzetli alabalığı olur. Avcılar ziyaretten aşağıda balık avlarlar. Eğer ziyaret yanında avlarlarsa balıklar pişmez. Bu pinarın kuzeyinde bir dağ vardır. Orada Munzur Babanın diktiği bir agaç vardır ki, gayet siyahtır. Bu agacı kim keserse zarar çeker..."
MAMURATUL AZİZ SALNAMELERİNDE ÇEMİŞGEZEK
'Cemşid Kenzek' den galat olarak Çe-mişgezek denmiştir. Sonra nice Hukum-dar eline girmiştir"
ibn-i Bibi ise Çemişgezek'in 1226 yi-Imda Anadolu selguklulan tarafmdan fet-hini anlatirken Çemişgezek Kalesini ş6yle tasvir etmektedir. "Başi semaya yukselmiş bir kaya igine kudretin eliyle oyulmuş bir magara gorduk. (in delikleri olmali) Bu kayanin birtarafmdaki vadide Nil'i hige sayan ve fili sivrisinek zanne-den bir irmak akiyor. Suyun b'te tarafm-da saglam temeller uzerine kurulmuş
CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Milli mücadele döneminde Çemişgezek halkı bütün imkan ve olanaklarıyla seferber olmuştur. İlk Türkiye Büyük Millet Meclisine Çemişgezek; Diyap Ağa ve Nüzhet Saraçoğlu olmak üzere iki mebus göndermiştir.
Cumhuriyet döneminde Çemişgezek yöresinde yaşanan en önemli gelişme 1926 yılında başlayan Koçuşağı ayaklanmasıdır. 7 Ekim 1926 tarihinde başlayan bu isyanda Çemişgezek civarında yoğun çatışmalar yaşanmıştır. Koçuşağı ayaklanmasını bastırmakla görevli Albay Mustafa Muğlalı önce Çemişgezek ve köylerinden özellikle, Koçolu Bölgesi ile Ulukale ve Şavak aşiretlerinden gönüllü milis birlikleri oluşturdu ve bu kuvvetleri Jandarma birliklerine takviye etti. Çemişgezek milis kuvvetleri bu harekatta şu şekilde konuşlandırıldı; Ulukale ve dolaylarındaki silahlı köylüler ile Şavak aşiretine mensup milis kuvvetleri Hadişar deresinin Doğu sırtlarını tutacak, Çemişgezek’in batı ve kuzeybatısındaki köylülerden oluşan milis kuvvetleri ile Çemişgezek mahalli Jandarma kuvvetleri Gülbahçe köyü ile Ardige arasındaki mıntıkayı tutacaklardı. Koçuşağı ayaklanması sırasında Çemişgezek sınırları içinde en yoğun çatışmalar kırklar dağı, Yılan Dağı ve Tağar Vadisi ile Ulukale civarında cereyan etmiştir.
Ayaklanma nihayet 30 Kasım 1926’da bastırılarak sona erdirilmiştir.
1937-1938 Dersim isyanlarında da Çemişgezek isyancı aşiretlerin saldırılarına uğramış ve sivil halk belirlenen yerlerde nöbetleşe bekleyerek ilçelerini, köylerini savunmuşlardır. Bu isyanlarda da Çemişgezek Ali Boğazı ve civarındaki bölgelerde saklanan isyancılara karşı yapılan harekatlarda üs olarak kullanılmış ve bu harekatlarda Çemişgezek halkının rehber olarak faydalanılmıştır.
İDARİ TARİHİ İLE ÇEMİŞGEZEK
M.Ö.4000 yıllarından başlayan tarihi ile Çemişgezek’ in sürekli olarak önemli bir yerleşim ve konaklama yeri olduğu bilinmektedir. Ancak idari tarihçesini 1200’lü yılların başından başlatmak doğru olacaktır. Bu yıllarda Saltukoğulları beyliğinin Anadolu Selçuklu Sultanı Rükneddin Süleyman Şah tarafından ilhakından sonra son Saltuklu hükümdarı Nasreddin Muhammed’in oğlu Melik şah Çemişgezek’ e çekilerek burayı beylik merkezi haline getirmiştir. Bu beylik 32 kale ve 16 nahiyeden ibarettir.
Çemişgezek beyliği Kanuni Sultan Süleyman zamanına kadar mevcudiyetini sürdürmüşken bu dönemde Çemişgezek Beyi Pir Hüseyin Beyin ölümü üzerine evlatları arsında başlayan mücadele sonrası beylik iki sancak ve 14 zeamete ayrılmıştır.
1518 yılında Yavuz Sultan Selim zamanında o döneme kadar sancak olarak idare edilen Çemişgezek liva haline getirilerek Diyarbakır eyaletine bağlanır.Bu yıllarda Çemişgezek kanunnamesi yayınlanarak buranın gelir, gider, ekonomi ve yönetim sistemi karara bağlanır. 1568 yılında yapılan yeni bir düzenleme ile Çemişgezek sancağı Diyarbakır beylerbeyliğinden alınarak Erzurum beylerbeyliğine bağlanır.Bu tarihlerde sancak merkezi Çemişgezek’ e 9 nahiyenin bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Ancak Çemişgezek’ in Erzurum beylerbeyliğine bağlılığı fazla sürmez ve 1609 yılında tekrar Diyarbakır beylerbeyliğine bağlanır.Çemişgezek bu şekilde uzun yıllar Diyarbakır eyaletine bağlı bir sancak olarak idare edildikten sonra 1858 yılında kazaya dönüştürülerek Harput’ a bağlanır.
1880 tarihine gelindiğinde ise Çemişgezek’ in Keban’a bağlı bir nahiye olduğunu görmekteyiz.
1881 tarihinde ise Dersim vilayeti teşkil edilir. Çemişgezek’ te kaza haline getirilerek vilayet merkezi olan Hozat’a bağlanır.
1887(H.1304) yılında Dersim vilayeti lağvedilerek sancak haline gelmiş ise de Çemişgezek yine Dersim’ e bağlı kalmıştır.1925 yılında Dersim Sancağı da kaldırılınca Çemişgezek de diğer kazalar gibi Elazığ’a bağlanmıştır.
25 Aralık 1935 tarih ve 2885 sayılı kanun ile Erzincan vilayetinin Pülümür, Elazığ vilayetinin Hozat, Nazmiye, Mazgirt, Pertek ve Çemişgezek İlçelerinin bağlandığı Tunceli vilayeti teşkil edildi. Ancak Tunceli vilayeti özel kanuna göre 01.01.1947 tarihine kadar geçici merkezinin bulunduğu Elazığ’dan idare edilmiş, 30 Aralık 1946 tarih ve 4993 sayılı kararla il merkezi kalan kasabasına nakledilmiştir.
Çemişgezek o tarihten bugüne kadar Tunceli vilayetinden idare edilmektedir.
İlçenin Belediye teşkilatı 1881’de kurulmuştur.Keban Barajı’nın teşekkülünden önce toplam 51 köy muhtarlığı varken, bu köylerden 14’ü tamamen 12’si kısmen su altında kalmıştır.
Zamanla göçlerin de tesiri ile bir kısım köyler de tüzel kişiliğini kaybetmiştir.Bugün ilçeye bağlı 31 köy muhtarlığı ve 29 mezrası bulunmaktadır.
OSMANLI DÖNEMİNDE ÇEMİŞGEZEK
Yeni Çağ boyunca Çemişgezek ve çevresine Osmanlı Devleti hakim olmuştur. Osmanlı Devleti Döneminde Çemişgezek 1514 Çaldıran Meydan muharebesinden sonra Hacı Rüstem’ in oğullarından Pir Hüseyin Bey, Yavuz Sultan Selim’in huzuruna çıkarak babasının topraklarının kendisine verilmesini talep etmiştir. Yavuz Sultan Selim bu talebi kabul ederek Maraş Beylerbeyi Bıyıklı Mehmet Paşa’yı Pir Hüseyin Bey ile birlikte Çemişgezek’ e göndermiştir.Pir Hüseyin Bey Çemişgezek ’e geldikten sonra aşiret kuvvetlerini etrafına toplayarak Çemişgezek’ te hüküm süren Nur Ali Halife’yi Çemişgezek’ ten çıkardı ve Tekir Yaylağı denilen yerde bozguna uğrattı.
Büyük bir zafer kazanan Pir Hüseyin Bey Tur Ali Halife’nin başını kestirerek Çemişgezek’ teki hakimiyetini sağlamlaştırdı.30 yıl boyunca Çemişgezek ve çevresinin tek hakimi oldu. 1544 yılında ölünce ardında 16 erkek evlat bıraktı.
Osmanlı Devleti bu durumda Çemişgezek ve çevresini 2 sancak ve 14 Zeamet ve Timar’ a ayırarak buraları Pir Hüseyin Bey’in oğulları arasında taksim etti.Bu taksimat’a göre ;
1- Yusuf Bey Bin Pir Hüseyin Bey miras kalan vilayetin taksimi sırasında 70.000 akça tutarında bir zeamet verildi.Erkek evlat bırakmadan öldüğü için toprakları Muhammed Bey’in çocukları arasında pay edildi.
2- Muhsin Bey Bin Pir Hüseyin Bey bu da miras kalan vilayetten 70.000 akçalık bir zeamet pay aldı.Öldüğü zaman zeameti 5 çocuğu arasında paylaştırıldı.
3- Yakup Bey Bin Pir Hüseyin Bey miras kalan vilayetin taksimi sırasında kendisine 40.000 akçalık bir zeamet verildi.Bunun da ölümü üzerine zeameti çocukları arasında pay edildi.
4- Keykubad Bey Bin Pir Hüseyin Bey miras kalan vilayetin taksimi sırasında buna 50.000 akçalık bir zeamet verildi.Ancak Keykubad Bey bunu gurur meselesi yaparak kabul etmedi. Ailesini ve topraklarını terk ederek Yemen’e gitti. Yemen’de Osmanlı Devletine büyük hizmetler gördü.
5- Keykavus Bey Bin Pir Hüseyin Bey miras kalan vilayetin taksimi sırasında buna da 20.000-25.000 akçalık bir zeamet verildi. Öldükten sonra mirası oğlu Mansur Bey’e verildi.
6- Perviz Bey Bin Pir Hüseyin Bey miras kalan vilayetin taksimi sırasında buna da 20.000-25.000 akçalık bir zeamet verildi.Ölünce mirası oğlu Haydar bey’e geçti.
7- Behlül Bey Bin Pir Hüseyin Bey miras kalan vilayetin taksimi sırasında buna 40.000 akçalık bir zeamet verildi. Ölünce zeameti önce oğluna ardından da torununa geçti.
ÇEMİŞGEZEK' İN COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ
Çemişgezek Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat bölümünde 38-39 doğu meridyenleri ile 39-40 kuzey paralelleri arasında yer alan Tunceli il iline bağlı bir ilçedir. Tunceli il merkezinin güneybatısında bulunan Çemişgezek, doğusunda Pertek ve Hozat, kuzeyinde Ovacık ve Erzincan, batısında Elazığ ve Erzincan, güneyinde de Keban Baraj gölü ile çevrilidir.
İlçenin en önemli yükseltileri Pilav Tepe, Bozan Tepe, Kırklar Tepesi ve Yılan Dağıdır.
İlçedeki en önemli akarsu ise Hozat’ın Ağviran köyünden doğan ve Çemişgezek sınırları içinden geçerek Keban Baraj Gölüne dökülen Tağar çayıdır.
Çemişgezek ilçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 975 m.dir. İlçenin güneyinde yer alan köylerde rakım düşerken kuzeye doğru çıkıldıkça rakım yükselmektedir.
İlçenin toplam yüzölçümü 877 kilometre karedir. Keban Baraj Gölü’nün teşekkülünden önce daha geniş bir alana sahip olan Çemişgezek’in 14 köyünün tamamen ve 12 köyünün de kısmen su altında kalması ile en verimli topraklarını da kaybetmiştir. Bugünkü durum itibarı ile toplam yüzölçümünün %35’ini ekilebilir alanlar ,%2’sini ormanlar, %63’ünü göl ve meralar kaplamaktadır.
Arazinin engebeli olması sebebiyle ulaşımda bazı zorluklar yaşanmaktadır. Keban Baraj Gölü’nün teşekkülü ile de ilçenin dışarıya karayolu irtibatı kesilmiştir. Bugün ilçe dışına ulaşım baraj gölü üzerinde çalışan feribotlarla sağlanmaktadır. İlçenin Tunceli iline uzaklığı Pertek üzerinden 117 km’ dir. Bu yolun bir kısmı aşırı virajlı ve stabilize olup, bugün hemen hemen hiç kullanılmamaktadır. Bunun yerine Tunceli ile ulaşım Elazığ ili üzerinden sağlanmaktadır ki bu yolun toplam uzunluğu 198 km.dir.
Çemişgezek’ in Elazığ İl Merkezine uzaklığı ise 62 km.dir.
Çemişgezek idari bakımdan her ne kadar Tunceli iline bağlı ise de ulaşımdaki zorluklar sebebiyle ekonomik ve ticari ilişkileri tamamen Elazığ iledir.
BİTKİ ÖRTÜSÜ
Bitki örtüsü de iklim şartlarına bağlı olarak yöreden yöreye değişiklik gösterir. Çemişgezek ilçe merkezi ve yakın köyleri, bol miktarda Dut ve diğer meyve ağaçlarıyla kaplı iken. Kuzeydeki köyleri ve çevresi uzun kış koşullarına dayanıklı, öbek öbek kümeleşen meşeliklerle örtülüdür.
Çemişgezek köyleri içerisinde bozkır görünümlü, çıplak topraklı köy hemen hemen yok gibidir. Suyun olduğu her yer de yeşil ve hayat vardır.
Her yerleşim yerinde su başında yükselen kavaklıklar, bağlar ve bahçeler, yerine göre de meşelik ve iklim koşullarına uygun başka ağaçlar süsler.Yerel isimlendirmeyle, aluça, cunul, dağum, horum dutu, kozik, lollik, mazuk, mığirik, palut, mormorik, arduç, azdur, cevüz, hajik, payam, sumağ, yılğın, yöre ye özgü ağaçlardır.
Çemişgezek yöresin de yerel isimlendirmeyle, anuh, bıtırağ, burçağ, çaşur, çirpoz, çordik, diboynaşi, gajir, geven, godem, gorunga, göregelem, gulik, kuzikulağı, i rahan, kenger,keven, kez, perper, badınç, südlügen, tahtik, tort, yarpuz, yemlik ve çaşır mantarı gibi bitki türleri vardır.
ÇEMİŞGEZEK'İN İKLİM ÖZELLİKLERİ
Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Çemişgezek’de hakim iklim tipi karasal iklimdir. Çemişgezek eskiden bu iklim yapısı gereği yazları oldukça sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve kar yağışlı geçerken, Keban Baraj Gölü’nün teşekkülünden sonra iklimde büyük bir yumuşama olmuştur. Bugün göl kenarında bulunan köylere kışın hemen hemen hiç kar yağmamakta ve don olaylarına nadiren rastlanmaktadır. Bu özelliği sebebiyle ilçe topraklarında hemen hemen bütün meyve ve sebze çeşitleri yetiştirilmektedir.
Aşağıdaki tabloda 1970-1996 yılları arasında aylara göre en yüksek ve en düşük sıcaklıklara, ortalama sıcaklık değerleri gösterilmektedir.
Ekonomi özellikle küçükbaş hayvan yetiştiriciliğine ve tahıl üretimine dayanır. Ekili alanları yaklaşık %90'ı tahıl ekimine ayrılmıştır.
TARIM
Ovada başta arpa, buğday olmak üzere tahıl ve soğan yetiştirilir. Eskiden az miktarda mahlut ve darı da ekilirdi. Son yıllardaki istatistikler bu tahıl türlerinin artık ekilmediğini gösteriyor. Vadi tabanında meyve ve sebzecilik yapılır. Ceviz ve fıstık üretimi önemlidir. Merkez ilçede toprağın kısıtlı olması sebebiyle sebze üretimi de bireylerin kendi ihtiyacı kadar düşünülür. . Bunların yanı sıra meyvecilik dalında Çemişgezek ilçesi kendi ihtiyacını karşılar. Merkez ilçe ve yakın köylerinde dut başta olmak üzere elma, ceviz, ve diğer bölgesel iklime yatkın meyveler üretilir. Kurutularak kış ayları yenen dutu Çemişgezek'in simgesi durumundadır. Çemişgezek çevresindeki köylerinde dikili alanlar arasında bağcılık da yapılır.2000 yılından sonra ilçe merkezi başta olmak üzere bağcılık daha yoğunluk kazanmıştır… Ağaç sayısı bakımından badem, armut, elma, ceviz ve dut daha fazladır.Kuru sebzelerden patates ve soğan yetiştirilir .
HAYVANCILIK
Hayvanlar ilkbaharla birlikte, kuzeydeki yaylalara çıkartılır ve sonbahara değin burada otlatılır. İlçeye bağlı dağ köyleri geçimlerini bu tür hayvancılıkla sağlamaktadır. Koyunun yanı sıra kıl keçisi ve sığır yetiştiriciliği de yaygındır.
İlçenin çevresinde ki köylerde daha çok küçükbaş hayvan yetiştirilmektedir. Bunun dışında bir çok ailenin kendine yetecek kadar büyükbaş hayvanı bulunmaktadır.
Bitki örtüsü elverişli olmasına karşın, ticari arıcılık yeni yeni gelişmektedir. Hayvan varlığı içinde küçükbaş hayvanlar daha fazlalıktadır. Buna karşılık büyükbaş hayvanların sayısı azdır. Küçükbaş hayvancılıkla uğraşanların çoğu, Dağı'ndaki yaylalara çıkarlar ve Kasım başlarında yaylalardan ayrılarak,elde ettikleri hayvancılık ürünlerini kent ve kasabalara satarlar. arıcılıkta yapılır ve yüksek nitelikli bal üretilir.
Keban Baraj Gölü üzerinde küçük çapta balıkçılık yapanlar bulunmaktadır. Bunlarda ancak ilçenin ihtiyacını karşılamaktadır.
(Gısrah , kurik , camuz , düge , mozik , çepiç , diştir , gıdik , hasi , korik , şüşek , tohli , enik , kutik , ceyik , garaceyik , gıragıra , mari , cücük , verik , )
TİCARET
Ticari faaliyetler genellikle hayvan alım satımı, hayvansal ürünler, bazı zirai mahsuller ve küçük el sanatlarının pazarlanması şeklindedir.
|